Dilimin Ucundakiler

Artık Keşke Demeyeceğim!

tumblr_ndzo59ep1g1r4or01o1_500

 

Bi haller  oldu bana…İyice içime kapandım.O eski çılgın hallerimden eser yok.Daha bi durgunlaştım sanki.Yaş ilerledikçe  huyun suyun değişiyor diyorlardı.Kulak asmıyordum.Ben de kimbilir benden önce kaç neslin ”haklılarmış” cümlesini mırıldanıyorum şimdilerde…

Hayattan soğumak,soyutlanmak değil bu,sakın karıştırılmasın.Aksine belki de  hiç olmadığım kadar  bağlıyım hayata.Eskiden dünyanın tüm kötülüklerinden bihaberdim sanki.Canım kolay yanıyordu.Kalbim çabuk kırılıyor,çabuk inciniyordum.Kırılgan bir vazo gibiydim adeta.Her renk çiçeğim vardı vazomda,hayatın her renginden,her alanından…

Hayat değiştiriyor  insanı işte…Hep aynı kalacağımızı sanıyoruz ama  öyle  olmuyor.İçimizdeki çocuğu ne  kadar  yaşatsakta  biz daha çok  büyüyoruz,bu gerçeği hiç bir şey değiştirmiyor.Güzel şeyler  yaşıyorsun aslında.Daha deneyimli,daha  özgüvenlisin.Artık daha zekisin,her konuda bir fikrin oluyor ve eğer hayatı iyi anlamışsan,düşüncelerin hep doğru.Ve  bu düşüncelerle  yön veriyorsun yaşamına,daha emin adımlarla.

Biraz daha sessizlik arıyorsun,çokça huzur,çocuk seslerine biraz daha zor  katlanıyorsun,çünkü büyüyorsun.Gürültüleri daha  iyi duyuyorsun,insanları daha  iyi tanıyorsun,doğaya,yaşama kulak veriyorsun.Kuş cıvıltılarına daha  çok kulak veriyorsun…

Hala sorguluyorum kendimi bir  çok konuda.Hala tamamlayabilmiş değilim.Yani bu kendini bulmak gerçekten kolay olmuyor.Bulsan da hep bir  mücadele  içindesin kendinle.Bazen bildiklerini bile yanlış yapıyorsun.Yapmaman gerekenleri yapıyor,söylememen gerekenleri söylüyorsun.Öfkene sahip olman gerektiğini biliyorsun ama  olamıyorsun,kızmaman veya  kırılmaman gereken konularda  hala kırılıyorsun.

Daha önümde  uzun bir yol var  biliyorum.Her yıl bir  önceki yıldan daha  fazla gelişiyorum.Bu yolculuğumda daha neler yaşayacağımı bilmiyorum.Belkide hayat tam da  bu yüzden bu kadar  güzel.Düşünsenize en acı tecrübelerimizin ardından zamanla sarılıyor  yaralarımız ve tam anlamıyla  unutturmasa da yaşam yeni şeyler veriyor  bize.Yeni insanlarla tanışıyor,yeni başlangıçlar  yapıyoruz.Yeni hikayeler yazıyoruz başrolümüze.

Belkide hayat bu yüzden bu kadar  güzel…Yarın ne  yaşayacağımızı bilmiyoruz.Ne zaman öleceğimizi  bilmiyoruz.Bilmeden hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz.Ölümde  yaşamın bir  parçası…Onun sayesinde yaşamı daha  çok seviyoruz,değerini biliyoruz.Çok tuhaf ,aslında dışardan bakıldığında  herşey  o kadar  net ki;

Bir kaç yıl önce özel bir  şirkette  çalışıyordum.İnsanlarla  birebir  iletişimde  olduğum için  ve  hiyerarşi düzeni nedeniyle  o kadar  sorunlar  yaşıyordum ki.Şişmiş egosuyla ortalıkta  dolaşan bir  yığın beyin…Hatta işimden nefret etme  aşamasına gelmiştim diyebilirim.İşten ayrıldıktan bir süre sonra,herşeyi ne  kadar  fazla  kafama  taktığımı düşünmeye  başladım.Aslında problemleri çok zekice ve en uygun şekilde  çözebileceğimi gördüm dışarıdan baktığımda.Korktuğum bir çok şeyin aslında  hakkım olduğunu gördüm ve  tamamen cesaretsizliğimin ve  tecrübesizliğimin ceremesini çektim 🙂

