Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bir nehir düşünün.;

1513225_713498702032842_1385418249_n

 

Bir nehir düşünün.;

O hiçbir zaman yatağının şöyle veya böyle olmasını düşünmez. O aktıkça yatak oluşur. Çakıl taşlarını şu tarafa koyayım, kumları şöyle ayırayım, şu kayanın sağından değil de solundan geçeyim demez. Uygun zemin neresi ise oradan yol bulur ve akar. Su akar, yolunu bulur. Çünkü o yolunu yaratır. Çünkü o ânı yaşamaktadır. Onun tek bir düşüncesi vardır. Okyanusa kavuşmak. Ne üzerindeki çer çöple uğraşır, ne şöyle değil de böyle akayım diye bir düşüncesi vardır. O sadece akar. Okyanusa doğru akar.

Okyanusa vardığında ânında okyanus olur. Onun zaten dileği sadece budur. Ama bunun bir son olmadığını görür. Güneşin etkisiyle buhar olur. Buharlaşıp bulut olur ve bulut rüzgara uyar. Esen rüzgara göre yeryüzünde, gökyüzünde dolaşır ve uygun bir ortamda yağmur olup yere düşer. Nehirler okyanus, okyanuslar bulut, bulutlar yağmur olur. Ve bunların hepsi yalnız bir tek şeyle olur. Bir tek aşkla olur. Tek bir aşkla olur.
Ve aşk yalnızca okyanusla gökyüzü arasında değildir. İlahi aşk her yerdedir. Ve sizin içinizdedir. İç dünyanızdadır. İç yaratımınızdadır. Onu ilk aramanız gereken yer içinizdir. Derinliklerinizdir. İç okyanusunuzdur. Ve bunun yolu da zihni durultmaktır. Tefekküre varmaktır.

Alıntı

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Nefreti Ve Stresi Aşmanın Yolu…

Nefreti ve stresi aşmanın yolu affetmek ve kabulde olmaktır.
Başkalarını affettiğimizde ruhumuzu, zihnimizi ve bedenimizi özgürleştiririz. Nefret, kin, öfke ve intikam alma duygusu bizi hayatın güzelliklerinden, neşesinden, sevgisinden ve keyfinden uzak tutar. 2004’te avusturalya’lı iki bilim adamının yaptığı araştırmalarda mide bölgesinin moralle direk etkileşimi olduğunu hatta bağırsak mukozasındaki sinir sisteminde yine mutluluk hormonu üzerinde çok büyük rol oynadığı kanıtladı.
Yavaş yavaş batı tıbbıda insanı araştırdıkça ruhsal sıkıntıların hastalıklara neden olduğunu kabul etmektedir. İnsanların bir çok hastalığı mikrabik veya virütik olarak düşünmesinin artık bilimsel olarak da doğru olmadığı yolunda.
Örnek olarak kış aylarında olduğumuz için grip vürüsü herkeste olmasına rağmen hasta olanların savunması soğukta kaldım, ince giyindim, hasta biri vardı gibi…… Bu örnekleri her hastalık için sayısız arttırabiliriz.
Halbuki aynı ortamda bir çok insan olmasına rağmen sadece belli kişiler hasta olur. Dış etkenler şüphesiz ki var ama iç etkenler buna izin veriyorsa hasta oluyorsunuz.
(Ruhsal) bağışıklığınız kuvvetliyse siz bir çok şeyi yapalir ve hasta olmayabilirsiniz.
Bağışıklık derken hemen anladığımız doğru ve organik beslenme oluyor.
Doğru ve organik beslenmenin tabi ki önemi var.
Yemek dediğimiz, günde belki yarım saatlik bir kimyasal etki yaratıyorken, düşünce yapımız 24 saatlik bir etkiye sahiptir. İnsanlar çok ufak şeyleri çok büyütüp, çok önemli şeyleri ihmal ediyorlar. İçimizdeki gücün farkında olmadan yaşıyoruz. Bizler doğduğumuz günden beri dışarıdan içeriye bir algıya sahip olarak büyütülürüz. Çünkü dışarıdan gelen verilerle şekilleniyoruz.
Ego derki; her şey olmasını istediğim gibi
tam olsun, o zaman huzurlu olacağım.

Ruh derki; huzurlu ol,
o zaman herşey tam olmasını istediğin gibi olur.

