Kelimeler Okyanusu

Hayvanlardan ders almak…

large (3)

 

Hayvanlardan ders almak…

Yaşamın çoğu alanında insanlar başkasını tanımlarken ya da kendisinin tanımlanmasında bazı hayvan isimleri kullanır. Ya kızar kızdırılır, ya da sevinir sevindirir. Hayvan türü önemlidir?
Bunun yanında insan doğası itibariyle ya kendi cinsinden ya da hayvanlardan ders de alır.
Dişi Aslan
Hayvanlar bir gün, “Kim daha çok çocuk doğurabilir?” diye çekişmeye başlarlar. Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun, diye sorarlar aslana. Bir, diye yanıtlar dişi aslan. Fakat ben aslan doğururum.
Dersimiz; Nitelik nicelikten önemlidir.
Yengeç ile Annesi
“Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum?” diye sorar anne yengeç çocuğuna. “Düzgün yürüsene,” der.
“Pekala anne,” der çocuk, “sen önümden düzgün yürü, ben seni takip ederim.”
Dersimiz: hareketler sözlerden önde gelir
Aslan, Koyun, Kurt ve Tilki
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar.
“Evet,” diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
“Hayır,” diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz.
Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur;
“Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor.”
Dersimiz: akıllı kişi tehlikeli durumlarda konuşmaz.
Kazlar ve Turnalar
Kazlar ve turnalar, bir gün aynı tarlada yiyecek ararlarken birden yanlarına yaklaşmaya çalışan avcıyı fark ederler. Turnalar daha çevik ve hafif oldukları için hemen uçarlar. Oysa kazlar ağır hareket ettikleri için avcıdan kurtulamazlar.
Dersimiz: yakalananlar her zaman suçlu olanlar değildir.
Hasta Geyik
Yaşlı bir geyik hasta düşer ve daha rahat otlayabilmek için güzel otlarla dolu bir çalılıkta yaşamaya başlar. Her hayvanla iyi geçindiği için pek çok hayvan sık sık geyiğin ziyaretine gelir.
Zamanla her gelen hayvan bu güzel otlardan tatmaya başlayınca, kısa süre sonra tüm otlar biter. Geyik hastalıktan kurtulur ama yiyecek hiçbir şey kalmadığı için bir süre sonra açlıktan ölür.
Dersimiz: Bazen iyi şeyler paylaşıldıkça bitebilir, elimizdekinin değerini bilelim.
Farelerin Toplantısı
Bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiç biri kabul görmez.
En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken, farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri fareler tarafından alkışlarla onaylanır.
Bu arada, bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı bir fare ayağa kalkar ve bu önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. “Faka,”t der. “Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çan asacak?”
Dersimiz; İyi plan yapmak ayrı, o planı gerçekleştirmek ayrıdır.
İnsanlar, İnsan olduğunu:
Çocukken; masallardan,
Büyüyünce; kitaplardan,
İhtiyarlayınca da; arkalarında kalan yaşamlarından öğrenirler.
Bir işin ne olduğunu, nasıl yapılabileceğini biliyorken susanlar, harekesiz kalanlar olabilir. Ancak susmaları ve hareketsiz kalmaları topluma ve insanlığa ihanettir.
Tarih; haini de kahramanı da yazar.

Günün Sözü: Okumayan, düşünmeyen, ders almayan insanın zararı büyük olur.

Nurullah AYDIN

Sağlık Ve Güzellik

Baş Ağrısı Çekenlere Basit Bir Çözüm…

246a939f8661434190cee12c37c27b99

 

Baş Ağrısı Çekenlere Basit Bir Çözüm…

Burnumuzun neden 2 deliği var ?
Nefes alırken her iki deliği birden kullanırız. Sağ taraf sıcağı (güneşi), sol taraf soğuğu (ayı) temsil eder.
BAŞINIZ AĞRIYORSA sağ burun deliğinizi kapatın 5 dakika süreyle sol burun deliğinizden nefes alın..
KENDİNİZİ YORGUN HİSSEDİYORSANIZ sol burun deliğinizi kapatın, sağ burun deliğinizden nefes alın. (Zihninizi de açar)…
İnanmıyor olabilirsiniz. Çok eski bir doğu kültürüdür.

Deneyin, farkı görün….

