İslamiyet

Eğer Allah’a hakkıyla güvenseydiniz;

tumblr_m6iat5k8ZS1qmqy5mo1_500

Eğer Allah’a hakkıyla güvenseydiniz, sabahleyin yuvasından aç çıkıp akşamleyin tok dönen kuşların beslendiği gibi Allah rızkınızı verirdi.” (Hadis, Camiussağir no.7420)

Ey büyük Allah’ım çok şükür ki;sen rızkımızı bolbol veriyorsun.Allah’ım Sen bize aklımızın rızkını da ver.Dünyevi soyut ya da somut şeylere nefsimizin yenilmemesi için bize irade ver.Verdiğin nimetlerin farkın da olmamızı sağla.Senden başka dayanağımız,senden başka çaremiz yok.Sadece dar zaman da el açan değil,Her zaman şükretmesini bilen kullarından eyle.Önümüze serdiğin güzellikleri görebilen ve ”şükür elhamdülillah”diyebilen kullarından eyle bizi.

Amin

Kıdım Gülşah

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Farkındalık Davranışın 3 Kuralı

large (46)

Farkındalık Davranışın 3 Kuralı

1-) Dikkatinizi nereye kanalize ederseniz, (bazen yoğun bir şekilde bazen de zayıf bir şekilde) enerjiniz de o yöne akar.

2-) Enerjinizi ve dikkatinizi yönlendirmek için kendinizi gözlemlemelisiniz. Enerjinizi, dikkatinizi; dolayısıyla da davranışlarınızı dilediğiniz gibi değiştirebilmeniz için kendinizi gözlemleme becerisini kazanmanız gerekir.

3-) Kendini gözlemleme, egzersiz yaptıkça kolaylaşan bir iştir; ancak alışkanlık haline gelmesini beklemeyin. Kendinizi gözlemlemeniz için sürekli egzersiz yapmanız gerekir.

Kendinizle ilgili farkındalığınızı anlamlandırarak, davranışlarınızın farkına varabilmek için kendinize aşağıdaki soruları sorarak egzersiz yapabilirsiniz. Gün içindeki davranışlarınız sırasında bu soruların cevaplarını kendi kendinize verirken bulabilirsiniz.
Dikkatimin ve enerjimin nereye odaklandığının “Farkındalık Davranışın 3 Kuralı” yazısını okumaya devam et

Kelimeler Okyanusu

”Ne aradıysam zıddını buldum, doğruyu aradım yanlışı buldum, dostumu aradım düşmanımı buldum, aramayı bıraktığımda ise…

large (59)
”Ne aradıysam zıddını buldum, doğruyu aradım yanlışı buldum, dostumu aradım düşmanımı buldum, aramayı bıraktığımda ise doğruların ve yanlışların ötesinde renklerin zıtlığında resmin bütününü gördüm. Ne doğru vardı, ne yanlış, ne kötü vardı, ne iyi, her şey olması gerektiği gibi.
Her şey olduğu gibi! ”

Virgina Woolf

Aynen öyle…Bu ayarı yakaladınız mı oldu bu iş 🙂

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Başarının Sırrını Açıklayan Ayet!

 

large (67)

Çok güzel bir makaleydi ve çok faydalıydı.Muhammed bozdağ’a çok teşekkürler.Birşeylerin olması için hep sihirli birşeyler arıyoruz.Anın da rejim yapmadan kilo vermek,çok çalışmadan fazla para  kazanmak,oturduğumuz yerden işlerimizin hallolmasını bekliyoruz.Genellikle başımıza gelen olaylar  hep bizim ertelemelerimizden kaynaklanır.Önemli bir işi zamanın da yapmadığımız  için bir  çok fırsatı kaçırır.Doğru zaman da kalkıp,hazırlanıp otobüsü kaçırdığımız  için bile şansımıza kızarız.Hep talihsizliğimizden yakınırız.Halbu ki başımıza  iyi şeyler  getirecek olan da,kötü şeyler getirecek olan da bizleriz.Çalış ve  kazan bu işte  bu kadar  basittir.Bol dua etmeyi de  unutmamak lazım.Allah herşeyi hepimiz  için hayırlısını versin.Bizleri doğru yoldan ayırmasın.