Bizler herşeyi dışardan gelen tepkilere göre şekillendirip duygularımızı yaşadığımız için mutsuzlukta burda başlıyor zaten.
İnsanlar genelde elalem ne der duysuyla veya eleştirilme, yargılanma korkusundan kendisine sınır koyar.
İlişkiler tamamen dışardan içeriyedir. En büyük hastalıkta burda başlıyor.
O kadar dışarıya bağımlı kalıyoruz ki karşımızdaki sevdiğimiz insan ufacık birşey yapıyor. Bizde deprem etkisiyle içeride tutsunamiler olmaya başlıyor.
Dışarıyla düzgün ilişki kurmak istiyorsak, içeride kendinle ilişkin düzgün olmalı. Karşınızda öfkeli, kompleksli ve egosu yüksek bir insan varsa siz ne söylerseniz söyleyin ortamı gerecek olayı yaratacaktır. Sevdiğim bir söz vardır.Duymak istemiyen kadar kötü sağır yoktur.
Ama karşınızda kendisiyle barışık pozitif bir indan varsa onunla arkadaşlık yapmak, sohbet etmek ve ilişki kurmak bir o kadar keyifli ve kolaydır.
Algınız ne ise olaylara vardiğiniz anlamda farklılık gösterir.
Algıyı değiştirmek tüm hayatınızı değiştirir.
Algınızın ve farkındalığınızın her geçen gün daha da arttığı günler diliyorum.
Sevgiyle,

Sağlık Ve Güzellik

Karaciğerdeki toksinlerin atılmasının yolları

saglik20120118bKaraciğerde toksinler bulunduğu takdirde ne gibi belirtilerin ortaya çıktığını biliyor musunuz? Ya bu toksinlerin vücuda ne gibi zararlar getirebileceğini? Toksinleri atmak için hangi yollara başvurulacağını? İşte bugün bu sorulara cevap bulacağız.

Karaciğerde toksinler bulunmanın belirtileri:

1. Tırnaklarda belirgin dikey çizgiler

Çin tıbbına göre, karaciğer vücutta bulunan bütün esnek organlardan sorumlu. Tırnak da bunlardan birini oluşturuyor. Bu nedenle toksinlerin karaciğerde birikmesi durumunda tırnaklarda açık belirtiler görülebilir.

2. Memelerde kistlerin ortaya çıkması, adet öncesinde memelerde şişkinlik ve ağrı görülmesi

Yine Çin tıbbına göre, meme, karaciğerle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu çizgide bulunan önemli bir bölge. Bu çizgide toksinler bulunması durumunda, memelerde kist oluşturabilir ve özellikle adet öncesinde, memelerde şişkinlik ve ağrı görülebilir.

3. Moral bozukluğu

Karaciğer morali ayarlayan bir organ. Karaciğerdeki doksin maddelerin atılmaması durumunda, insan ya kolay sinirlenir, ya da moral çöküntüye uğrayabilir.

4. Başın bir tarafının ağrıması, yanaklarda sivilcelerin çıkması ve adet günlerinde karın ağrıması

Çin tıbbına göre, yüzün iki yanı ve karın, karaciğer ve safra kesesiyle ilgili akupunktur noktalarının oluşturduğu iki çizgiden sorumlu bölgelerdir. Bu nedenle karaciğerdeki toksinlerin sorunsuz bir şekilde dışarı atılamaması durumunda, bu bölgelerde sorunların çıkması kaçınılmaz olacak.

Karaciğerdeki toksinlerin atılması yolları

1. Yeşil renkli yiyeceklerin yenmesi

Çin tıbbındaki beş element terorisine göre, yeşil renkli yiyecekler karacigerin gözdesi olarak, sinir hafifletici ve moral düzeltici işlevlere sahip ve karaciğerdeki toksinlerin dışa atılmasına yardımcı. Çin tıbbı uzmanları, yeşil kabuklu madalina ve limon tavsiye eder.

2. Kurt üzümü karaciğerin toksinlere karşı direniş gücünü arttırır

Toksinlerin atılmasının yanı sıra, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünün de arttırılması gerekiyor. Bu görevi en iyi şekilde yerine getirebilecek yiyecek de kırmız renkli “kurt üzümü” denilen bir meyvedir. Karaciğeri koruma işlevine sahip olan kurt üzümü, karaciğerin toksinlere karşı direnme gücünü arttırabilir. Kurutulmuş kurt üzümü çiğnenerek ve günde bir avuç kadar yenebilir.

3. Tianchong noktasına bastırmak

Çin tıbbına göre, karaciğerdeki toksinlerin atılmasında en önemli akupunktur noktası olan Tianchong noktası, ayağın baş ve ikinci parmaklarının kemiklerinin birleştiği çukur noktasında yer alıyor. Elimizin baş parmaklarımızla her iki ayağındaki Taichong noktasına 3-5 dakika süreyle hafif bir ağrı hissedilene kadar bastırmakla karaciğerdeki toksinlerin atılmasını sağlayabiliriz.

