Kelimeler Okyanusu · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Kuş Tüyü Öğütler…

large (17)

Kuş Tüyü Öğütler…

Gözünü bu satırlardan bir an kaldır ve kuş tüyünün düşüşünü hayal et.. Hem havada asılı kalıyor hem iniyor gibidir… Çok uzaktan geliyor gibi ama çok yakın gibi durur.
Gökten yere düştüğü halde düştüğünü hissettirmez sana kuş tüyü… Belki de hiç düşmez kuş tüyü. Hayır hayır düşüyor değildir. Belki de kendisi yere doğru inmeyi yere konmayı tercih ediyor gibidir. Hani yağmur gibi… Düşüyor değil indiriliyor. Öyle ki bir kuş tüyünün inişini seyrederken sayısız göklerden sayısız tüylerin düştüğü duygusuna kapılırsın kuş tüyü yere indiğinde henüz düşüşünü tamamlamadığını hissedersin.
Doğru; düşmez aslında kuş tüyü “iner” gibidir “indirilir” ve “hep indirilir”. Meleklerden kopmuş gibi melekler gibi.. Şimdi de uykun gelir mi kuş tüyünü duyunca? Yoksa uyanır mısın tatlı ve gerçek bir rüyaya?

İşte sana kuş tüyü gibi hafifçe dokunan öğütler… İstersen bırak düşsün
istersen havada öylece asılı kalsın. Sen bilirsin.

Sevmeyi öğren: Sevdikçe varlığının kâinatla toplandığını görürsün.
Sevince kendini kendinden öte taşırsın. Sevince kalbine yeni ve sonsuz kanatlar takarsın. Sevince mavi bir deniz olur kalbin; hiç bilmediğin kıyılara varırsın.

Bağışlamayı öğren: Bağışladıkça dostlarının sayısını onla çarpmış olursun. Bağışlamak kalbinin yükünü azaltır. Bağışlayınca kalbine batan dikenler güle döner. Bağışlayınca önce kendini bağışlamış gibi olursun nefretin ve kinin yükünü omzundan atarsın.

Pişmanlık duymaktan korkma: Pişmanlığını itiraf ettikçe hatalarının küçük anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğini görürsün. Pişmanlık sancısını göze aldığın sürece hatadan dönmenin lezzetini de yaşamaya başlarsın. Pişmanlık içtenliğin sınamasıdır. İçtenliği olmayanlar pişman olamazlar. Pişman olmayanlar içtenlik kazanamazlar.

large (18)Hatırlamayı öğren: Hatırladıkça sevgilerinin karekökünü bulup onlardan hüznü çıkardığını fark edersin. Hele de çocukluğunu çok hatırla ki hiç endişesiz mutlu olduğun anları yeniden yaşa. Mutlu olmayı beceremeyen biz büyüklere içimizdeki çocuk mutluluğun sadelik ve hırssızlıkla ilgili olduğunu fısıldar. Dur ve dinle çocuğunu.

Değer vermesini öğren: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla çarpabildiğini görürsün. Değer vermeden geçirdiğin günün güneşi hiç doğmamış gibidir. Değerini bilmediğin eşyaya hiç sahip olmamış gibisindir. Değerini bilmediğin dostların sana göre hiç yaşamamış gibidir. Değer vermesini öğrendiğinde hayatın sahihleştiğini fark edersin. Daha yavaş yürürsün ama adımlarını yere sıkı basarsın.

İltifat etmesini öğren: İltifat ettikçe insanlarla arandaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği eğri bir çizgi olduğunu görürsün. İltifat etmek yalan konuşmak demek değildir. İltifat muhatabının görmek istediğin yere ulaşması ve oradan öte geçmesi için temennide bulunmaktır.

Özür dilemesini öğren: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark edersin. Ayrıca bak: “Pişmanlık duymaktan korkma” öğüdü.

Aşktan korkma: Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 dereceyi aşıp bütün yamukları kendi içinde barındırabildiğini görürsün. Aşk pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder acıları haz eyler.

Ara sıra hüzünlen: Hüznün kalbine dokunmasına izin ver. Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü görürsün. Hepimiz ayrılıkların kuşattığı bir adada şimdilik yaşayan fanileriz. Hüzün faniliğin ince sızısını kalbine hissettirdiği için seni ebediyete komşu eder. Hüznünü öldürürsen ölümü anlayamadığın gibi hayatı da anlayamazsın.

Ve bir gün öleceğini bil: Kesinlikle öleceksin ve öldüğün gün anlayacaksın ki yaşadığın hayat paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş. Kesrin payında ne olursa olsun ne kadar çok şey biriktirmiş olursan ol hepsi son işlemde sıfıra eşitlenir. Kesrin üzerine yani bu dünyaya sonsuzluk cinsinden bir şeyler koyman gerekiyor. Yoksa “elde var sıfır”

Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini… Aç gönlünü… Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan… Güneş senin için doğuyor…

Senai Demirci

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Duygu Çöplüğünü Boşaltma Terapisi

0a7b047691298f86a70ba0f6d92fc9d6

İşinize yarayan ne varsa bilgisayarınızda saklar; işe yaramayan, güncelliğini yitirmiş ne varsa bu kutuya atarsınız. Olmazsa, geri dönüşüm kutusunu da boşaltır, tüm işe yaramaz şeyleri bir defada uzay boşluğuna gönderiverir, bir daha yüzünü bile görmezsiniz.
Peki, yaşanmış, bitmiş, güncelliğini kaybetmiş, artık üzerinizde hiçbir etkisi kalmamış ya da sadece olumsuz tortularını taşıdığınız duygularınızdan ne haber? Yaşadığınız anda bile hoşlanmadığınıza karar verdiğiniz anılar… Eski aşklarınızı ne yaptınız mesela? Yoksa yaşanıp bittikten, üzülüp bunalıp stresini çektikten sonra onları ahde vefa olsun diye kaldırıp beyninizin en kıymetli yerindeki duygusal çöplüğünüze mi attınız? Attınız, buraya kadar güzel. Acaba onlar şimdi o çöplükte, canınız ne zaman sıkılmak ve kendinize bunalım yaratmak isterse çıkarıp çıkarıp kullanılmak üzere emre amade mi bekliyor?

