Kelimeler Okyanusu

Bilge elimden tuttu ve sonra boşluğu bir sessizlik doldurdu Sordum;

aaa

 

Bilge elimden tuttu ve sonra boşluğu bir sessizlik doldurdu
Sordum;

Ana Baba olarak çocuklarıma en çok neyi öğretmeliyim ?

“Kimseye kendilerini sevdiremeyeceklerini
Ancak kendilerini sevilebilecek biri yapabileceklerini…”

“İnsanların emeklerinin satın alınabileceğini,
Kalplerinin ve akıllarının kazanılabileceğini…”

“Kalp yaralarının bir anda açılabileceğini
Kapanmasının yıllar sürebileceğini,”

“Affetmeyi, Affederek Ve Öğreterek.öğrenilebileceğini..”

“Zenginliğin; Hayatta çok şeye sahip olmak değil,
En az şeye ihtiyaç duymak olduğunu…”

“Aynı şeye bakan insanların, her birinin farklı şeyler gördüğünü“

“Önemli olanın, Neye baktığınız değil,
Ona nasıl baktığımız olduğunu …”

“Esnekliğin hayat,”Sertliğin ölüm olduğunu..”

“Gücün kaynağının ,para ve mevki değil,
Gönül ve ilim olduğunu…”

“Kinin kalbe ağırlık olduğunu…
Hata karşısında özür dilemenin, Gerçek büyüklük olduğunu…”

“İnsanın özünün sevgi olduğunu,
Ama nasıl göstereceklerini ve söyleyeceklerini bilmeyen çok seven insanların olduğunu..”

“Adaletin,Her şeyin olması gerektiği yerde bulunması olduğunu..”

Öğret ve sende unutma…

“Ölüm yaşlılığa yakıştırılır,
Ama herkes ölecek yaştadır.”

Kelimeler Okyanusu

Tahta At’ın Hikâyesi (Zihinsel Güç)

large (35)

Tahta At’ın Hikâyesi (Zihinsel Güç)

İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardıklarında anne yemeği hazırlarken, çocuklar babalarıyla birlikte yürüyüşe çıkar. Uzun bir yürüyüşten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarırcasına bakan gözlerle, ‘Babacığım çok yoruldum. Lütfen beni kucağında taşır mısın?’ der. Baba: ‘Ben de yorgunum oğlum” der demez çocuk ağlamaya başlar. Baba tek kelime etmeden ağaçtan bir dal keser. Dalı bıçakla biçimlendirip, çocuğa zarar vermeyecek biçimde yontar. Sonra dalı oğluna verir.

‘Al oğlum, sana güzel bir at’ der.

Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biner ve sıçrayarak, ata vurarak annesinin yanına doğru gitmeye başlar. Babasını ve ablasını geride bırakmıştır bile…

Baba gülerek kızına: ‘İşte yaşam budur kızım. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. İşte o zaman kendine değnekten bir at bul ve neşe ile yoluna devam et. Bu at, bir arkadaş, bir şarkı, bir çiçek, bir şiir ya da bir çocuğun tebessümü olabilir.’
Değnekten atınız hiç eksik olmasın…

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Aslında kendinin üstün olduğunu kanıtlamaya çalışan kimse sıradandır…

large (36)

Bir tutam çimenden, büyük bir yıldıza kadar her şey olduğu gibidir neyse odur. Onlar varoluşlarından kesinlikle mutludurlar. Bu yüzden herhangi bir kıyas ya da herhangi bir rekabet yoktur. Herhangi bir hiyerarşik durum söz konusu değildir -kim alçakmış, kim yüksekmiş bunların önemi yoktur. Aslında kendinin üstün olduğunu kanıtlamaya çalışan kimse sıradandır.
Herşeyi kabul eden insan neşeli olur. Böyle birisi şükran dolu olur; varoluşa şükran duyar, bütünlüğe şükran duyar, bu kişi en üstündür.

Osho

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Vücudumuzun Duygusal Dili ve Olumlamalar…