Ama  bilemiyorsun işte.Hepimiz  söylemiyor muyuz geçen yıl düşüncelerim çok farklıydı şimdi bambaşka,her yıl daha  çok değişiyorum diye.Olaylar  bile  eski tazeleği ile  kalmıyor.Hepsi bizim senaryomuzun tozlu sayfalarında  yerini alıyor ve  köşesine çekiliyor.Son zamanlarda sürekli bunu düşünüyorum arkadaşlar.Ben…işimden ayrıldıktan sonra görebildiğim ve düşündüğüm bu şeyleri,geriye  kalan yaşamım içinde  yapmak istemiyorum.Artık keşke demek istemiyorum.Artık bile  bile  lades demek istemiyorum.Duygusal oyunların aklımı karıştırmasını istemiyorum,keşke söylemeseydim demek istemiyorum,keşke  yapmasaydım,ya da  keşke  yapsaydım!..Keşke ona  istediğini verseydim,keşke  ona  onu sevdiğimi söylseydim,keşke okusaydım,keşke gitseydim,keşke daha  çok dua etseydim,keşke daha  çok ibadet etseydim,keşke günah işlemeseydim…

Daha  yolun yarısında  bile değilim.Biliyorum öğreneceğim daha  çok şey var.Gelişiyorum,düşüncelerime,duygularıma her geçen gün daha fazlasını ekliyorum ve  bir  o kadarını  da  çıkarıyorum.Ama  artık şundan eminim.Ben geri kalan yaşamımda artık KEŞKE demek istemiyorum.Geçmişteki yaşamımda  bunu fazlası ile  yaptım.Duygularımın ve  mantığımın arasında  kaldığımda,mantığım ne  kadar  hayır dese de,kontrolsüzce ben duygularıma inanmayı seçtim.Bazen duygusuzca  mantığıma…

Artık mutluluğun bizi kısır  bir döngünün içine  sokan girdapların içinde  olmadığını biliyorum.

Ben istedikten sonra herşeyi başarabileceğimi,

insanların hepsine  körü körüne  güvenilmeyeceğini…

Sevginin içinde,öfkenin ve  kıskançlığın yer almadığını,

Saygı duvarının bir tuğlası düştüğünde duvarın çatırdayacağını,

Güvenin hayatta ne  büyük bir  nimet  olduğunu,

Yalanın bir arap saçı olduğunu ve çok can yaktığını,

Ailemin hazinem olduğunu,

Allah’a ibadet’in mutluluğa ve doğru bir  kişiliğe  giden altından bir  yol olduğunu.Dünyada ki herşeyin sebebinin ”O” olduğunu…

Yaşam tam da  bu yüzden güzel aslında.Tecrübe ettikçe keyif alıyorsun.Acı da,hüzün de neşe de bizim.

Bakın yine sonbahar.İmgeleyin siz de benim gibi.Mesela yarın hüzünlerimden bir yaprak daha düşecek,toprağa karışacak.Ruhumu arındıran binlerce yağmur damlası düşecek ve ben yenileceğim…ruhum tazelenecek.

 

Keşkelerinizin az olduğu bir yaşam dileğiyle…

 

Sevgiyle.

Gülşah ÖZÇİFTÇİ

 

 

Sağlık Ve Güzellik

Gece Uykusu Ve Karanlıklar Hormonu Melatonin…

 

Muhteşem Bilgi:

BEDAVADIR, Lütfen kıymetini bilelim…

Sizler de kendinize göre GÜNÜNÜZÜ Programlayabilirsiniz…

Bir Tespit: Mutluluğun Sırrı 3 Şeyde Saklı; “İbadet/Dua, Gece Dinlenmesi/Hücresel Yenilenme ve Finansal Özgürlük!..
Daha fazla verim alabilmek için bence herkes Çalışma Saatlerini Resimdeki gibi plânlamalı…
05:00 – 12:00 İbadet, Kahvaltı ve Çalışma Vakti;  12:00 – 12:15 Şekerleme; 12:15 – 13:00 Öğle Yemeği ve İbadet
13:00 – 15:00 Öğleden Sonra Ekip/Organizasyon Çalışmaları, Ara Öğün ve İbadet Zamanı
15:00 – 17:30 İlim, Düşünce, Fikir, Hayâl ve Hedef Odak Geliştirme Çalışmaları
18:00 – 20:00 Üretken ve Kilit Distribütör Focus Toplantıları
21:00 Gece İbadeti – 22:00 Uykuya Hazırlık
(Sizler de programınızı yapın.)

 

Gece-Uykusu-Çok-Önemli

Karanlıklar Hormonu;

MELATONİN

Melatonin hormonu beynimizin orta kısımlarında bulunan pineal bez tarafından salgılanan bir hormondur. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlık ile sona erer. Gece saat 23.00 ile 05.00 arasında salgılanan bu hormon 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur.Melatonin; Hücrelerimizi yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudumuzun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan, yaşlanmayı geciktirici özellikleri olan melatonin hormonu gece salgınlandığı için “karanlıklar hormonu” olarak da bilinir. Büyüme hormonunu arttırıcı ve ergenliği başlatıcı özellikleri de vardır. Işık, melatonin salınımını engeller. Görme engelli kişilerde kanser olma riskinin diğer kişilere oranla çok daha az olmasının sebebi görme engellilerde melatonin hormonunun fazla olmasına bağlanmaktadır.

Melatonin hormonu yeterince salgılanamazsa; Vücut direncimiz düşer, çünkü hücrelerimiz yeterince yenilenemez. Vücudumuzun biyolojik saati korunup, ritmi ayarlanamaz ve jetlag diye tanımlanan ve genellikle uzun süreli uçak yolculuklarından sonra görülen klinik bulgular ortaya çıkar. Bunlar; uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi bulgulardır.

Gecelerimizi aydınlatan ışığın mazisine bakacak olursak bundan yaklaşık 250bin yıl önce ateşin keşfini, 5000 yıl önce kandilin icadını, 1700 lü yıllarda gaz lambalarını ve nihayet son 180 yılda elektriğin keşfini görmek mümkün. Ondan sonrası, geceleri her yerin ışıl ışıl gündüz gibi olması ve farkında olmadan melatonin hormonunu azaltmamız geliyor.

Depresyonda da melatonin hormonu azalır, dolayısıyla depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder.

«

Daha fazla melatonin için neler yapmalıyız :

Karanlıkta uyumalıyız.

Uyurken mutlaka kullanmak gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışık tercih edilmeli.

Tv karşısında uyuklamamalı.

Düzenli ve yeterli uyku çok önemli.

Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalı.

Stres, üzüntü, öfkeden uzak durmalı.

Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketilmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalı.
|

Hangi gıdalarda melatonin var?

Vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, Papatya çayı, anason-rezene çayı, Soya fasulyesi, ton balığı (bu gıdaları akşam saatlerinde almak daha faydalı).

|

Melatonin ilaç olarak alınabilir mi?

Melatonin ilaç olarak özellikle jetlag için kullanılmakta. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeyini yükseltecek şekilde ilaç alımınının yarar yerine zarar vermesidir. Dolayısıyla doğal yollarla vücudun kendi salgısını arttıracak davranış kalıplarına geçilmesi daha uygun olur.

|

Doç.Dr. Ergun Çetinkaya

 

Gülümse Biraz

Yanlış Anlaşılan Dilek!

60’lı yaşlarındaki evli bir çift, evliliklerinin 35. yılını sakin, romantik bir restoranda kutlamaktadırlar. Aniden önlerinde zarif ve güzel bir peri belirir ve şunu söyler:

– Bu kadar uzun bir süre örnek bir çift olmanız ve hep birbirinize sadık kalmanız nedeniyle birer dileğinizi yerine getireceğim.