Başarının Sırrını Açıklayan Ayet!

Toz gibi yumurtadan çıkan minik bir yavrunun hayatına dikkatinizi çekeceğim. Altıgen bir kutunun içerisinde dünyanın en özel sütüyle sürekli beslenir. On binlerce kardeşiyle birlikte kendisine dadılık yapan işçiler yetişinceye kadar on bin kez doyurulur. Bu hızla altı günde ilk ağırlığının 1500 katına ulaşır.

Kutusundan çıkar çıkmaz, kimseden ders almadan ve boş beklemeden yuvasındaki atık maddeleri dışarıya taşır ve yuvayı yeni kardeşleri için temizler. Önce vücudunun salgıladığı mikrop öldürücü sıvıyı yuvaya sürer. Ardından da yeni doğan binlerce kardeşleriyle uyum içinde kanatlarını vantilatör gibi çırparak içerdeki kirli havayı dışarıdaki temiz havayla değiştirir.
Hayatı yeni başlamıştır ve son nefese değin durmayacak, yavaşlamayacaktır. Kovan içinde veya dışında, ilahi plan kendisine hangi görevi vermişse onu gerçekleştirmek üzere sürekli çalışır. İnsanlara bir kilo bal bırakabilmek için 40 bin kardeşiyle birlikte 6 milyon çiçeği dolaşır. Bir kilo bal uğrunda yüz bin km kanat çırpmayı, ya da dünyanın etrafında 7 defa dönmeyi göze alır.
Bal arısı çalışkanlığı sayesinde adını tarihe yazdırmış, insanların hayatında yer ve rol edinmiştir. İnsan da benzer biçimde İnşirah suresinin sonundaki ilahi emre tam uysa adı tarihe altın harflerle yazılır. Dertlerden kurtulur, huzur bulur. Başarının efendisi olur.

large (4)Başarımızı arttırmak ve hayatımızdaki değerleri yükseltmek istiyoruz. Bu yolda bize yol ve yordam sunacak eserler arıyoruz. Ancak son zamanlarda televizyonun ve internetin getirdiği eylemsiz, girişimsiz hayalcilikten sıyrılamıyoruz. Hele de

anne babalarımız bizi koruyup besledikçe de cam fanus içerisinde hayatın çilelerinden mahrum büyüyoruz. Derken ergenlik çağı geçiyor ve ansızın yaşadığımızı, omuzlarımızda büyük bir sorumluluk bulunduğunu fark ediyoruz.

Önce kolay ve bedavadan yollar arıyoruz. Alın terinin değerini keşfedemeyenler piyangoyla, at yarışıyla hayata tutunabileceklerini sanıyorlar. Derken akıllı gibi görünerek başta türlü hayalciliklere kapılıyoruz. “Başarıyı hayal etmeyi başarının yeter şartı sayan” kitapların büyüsüyle bodruma çekilip hayal kurmakla hedeflerimize ulaşacağımızı sa nıyoruz. Sihir gibi, hokus pokus yoluyla… Sonra da insanı yaratıcı yerine koyan sırlı, çekimli, kuantumlu formüllere inanıyor, yıllar içinde bir arpa boyu yol alamıyoruz. Biz böyle hayallerle oyalanırken hayat ayaklarımızın altından akıp gidiyor.

Küresel aktörlerin istediği budur. Kendi elitleri dışındaki toplulukları sürü yerine koyuyorlar. Sürüler düşünmemeli, sadece onlara hizmet için çalışmalı, dönen dolapları anlamamalı, boş hayallerle oyalanmalı. Sürüler sadece taklit etmeli, çılgınca tüketmeli, borç içerisinde kavranmalı, özgün bir sanata, ciddi bir beceriye sahip olanlarsa mutlaka kendi küresel değerlerine boyun eğenler arasından çıkmalı.

