Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

PSİKOLOJİNİZ NASIL?

large (6)

PSİKOLOJİNİZ NASIL?

İnsan yaşamının ana hedefi mutlu olmaktır.

İyi bir yemek, derin bir uyku, sevgi dolu ebeveynlerle geçen bir çocukluk, kaliteli eğitim, anlayışlı, sadık ve güzel bir sevgili/eş, başarılı çocuklar, maddi güvence, özgür bir ülkede yaşamak, yüksek manevi değerler gibi pek çok kavram, mutlu olmada önemli rol oynar.

Peki, tüm bunlar, bir kişinin psikolojisinin iyi olması için yeterli midir?

Bu sayılanların hemen çoğuna sahip olmasına rağmen, psikolojisi pek de iyi olmayan çok insan görmüşsünüzdür mutlaka.

Ya da tam tersini!

Son derece olumsuz koşullara karşın, psikolojik sağlığı mükemmel denebilecek insanlarla da karşılaşmışsınızdır elbette.

Bu durumda, sadece koşullar yerine, psikolojisi sağlıklı olan kişilerin ortak özelliklerine bakmanın, bize daha güvenilir bilgiler sağlayacağını söylemek mümkün.

Psikolojisi gerçekten iyi olan kişilerin özelliklerine beraberce göz atalım.

Aşağıda sıralanan özellikleri okurken, lütfen kendinizi ve önem verdiğiniz kişilerin psikolojilerini gözden geçirin!

Eksik olan özellikler varsa, bunların neler olduğunu ve hangi yollarla düzeltilebileceğini düşünün!

Araştırmalar, hayatlarının güzel olduğuna inanan ve psikolojik durumlarından memnun olan insanların ortak özelliklerini şu şekilde tanımlıyor:

1. Dikkatlerini olumsuzdan çok, olumlu şeylere odaklıyorlar

2. Elindeki değerlerin farkındalar ve bunlar için şükran duygusu taşıyorlar

3. Yetenekli oldukları alanları biliyor ve yeteneklerini değerlendiriyorlar (yeteneklerin, mutlaka deha düzeyinde olması gerekmiyor)

4. Kendilerini meşgul eden, üretici ve yararlı uğraşılara sahipler

5. Sosyal ilişkilerinde başarılılar; aile, arkadaşlar, meslektaşlar ve komşularla sağlıklı bağlar kurabiliyorlar

6. Yaşadıkları topluma ve dünyaya duyarlılar; sorunların çözümü için sorumluluk alıyorlar

7. Yaşamlarının bir amacı var ve bu amaç uğruna çaba gösteriyorlar

8. Duygularının, düşüncelerinin ve bedenlerinin farkındalar, özenliler ve kendilerini sürekli biçimde bütünsel olarak geliştirmeyi sürdürüyorlar.

Çoğu kişi, depresyon, panik atak ve ilişki sorunları için psikiyatrist ve psikologlara başvurup, çoğu kez eline bir ilaç tutuşturulmuş halde veya derinlikten yoksun bir tavsiye dizisini dinledikten sonra düş kırıklığı içinde evine döndüğünde, sorunlarının çözülmeden kendisini beklediğini hayretle görür.

Oysa bu şaşırtıcı bir durum olmaktan uzaktır!

Çünkü psikolojimizin iyi olması, ilaçlarla veya basmakalıp tavsiyelerle elde edilebilen bir ”şey” değildir.

Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı ve hayatı tanımak, ilişkilerimize özen göstermek, ruhen ve bedenen gelişmek, gerekli değişimleri yapabilmek için cesaret sahibi olmak üzere sarf edilecek çabanın ve emeğin ürünüdür, sağlıklı psikoloji.

Ve bu özellikleri bize kazandıracak hap veya kapsülleri satışa sunabilen bir ilaç firması henüz yok!

İş, bizlere düşüyor!
Doç Dr Şafak Nakajima

Sağlık Ve Güzellik

Strese Karşı Pratik Öneriler Reçetesi

large (76)

İş yaşamı, günlük hayatın bitmek tükenmek bilmeyen koşuşturmaları, gün içinde yapılacak işlerin sayısındaki çokluk, stres faktörlerimizi artırmaya başladı. Sıkıntı, stres, gerginlik neredeyse herkesin şikayet konusu olmaya aday hale geldi.

