Sağlık Ve Güzellik

Renkler Bizler İçin Neler Yapabilir?

large (24)

Renkler Bizler İçin Neler Yapabilir?

KIRMIZI:
Kan hastalıkları, fiziksel yorgunluk, halsizlik, soğuk algınlığı, felç, gebelik bulantısı gibi durumlarda tedavi edicidir. Bu nedenle bol bol pancar, turp, kırmızılahana, suteresi, ıspanak, domates, kırmızı erik ve kırmızı frenküzümü gibi sebze ve meyveler yememiz gerektiğini sağduyumuzla anlarız. Kırmızı özellikle KÖK ÇAKRASI ya da kuyruksokumu merkezini kontrol eder.
TURUNCU:
Kronik astım, bronşit, alt solunum yolu enfeksiyonları, safrakesesi taşları, böbrek iltihapları rahim sarkıklığı, adetten kesilme, zeka yorgunluğu, sara felç, kolera, gut, ve romatizmaya iyi gelir. Havuç, balkabağı, portakal, kayısı, mango, kavun, şeftali gibi turuncu kabuklu meyve ve sebzeler yiyin. Turuncu renk ikinci çakrayı ya da dalak merkezini denetler.
SARI:
Mide sorunları, hazımsızlık, kabızlık, gaz, karaciğer sorunları, şeker hastalığı, midede yanma, felç, egzama ve diğer cilt sorunları, cüzam, sinirsel yorgunluk gibi durumları tedavi eder. Sarı renkteki yiyecekler yabanhavucu, mısır, yerelması, ananas, limon, greyfurt, papaya, kavun ve sarı kabuklu meyve ve sebzelerin çoğudur. Sarı renk üçüncü çakra ya da karın içindeki sinir ağını yani SOLAR PLEKSUS’u denetler.
YEŞİL:
Kalp sorunları, yüksek kan basıncı, ülser, kanser, sinir ağrıları, grip, frengi tedavisinde önerilir. Yeşil sebzelerin çoğu, meyveler, buğday çimi, reyhan, durva otu, ıspanak, bezelye bu grup yiyeceklerdendir. Yeşil renk kalp çakrası ya da kalp merkezini denetler.
MAVİ:
Larenjit, guatr, dişeti iltihabı, boğaz ağrısı, ses kısıklığı, ateş tifo, diş çıkarma, dizanteri, sarılık, kolik, iltihabi bağırsaklar, aşırı safra salgılanması, kaşıntı, kesikler, uykusuzluk, ağrılı adet görme, beyin iltihabı, akut romatizma, sudan korkma, sinir hastalıkları bu renkle tedavi edilir. Yabanmersini, mürdümeriği, kuru erik, üzüm, patlıcan, mor lahana, karadut gibi mor renkli sebze ve meyvelerden bolca tüketin. Mavi renk gırtlak çakrasını ya da boğaz merkezini kontrol eder.
ÇİVİT MAVİSİ:
Katarakt, şoka bağlı körlük, göz iltihapları, sağırlık, kulak ağrıları, burun kanamaları, yüz felci, bebeklik katılmaları, zatürree, boğmaca, verem, hazımsızlık, sayıklamalar, saplantılar, delilik, histeri, bunama gibi hastalıklara iyi gelir. Mavi ve mor renkli sebze ve meyvelerden yiyin. Çivit mavisi alın çakrasıdır, üçüncü göz ya da epifiz bezini denetler.
MOR:
Sinirler ve beyinle ilgili hastalıklar, sinirsel baş ağrıları, siyatik, menenjit, sara, beyin sarsıntısı, cinnet, ağrılı kramplar, böbrek ve mesane yetmezliği, akıntı, tümörler, kellik, kepeklenme ve c vitamini eksikliği gibi durumlarda tedavi edicidir. Kara üzüm, yabanmersini, böğürtlen, mor brokoli, pancar bolca tüketmeniz gerekenlerdir. Mor renk taç çakrasını ya da hipofiz bezini kontrol eder.
BEYAZ:
İnançla tedavi ve enerjik tedavide kullanılır. Beyaz bütün renkleri içerir. Yaşam kaynağı olan üstün bilinçlilik hali, güç, arılık, mükemmellik, aşk, sevgi, şefkat, merhamet ve gönül alma gibi durumları simgeler. Beyaz yiyecekler inek, keçi, manda sütü ve bunlardan yapılan yoğurtlar ile muz, ayva, elma, hindistancevizi, kestane, pırasa, sarımsak ve sukabağıdır.
Genel

Veeee Bloğum Artık ”1” Yaşında ^_^

 

large

Veeee Bloğum Artık ”1” Yaşında ^_^

Bugün bloğum bir yaşına girdi.Tam bir yıldır dolu dolu bu blogda sizlerle yaşam hakkında bir çok şey paylaştık.Bizi ileri götürecek,ruh sağlığımızdan tutun beden sağlığımıza kadar türlü bilgiler okuduk.İçimizi ısıtacak fotoğraflara bakarak kelimelerle alamayacağımız anlamları hissettik o karelerde.Bazen güldük,bazen kahkaha attık,Kah aşk dedik kah meşk…

Ben bloğu tasarlarken bu kadar insanın takipte olacağını düşünmemiştim gerçekten.Bu 1 yılda çok iyi insanlar tanıdım,arkadaş oldum.