Sizi Üzen Duyguları Artık Yanınızda Taşımayın!
Bazen şöyle bir cümle söylendiğini duyarım da, kanım mı donsun, kahkahalarla güleyim mi şaşırır kalırım. Mesela kimi arkadaşlar der ki; “Ben eski aşklarımın hiçbirini unutmadım, yaşadığım ne varsa anılarımda, aklımda.”
Aferin. Bu kadar vefalı olduğunuz için kendinizi tebrik edebilirsiniz; bir de tenekeden madalya takın bari! Zihninizde kaç tane yaşanıp bitmiş aşk, yaşanmış ama kötü bitmiş ilişki, ne bileyim kazık atmış, sizi üzmüş arkadaşlarınızla ilgili anılar, kısaca canınızı sıkıp sizi üzebilecek ne varsa sakın bir yere göndermeyin. Ömrünüzün sonuna dek beraber yaşayın!
İnkar edemem; aşk güzel bir duygudur. Bizi mutluluktan bebekler gibi zıplatır, kış ortasında bahar yaşatır, mutlu olmamızı sağlar. Vefa da güzeldir. Yaşanılmış olayları, insanları, ilişkileri, aşkları unutmamak gerekir. Peki ama biz? Kendimize olan vefa borcumuz? Kendimize karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sorumluluklarımız?
İçimizdeki duygu çöplüğü bana göre gerçek bir bomba gibidir. Nasıl ki bir çöp bidonu, içine tehlikeli maddeler atıldıkça sessiz sakin şişer, dolduğunda da patlar; içimizde taşıdığımız ve hoşlanmadığımız ne varsa doldurduğumuz ‘Duygu Çöplüğü’ de işte böyle tehlikeli bir bölgedir.
Aşk güzeldir elbet. Doğar, büyür, yaşar. Ama unutmamak lazımdır ki bir gün mutlaka biter. Doğası gereği bitmek zorundadır. Tarihe mal olmuş ünlü aşklara baktığınızda göreceksiniz ki, ya kadın ölmüştür, ya erkek… Aşkları da araya ölüm engeli girip bitmeye fırsat bulamadığından, tarihe mal olmuştur. Son aşama hep bitiştir; bu kaçınılmaz. Bitişlerden sonra da zavallı ruhumuzda iyiler yanında kötü olayları da mı tutacağız? Bize kendimizi kötü hissettiren olayları zihnimizde, duygu çöplüğümüzde neden barındıralım?

Zihnimizi Çöplerinden Kurtarma Aşamaları
Gelin isterseniz bugün beynimizin “Duy-gu Çöplüğü” bölümünde bir tarama çalışması yapalım. Bizi üzen, bunaltan, mutsuz eden, süründüren ne varsa onları aklımızdan çıkarıp uzayın boşluklarına bir daha buluşmamak üzere gönderelim. Bunu başarmak için de şu sıralamayı takip edelim:
Öncelikle evimizin içinde kendimize sakin bir yer bulalım. Mekan seçimi size ait olup ses ve gürültüden etkilenmeyeceğiniz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer olması gerekmektedir.

Terapimizi yapacağımız mekanın renkleri ise rahatlatıcı, pastel renklerden seçilmiş olmalı. Renk seçim imkanımız yok ise, hiç olmazsa oturduğumuz yere yeşil, mavi, pembe, sarı gibi renklerin pastel tonlarından oluşmuş veya bu da bulunamıyorsa beyaz bir örtü örtmek yeterli olacaktır.
Mekan seçimini yaptıktan sonra yanımıza bir adet kalem ve bol miktarda küçük kağıt (hatırlatma kağıtları boyutunda olması yeterli), bir adet kutu, bir de kulaklıkla hareketli bir müzik dinlememize imkan verecek herhangi bir alet alarak, yalnız kalabileceğimiz ve rahatsız edilmeyeceğimizden emin olduğumuz anda mekanımıza çekilelim.
Rahatça oturabileceğimiz bir pozisyonda yerimize yerleşip kendi içimize dönerek duygu çöplüğümüzde tarama yapmaya başlayalım. Bu taramayı yaptıkça aklımıza gelen her olay bir diğerini çağıracak, birbiri ardına kötü anılarımız yavaş yavaş sıraya dizilmeye başlayacak.
Her bir kağıdın üzerine ayrı ayrı canımızı sıkan, bizi üzen, bunaltan hangi anımız varsa onları kısa notlar halinde yazalım.
İçimizde varolanları bitirdiğimize ve hepsini kağıda döktüğümüzü düşündüğümüz anda yazma işlemine son verelim.

Kağıtlarımızı sıraya koyalım. Mekanımıza çekilirken yanımıza almış olduğumuz kutuyu yakınımızda bir yerlere koyalım. Müziğimizi dinlemek üzere kulaklıklarımızı takalım. Dinlemek üzere seçtiğimiz parçaların hareketli bir tempoda olmasına özen gösterelim; çünkü ağır ritimli parçalar bizim dağılıp anılarımıza dalmamıza neden olur.
Sıraya koyduğumuz kağıtları teker teker alıp okuyalım (tercihen sesli), okuyup bitirdikten sonra da buruşturup çöp sepetine atalım. Bu işlemi yaparken gözlerimizi kapatalım. Bu arada bu olayın beynimizin içinden dertop olup kağıdımızı attığımız kutuya düştüğünü hayal edelim.
Yazdığımız kaç adet kağıt varsa hepsi için aynı işlemi uygulayalım. Tüm kağıtlarımız bittiğinde, bunları doldurduğumuz kutuyu da alıp hepsini akan bir suya keyifle boşaltalım. Akar su hiçbir zaman kir barındırmaz, kötü anılarımıza da layık oldukları finali yaşatacaktır.