1533966_10202174712561465_1543477789_n

Vücudumuz deneyimlemekte olduğu duygusal ve bilinçaltı mesajları bize ağrılar ve hastalıklar şeklinde ifade ederek iletişim kurmaya çalışır. Genel olarak hayatımızla ilgili doğru yolda olup olmadığımızı bu mesajlar sayesinde anlarız. Karmaşık hayatlarımız, bazen vücudumuzdan bize gelen mesajlar farketmemizi engeller. Kendi iyiliğimiz için dönüşüm ve berraklık, bu mesajları anlayarak gereğini yapmaya niyet ettiğimizde başlayacaktır. Aşağıdaki listede yer alan bilgiler sezgisel olup, bu listeye bir çok ek yapmak ve onu geliştirmek mümkündür.
• Ergenlik sivilcesi: Kabul edememek, kendini beğenmemek
Olumlama: Kendime duyduğum sevgi ve anlayış vücuduma ve yüzüme yansıyor.
• Bağımlılıklar: Kendinle yüzleşmekten kaçmak. Korkuyla yüzleşmemek. Kendini sevmenin nasıl olacağını bilememek
Olumlama: Aradığım cevapları bulabilmek için içime dönmek ve içime bakmak güvenlidir.
• Alkolizm ve Suistimal: Faydasızlık hissi, suçluluk, yetersizlik ve kendini reddetme hisleri.
Olumlama: Şu an şimdi de yaşıyorum. Her an benim için yeni. Kendi değerimi görüp farketmeyi seçiyorum. Kendimi şu an seviyorum ve onaylıyorum.
• Alerji: Kendinizin veya başkasının sizin gücünüzü inkar etmesi
Olumlama: Dünya güvenli ve dostça. Ben güvendeyim. Hayatla barışığım.
• Ayak Bileği: Esnek olamamak, suçluluk duygusu. Bilekler keyif alabilme yeteneğini temsil eder.
Olumlama: Hayattan keyif almayı ve neşeli olmayı hakkediyorum. Hayatın bana sunacağı tüm keyifleri şu andan itibaren kabul etmeyi seçiyorum.
• Kaygı ve Sinir: Hayatın doğal akışına güvenmemek.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayatın akışını ve aşamalarına güveniyorum. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
• Kol problemleri: Hayatın getirdiği deneyimlere tutunamamak.
Olumlama: Bana gelen tüm deneyimlere sevgiyle sarılıyorum ve bu tecrübeleri keyifle kucaklıyorum.
• Sırt Ağrısı (üst): Duygusal destek eksikliği. Kimse tarafından sevilmeme hissi, aşık olmaktan korkmak.
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Hayat beni her zaman sever ve destekler.
• Sırt Ağrısı (orta): Suçluluk duymak, geçmişe takılı kalmak. Sırtında yük olarak taşıdığı insanlardan kurtulma ihtiyacı.
Olumlama: Geçmişi evrene serbest bırakıyorum. Kalbimdeki sevgiyle birlikte hayatımda ilerlemekte özgürüm.
• Sırt Ağrısı (Alt) : Parasal endişeler, finansal kaygılar.
Olumlama: Hayatın tüm aşamalarına güveniyorum. Tüm ihtiyaçlarım hallediliyor. Güvendeyim. Sevdiklerim güvende.
• Yüksek Tansiyon: uzun süreli ve çözümlenememiş duygusal problemler.
Olumlama: Geçmişi sevgiyle evrene serbest bırakıyorum. Kendimle barışıyorum. Huzura ulaşmayı seçiyorum.
• Alçak Tansiyon: Çocukken az sevgi görmek. Yenilgiyi kabullenme, “neye faydası olacak, nasılsa işe yaramayacak “ duygusu
Olumlama: Şu andan itibaren hiç bitmeyecek keyifli bir hayat yaşamayı seçiyorum. Hayatım çok keyifli.
• Kemik Kırılması: Bir otoriteye karşı isyan etmek
Olumlama: Hayatım için tek otorite benim. Kendim için en iyi olanı en hayırlı olanı seçecek olan kişi de benim.
• Göğüs Ağrısı (sol): Sevilmeme, sevgiden beslenememe hissi. Fazla fedakar olmak, hep başkasını düşünüp hiç kendini düşünmemek.
Olumlama: Ben etrafımdaki herkes tarafından sevilirim. Çevremden gelen sevgi enerjisi beni besler.
• Göğüs Ağrısı (sağ): Aşırı korumacı olmak, aşırı çocuk sahibi olma isteği, sevgiyi göstermekte güçlük.
Olumlama: Güvende olduğumu ve sevildiğimi bilerek hayatı kucaklıyorum ve ona güveniyorum. Sevmeyi seçiyorum. Sevilmeyi seçiyorum.
• Nefes Almada Güçlük: Hayatta iyi bir rol almaktan duyulan endişe veya red edilme korkusu. Layık olamama korkusu.
Olumlama: Özgür ve tam bir şekilde yaşamak benim doğuş hakkım. Sevmeyi hakkediyorum. Hayatı bana sunduğu hayrıma olan herşey ile tam olarak yaşamayı seçiyorum.
• Kanser: Affedeemek, derin yaralar, sırlar, derin üzüntüler ve kırgınlıklar.
Olumlama: Geçmişi ve geçmişteki yaşadığım tüm üzüntüleri ve bu üzüntülere sebep olan herşeyi affediyorum. Sevgi enerjimle hayrıma olmayan tüm bu enerjileri evrene serbest bırakıyorum. Hayatımın içini keyifle ve mutlulukla doldurmayı seçiyorum. Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.
• Öksürük: Dünyaya ve çeyreye haykırma isteği. “ beni dinleyin mesajı “
Olumlama: Farkediliyor ve en pozitif yollarla takdir ediliyorum. Seviliyorum.
• Kulak Problemleri: Duymak istememek. Öfke yada etrafta çok fazla karmaşa
Olumlama: Sevgiyi duymaya niyet ediyorum
• Dirsek Problemleri: Yön değiştirmeyi ve yeni deneyimleri yaşamayı kabul etmemek
Olumlama: Hayatımda meydana gelen yeni yönlerin, yeni değişikliklerin akışına kolaylıkla adapte oluyorum.
Baygınlık, Fenalaşma: korkular, başedememek. Gerçekten olup biteni anlamak istememek.
Olumlama: Ben tam bütünüm ve en önemlisi güçlüyüm. Hayatımda karşıma çıkacak herşeyle başedebilecek güce ve bilgiye sahibim. Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve onaylıyorum.
• Bayansal Problemler: Kendini kabul edememek içindeki kadınsal yönleri reddetmek.
Olumlama: Kadınlığımdan keyif alıyorum ve gurur duyuyorum. Kadın olmayı seviyorum. Vücudumu seviyorum.
• Gaz Sancısı: Hazmedilememiş fikirler yada endişeler
Olumlama: şu an artık rahatım. Hayat rahatlıkla ve kolaylıkla benim içimden akar.
• Başağrısı: Kendini çok eleştirme. Aslında olanbiteni kabullenmek istememek
Olumlama: Kendimi seviyor ve onaylıyorum. Kendimi görüyorum ve etrafımdaki olayları sevgi enerjisiyle kabule geçiyorum. Güvendeyim.
• Sinuzit: Bir kişiye karşı irite olmak. Özellikle yakınınızda olan birinin sizi irite etmesi
Olumlama: Etrafımdaki herkesle huzur ve barış içinde yaşamayı seçiyorum. Çevremi iyi niyet ve sevgi enerjisi ile sarıyorum. Güvendeyim. Mutlu ve huzurluyum

