Sağlık Ve Güzellik

BEYNİMİZİ GÜZELLEŞTİRELİM! Nasılmı?

Beynimizi-Güzelleştirelim-3-300x450
BEYNİMİZİ GÜZELLEŞTİRELİM! Nasılmı?
Cildimize, saçlarımıza, kilomuza çok özen gösteriyoruz.

Peki ya beynimize?

Bu sorunun yanıtı çoğu kişi için ”hayır!”

Oysa kişiliğimizi ve davranışlarımızı belirleyen bu çok önemli organ, gerçek güzelliğin de kaynağı.

Enerji ve zekâyla parlayan gözlere sahip, olumlu düşünen, yaratıcı fikirleri hayata geçirebilen bir insanın güzelliği nasıl da farklı olur, değil mi?

Çünkü bizi biz yapan ve ışıltımızı veren beynimizdir!

Bu yazımda size, beyninizin bakımı ve güzelleşmesi için bazı ipuçları vereceğim.

Bu ipuçlarını yakalar ve bırakmazsanız, bir süre sonra çok farklı bir ‘’siz” olacağınıza emin olabilirsiniz!

• İyi beslenin!

Beyniniz, vücut ağırlığınızın sadece %2’sini oluşturan ama vücuda giren enerjinin % 20’sini tüketen bir organ. Yani çok miktarda enerjiye ihtiyaç duyuyor! Onu, ihtiyacı olan kaloriden yoksun bırakmak, çalışma veriminin düşmesi demek. Bu da, odaklanma güçlüğünden baş ağrısına, gerginlikten başarısız zihinsel performansa uzanan bir dizi ciddi soruna yol açıyor. Çılgın diyetler veya kontrolsüz aşırı kalori tüketimi, beyin dokusuna büyük zarar veriyor. Yeterli ve dengeli beslenme, beyin sağlığı için çok önemli. Balık yiyerek veya besin desteği olarak alınan Omega-3 yağları, beynin sağlıklı çalışmasına büyük katkı sağlıyor
omega-3
• Toksik maddelerden uzak durun!

Alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı, çok hassas olan beyin hücrelerini öldürüyor. Bu maddelerin hepsi, beyin dokusunu bozan bazı toksinler içeriyor. Araştırmalar, ağır sigara tüketiminin, bunamayı % 172 oranında arttırdığını ortaya koyuyor. Gereksiz yere çok sık kullanılan antidepresan ilaçlar da beyin kimyasına zararlı. “BEYNİMİZİ GÜZELLEŞTİRELİM! Nasılmı?” yazısını okumaya devam et

Dilimin Ucundakiler

Bugün ki Yürüyüşümden Sonbahar Manzaraları :)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Bugün ki Yürüyüşümden Sonbahar Manzaraları 🙂
Bugün yine çok başarılı bi yürüyüş yaptım..eee napalım fazla kilolardan kurtulmanın ve sağlıklı yaşamanın yolu vücudumuzu hareket ettirmekten ve sağlıklı beslenmekten geçiyor.
Yürüyüş herkesin yapabileceği en güzel spor.Havalar soğumasına rağmen yollar da hala çok olgun yaşta insanların bile yürüdüklerini görüyorum.Onları görünce ben de daha çok feyz alıyorum.Kaslarım bazen yorulsa da ben onları dinlemiyorum kulaklığımı takıyorum,manzaranın ve müziğimin keyfini çıkarıyorum 🙂 İşte bu gün ki manzaralarımdan bir kaçı…

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Yaşamın Anlamını Öğren…( mutlaka okumalısınız)

Yaşamın Anlamını Öğren...
Yaşamın Anlamını Öğren…( mutlaka okumalısınız)

Yaşamın Anlamını Öğren…

SEVMEYİ ÖĞREN: Sevdikçe varlığının kâinatla toplandığını görürsün. Sevince, kendini kendinden öte taşırsın. Kalbine yeni ve sonsuz kanatlar takarsın. Mavi bir deniz olur kalbin; hiç bilmediğin kıyılara varırsın.

BAĞIŞLAMAYI ÖĞREN: Bağışladıkça dostlarının sayısını onla çarpmış olursun. Bağışlamak kalbinin yükünü azaltır. Bağışlayınca, kalbine batan dikenler güle döner. Bağışlayınca önce kendini bağışlamış gibi olursun, nefretin ve kinin yükünü omzundan atarsın.