Bu terapiyi, olumsuz hisler bizi ne zaman rahatsız ederse tekrar uygulayabiliriz. Lütfen unutmayın, bunu vefasız olduğumuzdan veya insanlara değer vermediğimizden değil, sadece karmakarışık hislerle baş başa kalmak yerine, biraz olsun ferahlamak ve ruhumuzu rahatlatmak için yapıyoruz. Önce de söylediğim gibi aşk güzeldir; yaşanılanlardan ise sadece güzel olanlar muhafaza edilmeye layıktır. Bizi rahatsız eden ne varsa uzaya yollayıp hem rahatımızı kaçırmayalım, hem de yeni ve güzel duygulara gerekli yeri açabilelim.

Sevgiyle kalın.

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Kendini Sevmek Ve Onaylamak…

yıldız

Kişi kendini olduğu gibi kabul ettiğinde, onayladığında ve sevdiğinde, her şey zamanla yoluna girecektir.
Küçük mucizeler (sağlığın düzelmesi, daha çok kazanma, ilişkilerin daha doyumlu hale gelmesi, kendini daha yaratıcı ve doyurucu biçimlerde ifade etmeye başlama, vb.) her yerde görülür.
Ancak küçük mucizeler çabalamandan kendiliğinden olmaz, emek gerektirir.
Kendini sevmek ve onaylamak, güven ortamı yaratmak, kendine güvenmek, layık olduğunu düşünmek ve kendini olduğun gibi kabul etmek, kişinin kafasının içinde yeni bir düzen ve daha sevecen ilişkiler kurması demektir.
Kendini ve bedenini seven bir kişi, ne kendini ne de başkalarını kötüye kullanır.
Çünkü kendini onaylama ve kabul etme, kişinin hayatının her boyutunda olumlu değişimlerin olması için temel bir anahtardır…

Merih Keçe

Kelimeler Okyanusu · Sağlık Ve Güzellik · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bir yerden bir yere değil sadece kendin için yürü…

large (5) Yürürken ;

Gezersin
Tozarsın
Bakarsın
Görürsün
Düşünürsün
Dinlersin (kendini / her şeyi )
Hafiflersin
Enerji dolarsın
Zevk alırsın
Kendine dönersin
Galip gelirsin
Mağlup olursun
Zorlarsın
Tadını çıkartırsın
Kimseye hesap vermezsin
Özgürlüğe kanat açarsın

Ve en önemlisi de kendinle uzlaşırsın.

Bir yerden bir yere değil sadece kendin için yürü…

Turgay Gezici

Sizden Gelen Mesajlar

Merhaba Kıdım.bilgisayarı açar açmaz yer ilimlerinden tıkladığım ilk sayfa senin sayfan.bloğunu çok seviyorum.yazıların ve seçtiğin tüm yazıların her biri ayrı bir anlam yüklü ve  çok faydalı.Her gün adeta gnlük gazetem gibi  okuyorum büyük bir  keyifle.Çok teşekkürler bunca emek için.Her zaman takiptesin.sevgiler.

Gamze Dilara

Genel

Hangi burç için hangi hediyeyi almalı?

sinemagraf_hediye

 

Doğum günleri varrrr,sevgililer günü var,anneler günü,babalar günü,6.ay kutlamaları varrrrrr.varda var bloğumda dursun lazım olur bize dimi e14fm7

 

KOÇ (21 Mart- 20 Nisan)
Koç burcundaki kişiler adeta küçük bir çocuk gibidir. Sabırsız ve acelecidir. Özellikle hediye paketinizin janjanlı olmasına dikkat edin! Sevgiliniz Koç burcu ise; ona enerjik hissettirecek bir hediye almanız gerekir. Sadece sıradan olmamasına dikkat edin! Bundan pek hoşlanmazlar. Maceraperest Koç erkeğine alınabilecek en uygun hediyeler; spor yaparken giyebileceği kıyafetler, sıkı kazaklar, tişörtler, dar kesim gömlekler, sportif kol saati, son Moda ayakkabılar, uçucu parfümler, araba aksesuarları, maç bileti, marka bir cüzdan ya da çanta olmazsa olmazdır. Makyaj malzemeleri, parfüm, kırmızı ya da turuncu gece elbisesi ise Koç kadını için en uygun hediyelerdendir. Koç kadınına küpeler, gümüşi mücevherler, renkli aksesuarlar ve sarı renkli çiçekler hediye edebilirsiniz.

BOĞA ( 21 Nisan- 20 Mayıs)
Boğa burcu sevgilinizi mutlu etmek oldukça zordur. Bu espritüel insanlar en fazla değerli taşlardan hoşlanırlar. Altın ve ziynet eşyaları gibi. Güzelliklerine düşkün boğa kadınları için güzellik ürünleri, terlik, yumuşak dokuma kazak, parfüm ya da tek taş yüzük sevineceği bir hediye seçeneğidir. Boğa erkeğini de deri bir cüzdan ya da şık bir şarap seti oldukça mutlu edecektir. Her iki cinse verilecek hediyenin de şaşırtıcı ve unutulmaz bir sevgililer günü hediyesi olmasına dikkat edin.