07-18

 

– Ah, ben sevgili kocamla tüm dünyayı görebileceğimiz uzun bir seyahat yapabilmek istiyorum’ demiş, kadın, sevgi dolu gözlerle kocasına bakarak.

Peri, sihirli değneğini sallamış ve gerekli tüm uçuş, gemi, otel, yemek ve eğlenceleri içeren bilet ve kuponlar kadının eline gelivermiş.

Sıra kendisine gelince adam biraz düşünmüş ve:

– Evet, demiş, tüm bunlar harika ve cok romantik. Ama böyle bir fırsat insanın ömrü boyunca sadece bir kez eline gecer ve artık ömrümüzün sonuna yaklaştık. Kusura bakma hayatım, ama benim dileğim benden 30 yaş daha genç bir karım olması.

Kadın ve peri oldukça büyük bir hayal kırıklığı içine düşseler de, dileğin yerine getirilmesi gerekliymiş.

Bunun üzerine peri değneğiyle bir daire çizmiş ve… Adam 92 yaşına gelmiş…

Kelimeler Okyanusu

Şems’ in Kırk Kuralı

Sems-i-tebriziŞems’ in Kırk Kuralı

Şems’ in Kırk Kuralı (Gönlü Geniş Ve Ruhu Gezgin, Sufi Mesreplilerin Kırk Kuralı)
1. Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümü…ze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

2. Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !

3. Kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.

4. Kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.

5. Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

6. Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

7. Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

8. Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

9. Kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

10. Kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

11. Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Ssenden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

12. Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

13. Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

14. Kural: Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

15. Kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

16. Kural: Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde belebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.

17. Kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

18. Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır

19. Kural: Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

20. Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

21. Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

22. Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

23. Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz. Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta yerde…

24. Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

25. Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

26. Kural: Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.

27. Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.

28. Kural: Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.

29. Kural: Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.

30. Kural: Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez kusur örter.

31. Kural: Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

32. Kural: Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama Kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !

33. Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.

34. Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

35. Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

36. Kural: Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !

37. Kural: Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.

38. Kural: Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık ! Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

39. Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.

40. Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde

Kelimeler Okyanusu

Bin Aynalı Dağ

large (8)

 

Uzun yıllar önce, uzaklardaki bir ülkede
‘Bin aynalı dağ’ denilen bir dağ vardı. Bu Dağın zirvesine
gerçekten de bin tane irili ufaklı ayna yerleştirilmişti.
Herkes zaman zaman bin aynalı dağa çıkıp,
ilginç öykülere şahit olmayı ve daha sonra
gördükleri hakkında arkadaşlarıyla konuşmayı isterdi.
Bir gün, bu ülkede yasayan küçük mutlu bir köpek,
bu dağı duydu ve oraya gitmeye karar verdi. Dağın eteğine ulaştı
ve sora da neşeyle yukarı tırmandı. Yorulmuştu, ama yeni şeyler
göreceği için keyiflenmiş ve yorgunluğunu çoktan unutmuştu.
Aynaların bulunduğu zirveye geldiğinde kulaklarını dikmiş, kuyruğunu
hızlı hızlı sallıyordu. Kocaman bir gülümseme gönderdi onlara.
Karşılığında bin tane kocaman sıcak ve dostane gülümseme aldı.
Mutluluğu kat kat artmıştı. Oradan bir türlü ayrılmak istemiyordu.
Türlü türlü sevinç ve dostluk hareketleri yapıyor,
yaptıklarının bin kat fazlasıyla karşılığını görüyordu.
Nihayet gün karadı ve oradan ayrılması gerektiğini anladı.
dağdan inerken kendi kendisine; “Burası harika bir yer!
Buraya sık sık geleceğim” diye düşünüyordu. Bu arada,
aynalı Dağın çıkışındaki anlamlı levhayı da okudu
ve mutluluğu bin kat daha arttı…

