Kelimeler Okyanusu

İnsanın dramı; sanki başka türlüsü de olabilirmiş gibi görünmesine rağmen, yaşamın tadına varamaması, yaşamın keyfini gereği gibi çıkaramamasıdır.

tumblr_nbtkohG8Jo1rtbxrwo1_500

 

 

 

 

İnsanın dramı; sanki başka türlüsü de olabilirmiş gibi görünmesine rağmen,
yaşamın tadına varamaması, yaşamın keyfini gereği gibi çıkaramamasıdır.
Karmaşık, çelişkili düşünceler ve duygular arasında korkular ve kaygılar içinde bocalayan,
ne istediğini ne istemediğini tam olarak bilemeden,
tatsız bir yaşamı sürükleyip duran insanın bu durumu, gerçekten çok acıklı…
Ya da şöyle söyleyelim: İnsan, kendi kendinden habersiz koşar adım ölümüne yol alıyor.

Jiddu Krishnamurti

Kelimeler Okyanusu

Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma…

tumblr_nclipvJ8tO1skbssvo1_500

 

 

 

Bakmayın siz benim kuru bir yaprak gibi sallandığıma,

Köküm sağlamdır sarsılsam da kopmam dalımdan…

Öyle kolay değil rüzgarın Önüne kapılıp gitmem,

Son ana kadar vazgeçmem yaşamaktan…

Ne fırtınalar koptu benim hayat dallarımda,

Hiç birinde vazgeçmedim umutlarımdan..

İçimde kıyametler kopsa da, Ben baharıyım yarınlarımın…

Çiçek açarım her kışın ardından..

Nazım HİKMET

Kelimeler Okyanusu

Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur…

10491065_10152534780415956_80365717245528097_n

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri, bakalım bulabilecek misiniz? dedi…
Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi bana gülümseyerek bakıyordu… “Ben Rose” dedi… “Benim adım Rose yakışıklı… 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?.” Güldüm.. “Tabii” dedim.. “Hadi sarıl bana..” Öyle sımsıkı sarıldı ki… “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?” diye şaka yaptım… Minik bir kahkaha ile yanıtladı: “Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım..” Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk.
Ertesi gün ve ertesi üç ay sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampusun ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu..
Sömestr sonunda, Futbol Balosu’na davet ettik Rose’u, konuşma yapması için… Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok… Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi… “Ne kadar beceriksizim, değil mi? Özür dilerim… Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil… Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?” Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:
“Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır: Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak… Bir rüyanız olmalı mutlaka… Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok… Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz… Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek yada bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın… Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü.. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır… Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır…”
Ders yılı sonunda Rose yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi… Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine iki binden fazla üniversite öğrencisi katıldı. “Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize, hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu… Rose’un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: “Çok geç diye bir zaman yoktur!..”

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Gülümseme Meditasyonu

 

large (8)

1. Sırtınız sizi zorlamayacak kadar dik bir şekilde bir sandalye veya minder üzerine oturun.

2. Ellerinizi kucağınızda sağ el sol elin iç tarafına gelecek şekilde avuç içleri yukarı gelecek konumda birbiri üzerine koyun.

3. Gözlerinizi kapatın ve hara yani göbek kısmınıza doğru nefes alın. Nefes alışınız yavaşça, zorlamasız ve derin olsun.

4. Sevdiğiniz size güven veren birinin yüzünü düşünün ve size gülümsediğini imajine edin. Dilerseniz bunu bir kişi olmaktan çıkarabilir güneşi veya sizin için önemli herhangi bir şeyin size gülümsediğini hayal edebilirsiniz.

5. Sevdiğiniz bu şey veya kişi size gülümserken sizde ona gülümseyin ve bir enerjinin aranızda oluştuğunu düşünün. Pembe bir sevgi enerjisi imajine edin, kalbinizi ısıtan, tüm hücrelerinize enerji veren.

6. Gümseyişin enerjisini gözlerinizde, yüzünüzde gezdirin, yüzünüzdeki her noktanın ayrı ayrı gülümsediğini hayal edin, bırakın enerji yüzünüzde gezerken yüzünüz o pembe ışınla pırıldasın.

7. Tüm yüzünüz gülümsemeye katılsın engellemeyin düşündüğünüz imgelem yüzünüzde can bulsun, gözlerinizi açmadan olabildiğince gülümseyin.