İKİZLER ( 21 Mayıs – 20 Haziran)
İkizler en sorunsuz hediye alabileceğiniz burçtur. Çocuksu yönü olan hediyeler seçmeyi göz önünde bulundurun. İletişim kurmaya ve iletişim araçlarına çok meraklıdırlar. Teknolojik eşyalara bayılırlar. Sosyal ve eğlenmeyi seven ikizler kadınına orijinal küpe ya da kolye, ilgi çekici bir tişört ve bilimsel ya da biyografi tarzındaki Kitap veya rengarenk bir çiçek buketi hediye edebilirsiniz. Oldukça zeki olan ikizler erkeği hediyesinde de bu özelliğe dikkat eder. Bunun için tablet, laptop, zeka oyunları, ses kayıt cihazı, Play Station, cep telefonu, satranç ya da tavla takımı, maket arabalar, bisiklet, kaykay gömlek ve kum saati ikizler erkeğini mutlu edecek Sevgililer Günü Hediyesi olabilir.

YENGEÇ (22 Haziran – 22 Temmuz)
Duygusal, sadık, yaratıcı ve yemeyi içmeyi seven yengeçleri şık ev hediyeleriyle mutlu edebilirsiniz. Ayrıca yengeç kadını için; iç çamaşırı, romantik bir şamdan ya da abajur, mutfak gereçleri, Dekorasyon malzemeleri, bir buket gül ve takı setleri en uygun hediye çeşitlerindendir. Resim çerçevesi, albüm, tablolar, çanta, cüzdan, fotoğraf makinesi, DVD filmleri, maket gemi ve şık ev ve mutfak eşyalarını da yengeç erkeği için tercih edebilirsiniz.

ASLAN (23 Temmuz – 22 Ağustos)
Lükse ve gösterişe düşkün Aslan burçlarına hediye beğendirmek oldukça zordur. Onurlandırılmaktan hoşlanırlar. Pırıltılı, parlak ve kaliteli bir hediye seçmeye dikkat edin! Her şeyin en iyisini isteyen, özgüveni tam aslan kadınını en çok tek taş pırlanta yüzük ile mutlu edebilirsiniz. Orijinal parfümler, seyahat aksesuarları, kol saati, deri çanta ya da kristal aksesuarlar da yine aslan kadını için oldukça uygun bir hediye olacaktır. Lüksüne ve rahatına düşkün aslan erkeği için kol saati, kaliteli viski, puro, sigara aksesuarları, deri satranç veya tavla takımı, şık kol düğmeleri ve nadir bulunan ev aksesuarları en uygun sevgililer günü hediyesidir.

BAŞAK ( 23 Ağustos – 22 Eylül)
Sağlığına ve hijyenine düşkün Başak burçları daha çok fonksiyonel hediyelerden hoşlanır. En sevdiği hediyeler arasında parfümler ön plana çıkıyor. Hafif kokulu, şekerli, limon ve portakal esanslı parfümler alabilirsiniz. Titiz, kuralcı ve düzenli başak burcu kadını için antika eşyalar, parfüm ya da heykel iyi bir hediye seçeneği olabilir. Okumayı seven başak erkeklerine ise kişisel gelişim kitapları, bornoz, havlu, traş makinesi, bilgisayar, masa lambaları ve tablolar hediye edilebilir.

TERAZİ (23 Eylül – 23 Ekim)
Dış görünüşüne dikkat eden yakışıklı erkeklerin ve güzel kadınların burcu olan Teraziler; şıklığa ve gösterişe önem veriyor. Bu yüzden ne alırsanız alın hediyenin ambalajına özen gösterin. Estetik duygusu gelişmiş bu kibar insanlar için yine zarif hediyeler tercih etmelisiniz. Terazi kadını sürprizlerden hoşlanır. Ona şık bir masada, ahenkli ve güzel bir akşam yemeği sürprizi hazırlayabilirsiniz. Ayrıca saç şekillendirme setleri, şarap, parfüm, spor gömlek de satın alabilirsiniz. Terazi erkeğine şık bir kravat, kalem seti veya sevdiği bir sanatçının müzik cd’sini hediye edebilirsiniz.

AKREP (24 Ekim – 22 Kasım)
Hediye almayı seven Akrepler, gizemli ve şaşırtıcı hediyelerden hoşlanırlar. Sezgilerine önem veren Akrepler özel çaba gerektiren hediyeler hazırlanmasını ister. Güzel bir akşam yemeği, konser bileti, tiyatro ya da sinema aktivitesi, bir gece kulübünde bir eğlence düzenlenebilir. Aynı zamanda tarzına uygun seçilmiş olan trend giysiler, parfümler, kamera, korku ve polisiye filmleri, şık cüzdanlar, el emeğiyle yapılmış özel takılar, ahşap sanatlar ve ev dekorasyonuyla ilgili aksesuarlar Akreplere verebileceğiniz diğer hediye seçenekleridir.

YAY (23 Kasım- 21 Aralık)
Gezmeyi tozmayı ve yeni insanlar tanımayı seven Yaylara seyahati çağrıştıracak hediyeler alın. Mesela gezginci Yaylara uçak bileti, kültür turu, kaplıca veya tatil hediye ederseniz dünyanın en mutlu insanı olurlar. Pahalı takılar, fotoğraf makinesi, şık bir valiz, çanta, bavul, koşu ayakkabısı hediye ederek Yay kadınının gönlünü alabilirsiniz. Spor salonu üyeliği, spor ayakkabı, seyahat çantası, felsefe, tarih, kişisel gelişim kitapları da yine Yay erkekleri için en uygun hediyeler olacaktır.