Küresel güçlerin pazarladığı her şey o güçlerin saflarını güçlendirmeye hizmet ediyor. Biz de başardığımızı kazandığımızı sanarak oyalanıyoruz ve yıllar sonra perdeler çekilince soyulduğumuzu anlıyoruz.
Bir sır arayana benim verebileceğim sır iki kanattır: Hikmetine uygun şekilde üretmek için çalış ve gerektiği gibi dua et. İste ve hakkıyla çırpın. Dua ve çalışma başarı güvercininin iki kanadıdır.

Hayatta yeterince başarılı olabilecek misiniz? İnsanların dünyasına muhteşem katkılar sunabilecek misiniz? İyi şeyler üretmek istemiyorsanız, yeşeren çekirdek olmak istemiyorsunuz demektir. Öyleyse ya ekildiğiniz toprakta, ya da sizi yiyen bir kuşun midesinde çürüyüp yok olursunuz. Değerinizi beslemek istiyorsanız yapacağınız bellidir:

-Hayatınızdaki tüm gereksiz meşguliyetleri çıkarıp atın.

-Başarının sadece alın terinden geçtiğini onaylayın. Alın terinizi katmadığınız başarının onurunu üstlenemeyeceğini kabul edin.

-Erken kalkın ki dünya erken kalkanların malıdır.

-Asla boş oturmayın. Ne televizyonun, ne bilgisayarın karşısında ne parkta, ne otobüste, ne kuyrukta… Hiçbir yerde bir dakika bile boş durmayın. Boş durmak, faydasız bir iş yapmaktır.

-Boş dakikalarınızda yapabileceğiniz faydalı işler, hobiler listesi oluşturun.

-Yapacak hiçbir iş bulamıyorsanız yürümek, gülümsemek, derin solumak, hatta salonu dağıtıp düzeltmek de bir iştir. Yapacak iş bulamamak imkânsızdır. Çevrede milyonlarca iş varken boş duran kimseyi suçlamasın.

-İlle de işi başkası vermek zorunda değil. Kendinize iş yapın. Siz de bir gün kendi işinize ücret ödeyebilir hale gelirsiniz.

-İşleriniz arasında saat başı 5-10 dakika kaslarınızı gevşetmek ve zihninizi boşaltmak için durun. Ancak en iyi dinlenmenin yolunun da farklı biçimde çalışmak olduğunu unutmamalısınız.
İnsanı çok çalışmak bir yorarsa, boş oturmak on yorar.
Çalışarak ilerleyeceksiniz ve attığınız her adım sizi yeni bir kapının önüne getirecek. Siz ilerledikçe yeni yollar açılacak. Çalışmaya alışmanızın sonunda,

-Akşamınıza gönül huzuru içerisinde uyumaya hazır ulaşacaksınız.

-O günkü iş ve üretim hâsılanız kalbinizi coşturacak.

-Yaşamanın, kendini gerçekleştirmenin evrende varlık, etki ve iz oluşturmanın değerini kavrayacaksınız.

-Sevilen meşguliyetlerle en ciddi hastalıkların bile iyileşebildiğini fark edeceksiniz.

-Vücudunuzdan toksinleri, zihninizden düşünce virüslerini atmış olacaksınız.

-Basit kafalarla ve dedikodularla kıvranan doyumsuz ve tatminsiz insanlarla aranızda uçurumlar oluşacak.

-Üretiminiz ve birikiminiz hızla artacak, başarınız geometrik katlanacak.

-Varlığınız insanlığa rahmet olacak ve vesilenizle çok sayıda insanın ıstırabı dinecek.

Edison’a başarısının sırrını sormuşlar da yüzde birini zekâyla, yüzde doksan dokuzunu çalışmayla ilişkilendirmiş. Çalışmaya köle olan başarıya sultan olur. İşte başarının sırrını açıklayan o ayet:

 “Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş.” (Kur’an: İnşirah, 7-8)

Çalışmanın coşkusunu keşfetmek muhteşem bir ilahi lütuftur. Şükürsüz gönüller çalışmaktaki lezzetleri tadamıyorlar. Herkesin çalışmanın coşkusunu keşfetmesini dilerim.

