Gülşah'ın Notları

Bloğumu ziyaret eden beni takip eden,kelimelerin ışığın da huzurlu yolculuğum da bana eşlik eden tüm takipçilerime sonsuz sevgilerimi gönderiyorum ツ

tumblr_mt4p7xm8gf1r4zr2vo2_r1_500
Herkese merhaba arkadaşlar 🙂

Bir kaç gün yokum bir arkadaş ziyaretindeyim.Daha doğrusu arkadaşımın annesi rahatsızlandı ben de destek amaçlı buradayım.Bu yüzden yayınlarıma bir kaç gün ara veriyorum.İstatistiklere baktım az önce ve gösterilen ilgi beni çok mutlu etti.Bloğumu ziyaret eden beni takip eden kelimelerin ışığın da huzurlu yolculuğum da bana eşlik eden tüm takipçilerime sonsuz sevgilerimi gönderiyorum ツ

Hazır bir post yayınlamışken burdan içimden geçenleri de yazmak istiyorum.Derler ya hayatta herşeyin başı sağlık.Gerçekten de öyle.Sakın düzelebilecek sıkıntılarınız için kendinizi üzmeyin.Daha doğrusu hayatınızı çekilmez hale getirecek kadar üzülmeyin.Sağlık varsa herşey olur,herşey düzelir Allah’ın izni ile,sakın unutmayın.o vefasız sevgili unutulurr ohoooo ooo yerine bi daha aşık bile olunur,borçlar ödenir,çalışmak isteyene iş bulunur,kısmetin bir gün gelir seni bulur,dargınlıklar biter yeter ki iste…sıkıntılar bir gün biter…Elimizdekiler için bol bol şükredelim..Yaşadığımız her anın aldığımız sağlıklı nefesin değerini bilelim.En yakın zaman da görüşmek ümidiyle.Herşey gönlünüzce olsun.Sevgiyle kalın…

Kıdım Gülşah

Kelimeler Okyanusu

Yaşlı Adam ve beyaz atının hikayesi (Lao Tzu)

large (7)
Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı” dermiş hep.

Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler. İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. ”Sadece at kayıp” deyin, çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.

Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.
Babalık demişler, Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var!

“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler.

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul, şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene gelmişler ihtiyara. “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın” demişler.

İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. ”O kadar acele etmeyin, Oğlum bacağını kırdı, gerçek bu, ötesi sizin verdiğiniz karar. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almış. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini, ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler. “Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer!”

“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var, benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”

“Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir dilimine bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.”

(Lao Tzu)

Gülümse Biraz

Temel,Dursun Ve Fadime Üçlüsü’nden Fıkra :D

temel
Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. karşıdan gelen temel ile fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. ikisini de emniyetkemeri takılmış görünce,

– ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. “ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. temel sevinçle

– “ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. komiser şaşkın şaşkın

– “ne ehliyetiniz yok mu der, fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmez” der. komiser daha da şaşkınlıkla

– “ne bir de içkili misiniz diye haykırır. arkadan yaşlı adam öne atılır ve

– “ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan idruste koşa koşa gelerek

– “ne oldi geçtuk mi sınırı”der. 😀

Kelimeler Okyanusu

Kendinizi severek başlayın her adıma ve hayata.. Sorunlarla başa çıkacak potansiyeli sürekli taşırsınız. Hedeflerinizden vazgeçmez onlara ulaşırsınız. Duygularınızı kalpten yaşarsınız. Hayata karşı…

large (7)
Kendinizi severek başlayın her adıma ve hayata..
Sorunlarla başa çıkacak potansiyeli sürekli taşırsınız.
Hedeflerinizden vazgeçmez onlara ulaşırsınız.
Duygularınızı kalpten yaşarsınız.
Hayata karşı pozitif olursunuz.
Sizi üzenlere izin vermezsiniz.
Kaygılardan arınırsınız.
Farkındalığınız artar.
Hayatı yaşarsınız.