OĞLAK (22 Aralık – 20 Ocak)
İşkolik, disiplinli, titiz, inatçı ve çalışkan Oğlaklara çalışma hayatına yönelik bir hediye seçebilirsiniz. Çalışan bir Oğlak kadınına markalı giysiler, saksı ve canlı çiçekler, ahşap dekorasyon malzemeleri, evrak çantası, ajanda, veya kalem alabilirsiniz. Oğlak kadınına alabileceğiniz en uygun hediye tek taş yüzüktür. Kolye ve takı setleri de uygun diğer hediyelerdendir. Romantik oğlak erkeği için ise özel kalem ve defter seti, kravat, kol düğmeleri, deri cüzdan, spor ve trekking malzemeleri, pahalı bir şişe şarap, İsveç çakısı ve çanta hediye edebilirsiniz.

KOVA (21 Ocak – 18 Şubat )
Kova burçları için farklı hediyeler bulmalısınız. Modern kova kadınını teknolojik aletlerle mutlu edebilirsiniz. Mp3 çalar, teleskop, elektronik aletler, film DVD’leri, mutfak robotları ilk görüşünden itibaren onu mutlu edecektir. Zekasıyla her zaman övünen kova erkeğini zeka gerektiren oyunlar hediye ederek mutlu edebilirsiniz. Fotoğrafçılık malzemeleri, tablolar, ansiklopedik kitaplar, bilgisayar ve telefon aksesuarları da tercih edilebilir.

BALIK (19 Şubat – 20 Mart)
Romantik ve şehvetli balık burçlarını heyecanlandıracak bir hediye seçmeniz gerekir. Seksi bir iç çamaşırı, tütsü, müzik CD’si, elektronik eşyalar, biblolar, heykeller ve güzellik ürünleri balık kadını için en uygun hediyelerdendir. Balık kadınının aşırı hassaslığı ve romantikliği hediye seçerken unutmamanız gereken tek şeydir. Sanatla yakından ilgili balık erkekleri için de tablolar, en sevdikleri müzik gruplarının orijinal CD’leri hediye edilebilir. Kişisel bakım setleri de balık erkeklerinin ilgilerini çekecektir.

Kaynak;milliyet.com.tr

Genel

RENK TESTI …İnanılmaz Ama Doğru…Kaçırmayın…

 

large (4)

SORU – 1: Aşağıdaki renklerden 1. sırada tercih ettiğiniz birini seçiniz.

SARI

MAVİ

KIRMIZI

SORU – 2: Aşağıdaki renklerden 1.sırada tercih ettiğiniz birini seçiniz.

YEŞİL

MOR

TURUNCU
Test bitti..

“Aaa inanmıyoruuum! ” demeyin…. Seçtiğiniz renkleri yan yana yazın ve sonucunu okuyun.
DEĞERLENDİRME

Sarı ve Yeşil: Bakıcılar
Gerçekçi bakış açınız kendiniz ve çevrenizdekiler için güvenli ve rahat bir ortam yaratıyor. Karşınızdakini dinliyor ve ne söylemek istediğini anlıyorsunuz. İnsanların sözlerini olduğu gibi kabul etmek yerine sorular sorarak gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu bulmaya çalışıyor ve bu arada onların kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı oluyorsunuz.
İnsanlara bakmak ve yardım etmek sizin doğal bir yeteneğiniz. Fakat aşırıya kaçtığınız zamanlarda ne yazık ki kimseye yardımcı olmuyorsunuz. Bazen başkalarının kendi ihtiyaçlarını keşfetme yetisine saygı göstermeniz gerekir. Sürekli insanları kurtardığınız ve yardım ettiğiniz zaman onların kendi problemleri ve sorumlulukları ile yüzleşmelerine engel olursunuz. Dolayısıyla geri adım atın ve insanların sizin desteğiniz olmadan kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verin. Eğer başarısız olurlarsa bunu normal olduğunu hatırlayın çünkü ancak o zaman kendileri için neyin doğru olduğunu aramaya ihtiyaç duyabilir ve kendi çözümlerini bulabilirler.
Yaşamda sürekli başkalarının bakış açılarını anlamaya çalıştığınız için kendinizi ihmal ediyor olmanız yüksek bir ihtimaldir. Çevrenizdeki insanları unutmaya ve kendi ihtiyaçlarınıza konsantre olmaya çalışın. Bu şekilde başkalarının da size yardımcı olması için imkan yaratmış ve kendi mutluluğunuzu ikinci plana atmamış olursunuz.
Eğer sarıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizden ziyade kişisel gelişiminize ve kariyerinize daha gerçekçi yaklaşıyorsunuz demektir.
Eğer yeşili sarıdan daha çok seviyorsanız, ilişkilerinize daha gerçekçekçi yaklaşıyorsunuz ve hedeflerinize daha az yoğunlaşıyorsunuz demektir.