3. Gözyaşı dökerek toksin atmak

Daha az gözyaşı döken erkeklere göre kadınlar daha uzun bir ömre sahip. Çin tıbbının çok eskiden benimsediği bu kavram artık Batı tıbbı tarafından da kanıtlandı. Vücut tarafından atılan bir sıvı olarak gözyaşında, ter ve idrarda olduğu gibi vücuda zarar verebilen biyolojik zehirler bulunuyor. Bu nedenle üzüldüğümüzde, haksızlığa uğradığımızda çekinmeden ağlayalım. Hayata her zaman iyimser yaklaşanlar da haftasonu üzücü bir film seçerek gözyaşı döküp vücutlarındaki toksinlerin atılmasını sağlayabilir.

Genel

Cd Kutusundan Küpelik Yapımı…

Küpelerimin yerini kimbilir kaç defa değiştirmişimdir.En son kardeşimin elektronik bir cihazının süngerini kullanmaya başladım.Onu da bir türlü sabitleyemedim bir yerde.Devriliyor kaldırıyorum, ben kaldırıyorum o devriliyor.Birden karşıma bu akıllıca fikir çıktı.Yapılması gerekenler listesine eklendi :)Kafama takılan şu;Acaba  bu delikleri nasıl açabilirim…Fikri olan?

Eski-Cd-Yeni-Yeni-Çok-Güzel-Şeyler-1

 

 

Sağlık Ve Güzellik

Mor renkli yiyecekler yaşlanmaya karşı

Günde beş veya daha çok kez renkli meyve ve sebze tüketilerek yapılan”” beslenmeyle sağlıklı bir yaşamın temellerini atmış olursunuz. Rengarenk meyve ve sebzelerle aldığımız vitaminler, mineraller, lifler ve diğer bileşikler, vücudumu-. za ihtiyaç duyduğu temel besin maddelerini ve enerjiyi sağlar.
Mavi-mor renkli meyve ve sebzeler “antosiyanin” ve “fenolik bileşikleri” gibi sağlığımızı destekleyen kimyasal bileşikleri içerir. Bu maddeler vücudumuzdaki hücreleri, serbest radikaller olarak bilinen ve stabil olmayan moleküllerin tahrip edici etkisinden korumakta ve yaşlanma etkilerine karşı dayanıklılık sağlamaktadır. Mavi – mor renkli meyve ve sebzelerin sağlığımız için yararlarına bir göz atalım!
• Daha düşük kanser riski
• Sağlıklı idrar yolları ve böbrekler
• Güçlü bir hafıza
• Sağlıklı yaşlanma

morrenklsebze

Mor lahana, mor tatlı patates, mor patlıcan… Bu yiyecekler güzel bir görünüşe sahip olmanın yanı sıra, insanların yaşlanmaya karşı direnme gücünü de arttırabilecek besinler içermektedir.

Mor renkli yiyecekler, bu kadar “romantik” bir mor renge sahip olmalarının nedeni içerdikleri doğal renklendirici maddesidir. Bu madde oksitlenme önleme gücü bakımından C ve E vitaminlerine eşdeğer olup, vücutta anti-oksidan görevi görür ve yaşlanmayı geciktir.

Bunun yanı sıra mor renkli bu yiyeceklerde vücudun ihtiyaç duyduğu selenyum bulunur. Selenyum insan sağlığıyla yakın ilişkili. Anti-oksidan işleve sahip olan selenyum, ayrıca bağışıklığı etkili bir şekilde güçlendirebilir ve kansere karşı da çarpıcı bir etkiye sahip.

Sebze ve meyvelerde bulunan besin değerlerinin yüksek olup olmaması, sahip oldukları renklerin koyu olup olmamasına bağlı. Aynı çeşit sebze ya da meyvenin rengi ne kadar koyuysa, besin değeri de o kadar yüksektir. Bu nedenle soframızda, kırmızı, sarı, yeşil ve beyaz renkli sebze ve meyvelerin yanı sıra mor renklilere de ayrıca yer vermemiz gerekiyor.

Sağlık Ve Güzellik

İç organlardaki zehirli maddeler nasıl atılır?

e10e5-antik-c387in-tc4b1bbc4b1-olaganc3bcstc3bc-yeteneklere-sahip-doktorlar

İç organlardaki zehirli maddeler nasıl atılır?