Kaynak;sifalibitkim.com

hmmm bunu ilk kez duyuyorum.Ne kadar doğru bilmiyorum ama denemekten zarar gelmez değil mi?

Sağlık Ve Güzellik

Tuz tüketimini azaltmanın faydaları

large (27)

Tuz tüketimini azaltmanın faydaları

Tuz vücudumuz için faydalı fakat fazla alındığı zaman da çok tehlikelidir. İyot, tiroid bezimizin hormon salgılamasını sağlar. Beynin ve sinir sisteminin çalışması ve hormonların çalışması için iyot kesinlikle şarttır. Günlük tüketimini fazla yaptığımızda vücutta ciddi hasar yaratan tuzu azaltmalıyız. Tuz kullanımını azaltmak için ne yapmalıyız?

İnsan vücudunda sodyum yani tuz dengesini böbrekler sağlar. Böbreklerimiz fazla alınan tuzu yani sodyumu dışarıya atar. Arta kalan kısmı ise terleme ile atılır. Böbreklerde oluşan ufak bir hasar tuzu atmakta zorlanma sağlar. Böylece tuz vücutta birikmeye başlar. Yüz, eller, bacaklarda şişmeler oluşur yani vücudunuz ödem yaratır. Tuz fazlası, kan basıncını yükseltir, kalp ve böbrek hastalıkları, felç riski yaratır. Tuz nedeni ile bugün tansiyon hastası olanların sayısı yaklaşık %30’dur.

Uzmanlar günlük 5 gr. kadar tuz tüketmenin yeterli olduğunu söylüyor. Fakat, tüm dünyada kişi başı tuz tüketimi en yüksek olan ülke bizim ülkemizdir. Tuz tüketimini azaltmak için, tuz yerine baharat, sirke ve tatlandırıcı soslar kullanılabilir. Bu tarz soslar alınırken saf olması ve içinde tuz barındırmamasına dikkat etmekte fayda vardır. Tuzun azaltılması sayesinde hem vücudumuz rahatlayacak hem de uzun, sağlıklı yaşam sağlanacaktır.

Tuz tüketimini azaltmak için uzmanlar pek çok uyarı yapıyor. Tuz tüketimini azaltmak için, yemeğin tadına bakmadan tuz atma alışkanlığınızdan vazgeçin. Tuzsuz yemek tatsız diyorsanız, biber, sirke, limon suyu ve çeşitli aromalar kullanılabilir. Mümkün olduğunca konserve gıdalardan ve turşulardan özel soslardan uzak durun. Yemek pişerken içine tuz koymayın. Piyasada satılan yapay ları kullanın. Nane, kekik, soğan, sarımsak yemeklerde tuzu aratmayabilir. Etleri, süt, sarımsak ve sirke ile terbiyelemek ve bol baharat ile pişirmek tuzu aratmayabilir. Marketlerden alışveriş yapılırken aldığınız yiyeceklerin içeriklerini mutlaka okuyun.

Kaynak;Mailce

Kelimeler Okyanusu

GÜzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu.

halilcibran

 

 

“Bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, ‘haydi denize girelim.’ Giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. Bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. Güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu, çaresiz çirkinliğin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. O gün bugündür, erkekler ve kadınlar onları birbirine karıştırır. Ancak içlerinden güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. Ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, gözlerinden tanırlar çirkinliği.”

― Halil Cibran

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

OSHO – Dünyanın Problemi Sensin…

tumblr_mrwtydJpOw1sn3umxo1_500

İnsanlığın yüzleştiği bunca problem varken, nasıl olur da kendi mutluluğumuzla bu kadar uğraşabiliriz?

Açlık, yoksulluk, berbat yaşam koşulları, kendi yetenek ve becerilerini geliştirebilmek için bu kadar az olanaklar…

Aslında kendi problemlerini bırakmadan evvel dünyanın problemlerini anlamak için doğru bakış açısına sahip olmazsın. Kendi evin öyle berbat durumda ki, kendi varlığının içi öyle berbat durumda ki, nasıl engin sorunları anlayabilmek için doğru bakış açısına sahip olabilirsin? Sen henüz kendini dahi anlamamış haldesin; oradan başla çünkü başka her başlangıç yanlış başlangıç olacaktır.