Dr. Muhammed Bozdağ

 

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Gücün mânevî kapısı: Kalbimiz

large (64)

Gücün mânevî kapısı: Kalbimiz

Yeryüzünde baş döndürücü işler yapan insanlara sunulan manevî gücün, hangi kanaldan geçerek geldiğini merak ettiniz mi? Tarihi değiştiren insanları incelediğinizde keşfedeceksiniz:
Onlar duygularıyla yaşadılar. En inanılmaz örneğini Peygamberimizden(asm) öğrendik:
Öylesine içten gülü yordu ki, dağlara taşlara neşe saçıyordu; ama, ağladığında da sabahlara kadar, gözyaşları dinmiyordu. Neden duygu ve neden kalp?

Başarıya odaklanan bir dostum bana şöyle yazmıştı: “Başaracağım, çünkü tüm hedeflerim aklımda…” Ona şu cevabı verdim: “Lütfen o hedeflerini kalbine yükselt; çünkü arzularını sana verecek kudrete, aklın yalan söyleyebilir; ama kalbin kesinlikle doğruyu söyleyecektir.”
Aklımız düşünür, kalbimiz hisseder. Gerçek niyetimiz aklımızdan değil, kalbimizden geçendir. Aklımız madde kadar dar, kalbimiz ruh kadar engin bir evrende gezinir. Güç kalptedir ve Peygamber(asm) şu sözle kalbimize dikkat çeker: “Şüphesiz Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Ancak amellerinize ve kalplerinize bakar.”

Keskin ve güçlü duygularla dile getirilen bir istek, ilgisiz ve duygusuz binlerce istekten daha çarpıcı ve sarsıcıdır; çünkü canlıdır. Çünkü ruh candır ve ruhtan çıkan her şey, canlılık özelliğiyle birlikte çıkar. Eğer söylediğiniz sözlerden kıyamete kadar sizi destekleyecek ruhaniler yaratılmasını istiyorsanız, kalbinizle, içtenliğinizle ve duygularınızla isteyin. Çünkü söz ağızdan, duygu yürekten kopar. Söz, maddesel bir enerjidir; en fazla metrelerce uzağa gidebilir, sonra dağılıp yok olur. Oysa duygu, ruhsal bir enerjidir; maddeye çarpmaz, madde onu emerek sindiremez. Maddenin sınırlarından sıyrılır, ruhaniler arasında sonsuza değin dalgalanmaya ve işitilmeye devam eder.

Duygular, bir defa istemenin gücünü, bir milyon kez istemek kadar büyütebilir. Sesi çığlığa dönüştüren duygudur. Kimyasal bomba ile atom bombası arasındaki güç farkı, bombaların büyüklüğünden kaynaklanmaz; yoğunluğundan, içeriğinden ve tekniğinden kaynaklanır.
Zübeyir Gündüzalp’in “insan ne düşünüyorsa odur” sözü doğru; ama, çoğu kişi “ben düşündüğümü başaramıyorum” diyerek itiraz ediyor. Düşündüğünüzü başaramamanızın asıl nedeni, düşüncelerinizi duygu üretecek kadar yoğunlaştırmamanızdır.
Başkasında etki yapan her şey, başkasına verdiğinizden kaynaklanır. Başkasına bir şey vermiyorsanız, onda hiçbir etki oluşturamazsınız. Malınızdan bir parça vererek etkilersiniz. Peki sevdiğinizde verdiğiniz nedir? Seven, malından değil, ruhundan bir parça veren insandır. Mal verildikçe azalır, ruh verildikçe kopyalanır.

İslâm Peygamberi(asm) der ki: “Kalbiniz incelip duygulandığında dua etmeyi ganimet bilin.” Kuran’da denir ki: “Rabbinize yalvara “Gücün mânevî kapısı: Kalbimiz” yazısını okumaya devam et