Sarı ve Mor: Aracılar
Siz yaşamdaki amacınızı bulmak için bir yolculuğa çıkmış gibisiniz. Önce olayları yaşıyor sonra geri çekilip analiz etmeye başlıyorsunuz. Bu sizin olgunlaşmanıza yardım ediyor. Her anın değerli olduğuna inanıyor ve keyif almaya çalışıyorsunuz.
Manevi değerlere verdiğiniz önem başkalarının kendi içindeki maneviyatı aramalarına yol açıyor. Meraklı, araştırmacı doğanız sezgilerinizin güçlenmesini sağlıyor. İnsanların kendilerinin farkında olmasına yardım ediyorsunuz. Onları dinleyerek, akılcı gözlemler yaparak ve duygularınızı ifade ederek insanları etkiliyorsunuz. Dahası kendilerinde olumlu değişimler yapma isteği uyandırıyorsunuz.
Siz harika bir iletişimcisiniz. İnsanları taraf tutmadan dinleme ve söylenenleri olduğu gibi anlayabilme yeteneğiniz var. Konuşma sırasında olayların içini görebiliyor ve gerçekten ne yapılması gerektiğini hemen kavrayabiliyorsunuz . Yeteneklerinizi en iyi konuşurken ortaya çıkarabiliyorsunuz. İletişim kurarken siz kişisel ve profesyonel olarak mucizeler yaratıyorsunuz.
Fakat ne yazık ki değişime duyduğunuz büyük ihtiyaç nedeniyle gerçekler ve istekleriniz arasında kesin bir çizgi koyamıyorsunuz. Doğal yeteneklerinizi kullanarak neyin gerçek neyin potansiyel bir ihtimal olduğunu ayırt etmeye çalışın. Doğru adımı atacağınıza güvenin. Siz pozitif değişimleri nasıl yapabileceğini çok iyi bilen birisiniz.
Eğer sarıyı mordan daha çok seviyorsanız, bir durumun potansiyel sonuçlarından ziyade gerçekçi taraflarını görmeyi tercih ediyorsunuz demektir.
Eğer moru sarıdan daha çok seviyorsanız, olabilecek imkanları düşünüyor ve yaşamınızdaki gerçekleri ikinci plana atıyorsunuz demektir.
Sarı ve Turuncu: Teknik düşünenler
Sizin temel düşünceleriniz genelde işleri nasıl sonuçlandıracağı nızı planlamak üzerine yoğunlaşmış. Sistematik bir yaklaşım geliştirerek işleri, ilişkilerinizi ve hatta yaşamı anlamaya çalışıyorsunuz. Siz kendinizi çevrenizde ki kaynakları arttıran bir insan olarak görüyorsunuz.
Çevrenizdeki yetenekleri ve kaynakları araştırıyor, deneme yanılma yolu ile dünyanızı tanımaya çalışıyorsunuz. Keşifleriniz ile yetenekli insanları ve kaynakları doğru yerde kullanma gücünü kazanıyorsunuz.
Eğlenmek sizin için bir olaydaki bütün gerçekleri araştırmak ve tüm parçaların doğru yerine oturmasını sağlamak demektir. Siz bir işte yada ilişkideki başarılı kısımları büyük bir dikkat ve zevkle incelersiniz. Her başarılı bölüm sizin için tekrar değerlendirebileceğiniz yada başka bir alanda yeniden kullanabileceğiniz değerli bir parçadır. Bir çok kişinin şaşkın ve hayranlık dolu bakışları altında siz var olan kaynaklardan yeni ve orjinal kavramlar, fikirler, olgular yaratırsınız.
Teknik yaklaşımınız, rahatlıkla eksik yapılan işleri hemen görmenizi sağlar. Bu başkalarında kendilerini savunma ihtiyacı doğurabilir ve sizi aşırı ciddi olmakla suçlayabilirler. Genelde bir hata yapıldığında siz bunu farkeden ilk kişi olduğunuz için insanlar sizden çekinmeye başlayabilir.
Fazla hareketin olmadığı bir ortamda özellikle dikkatli olun. Yeniliklerin olmadığı bir ortamda kendinizi değişmez bir döngü içinde hissedebilir ve mutsuzluk yaşayabilirsiniz. Başkaları sizi negatif, mızmız yada sorun arayan birisi olarak görebilir. Gerçekte siz aslında sadece kayıpsınız ve ne istediğinizi bulmaya çalışıyorsunuz.
Eğer sarıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, kişisel gelişiminiz başkaları ile olan ilişkilerinizden daha önemli demektir.
Eğer portakal rengini sarıdan daha çok seviyorsanız, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızdan daha önce düşünüyorsunuz demektir.

Mavi ve Yeşil: Güven uyandıranlar
Siz başkalarına yardım etmekten ve destek olmaktan zevk alıyorsunuz. Limitsiz merakınız gerçekten ne düşündüklerini söylemeleri için insanlara ortam yaratıyor. Siz karşınızdaki kişinin hayallerini görebiliyor ve gerçek ihtiyaçlarına duyarlı olabiliyorsunuz. Onlara kendi yeteneklerine güvenmeleri için gerek duydukları öz güveni veriyorsunuz. İnsanların kendilerini önemli hissetmelerini istiyorsunuz ve bunu dinleyerek sağlıyorsunuz.
Başlangıçta ortama uyum sağlamaya ihtiyacınız var. Başkaları sizin onlar gibi olduğunuza inanmalılar. Sonra gerçek karakteriniz ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durumda insanlar bildiklerini zannettikleri bu yeni kişiye uyum sağlamaya çalışırlar. Bu özelliğiniz yüzünden bazen ihtiyaçlarınıza cevap vermeyen durumları yada ilişkileri kendinize çekersiniz.
Siz dikkatle dinleyen birisiniz. Başka insanların ne hissettiğini bilmek istersiniz. Bu yetenek sizin müziği ve yabancı dilleri daha iyi duymanızı sağlar. Eğer imkanlarınız varsa bir müzik aleti çalabilir yada kendi diliniz dahil başka dilleri fazla aksan olmadan konuşabilirsiniz. Düşünce ve duyguları açık olarak ifade edebilirsiniz.
Aşırı ciddi olduğunuzda yada fazla rahat hissettiğinizde kişisel gelişiminizi ihmal etmeye başlarsınız. Ne istediğinizden ve ne beklediğinizden emin olun. Böylece başkaları sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayacakları nı bilirler ve yaşamınız daha keyifli bir hal alır.
Eğer maviyi yeşilden daha çok seviyorsanız, kariyeriniz yada kişisel hedefleriniz sizin için birinci sırada demektir. İlişkileriniz hayallerinize uyum göstermek zorundadır.
Eğer yeşili maviden daha çok seviyorsanız, başkalarının hayallerine destek olmaya daha çok önem veriyorsunuz ve kendinizi ikinci plana atıyorsunuz demektir.