Majisyen Kontejyan

Sağlık Ve Güzellik

Boyun kırışıklığı nasıl giderilir, Boyun kırışıklığına doğal çözümler ve Boyun Egzersizleri.

large (29)Boyun kırışıklığı nasıl giderilir, Boyun kırışıklığına doğal çözümler

BOYUN KIRIŞIKLIĞI NASIL GİDERİLİR

Boyun kırışıklığı bayanların ileriki yaşlarda ortaya çıkan sorunlarından biridir. Boyun kırışıklığını yok etmek için gündelik hareketlerinize dikkat etmeniz gerekir. Aynı zamanda doğal bakımlar uygulayarak kırışıklıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

Boyun Kırışıklığı Nasıl Giderilir

-Boyun kırışıklığını engellemek için yatış tarzınızı değiştirmeniz gerekir. Sırt üstü ve kabarık olmayan bir yastıkta yatmanız boyun kırışıklığınızı azaltacaktır.
-Otururken veya hareket halindeyken boyun kısmı son derece dik tutulmalıdır. Boynunuzu dik tutarsanız kırışıklıkları engellemiş olursunuz.
-Gün içinde yapacağınız boyun hareketleri kırışıklıkları engeller. Sağa ve sola, yukarı ve aşağı yapılan boyun egzersizleri oldukça faydalıdır.
-Boyun kırışıklıklarına en iyi gelen spor dalı yüzmedir. Boynunuzu daima ileri doğru tuttuğunuz için kırışıklıkların oluşması oldukça güçtür.
-Boyun masajı yapmak kırışıklıkların engellenmesini sağlar. Zeytinyağı ile yapacağınız masaj boyundaki deriye oldukça iyi gelir. Boynunuza masaj yaparken aşağıdan yukarı doğru hareketlerle ve mutlaka bir kremden yardım alarak masaj yapmalısınız.
-Boyun kırışıklığı için Maske: 1 adet yumurta akını boynunuza masaj yaparak sürün. 20 dakika beklettikten sonra durulayın. Yumurta akının cildi germe özelliği vardır. Bu yüzden boyun kırışıklıklarına oldukça iyi gelir.
-Boyun kırışıklığı için iyi gelen maskelerden biride deniz tuzu ve zeytinyağı karışımıdır. Zeytinyağı ve deniz tuzunu karıştırarak boynunuza masaj yapın. 15 dakika sonra durulayın. Boynunuz yıkandıktan sonra daha canlı ve gergin gözükecektir.
-Cildinize uyguladığınız peeling maskelerini boyun bölgenize “Boyun kırışıklığı nasıl giderilir, Boyun kırışıklığına doğal çözümler ve Boyun Egzersizleri.” yazısını okumaya devam et

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Düşünceleriniz tıpkı bir mesaj iletisi gibidir. Niyetleriniz ile yazılır, düşünceleriniz ile gönderilir, rezonans sistemince okunur. Mesajlarınızı gönderirken…

large (8)
Düşünceleriniz tıpkı bir mesaj iletisi gibidir. Niyetleriniz ile yazılır, düşünceleriniz ile gönderilir, rezonans sistemince okunur. Mesajlarınızı gönderirken dikkat edin.. Ben kaybediyorum, ben başaramıyorum diye oluşan düşünceler size bu şekilde cevap verecek ve kaybetmenize yönelik engeller çıkaracaktır. Pozitif mesajlar verirseniz herşey güzelleşecektir. Çünkü kelimeler birer frekanstır ve her frekans kendi ölçüsünde sizinle birliktedir.. Hayatınızın genel enerjisi işte buna bağlıdır..

Spirituel Yaşam Koçu ve Yazar;
Majisyen Kontejyan – Mehmet Çobanoğlu

Kelimeler Okyanusu · İslamiyet

Bazen, susmak gerekir, duymak için!

tumblr_mibpyz3XQd1r68loko1_500
Severek Okudum.Bana çok şey Kattı diyebilirim.Keyifle Okumanız Dileğiyle…

Bazen, susmak gerekir, duymak için!

İsraf denince, insanın aklına ekmek israfı, elektrik israfı, su israfı, gibi şeyler geliyor, fakat söz israfı kimsenin aklına gelmiyor. İsraf, saçıp savurmak, yerli yersiz harcamak, eldeki nimetin kadrini bilmez bir şekilde sarfetmek olduğuna göre, elbette konuşmak nimetinin meyvesi olan söz’ün de israfı olur.