 

Çin tıbbına göre, insan vücudundaki beş iç organda zehirli maddeler birikir, bu zehirli maddelerin birikmesi, vücutta belirtiler bırakır.

Şimdi zehirli maddelerin saklandığı yerleri bulalım ve bu zehirli maddeleri yok etme yöntemleri öğrenelim.

Eğer dalakta zehirli maddeler birikirse, yüzde benekler görülür. Yüzünde benekler olan bir kadının sindirim sistemi nisbeten zayıflar; beyazımtırak akıntısı fazla olur; yağ birikir.

Çin tıbbına göre, dalaktaki sindirim iyi olmadığı takdirde, zehirli maddeler zamanında dışarı boşaltılmaz. Bu nedenle kilo vermek isteyen bir kişi, öncelikle dalağının ve midesinin işlevini normalleştirmeli; dalağında zehirli maddeler bulunan kişide ağız kokusu olur, ağız ülseri görülür.

Şimdi dalaktaki zehirli maddeleri boşaltma yöntemlerine geçelim.

Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılmasına ekşi yemekler iyi gelir. Ekşi yemekler, bağırsak ve midenin sindirim işlevini pekiştirir, yemeklerdeki zehirli maddelerin en kısa sürede boşaltılmasını sağlar; ayrıca ekşi yemekler dalağı güçlendirir.

Dalaktaki zehirli maddelerin boşaltılması için Shangqiu adlı akpunktur noktasına basılabilir. Bu akpuntur noktası, iç topuk kemiğinin altındaki çukurun ortasında bulunur. Bir parmakla bu noktaya, azcık acı hissetecek şekilde basabilirsiniz. Bu basma bir defasında üç dakika sürerse, yeterli olur.

Yemekten sonra yürüyüş yapmak. Spor, dalağa ve mideye yardımcı olur. Bu yöntem azimle uygulanmalı.

Yemek sonrası, zehirli maddelerin en kolay oluştuğu zaman dilimidir. Yemeklerin zamanında sindirilmemesi veya emilmemesi halinde zehirli maddeler birikir. Bu nedenle yemekten sonra yürüyüş tavsiye edilir. Ayrıca yemekten bir saat sonra bir meyve yenebilir.

Aftimuni dalağın en iyi ilacıdır, kaynatılarak içilir. Karabaş otu, kekik, sinameki, anason, kimyon, kuru incir dalağın en güzel ilaçlarındandır. Mercimek, patlıcan, sığır eti, kuyruk ve lahana yenmemelidir.

******

Karaciğer, insanın diğer önemli iç organlarından biridir. Karaciğerde zehirli maddeler birikirse, tırnak üzerine çıkıntılı çizgi veya tırnak çökmesi görülür. Çin tıbbına göre, kirişler karaciğere bağlıdır, tırnak ise kirişlerden bir bölümüdür. Bu nedenle karaciğerde zehirli maddeler biriktiği takdirde, tırnak üzerinde belirgin işaret olur.

Karaciğerde zehirli maddeler bulunursa, kadında mastit görülür; deprasyon başgösterir. Çünkü karaciğer insan vücudunda duyguları ayarlayan iç organdır. Eğer içindeki zehirli maddeler zamanında boşaltılmazsa, Qi dolaşımı engellenir, bu da depresyon duygusuna neden olur. Ayrıca yarım baş ağrısı ve aybaşı ağrıları gibi belirtiler görülür. Yüzün iki yanağı ve göbek, karaciğer ve safra kesesinin “etki alanı”dır. Eğer karaciğerde zehirli maddeler varsa, yüzde ve göbekte mutlaka belirti gözükür.

Karaciğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için, yeşile çalan mavi renkli yemekler tüketilmeli. Örneğin portakal veya limon suyu, karaciğere iyi gelir; karaciğerle bağlantılı akpunktur noktasına basmak iyi gelir. Basılacak nokta, birinci ve ikinci ayak parmaklarının buluştuğu noktanın önündeki çukurun ortasında yer alır. Ağlama, zehirli maddelerin boşaltılmasına yardımcı olur. Kadınların erkeklerden daha uzun yaşamasının gözyaşlarına bağlı olduğu, hem Batı tıbbınca, hem de Çin tıbınca doğrulandı. Gözyaşları gerçekten insan vücuduna zararlı maddeler içerir. Bu nedenle istediğiniz zaman ağlayabilirsiniz.

Sülfür içeren besinler karaciğeri temizler, soğan, sarımsak, lahana, brokoli, brüksel lahanası sülfür içeren gıdalardır. Ayrıca enginar karaciğer dostu bir sebzedir.