 

Sizlerden gelen maillere bakılırsa, özellikle iş hayatında olan ve kendisini stresten uzak tutmaya çalışanlar için acilen bazı öneriler yazmak gerekiyor. Siz istersiniz de ben yazmaz mıyım? Hemen sıralamaya başladım bile…

Öncelikle sağlıklı beslenmelisiniz. Merkezi sinir sisteminizin sağlıklı işleyişi, vücudunuza girecek olan yiyeceklerin dengeli seçilmesiyle yakından alakalı. Bu nedenle sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Yemek yeme düzeni oturtmaya çalışın. Gereğinden fazla aç kalmayın. Bunun zıddı olarak da gereğinden fazla tıkınırcasına yemek tüketmeyin.

Aşırı miktarda çay, kahve, sigara ve alkol almaktan kaçının.

 

İnsanlarla konuşurken, sohbet ederken elinizden geldiğince güler yüzlü davranmaya gayret edin. Başkalarına gülümserken, aslında kendi iç dünyanız için çok faydalı bir hareket yapmış olduğunuzu düşünün.

 

Hayatınızda başarılı olduğunuz, iyi giden işlerinizi hatırlamaya çalışın. Sizi seven insanların var olduğunu, onlar için değerli ve önemli olduğunuzu, etrafınızda sizi anlayabilecek birilerinin mutlaka olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

 

Gerektiği kadar uyumayı ihmal etmeyin. Günlük dört saatin altına inen uykusuz kalma durumuyla karşılaştığınızda, bedeninizin kendisini toparlayabilmesi için, aradan en az altı ay geçmesi gerektiğini unutmayın.

 

İş yerinizdeki konuları ve sıkıntıları kesinlikle evinize taşımayın. Ev halkınızla iyi zaman geçirmeye gayret edin.

 

Yorulduğunuzu hissettiğiniz zamanlarda, kendinize nefes alacak kadar zaman ayırın. Bu zaman kimi durumlarda birkaç saat olabileceği gibi, kimi durumlarda ise birkaç günlük zaman dilimini kapsayabilir. Önemli olan, dinlenmenize fırsat verecek kadar kendinize zaman ayırmanız.

 

Hayatta yapacağınız pek çok güzel işler olduğunu sık sık düşünün. Güzel günler ve yapacağınız faydalı çalışmalar sizi bekliyor unutmayın.

 

Mümkün odlunca işlerinizden, özel zevklerinize vakit ayırmaya çalışın. İşkolik insanların çok daha kolay stres yaşadıklarını ve ani ölümlerle daha çok karşılaştıklarını gözden kaçırmayın.

 

Ara sıra hoşunuza giden filmler izleyin. Sinemaya gidin. Tiyatro izleyin.

 

Sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşun. Onlarla sohbet edin. Keyifli zaman geçirmeye gayret edin.

 

Yapamayacağınız işler için söz vermeyin. Sonrasında verdiğinizin sözü tutabilmek için kendinize fazlasıyla yükleniyor ve zaten yoğun olan işlerinizi iyice abartmış oluyorsunuz. Bu nedenle herkesin her ricasını yerine getirmek zorunda olmadığınızı bilin. Arada sırada insanlara “hayır” diyebilin.

 

Öfkenizi yenmeye çalışın. Sinirlenmenin ve telaşlanmanın hiçbir işe yaramadığını unutmayın.

 

Kendinizi sevin. Siz kendinizi sevin ki başkaları da sizi sevsin.

 

Diğer insanlar hakkında düşünürken, sizinle olan ilişkilerini değerlendirirken, elinizden geldiğince iyi yanlarını düşünmeye gayret edin. Çünkü insanların sürekli size kötülük yaptıklarını düşünmek, sizin arkanızdan iş çeviriyorlarmış gibi hissetmek, en çok sizin kalbimizi yorar. Siz iyi düşünün… Onlar kötülük düşünüyorlarsa da kalbiniz zarar görmez. Ama kötülük yapmadıkları halde aksini düşünürseniz kalbiniz yorulur.