Bloğum bana tıpkı bir terapi görevi gördü.1 Yıl öncesine nazaran şimdiki bakış açıma bakıyorumda arada gerçekten müthiş fark var.İçimde her zaman sevgi ve sevgiye dair herşey vardı.Ama pozitif bakmayı öğrenemiyordum.Sürekli kendisine acıyan ve herşeyin güzel olacağına inanmayan biriydim.Korku ruhumu esir almıştı adeta.Şimdi herşey o kadar farklıki.

Artık korkmuyorum,artık yaşamın içinde akıyorum adeta.Herşeyi olduğu gibi kabul edip,bana acı vermesine izin vermiyorum.Dışardan gelen olumsuz tepkiler beni etkilemiyor.Kahkahalarımda,göyaşlarımda başımın tacı.Eskidende ufak şeylerden mutlu olurdum ama artık dahada dikkatli bakıyorum dünyaya.Sanki ufkum açıldı.

Bitti mi?Tabiki hayır.Gelişim hiç bitmezki.Ne demişler;

“Başkalarından üstün olman önemli değil, sen dünküne göre kendinden üstün müsün , önemli olan o… “

Diliyorum bu blog hepinize aynı yararı sağlıyordur.Umarım bu bloğa baktığınız pencerede gördüklerinizi,yaşama baktığınızda da görebiliyorsunuzdur.

Bu yolculuğumda bana eşlik eden,ziyaret eden,uğrayan herkese çok çok ama çok teşekkür ederim.İyiki varsınız,iyiki bloğum var.Canım bloğum,benim akıllı kızım.Mutlu yıllar 🙂

Gün bitince hayatım birçok hayata değecek,
Güneş batarken iyi kötü sayısız iz bırakacak,
Bende hep bunu ister, bunu dilerim,
Hayatım başkalarına değerek çoğalsın diye…

K.Gülşah

large (46)

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Koruma Baloncuğu Oluşturma

Koruma+blonu Koruma Baloncuğu Oluşturma

Özellikle büyük kentlerde oturanlar, her gün kalabalıklara karışanlar pek çok farklı enerji frekanslarıyla kirlenir. Atmosferimiz, ekolojik çevremiz; sadece katı, sıvı ve gaz niteliğindeki zararlılarla kirlenmez. Kirliliğin diğer boyutu enerjetik seviyededir. Her tür negatif duygu ve düşüncenin enerjisi ortalıkta dolaşıp duran psişik kirleticilerdir. Psişik kirliliğe karşı koruma baloncuğu oluşturup kendi alanımıza sahip çıkabiliriz. Koruma baloncuğunu evden çıkmadan önce ve gün içinde aklımıza geldikçe yapmak çok etkili bir korunma sağlar. Bu uygulamayı yapmakla kaybedeceğimiz hiçbir şey olmadığına göre denemeye değer.
Sakin ve gevşemiş bir şekilde oturun veya ayakta durun. Gözlerinizi kapatın. 4 veya 5 kez yavaş yavaş nefes alıp, yavaş yavaş nefesinizi verin. Topraklandığınızı hissedin. Bedeninizin tümünü çevreleyen bir balon imgeleyin. Veya kendinizi kocaman şeffaf bir balonun içinde düşünün. Balonun rengini en çok sevdiğiniz renkte düşünebilirsiniz. Beyaz, pembe, mavi gibi hoş tonlarda olabilir. Balonunuz fizik bedeninizden bir metre kadar dışarıda olabilir. Balonun dışarıdan gelen düşük titreşimli enerjileri geçirmediğini, pozitif enerjilerin ve sizden yayılan enerjilerin geçişine izin verdiğini düşün. Balonun içini nefesinizle doldurun. Kendinizi mutlu, huzurlu ve koruma altında olarak düşünün.
Bu egzersizi ne kadar sık tekrarlarsak, ne kadar iyi odaklanabilirsek balonumuzun enerjisi o ölçüde güçlü olur. Belli bir süre düzenli egzersiz yapıp bir süre sonra imgelemeyi bırakırsak balonun enerjisi ve koruyuculuğu giderek azalır.
Balonun üstüne çeşitli semboller, sloganlar yerleştirilebilir. Örneğin başın üstünde, ayakaltında, sağ ve sol tarafta “bana uygun olmayan enerjiler giremez”, “kötü titreşimlere kapalıdır” gibi yazılar imgelenebilir.