Sevgiyle
Serkan Sorguç – Kuantumdaben.com

Not: bu yazı Louise Hay ve Caroline Myss’in kitabından özetlenmiş ve kuantumdaben.com tarafından tercüme edilmiştir

Genel

Burçların Huysuzlukları

large (1)

Burçların Huysuzlukları

Burçların özellikleri ile birlikte huysuz anları sizlerle birlikte. Astrolojiye ne kadar inanıyorsunuz bilemiyoruz ama günlük burç yorumunu okumadan o günkü planını ona göre yapanlar çoğunlukta… Bakalım sizin burcunuzun en huysuz zamanları nelermiş?

Koç

Çok çalıştıklarında
Hastalandıklarında
İstedikleri olmadığında
Mide ve baş ağrılarında
Evin içine tıkıldıklarında
Disiplin altına alındıklarında
Sıraya girip beklediğinde
Boğa

Dinlenilmediğini fark ettiğinde
Biri borç istediğinde
Karınları acıktığında
Ani bir değişiklikte
Seksten uzak kaldıklarında
Kilo aldıklarında
Parasız kaldıklarında
Yemek sofraya geç geldiğinde
Tatile çıkmadığında

İkizler

Sessizlikte
Rutin bir aşkta
Emredildiğinde
Kapalı yerlerde
Tatile çıkmadığında
Kendisinden çok konuşan birine rastladığında
Dinlenilmediğini fark ederse
Kilo aldığında
Otobüse bindiğinde
Aradığını bulamadığında

Yengeç

Evin anahtarını kaybettiğinde
Kendi hakkında bir soru sorulduğunda
Eleştirildiğinde
İlgi görmediğinde
Hastalandığında
Ev dışında bir yerde uyuduğunda
Dağınık biriyle yaşadığında
Sevdiklerinden uzakta kaldığında
Çekmecesi karıştırıldığında

Aslan

Birinin yalanını yakaladığında
Kafası karıştığında
Yüzünde sivilce çıktığında
Öğütleri dinlenmediğinde
Başka birinin kendinden güzel veya yakışıklı olduğu söylendiğinde
Aşksız kaldığında
İş aradığında
Saçları döküldüğünde, beyazlamaya başladığında