Türkçe’de “söz” kelimesi ciddi konuşmalar, dinlenebilir özelliğe sahip kelimeler için kullanılmıştır. “Söz” yalnız bir kelimeye değil, aynızamanda bir mânâ, bir hüküm ifade eden cümleye denmiştir. “Atasözü” denildiğinde de, bu mânâ vardır. Eskiden süregelen deyimlerimizde de “söz”, ciddiyet ifade eder. Mesela, söz vermek, sözünde durmak, sözüne güvenmek, sözünün eri olmak, bu deyimlerden bir kaçıdır.

Atalarımızdan kalan satırlarda, söz şöyle ifade ediliyor:

● Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır,
● Anlayana bir söz yeter,
● Söz gümüş ise sükût altındır.

Yerli yersiz konuşan, boş şeylere dalıp gidenlerin ağzından çıkanlara “laf/lakırtı” denmiştir. Mesela, laf atmak, lafını bilmemek, lafını esirgememek. Laftan anlamaz olmak, laf lafı açmak, deyimleri, söz israfına işaret etmektedir.

● Laf ile peynir gemisi yürümez.

..sözünde’de, kuru ve boş kelam ile bir yere varılamayacağı ve bunun söz israfı olacağı vurgulanmıştır. Sözü uzatıp, dolaştırmadan en keskin şekliyle, en kestirmeden söylemesini
bilen Hak dostu, gönül eri Yunus, söz israfı hakkındaki fikrini şöyle söylemiş;

● Çok söz hayvan yüküdür!

KAF suresi’nin, 18. ayetinde’de şöyle buyrulur:

● O bir söz söylemeye dursun, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.

Buradan anlaşılacağı gibi, insanın ağzından çıkan her söz, sonsuz kapasiteye sahip bir hard’diskte kayıt altına alınıyor.
tumblr_mojfgcDb6X1s8pr7vo1_1280
Hz. Peygamber’den, söz sarfına dair birçok hadis rivayet edilmiştir;

● Mümin, diğer müminlerin elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

● İki çeneniz arası ile, iki apış arasını koruyacağınıza garanti veriniz, ben de size Cennet garantisini vereyim.

● Allah’a ve ahiret gününe inanan, komşusuna ikram etsin, misafirine ikram etsin. Ya hayır söylesin, ya da sussun.

● Lüzumsuz sözleri bırakmak, insanın İslamî güzellikleri arasında sayılır.

Anlaşılan şudur ki, kişi hayırlı, faydalı, lüzumlu olan konularda konuşmalı, boş yere gereksiz sözlerden kaçınılmalıdır. Söz israfının zararına, bazı meşhur isim yapmış kişilikler de parmak basmış, sakınılması tavsiyesinde bulunmuşlardır. İşte onlardan birkaçı:
● Söylemediğim şeylerin hiçbiri, bana zarar vermedi. (Calvin Coleridge)

● Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır. (Confucius)

● Az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan ise sıksık pişman olunur. (Confucius)

● Bir insana söz anlatmak için, yakasını paçasını tutmanız yersizdir. Sizi dinlemek istemiyorsa, dilinizi tutun daha iyi olur. (Chesterfield)

● Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar. (Hz. Mevlana)

● Bilenler konuşmuyor, konuşanlar bilmiyor. (Lao Tzu)

● Hiçbir söz sessizliğin bilgisini taşıyamaz. (G.D.)

● İnsanlar yalnız anladıkları konularda konuşsalardı, dünyaya sessizlik hakim olurdu. (Max Lemer)

● Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar! (H.Dunant)

● İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur. (Montesquieu)

● Söz kalpten çıkarsa, kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz. (Arap Atasözü)

● Kısaca ifade edebilmek, yeteneğin kardeşidir. (Çehov)

● Konuşma sanatını bilen adam, düşündüklerinin hepsini söylemez, fakat söylediklerini düşünür de söyler. (Aristo)

● Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, salakların abuk subukluklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır. (Voltaire)
tumblr_mos16kTrdx1rvwplxo1_500
● Bir insan, söylediği şeylerden çok, söylemedikleriyle de insanlaşır. (Albert Camus)

● Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız, ama bir dilimiz vardır. (Diogenes)

● İnsanları ikna etmenin en iyi yollarından biri, onları dinlemektir. (Dean Rusk)

● Cahil için, susmaktan daha iyi bir şey yoktur. (Sadi)

● Konuşup da aptallığınızı ortaya koyacağınıza, konuşmayın da hiç olmazsa herkesin şüphesi kalsın. (A. Lincoln)

● Sakladığın bir sır senin esirindir. Açığa vurursan, sen onun esiri olursun. (Hz.Ali)

● Konuşmanın zamanını bilmeyen, dinlemenin de zamanını bilmez. (Syrus)

● Konuşmak ihtiyaç olabilir, ama susmak bir sanat’tır. (Goethe)

● Siz kendiniz meseleyi anlamadıkça, onu başkalarına anlatamazsınız. (Lord Byron)

● Öyle büyük boş laflar vardır ki, içinde bir millet esirdir. (S.Lec)

● İnce sözler keskin kılıca benzer Kalkanın yoksa geri dur. (Mevlana)

● Ne söyleyeyim diye başta düşünmek, niçin söyledim diye sonunda pişman olmaktan iyidir. (Sadi)

● Bir güzel söz söyleme sanatı varsa, bir de güzel anlama ve dinleme sanatı vardır (Epiktetos)
tumblr_mowyz0jJ4b1r2zs3eo1_500
● Söz söylemeyi öğrenmek, kılıç kullanmayı öğrenmekten zordur. (Ahmed İbşihi)

● Çok konuşmak, insanın gözden düşmesi için en kısa ve en emin yoldur. (La bruyere)

● Her söylediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemen doğru değildir. (Bediuzzaman)

● Söz ola kestire başı, Söz ola kestire savaşı, Söz ola ağulu aşı, Bal ile yağ eder bir söz. (Yunus Emre)

● İki şey insanı çileden çıkarır: Söylenecek yerde susmak, susacak yerde söylemek. (Sadi)

● Esenlik ve huzur “on kısım” ise, “dokuzu” susmaktır. (Hz. Ömer)

● Gürültü ve acı sözler, haksızlığın işaretidir. (Victor Hugo)

● Gönül alıcı bir söz, kışı yaza çevirir. (Çin atasözü)

● Her bildiğini söyleme, her söylediğini bil. (Clavdius)

● Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. (Fuzuli)

● Ya susmak, ya da suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir. (Pisagor)

● Bazen sessiz kalmak, kırıldığını göstermenin en iyi yoludur. (Tomris Uyar)

● Senin sessizliğini anlamayan, sözlerini de anlamaz. (Elbert Hubbard)

● Ne kadar çok söylersen, karşındaki o kadar az hatırlar. Az söyle de kazancın çok olsun. (Fenelon)
Demek sözün dinlenmeyeceği yerde, söylenmesi, kayalıklar üzerine tohum ekilmesi gibi boşa gidecek bir nasihat, diğer ifadeyle, söz israfıdır.

Bazı ukalâ insanlar ne pahasına olursa olsun diretir ya haklılığını, fikrini inadına savunur. Bazen 10 kere izah etsen de, bir sözü anlatamazsın, ne derler Arif olan anlar. Bu nedenle çene yarışına girmektense, suskunluğum asaletimdendir der Mevlana. Bu bir olgunluk gerektirir, cahil ile cahil olunmaz, terbiyeli bir insan ağız kavgasına tutuşmaz. Zaten anlayana yalnız iki kelime de yeterli gelir. Gevezeler ve haddini bilmeyenler Mevlanayı ağır konuşmak durumunda bırakmış olmalılar ki, aşağıdaki sözleri söylemek zorunda kalmış:

● “Haddinizi aşmayın ey faniler. Ben yok olmayı kabullenirken, kar taneleri mütemadiyen ayak izlerimi kapatmaktayken, güneş bile her gün batarken, sizdeki ne arsızlıktır; bir başka faninin zihninden silinmeyi dahi kabul edemiyorsunuz. Mezarlıklar, kendini vazgeçilmez sananlarla doluyken, yerin üstündeki bu şatafat da neyin nesi oluyor acep? Uğraştırmayın da dağılın hadi. Dağılın ve gidin, ama bilin ki, kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var, lakin bir lafa bakarım lafmı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye.”