Mavi ve Mor: Düşünenler
Siz oluşumu incelersiniz. Bir şeyin neden var olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarsınız. Bulduğunuz sonuçlar sizin büyük resmi görmenizi sağlar. Neye ihtiyaç olduğunu bulma kabiliyetiniz sizin olayları iyileştirmenizi sağlar. Geleceğe yoğunlaşarak, fikirler ve olaylar sanki olmuş bitmiş gibi düşünebilirsiniz. Siz gelecekteki dünyada yaşarsınız. Bu kafanızda ki bir resimdir.
Siz insanların motivasyonunu ve sebep-sonuç ilişkilerini anlayabildiğiniz zaman perfomansınızın en üstünü yaşarsınız. Sürekli hareket planı hazırlamak için kafanızın içinde olayları kategorize ediyorsunuz. Bu planlar olmadan organize olmak sizin için çok zordur. Zaman zaman gündüz hayal kurarak geçiren bir insan haline gelebilirsiniz.
Siz yol açan öncüsünüz. Yeni fikirleri ve yapıları geliştirmeye karar verdiğiniz zaman büyük keyif alırsınız. Fikirleri kafanızın içinde gerçeğe dönüştürmek ihtirasınızın artmasını sağlar. İnancınız güçlü olduğu zaman, gerçeklere bakmadan olayları üstlenebilirsiniz. Kendiniz ve başkaları hakkında geliştireceğiniz yanlış ön yargılar sizi ortamın dışına sürükleyebilir.
Sürekli yeni bir şeyler yapma ihtiyacınız sizin hazırda yapmış olduklarınızı takdir etmenize engel olabilir. Kafanızın içinde çok fazla resim olması yaşamınızı zorlaştırabilir. Diğer insanlar ve olaylar size yetişemeyebilir. Farkında olmadan çevrenizden ve kendinizden imkansızı istemeye başlayabilirsiniz.
Eğer maviyi mordan daha fazla seviyorsanız, kendi hayallerinizi ilişkilerinizden daha ön planda tutuyorsunuz demektir.
Eğer moru maviden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizde nasıl güçlü olabileceğinize daha çok ilgi duyuyorsunuz demektir.

Mavi ve Turuncu: Yapıcılar
Siz heyecanlı bir yaşam bekliyorsunuz. Bunu çift karakteriniz ile başarıyorsunuz. Bir dakika yeni bir ev tipi yapmak isteyen yaratıcı ve özgür düşünen birisisiniz, ikinci dakika da ise tarzınızı değiştirip niye bir insanın böyle bir fikri ortaya savunabileceğ ini sorgulayan geleneksel bir eleştirmen oluverirsiniz. Siz sosyal bir muammasınız.
Merakınız pek çok farklı kesimden kişiler ile iletişim kurmanızı sağlar. Siz bu ortamlarda gelişip serpilirsiniz. Partilerde eğlenceli kişilerden biri sizsinizdir. Arkadaşlarınız pek çok farklı ortamdan gelen ve farklı ilgi alanları olan insanlardan oluşur. Bazen durup kendinize şaşırırsınız; sürekli bu çılgınlıkları kendinize nasıl çektiğinizi düşünürsünüz. Fakat içten içe bilirsiniz ki aşırı tek düzelik kişinin gelişimini durdurur ve siz kesinlikle tek düze bir ortamda bulunamazsınız.
Dünyanın size ihtiyacı olduğuna inanmak istersiniz. Çoğu kez kontrolünüzün olmadığı sosyal konular üzerinde düşünüp bir anlam çıkarmaya çalışırsınız. Sonunda ise boşa harcadığınız zamandan yorgun düşmüş ve duygusal olarak çökmüş hissedersiniz. Anlamanız gerek ki dünya hiç bir zaman istediğiniz gibi mükemmel bir ortam olmayacak. Bir insan ancak bir yere kadar olayları kontrol edebilir. Zaman içinde göreceksiniz ki kontrol edemediğiniz sosyal kavramlar üzerinde enerjinizi harcamak yerine kendi çevrenize ve yaşamınıza konsantre olursanız çok daha etkili değişimler gerçekleştirebilirsin iz.
Bir iş yaparken amaca ve hedefe tüm varlığınızı veremiyorsanız başarılı olmanız mümkün değildir. Bütün kalbiniz ile girişmiyorsanı z o işi bırakın ve bir sonrakine geçin. Siz yeni bir şeyler yapmak, kurmak, üretmek ihtiyacındasını z, eğer bu imkan elinizde yoksa mutsuz olmanız kaçınılmazdır.
Eğer maviyi portakal renginden daha çok seviyorsanız, bir işi önce nasıl yapacağınızı düşünür sonra planınızı gözden geçirip hatalarını incelersiniz.
Eğer portakal rengini maviden daha çok seviyorsanız, anlık heyecanlara kapılıp planlarınızı unutmanız çok kolaydır.
Kırmızı ve Yeşil: Kaynak Yöneticileri
Pratik ve insanlara değer veren bir yapınız var. Başkalarına yaşamlarında daha anlamlı ve değerli aşamalar katetmeleri için yardımcı olursunuz. Hiç kimse sizi kandıramaz. Siz dinamik birisiniz ve herkesin ne yaptığını yada amaçladığını çok iyi bilirsiniz. Neyin önemli olduğunu bilmenizi sağlayan özel bir yeteneğiniz vardır. Bir öğretmen yada ebeveyn gibi insanların yaşamlarını daha iyi nasıl yapabileceklerini düşünürsünüz.
Siz en çok elinizdeki kaynakların nasıl kullanılacağını idare ettiğinizde başarılı olursunuz. Başlangıçta çok eğitmek amacı ile başlamanıza rağmen daha sonra aşırı otoriter olabilirsiniz. Hatta aşırıya kaçıp patronluk taslayabilirsiniz. Ne yazık ki orta dereceniz yok, ya eğiticisiniz yada otoritersiniz. Bu durum çevrenizdeki insanların kafasını karıştırabilir. İnsanlar patronluk tasladığınızda bile insanların iyiliğini düşündüğünüzü her zaman farkedemeyebilirler .
Üzgün olduğunuzda, baskı altında kaldığınızda yada sarhoş olduğunuzda kırmızı rengini simgeleyen tarafınızı ortaya çıkarırsınız. Yeşilin sakinleştiren etkisi olmadan aşırı davranışlarınız ile dostlarınızı oldukça şaşırtabilirsiniz. Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız bu karakter daha bile çarpıcıdır. Eğer çevrenizdekiler bu süreçlerden birinde size farklı davranmaya kalkarsa bunun nedeni muhtemelen sizi tanıyamadıkları içindir.
Eğer kırmızıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, başkalarından önce bir hedefin başarılması için nelerin yapılması gerektiğine önem verirsiniz. Bu yapınız sizin kendinize güvenmenizi ve direk olmanızı sağlar
Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız, destekleyici yanınız ön plana çıkar ve öncelikle enerjinizi başkalarının ihtiyaçlarına yönlendirirsiniz.