Bir molada, teneffüste, çay veya kahve arası verdiğiniz zamanlarda niyet edip korunma balonunuzu düşünün. Gökyüzünden gelen enerjiyle yüklendiğini hayal edin. Kalbinizden yayılan beyaz veya gül pembesi bir ışığın balonunuzun içini doldurduğunu ve balonunuzdan taşarak çevrenize sevgi titreşimleri yaydığını imgeleyin. Bu sevgi titreşimlerinin çevrenizdeki insanlara da bulaştığını ve huzur içinde çalıştığınızı düşünün.

Koruma Baloncuğu Oluşturma
Psişik Korunma-Dr. William Bloom

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Değersizlik inancı nasıl oluşur ve gelişir?

large (11)

Değersizlik inancı nasıl oluşur ve gelişir?


Bir insanın doğal gelişimi engellendiği oranda değersizlik inancı ortaya çıkmaya ve güçlenmeye başlar. Her insanın içinde doğuştan gelen gelişme potansiyeli vardır. Fiziksel bir engel yoksa her insan aynı gelişme sürecini gösterir. Beş duyusuyla etrafı tanır, öğrenir ve öğrendiklerini gelişmek ve hayatta kalmak için kullanmaya başlar.
İnsan doğası gereği doğuştan gelen bir yetersizliğe sahiptir. Kendi başına bırakılırsa kısa sürede ölür. Yani belli bir aşamaya gelene kadar yaşaması başka insanların bakımına bağlıdır. Öğrenmek başka insanları modellemekle olan bir şeydir. Onların davranışlarını modelleyerek öğrenir. Etrafını tanır. Yararlıyla yararsızı birbirinden ayırır. Bakıcısına düşen birinci görev onun temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. ( Hava, su, besin, barınma gibi). İkinci görevi ise ona hayatı tanırken gerçek tehlikelerden uzak tutmaktır.
Değersizlik inancı yerleştiren değişik durumlar ve davranışlar
Çocuğun öğrenme çabalarına saygı duymamak
Bu iki görevdeki aksaklıklar çocukta ben yetersizim inancı yerleştirmeye başlar. Halbuki çocuğun içinde ben de yapabilirim inancına göre hazır bir program vardır. Çocuğun kendi başına öğrenme çabası engellendiği oranda bu olumlu programın yerini yetersizlik inancı almaya başlar. Örneğin kendi çabası ile koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa arkadan iterek yardım edilirse çocuk “ ben tek başıma yapamam” inancını yerleştirmeye başlar. Ya da tek başına yemek yemeye çalışan çocuğun elinden kaşığı alır ve ona yedirmeye çalışırsak “ sen yapamazsın” mesajını vermiş oluruz.
Çocuğun doğal gelişimine saygı duymamak
İnsanın gücü sınırlıdır. Her yaş için yapacakları sınırlıdır. Bunun doğal bir gelişim olduğu mesajını çocuk almalıdır. Aksine bu sınırlılık sanki doğal değilmiş gibi mesajlar verilirse yetersizlik inancı yerleşmeye başlar. Su içerken üstüne döken çocuğa kızılması gibi. Eleştirel ailelerde büyüyen çocuklarda değersizlik inancı güçlüdür.
Çocuğun bir takım beklentileri karşılaması gerektiği inancını yerleştirmek.
İyi bir şeyler yaptığı zaman ödül vermek ama diğer zamanlarda ilgilenmemek.
Bir şeyi başaracağı zaman bir ödül alacağını belirtmek.
Başkalarından daha iyi olması gerektiği beklentisini yerleştirmek.
Çocuğu yok saymak
Ne iyi ne de kötü bir şey yaptığı zaman tepki göstermemek, onaylamamak, ya da çocuk yokmuş gibi davranmak. En gizli, en yaralayıcı değersizlik inancı yerleştiren davranış şekli budur.
Aile bireylerinden birinin çocuğu terk etmesi. (Boşanma ya da ölüm gibi). Çoğunlukla görülen durum babanın aileyi terk etmesi şeklindedir. Çocuk babası olmadığı için etrafından utanmaya başlar. Utanmak ya da utandırılmak kendi başına değersizlik inancını yerleştiren bir duygudur. Çocuk utandığı için değersiz olduğuna inanır. Değersiz olduğuna inandıkça daha çok utanır.
Çocuğun duygularının yok sayılması ya da duygularını ifade ettiği zaman utandırılması. Ağladığı zaman kızılması. Kızdığı zaman azarlanması. Çocuğun kendi içinde suçlu olduğu inancını yerleştirmesi. Ben yanlışım, ben hatalıyım, ben utanç dolu bir kişiyim algısı oluşmaya başladıkça değersizlik inancı güçlenmeye başlar.
Cinsel, fiziksel ya da ruhsal tacizlerde ve istismarda bulunmak.
Değrsizlik inancının yerleşmesi çoğu zaman anne karnında başlayan bir süreçtir.

Kaynak;SosyalFobiTedavisi.com