Ayni ülkede yaşayan başka küçük bir köpek daha vardı.
Ama ilki kadar mutlu değildi. Huysuz ve mutsuzdu.
O da o dağa gitmeye karar verdi. Dağın eteklerine kadar
gelip de yukarıya baktığında, şikayete başlamıştı bile.
Sızlana sızlana dağın tepesine kadar çıktı.
Yorgunluk ve kızgınlığa şimdi bir de korku eklenmişti.
Doğru ya, bu dağın tepesinde kendisini kim bilir hangi hırsızlar,
haydutlar bekliyordu! Aynaların olduğu alana yaklaşırken,
her an bir düşmanla karsılaşacakmış gibi başını öne eğmişti.
Kafasını kaldırıp da aynalara baktığında gözlerinde inanamadı.
Soğuk soğuk bakan bin tane köpek gözlerini onun üzerine dikmişti.
Güya onlardan korkmadığını onlara göstermek için hırlamaya,
dişlerini göstermeye başladı. Aynı anda korkunç görünümlü
bin köpek kendisine hırlayınca, korkudan ne yapacağını
bilemedi ve dağdan kaç inerken kendi kendine; “Burası
korkunç bir yer! Buraya bir daha asla gelmeyeceğim.” diyordu.
Huysuz köpek, o hızla ve korkuyla kaçarken,
aynalı dağ hakkında bilgi veren levhayı ve
üzerindeki yazıları görmemişti bile.

Levhada şöyle yazıyordu:
“Ey yolcular! Sakın aldanmayın, gördüğünüz görüntüler
sadece ve sadece sizin aynadaki yansımanızdır. Aynı şekilde;
hayatta başınıza gelen bütün olaylar size tutulmuş aynalardır.
Onlarda sadece kendinizi, kendi duygu ve düşüncelerinizi görürsünüz…”

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Farkındalığın İlk Belirtileri

large (25)

 

1)Bedensel agri ve sizilar.

Özellikle sirt, bel ve boyun belgesinde.
Bu agrilara yogun bir DNA degisimi neden oluyor.Bu agrilar gecicidir.

2) Nedensiz derin bir üzüntü
Gecmisini geride birakiyorsun sadece gecmisini degil bütün yeniden dogusun yol actigi karmalari. Tipki eski evden yeni bir eve tasinirken geride biraktiklarin icin üzüldügün gibi gecmis yasamlarla da vedalasmak üzüntüye yol aciyor. Bu üzüntü gecicidir

3) Nedensiz göz yaslarina bogulmak
Bu da tipki iki numarada belirtildigi gibi ortaya cikiyor. Aglamak iyi gelir ve sagliga da yararlidir. Ayrica eski enerjiler bu yolla disari atiliyor. Bu da gecici bir durumdur.

4) Mesleki hayatta ani bir degisim
Bu cok yaygin bir durum. Sen degistigin zaman cevren de degisiyor.
Nasil kendine uygun bir is bulacaksin diye dert etme. Cünkü bu da gecici bir durum. Su anda gecis dönemini deneyimliyorsun. Hayal ettigin isi bulana kadar farkli farkli is kollarinda kendini calisiyor bulursan sasirma.

5) Aile ve akrabalardan uzaklasma
Karmalarin dolayisiyla ailenle aranda bag vardi. Ancak bu karmalar cözülürken aile ve akraba iliskilerinin de cözülmesi cok normal. Kendini aile ve arkadaslarindan uzaklasiyor giibi hissedebilirsin. Bu da gecici. Korkma. Yakin bir zamanda sözkonusu kisilerle farkli bir duzeyde yeni baglar kurabilirsin. Ancak bu kez sözkonusu iliskilerin eski karmalardan arinmis ve yeni enerjiye demirlemis olacak.

6) Uyku düzeninde bozulma
Tahminen geceleri 02.00 ile 04.00 arasinda uyaniyorsun. kafanda binbir konu seni mesgul ediyor. Bazan da sadece nefes almak icin uyaniyorsun. Endise etme. Eger tekrar uyuyamiyorsan kalk ve hosuna giden seylerle mesgul ol. Bu durum da gecici

7) Kabus görme
Savaslar, katliamin yani sira korkunc varliklar tarafindan takip edildigini rüyalarinda görüyorsan korkma. Cünkü kelimenin tam anlamiyla eski enerjiyi üzerinden atiyorsun. Savas, katliam, takip edilme ve korkunc yaratiklar tam da bunun sembolüdür. Korkma bu durum da gecici.