Zihinleri son derece bulanık halde olan insanlar başkalarına yardım etmeye başlar ve çözümler önermeye başlar; bu insanlar dünyada çözdüklerinden daha çok problem yaratmıştır. Bunlar, gerçek zarar verenlerdir: politikacılar, ekonomistler, sözde yardımseverler, misyonerler. Bunlar gerçek zararlılardır; onlar henüz kendi içsel bilinçlerini çözmemiştir ve herkesin üzerine atlamaya ve herkesin sorunlarını çözmeye hazırdır. Aslında bu yolla onlar kendi gerçeklerinden kaçınıyor, onunla yüzleşmek istemiyorlar. Başka bir yerde, başka birisiyle meşgul olarak kalmak istiyorlar. Bu onlara yapılacak bir şey verir; bu, iyi bir çarpıtmadır.

Unutma, dünyanın problemi sensin. Problem sensin ve sen çözülmedikçe yaptığın her şey olayları daha da karmaşıklaştıracaktır. Önce kendi evini düzene sok, orada bir kozmos yarat … o bir kaostur.

Antik bir Hint masalı vardır, çok eski ama çok büyük öneme sahip bir öyküdür.

Çok büyük ama aptal bir kral sert zeminin ayağını acıttığını söyleyip tüm krallığın sığır derisiyle kaplanmasını emretmiş. Ancak, sarayın maskarası bu fikre kahkahalarla güldü; o, bilge bir adamdı. Dedi ki: “Kralın fikri en basitinden komik.”

Kral çok kızmıştı ve maskaraya dedi ki: “Bana daha iyi bir seçenek göster, yoksa öldürüleceksin.”

Maskara, “Efendim küçük bir sığır derisi parçasını kesip ayağınızı kaplayın,” dedi. Ve ayakkabılar bu şekilde doğdu.

Bütün dünyayı sığır derisiyle kaplamaya gerek yok; sadece ayağını kaplamak tüm dünyayı kaplar. Bilgeliğin başlangıcı budur.

Sessiz, varlığının içinde köklenmiş, merkezlenmiş olduğunda, yeteneklerin otomatik olarak işlemeye başlar. Varoluşun senden her zaman istediği şekilde işlemeye başlarsın. İşlemek üzere doğduğun şekilde işlemeye başlarsın, kaderinin senden istediği şekilde işlemeye başlarsın. Doğal hale gelirsin. Kendi işini yapmaya başlarsın ve artık bunun karşılığı olur mu olmaz mı diye, seni daha saygın hale getirir mi getirmez mi diye umursamazsın. O seni mutlu eder ve bu yeterlidir. O seni son derece coşkulu yapar ve bu çok çok daha iyidir.

Ancak, işleri tersinden yapmayı seven insanlar vardır. Onlar önce dünyayı değiştirmek isterler ve sonra kendilerine gelecekler. Ama sana bir şey söyleyeyim, eğer çok ileri gidersen asla kendine geri gelemeyeceksin.

Şunu duymuştum … yaşlı bir adam Delhi yakınlarında oturuyordu ve genç bir adam araba ile geçiyordu. Bir mola verdi ve yaşlı adama gelip sordu: “Delhi ne kadar uzakta?” Yaşlı adam, “Eğer gitmekte olduğun yoldan gidersen ve gittiğin yönde gidersen çok çok uzakta. Tüm dünyayı dolaşman gerekecek çünkü Delhi’yi üç kilometre arkada bıraktın!” dedi.

Eğer dönersen, o zaman çok uzakta değil; sadece birkaç dakikalık bir şey. Şayet dünyayı değiştirme yolculuğuna çıkarsan ve ondan sonra kendini değiştireceğini düşünüyorsan bunu asla başaramayacaksın, asla eve dönemeyeceksin.

Olduğun yerden başla. Bu çirkin dünyanın bir parçasısın ve kendini değiştirerek dünyayı değiştiriyorsun. Sen nesin? Bu çirkin dünyanın bir parçasısın. Niçin komşunu değiştirmeye çalışasın? O bundan hoşlanmayabilir, o bunu istemeyebilir, bununla ilgilenmeyebilir. Şayet dünyanın büyük bir değişime ihtiyacı olduğunu fark edersen, kendine en yakın dünya sen olursun. Oradan başla.

OSHO