Kırmızı ve Mor: Birleştiriciler
Siz olayların duygusal yanları ile gerçekleri birleştirmeyi seversiniz. Bir olay olduğunda önce durumu analiz edersiniz, saçmalıkları bir tarafa atar ve insanları bir araya getirerek durumun düzelmesini sağlamaya çalışırsınız. Başkaları sizin düzene olan ihtiyacınızı aşırı ciddi olarak görür. Siz başkalarına fikir verirken yada açık açık düşüncelerinizi söylerken en başarılı olursunuz. Başkalarına destek olmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.
Vücut diliniz insanları size çeker. Merakınız hareket yaratır. Siz seksi bir insansınız. Yeni olgular sizi heyecanlandırır ve yeniden canlanmanızı sağlar. Fakat aynı zamanda yenilikler yapmanız gerekenleri bitirmenize engel olabilir. Ertelemeyin. .. heyecanınız sönmeden önce işlerinizi bitirmeye çalışın.
Olayların ve insanların göründükleri gibi olduğunu bilmeye ihtiyacınız vardır. Bu yapınız özellikle kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda daha belirginleşir. Çevrenizi kontrol eden bir yapıya bürünürsünüz. Bazen olayların sadece negatif yanlarını görürsünüz. Böyle durumlarda öylesine kuşkucu ve aşırı analitik olursunuz ki herkesin moralini bozabilirsiniz. Duygularınızı ve davranışlarınızı çalışan bir plan ile birleştirmeye ihtiyacınız vardır. Yoksa geleceğinizi yönlendirmek sizin için çok zor bir hal alacaktır.
Eğer kırmızıyı mordan daha çok seviyorsanız, en popüler insan olmaktansa işlerin doğru şekilde yürümesine daha çok ilgi duyarsınız. Sözlerinizin sonuçlarını düşünmeden konuşma eğilimindesiniz.
Eğer moru kırmızıdan daha çok seviyorsanız, insanların tepkilerine çok önem veriyorsunuz demektir. İstediğinizi almak için cazibenizi ve çekiciliğinizi kullanırsınız.

Kırmızı ve Turuncu: İnsancıllar
Siz bireyselliğe saygı duyarsınız. Siz kendi yolunuzda yürümeye ve kendi düşüncelerinizi özür dilemeden açıkca konuşmaya inanırsınız. Eğer birisi çizgisini aşarsa sessiz kalmazsınız. Koşulsuz sevgi arıyorsunuz ve insanların herhangi bir kısıtlama, utanç yada korku olmadan kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı ümit ediyorsunuz.
Kendinize yakın bulduğunuz insanlar ile içten ve samimi ortamlarda bulunmayı seviyorsunuz. En büyük her zaman en iyi olmayabilir sizin için. Küçük şehirler, küçük firmalar ve küçük arkadaş grupları sizin için daha caziptir, sizin kendinizi değerli hissetmenizi sağlarlar. Aksi takdirde aşırı endişeler, geniş çevre, pek çok arkadaş ve hatta karmaşık duygular gerçekleri görme yeteneğinizi yok edebilir.
Siz başkaları için neyin çalışmadığını görebilirsiniz. Sonrada hazır olsun veya olmasınlar olduğu gibi gerçeği söylersiniz. Bu açıksözlülük kendisine güveni olmayan insanlar için ürkütücü olabilir ve sizden uzaklaşmalarına yol açabilir. Diğerleri ise sizi güvenilir ve koruyucu olarak görür.
İş yapmaya yoğunlaşmış kişiliğiniz sizin duygusal yanınızı saklar. Bu sizin koruma mekanizmanızdı r. Biraz daha açılmalısınız. Zayıflıklarınızı göstermekten çekinmeyin. Tıpkı bir mıknatıs gibi hakettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize çekmeye başlayacaksınız. Çünkü insanlar böylece sizi tanıyabilir ve gerçekten hakettiğiniz değeri ancak o zaman verebilir.
Eğer kırmızıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, dünyada pozitif bir değişim yapmaya öyle yoğunlaşmış durumdasınız ki ilişkilerinizi ikinci plana atıyorsunuz.
Eğer portakal rengini kırmızıdan daha çok seviyorsanız, herkesin iyiliği için olayları tamir eden yada arabuluculuk yapan birisiniz demektir.

Kaynak: Şifacı