 

Zor ve sıkıntılı bir durumla karşılaştığınızda paniğe kapılmayın. Öyle ya da böyle işlerin bir şekilde yoluna gireceğini düşünün. Cidden de öyledir zaten. Hiçbir durum tamamen mahvedici olmaz. İlk yaşantıda olumsuzluk içerir… Ama zaman içinde mutlaka yatışır.

Stresli durumlara verdiğiniz tepki, yaşadığınız zamana endekslidir. Yani olayın üzücü olması, yaşantısal tazeliğiyle alakalıdır. Aradan zaman geçince, olayın beyninizdeki yansıması yatışacak ve siz olay aynen devam etse bile daha az tepki vereceksinizdir. Halk arasında söylendiği gibi zaman en iyi ilaçtır.

 

Kendinize ve başkalarına karşı suçlayıcı olmayın. Elinizden geldiğince affedici olun.

Yapmayı planladığınız işleri, kendinizdeki gerçekçi yeteneklerle uyumlu kılın. Yani sizi aşacak, yeteneklerinizi zorlayacak hayaller geliştirmeyin. Yapmayı planladığınız işler sizin yeteneklerinizle ve yapabileceklerinizle uyumlu olsun. Böylece daha az hayal kırıklığı yaşar, daha fazla kendinizi başarılı hissedersiniz.

 

Sevdiğiniz müzikler dinleyin. Hatta bu müzikleri dinlerken burnunuzdan derin nefes alıp, içinizde bir süre bekletip, ağzınızdan vermek suretiyle nefesinizi kontrol altına alın. Beyninize bol miktarda oksijen girmesine vesile olun.

 

Spora, yürüyüşe zaman ayırın.

 

Herkesin sizi sevmesini beklemeyin.

 

“Hiçbir işe yaramıyorum” gibi olumsuz şeyler düşünmeyin. Bunun yanında “Her şeyi yaparım” diye de düşünmeyin. Çünkü insansınız ve noksansınız. Her şeyi yapmak zorunda değilsiniz… Ve hiçbir işe yaramıyor da değilsiniz! Yaşamda, dengede bir yerlerdesiniz, bunu unutmayın.

 

Sağlığınızın ve mutluluğunuzun, iş hayatınızdan ve evdeki yapılacak işlerden çok daha değerli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Her şey ama her şey yerine gelir fakat stresten dolayı kaybedilmiş sağlık çok zor geri alınır. Yerine konulabilecek meseleler için, yerine konulamazları kaybetmemek için çabalayın.

 

Sizi mutlu edecek hobiler geliştirin. Mümkünse evinizde ve iş yerinizde çiçek yetiştirin. Çiçeklerle kendiniz ilgilenin. Onlarla konuşun. Onları sevin.

 

İnanın… Bir şeylere inanın… Yapabilecekleriniz konusunda kendinize olan inancınızı da hiç yitirmeyin.

 

…Ve beyninizi beslemeyi ihmal etmeyin. Beynin en güzel besin maddesi bilgi… Beyninizi bilgilenmekten alıkoymayın.

 

Gülümse Biraz

60 Puanlık Soru…

 

komik_sinav_sorulari_th

Dört tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin patladığını söylerler.

Hoca ilk başta inanmaz ama öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.

Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini boş bir salonun ayrı ayrı köşelerine oturtur.

Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes sınavı geçebilir…

Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10’ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır…
Öğrenciler, bunları kolayca çözerler.

Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır:
“Hangi lastik patladı?”

Gülşah'ın Notları

Bakın burda ne var :)

Herkese Merhaba Sevgili Kıdım Gülşah takipçileri…

Hepinize en aydınından günaydınlar ve hayırlı cumalar diliyorum.Kürkçü dükkanı misali yine dükkana geri döndüm :))
hemde ne dönüş beraberimde bir demet gülücük getirdim size.Bu konuya geri dönücem.
Sınav günü geldi çattı kaldı sadece 2 gün düne kadar müthiş heyecan ve stres vardı bende ama dün düşüncemi değiştirdim ve üzerimdeki stresten kurtuldum.İnşallah sınav günü yine aynı stresi yaşamam.Neticede herşey nasip diye düşünüyorum.
Artık heryerde muhabbetim sınav olmaya başladı.Farklı bir konu konuşurken bile aklımın bir tarafı hep sınavda,kitaplarda.Ama bugün gerçekten iyiyim.Hem biraz serbestleştirdim çalışmalarımı,e artık son günlerdeyiz biraz rahat nefes alayım dinleneyim dimi ama.Bu arada cumartesi ve pazar günleri sınava girecek olan arkadaşlarım hepinize bol şans diliyorum.Allah kalbinize göre versin inşallah başarılı olursunuz.