PİŞMANLIK DUYMAKTAN KORKMA: Pişmanlığını itiraf ettikçe, hatalarının küçük; anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğini görürsün. Pişmanlık sancısını göze aldığında, hatadan dönmenin lezzetini de yaşamaya başlarsın. İçtenliğin sınamasıdır. Pişman olmayanlar içtenlik kazanamazlar.

HATIRLAMAYI ÖĞREN: Hatırladıkça, sevgilerinin kökünü bulup, onlardan hüznü çıkardığını fark edersin. Hele de çocukluğunu çok hatırla ki, hiç endişesiz mutlu olduğun anları yeniden yaşa. Mutlu olmayı beceremeyen biz büyüklere içimizdeki çocuk mutluluğun sadelik ve hırssızlıkla ilgili olduğunu fısıldar. Dur ve dinle çocuğunu.

DEĞER VERMESİNİ ÖĞREN: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup, onları mutlulukla çarpabildiğini görürsün. Değer vermeden geçirdiğin günün güneşi hiç doğmamış gibidir. Değerini bilmediğin eşyaya hiç sahip olmamış gibisindir. Değerini bilmediğin dostların sana göre hiç yaşamamış gibidir. Değer vermesini öğrendiğinde, hayatın sahihleştiğini fark edersin. Daha yavaş yürürsün ama adımlarını yere sıkı basarsın.

İLTİFAT ETMESİNİ ÖĞREN: İltifat ettikçe, insanlarla arandaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği eğri bir çizgi olduğunu görürsün. İltifat etmek yalan konuşmak demek değil; muhatabının görmek istediğin yere ulaşması ve oradan öte geçmesi için temennide bulunmaktır.

ÖZÜR DİLEMESİNİ ÖĞREN: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü, böylece
dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark edersin. Ayrıca bak: “Pişmanlık duymaktan korkma.” öğüdü.

AŞKTAN KORKMA: Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 dereceyi aşıp, bütün yamukları kendi içinde barındırabildiğini görürsün. Aşk pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder, acıları haz eyler.

ARA SIRA HÜZÜNLEN: Hüznün kalbine dokunmasına izin ver. Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü görürsün. Hepimiz ayrılıkların kuşattığı bir adada, şimdilik yaşayan fanileriz. Hüzün, faniliğin ince sızısını kalbine hissettirdiği için, seni ebediyete komşu eder. Hüznünü öldürürsen, ölümü anlayamadığın gibi hayatı da anlayamazsın.

BİR GÜN ÖLECEĞİNİ BİLl: Kesinlikle öleceksin ve öldüğün gün anlayacaksın ki, yaşadığın hayat, paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş. Kesrin payında ne olursa olsun, ne kadar çok şey biriktirmiş olursan ol, hepsi son işlemde sıfıra eşitlenir. Kesrin üzerine, yani bu dünyaya, sonsuzluk cinsinden bir şeyler koyman gerekiyor. Yoksa “elde var sıfır.”

HER GÜN YENİDEN UYAN: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için, bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için, bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için, bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi, aç gözlerini! Aç gönlünü! Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya, bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için, sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan! Güneş senin için doğuyor.

Alıntı.

Ne mutlu şu kelimelerde ki anlamı çıkaranlara ve ruhuna dokunduranlara…

Sevgiler
Kıdım

Kelimeler Okyanusu

Dostoyevski’ nin Hayatını Değiştiren Olay… Kendi idam sahnesi..

dostoyevski-idam
DOSTOYEVSKİ’ nin Hayatını Değiştiren Olay… Kendi idam sahnesi..
Kendi idam sahnesi…

Çar’in baskı döneminde, arkadaşlarıyla bir sohbet grubu kurmuştu. Yakalandı. 28 yaşında idam isteğiyle yargılandi. Mahkemenin sonucunu beklediği gece hücresinden alindi. Ölüm kararı yüzüne karşı okundu. Papaz günah çikarttırdi. Gözleri kapali olarak bir direğe bağlanıp, müfreze karşısına geçirildi. “Ateş” emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine…

Aslinda mahkeme 8 yil hapis vermiş, Çar bunu 4 yila indirmişti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmıştı. Böylece “ölüm”le tanıştı; oysa bu sefil oyunda asil keşfettiği şey, yaşam”di. Stefan Zweig’a göre 4 yil sonra yaralı parmaklarından zincirleri çıkardıkları zaman sağlığı bozulmuş, şöhreti uçup gitmişti, ama kırık dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fışkıran tek bir şey vardi:

Yaşama sevinci…

Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche’nindir:

“Hayatı kaybetmenin kıyısına yaklaşanlar, onu daha iyi tanırlar”.

Alıntı

DOSTOYEVSKİ
DOSTOYEVSKİ