8) Yönsüzlük duygusu
Bazan kendini yeterince bu dünyaya ait degilmissin gibi hissedebilirsin. Ya da kelimenin gercek anlamiyla yeterince ayaklarinin yere basmadigi, iki alem arasinda kistirilip kaldigin hissine kapilabilirsin. Bu gercekten de mekan anlaminda öyledir. Bu da gecici bir durumdur.
Bilincin yeni enerjideki gecisi deneyimlerken bedenin dünyada asili kalir. Yeterince odaklanmak icin ormanda yürüyüsler ya da dogada zaman gecirilmesi önerilir.

9) Kendi kendine sohbetler
Son zamanlara kendini kendinle sohbet ederken yakaladigin anlarin cogaldigini farkedersin. Hatta birden bire son yarim saattir kendinle sohbet ettigini hatirlarsin. “Ic”inde yeni bir iletisim düzeyiyle karsi karsiyasin. Bu kendinle sohbetler aysbergin görünen tarafidir. Bu sohbetler gittikce derinlecek ve akici hale gelecek.
Birden farkindaliklarin arttigini göreceksin. Olaylar arasindaki baglantilari aniden kesfedeceksin. Merak etme cildirmiyorsun, sen yeni enerjideki yolundasin.

10) Yalnizlik hissi
Hatta insanlarla birlikteyken bile Kendini yalniz ve insanlardan “ayri” birakilmis hissediyor olabilirsin.
Ancak kalabaliklara girmeyi de istemiyor olabilirsin. kutsal ve yalniz bir yoldasin. Yalnizliktan ne kadar bunalsan da insanlarla birarada olmak da icinden gelmiyor olabilir.
Ayrica yalnizlik duygusu enkarnasyonlarin boyunca yaninda bulunan ruhsal rehberinin daha fazla esneyerek gelismen icin sana yer acmak istemesi ve senden ayrilmasindan da kaynaklanir. Bu da gecici.
Icindeki bosluk, sevgi ve isikla yeniden dolacak.

11) Cosku ve tutkunun yitirilmesi
Herseye karsi kayitsiz oldugun bir dönemde bulunuyor olabilirsin.
Endiselenme hersey yolunda. “Hicbirsey yapmak istememe”nin tadini cikar. Cünkü bu da gecici. Bu tipki bilgisayarin yeniden yüklenmesine benzer. Bilgisayari yeniden daha karmasik bir programla yüklemek için önce kapamak ardindan acmak gerekir.

12) Özlem duygusu
Bu belki de seni zorlayan en güclü meydan okumalardan biridir.
Icinde ta derinlerde bu gezegeni terketmeyi ve yuvaya dönmeyi isteyen bir duyguyu zaptetmek bazan güclesir. Bunun intihar egilimi ile ya da öfke ve kizginlikla da bir alakasi yok. Bu sadece sessizce yuvaya dönmek isteyen bir tarafindir. Sen karmik devrini tamamladin. Bu hayat icin imzaladigin sözlesmenin isi bitti. Ek bir hayat icin hazirsin. Bu gecis döneminde diger tarafin nasil bir his verdigini hatirliyorsun. Burada, dünya üzerinde yeni bir göreve hazir misin? yeni enerjiye kök salmak icin karsilasacagin meydan okumalara hazir misin?

Evet! Tabii ki hazirsin. Istersen hemen simdi yuvaya gidebilirsin degil mi?
Ancak bu kadar enkarnasyondan gectikten sonra bu kadar yol katettikten sonra, sonunu görmeden filmi yarida birakmanin dogru olmayacagini sen de biliyorsun. Ayrica Ruh’un sana burada ihtiyaci var. Digerleinin de bu gecis döneminden yeni enerjiye atlamasi icin sana ihtiyaclari var.
Digerlerinin de eski enerjiden yeni enerjiye atlamayi göze almis bir “insan”a ihtiyaci var.
Üzerinde simdi bulundugun yol sana İlahi insan olma yolunda gereken bütün tecrübeleri ve hediyeleri sunuyor.
Bu yolculukta bazan karanliga gömülsen ve yalniz oldugunu hissetsen de.

alıntı