Fotoğraflarda görmüş olduğunuz kediler bir,bir buçuk ay önce doğdular.Şurada 1 hafta önce totolarını kaldırıp yürüyemiyorlardı.Evimizin bodrumunda bir yer ayarladık babamla onlara.Taktim etmek isterim;Cimbom,kartal ve valide sultanları Tekir :))

Ders çalışırken hem onlarla vakit geçirmek için hemde bu son güneşli günlerde C vitamininin tadını çıkarmak için  bahçeye çıkıyorum.Bu güzellikleri de yanıma alıyorum.Ama onlarla birlikteyken ders çalışmak ne mümkün!Kendimi onlardan alamıyorum ki…Artık son günlerde beni anneleriyle karıştırdıklarını falan düşünmeye başladım çünkü hırkamın ceplerine,iç kısımlara bir yerlere tüneyip orada uyumayı adet edindiler yavrular 🙂

Biliyorum biliyorum sevesiniz  öpesiniz geldii,siz bir de yakından görseniz naparsınız bilmiyorum ben mıncırmaktan  haşat ettim zavallıları.Ama  alışıklar,anneleri benden haşin seviyor.Uzaktan bakıyor  sonra hızını alıp yavrularının üzerine atılıyor.Birlikte bir iki saniye  yuvarlanıyorlar çimenlerde.Sonra anneleri başlıyor  kulaklarını kemirmeye  yavrusunun,ayağıyla teklmeliyor.Çok vahşice geliyor  biliyorum ama  öyle değil :)) Valla bunu tam olarak neden yaptığını bende  çözemedim ama annemiz  genç anne,belli ki içinde  hala  bir  çocuk var. Tamamen oyun ve mutluluk. 😀

Anneleri tekir;bize çok güveniyor.Bir kedi ancak bu kadar asil olabilir ve ancak bu kadar zeki…Ne istediğimizi çok iyi anlıyor asla sınırlarını aşmıyor.Bana kendine masaj yaptırmayı hobi edinmiş durumda 😀

İşte bizim evimizin neşeleri,Bloğa dönüş için harika bir görsel olur diye düşündüm.Bol bol fotolarını çektim bir de kısa bir videomuz var izlemek isteyenlere.Hani konuya dönücem diyordum…Kucağımda bir sürü tebessümle geldim size.Karşılığında bir ”Maşallah” demeniz yeter bize…

Güzel bir gün olsun.Sevgi,huzur,neşe sizinle olsun.

Sevgiler
Gülşah Özçiftçi

DSC_0001

Yüzlerini dönük yakalayabilene aşkolsun.Kameraları pek sevmiyorlar 🙂

DSC_0019

En sevdiğim manzara işte.Annesi yavrusunu sevgiyle yalıyor.Bıkmadan,usanmadan,sevgiyle…

DSC_0017

İlk zamanlar annelerine çok rahat yumuluyorlardı.Şimdi büyüdüler,büyüyorlar…

DSC_0010

Bir çimen boyu kadarlar 🙂

DSC_0009

Sizden Gelen Mesajlar

Gülşah hanım merhabalar.fazla uzatıp süslü cümleler kurmak istemiyorum.sadece sizi takip etmeye başladığımdan beri inanın hayata bakışımda çok değişiklikler olmaya başladı.o kadar güzel şeyler paylaşıyorsunuzki ne diyim HAKKINIZI HELAL EDİN.HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN İNŞALLAH.

Oktay GÖNEN

03.09.2014

Ne kadar  mutlu oluyorum bu mesajları aldığımda bilemezsiniz.Yüreği yüreğime  dokunan herkese selam olsun…

Özleniyorsunuz…Özlendiğimi ümidederek geçiyor zaman.Yüreğimde hala bahar var,umut var,sevgi var,huzur var.Sizinde öyle  olduğunuza inanmak istiyorum.Tekrar  görüşmek için son 22 gün.

Kıdım Gülşah