(Mevlana)

tumblr_muvyf6pa4E1qhxnalo1_500
Bazen uzaklaşmak gerekir, yakınlaşmak için,
Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için,
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için,
Bazen, anmak gerekir anılmak için,
Bazen de susmak gerekir duymak için,
Eğer çok konuşmak faydalı olsaydı, iki ağzın ve bir kulağın olurdu. Onun için az konuşup, çok dinlemek daha faydalı!

Eğer susarsan, konuşman daha aydınlık olur.
Zira sükutta hem sessizliğin ışığı, hem de konuşmanın faydası gizlidir.

Sığ suları, en hafif rüzgarlar bile coşturabilir,
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar coşturur.

Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susar.
Anladım ki susan her şey, derin ve heybetlidir.

Biraz da sessizliğim konuşsun, Harfsiz bir dil bulalım içimizde,
“Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde”!

Sus gönlüm, çok dile getirme. Sen dile getirdikçe, gönlün daha da coşuyor, daha meraklanıyor ve beklemek daha da zorlaşıyor.

Sus gönlüm, çok laf etme. Az söyle ki, işimiz olgunlaşsın,
az söyle ki, Hakka karşı yanlış kelam çıkmasın.

Sus gönlüm, bir elif miktarı sus. Az kaldı bahara, dayan gönlüm. Denizin içinde meydana gelen, görünmeyen dalgalar gibi yüreğini biliyorum. Beklemekten başka çare olsaydı, seni durdurmazdım, inan bana ama yok, başka çare yok. Unutma ki, ilaç bile beklemeden tesir etmez, çiçek bile vakti gelmeden önce açmaz.

Sus gönlüm, bu kışın bahara dönünceye kadar. Bu gece, gündüz oluncaya kadar. Uzak yollar, yakınlaşıncaya kadar. Bu sıkıntının ardından, ferahlık gelinceye kadar. Ve yüzümüz vuslat gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar sus.

Sus gönlüm, seni senden daha iyi bilen Rabbinin hükmü vuk’u buluncaya kadar. Senin nasibin sana ulaşıncaya kadar, ulaşmayanların’sa senin nasibin olmadığını anlayana kadar sus.

Sus gönlüm, onun geleceğini görünceye kadar. Acının bala dönüştüğünü farkedinceye kadar. Onun gönlünün, senin gönlüne muhabbet düğümüyle bağlandığını görünceye kadar.

Sus gönlüm, sebepler var edilinceye kadar. Bahaneler oluşuncaya, birbirimizin nasibi oluncaya kadar sus.

Sus gönlüm, bütün bu susmalarına karşılık, her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Sus gönlüm. Her susuşun bir cevap olsun. Her susuşun, sabrın olsun. Her susuşun, dua’n olsun. İçten yakarışının adı olsun, susuşun. Bekleyişinin, umut edişinin, inancının, sevdiğinin vurgusu olsun, susuşun!

Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa, o kadar sustum. Bir çığlık kanıyor en derininde yüreğimin. Açmadım kimselere yüreğimi, Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum!

“Susmak; kimi zaman ateşe su, kimi zaman da ateşe rüzgar olmuştur..!”

Yağmur olup toprağa karışmak, “Sessizlik en güzel sestir duyabilen için”.

(Şemsi Tebrizi!)

Kelimeler Okyanusu

Gelincik (ÖNYARGI) Hikayesi…

large
Gelincik (ÖNYARGI) Hikayesi…

Uzaklarda Bir Köy…

Kocası, çocuğu doğmadan önce ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın.. Kendisine arkadaş olması açısından, dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz olur. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştır.
Birkaç . ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına bütün zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.
Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.
Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner. Kapıda gelinciğin kanlı ağzını görünce; `Korktuğum başıma geldi.` diye düşünür. Çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvancağızı. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı görür… (Gelincik yılanı parçalamış ve bebeği yılanın tehlikesinden korumuştur.)

Einstein`in söylediği rivayet edilen bir söz vardır:

`İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor.`

Alıntı.