Alkol, kimyasal ilaçlar, işlenmiş gıdalar, inek eti, aşırı proteinle beslenme karaciğeri yıpratan gıdalardır.

******

İnsan kalbinde zehirli maddeler birikirse, dil ülseri olur, alnında kabarcıklar oluşur, uykusuzluk ve kalp rahatsızlığı meydana gelir.

Çin tıbbına göre, kalple en yakın ilişkili organ dildir. Bu nedenle ülser dilde görülür. Alın, kalbin “nüfuz alanı”dır. Eğer kalpte “ateş” varsa, alın “yanar”, kabarcıklar ortaya çıkar.

Kalpteki zehirli maddelerin boşaltılması için, nilüfer tohumları gibi, acı yemekler tavsiye edilir; kalbi simgeleyen Shaofu adlı akpunktur noktasına basılır. Shaofu, insanın yumruğunu sıktığı zaman, avuçta yüzük parmağı ve küçük parmağının tırnaklarının değdiği yerdir. Bu noktaya güçlü bir şekilde basılır. Yeşil fasülye, zehirli maddelerin idrar yoluyla boşaltılmasına yardımcı olur.

Çin’de yaz mevsiminde hemen hemen her ailede yeşil fasülye suyu içilir. Siz de deneyebilirsiniz.

Kalp için omega 3 yağ asidi içeren somon, ton balığı, ceviz, keten tohumu gibi gıdalar faydalı olacaktır.

******

Akciğerde zehirli maddeler birikirse, insanın cildi pas renginde olur, kabızlık çekilir, duygusal durumunda hassasiyet meydana gelir.

Çin tıbbına göre, akciğer, tüm cildi yönetir. Cildin iyi olup olmaması, akciğerin sağlıklı olup olmamasına bağlıdır. Akciğerdeki zehirli maddelerin miktarı fazla olursa, bu zehirli maddeler akciğerin çalışmasıyla cilde yansır; ayrıca akciğer ve kalın bağırsak tek bir sistemdir. Yukarıda akciğerde zehirli maddeler varsa, aşağıdaki bağırsak içinde de anormal birikim olur, kabızlık çekilir; akciğerdeki zehirli maddeler de Qi ve kan dolaşımını engeller.

Turp, akciğere en iyi gelen yiyecektir. Çin tıbbına göre, kalın bağırsak ile akciğer arasında yakın ilişki vardır. Akciğerdeki zehirli maddelerin ne kadar boşaltılacağı, kalın bağırsağın iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Turp kalın bağırsağın dışkıyı boşaltmasına yardım eder. Turp çiğ de yenir.

Ayrıca akciğeri temsil eden akpunktur noktasına basmak da yararlıdır. Hegu adlı nokta, el sırtında, parmakların arasında bulunur.

Terlemek, akciğere iyi gelir; çünkü terle vücuttaki zehirli maddeler atılır; sıcak duş ve derin nefes da benzer sonuç verir.

Akdiğerdeki zehirli maddelerin boşatılması için en uygun zaman dilimi sabah 7:00 ile 9:00 arasıdır. Bu zaman içinde bol oksijen almayı sağlayan spor yapılırsa, çok iyi olur.

Meyan kökü, zencefil, okaliptus, brokoli, turp akciğerler için şifalı bitkiler olup sigara akciğer için en büyük zarardır.

******

Böbrek içinde zehirli maddelerin biriktiği zaman, aybaşı miktarı az, süresi kısa ve rengi koyu olur. Aybaşının oluşması ve kaybolması, böbrek işlevinin güçlü olup olmamasına bağlıdır; böbrekteki zehirli maddeler, hidronkusa neden olur, altçenede kabarcıklar oluşur, yorgunluk çekilir.

Böbreği simgeleyen akpunktur noktası Yongquan’dır. Bu nokta, insan vücudundaki en alçak akpunktur noktasıdır. Yongquan, ayak tabanının üçte birinin ilerisinde bulunur. Bu nokta hassas olduğu için fazla güçlü basılmamalıdır. Beş dakika yeterlidir.

Böbrekteki zehirli maddelerin boşaltılması için en iyi zaman dilimi sabah 5:00 ile 7:00 arasıdır. Bu nedenle sabah kalkınca bir bardak su içilmesi çok iyi olur.

Gün boyu yeterli su içilmesi, bedenin susuz bırakılmaması, aşırı tuz alınmaması, likopence zengin gıdalar domates, karpuz, böbrekleri temizleyip koruyacaktır.

gundemkibris.com