Başak

Evine misafir geldiğinde hele bir de dağınık birisiyse
Üstü başı kirlendiğinde
Şüphelendiklerinde
Sivilce, uçuk çıkardıklarında
Şaka yapıldığında(eşek şakaları)
Kendisinden önce biri tuvalete girdiğinde
Ütüsüz bir kıyafet giydiğinde

Terazi

Parasız kaldıklarında
Rahatsız edildiklerinde
Güzel veya yakışıklı bulunmadıklarında
Karar vermek zorunda kaldıklarında
Ağlayan birini gördüklerinde
Rutinlikte
Hastalandıklarında
Erken uyandıklarında

Akrep

Kıskandıklarında
Başarısız olduklarında
Cinsellik yaşamadıklarında
Ciddiye alınmadıklarında
İşlerine karışıldığında
Ayrıldıklarında
Yalnız kaldıklarında
Hesabı ödemek zorunda kaldıklarında

Yay

Alışverişe çıkmadıklarında
Tatile gitmediklerinde
Aynı işte çalıştıklarında
Telefonla konuşmadıklarında
Tek başına kaldıklarında
Kedisi köpeği kaybolduğunda
Hasta olduklarında
Oğlak

Davetlerde
Patrondan azar işittiklerinde
Geveze insanlarla olduklarında
Planları bozulduğunda
Kalabalıkta
Çalışmadıklarında
Davetsiz misafirler
Biri geç kaldığında
Mideleri ağrıdığında
Alışverişte

Kova

Kıskandıklarında
Hastalandıklarında
Ütüsüz kıyafetlerle
Sözü dinlenmediğinde
Kendi istediği olmadığında

Balık

Çok çalıştıklarında
Kötü rüya gördüklerinde
Aşksız kaldıklarında
Ayrıldıklarında
Çalar saat sesinde
Bir şey yiyip içmediklerinde
Davetsiz misafir kapıya dayandığında
Sürekli gülen, konuşan birine rastladıklarında

Kelimeler Okyanusu

Bisiklet Hikayesi : )

large (34)

 

Bisiklet Hikayesi : )

Ortaokul son sınıftayım. Babam Çankırı’da görevli, subay lojmanlarında oturuyoruz. Tüm arkadaşlarımın bisikleti var, bir benim yok. Sınıfı da geçtik… Babama gittim.

“Bana bir bisiklet alır mısınız?” dedim.

“Çalış kendin al.” cevabını aldım.

“Nasıl?”

Beni aldı, Çankırı’nın göbeğinde herkesin gülüşüyle tanıdığı ‘Neşeli’ diye bir manav vardı, ona götürdü. Bir kasa limon aldı, bana verdi.

“Borcun şu kadar, bir ay sonra ödersin.” dedi.

Kişiliğe bak; biz bisiklet istiyoruz, babamız limon kasası alıp veriyor. Çok hırslandım ve sinirlendim. Ertesi gün çarşamba sabahı erkenden Çankırı pazarına gidip limon kasamı koydum ve satışa başladım. Lojmandan tanıdığım teyzeler geçiyor, arkadaşlarımın anneleri, kıpkırmızı oluyorum. Bir süre sonra olayı duyan arkadaşlarım tezgahın başına doluştular. Ayaklarda Nike’lar, Adidas ayakkabılar, havalı kotlar… Ben güneş altında limon satıyorum, karizma falan kalmadı.

“Oğlum çok zevkli.”

“Hadi yaa?”

Sonraki hafta arkadaşlarım ellerinde benim limonlardan onar tane alıp pazarda dolaşmaya başladılar. Bu arada ben rüyalarımda ve gündüzlerimde babama karakter atıyorum.

İki ay sonra biriktirdiğim paralarla babamın kitap okuduğu odaya girdim, parayı babamın masasının üzerine bıraktım.

“Git bana bisiklet al!” dedim ve çıktım.

Türk filmlerinden çalışılmış bir sahne. Nasıl gurur, nasıl gurur!.. Babam bana bal renkli, vitesli Polo marka harika bir bisiklet aldı. Yıllar sonra benim babamın önüne koyduğum parayla bırakın bisikleti, o bisikletin pedalını alamayacağımı fark ettim. Bana belli etmeden paranın ve çabanın değerini öğretmişti. Babasından aldığı harçlıklarla büyüyen bir çocuk olsaydım bugün sahip olduğum mücadele ruhunun çok ufak bir bölümüne bile ulaşamayacaktım. O günden sonra bir daha babamdan para istemedim.

Ahmet Şerif İZGÖREN