8. Yüzünüzde yoğunlaştırdığınız gülümseme enerjisini boğazınıza indirin ona onu sevdiğinizi söyleyin içinizden ve gülümseyin.

9. Enerjiyi kalbinize ve göğüs boşluğunuza indirin ona gülümseyin, ona onu rahatsız edecek her şeyden uzak duracağınızı söyleyerek gülümseyin ve bırakın size karşılık versin.

10. Enerjiyi göbek deliğinizin oraya indirin, tüm iç organlarınızın bu pembe ışınla sarıldığını imgeleyin, onlara gülümseyin, onları sevdiğinizi, onlara iyi bakacağınızı söyleyin.

11. Pembe enerjiyi bacaklarınıza ve ayaklarınıza indirin, sonra sizi taşıdıkları var oldukları için teşekkür edin, onları sevdiğinizi ve iyi bakacağınızı söyleyin.

12. Enerjiyi yukarıya doğru çıkarın kalp çakranızın orada göğus kafesinizde toplansın , ardından iki kolunuza ayrıldığını düşünün, ellerinizin parmak uçalarına kadar yol alışlarını izleyin, ellerinizdeki bütün enerji tıkanıklıklarının temizlendiğini hayal edin. Bırakın kalbinizdeki enerji allerinze aksın, dokuduğunuz herşeye sevgiyi ve mutluluğu getireceğinize sadece bu niyette olacağınıza söz verin.

13. Enerjinin tüm vücudunuzdan alnınıza, iki kaşınızın arasına toplandığını hayal edin, üçüncü gözünüzün bu pembe ışın ile rahatladığını berraklaştığını ve temizlendiğini hissedin. Baktığınız her şeye sevgi ile bakacağınızı, her zaman sevgiyi hissedeceğinizi ve bulunduğunuz ortama vereceğinize söz verin.

14. Bırakın pembe ışın beyninizi sarsın ve kafanızın tepe noktasında yoğunlaşsın, beyninize gülümseyin onu sevdiğinizi hayatı anlamanızı ve tüm yaşamı idare etmenizi sağladığı için ona teşekkür edin, ona her zaman güzel şeyler düşüneceğinizi, sevgiyi ve saygıyı yayacağınızı söyleyin.

15. Şimdi bırakın pembe ışın bir şelale gibi başınızın tepe noktasından tüm vücudunuzu geçerek yavaş yavaş ayak tabanlarınza kadar bir şelale gibi aksın geçtiği her yere gülümseyin ve onların arındıkça yaydığı gülümsemeyi hissedin.

16. Başınızın tepesinden kaynaklanan tüm bu akış tüm vücudunu eksiksiz doldursun, artık siz bu gülümseme enerjisiyle ve sevginin gücüyle dolusunuz onu tüm hücrelerinize ve iliklerinize kadar hissedin. Bulunduğu her yere şifa ve mutluluk getirdiğini düşünün.

17. BU HALDE DURABİLDİĞİNİZ KADAR DURUN VE TÜM YAŞAMA GÜLÜMSEYİN, ARDINDAN MEDİTASYONU BİTİRME ZAMANINIZ GELDİĞİNİ HİSETTİĞİNİZDE PEMBE IŞINI BAŞINIZIN ÜZERİNE DOĞRU TEKRAR TOPARLAYIN VE ONU HER ÇAĞIRDIĞINIZDA GELMESİNİ İSTEYEREK SEVGİYLE UĞURLAYIN.

18. Biraz uzanıp bu harika deneyimin vücudunuzda ve ruhunuzda bıraktığı etkiyi deneyimleyin,

Gülümsemeniz yüzünüzden eksik olmasın ve her gülümsediğinizde vücudunuz ve ruhunuz da dudaklarınıza ve yüzünüze katılsın, gözleriniz de ışığıyla tüm varlık alemine gülümsesin.

Işıl Gence

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Kazanan Ve Kaybeden…

 

tumblr_naw84tIJRT1smqclxo1_1280

Kazanan her zaman çözümün bir parçasıdır,

Kaybeden her zaman problemin bir parçasıdır
Kazananın her zaman bir programı vardır,
Kaybedenin her zaman bir özürü vardır
Kazanan “Bu işi senin için yaparım” der,
Kaybeden “Benim işim değil ki” der
Kazanan her sorunda bir çözüm görür,
Kaybeden her çözümde bir sorun görür
Kazanan “Uzak ama yolu biliyorum” der,
Kaybeden “Yakın ama yolu bilmiyorum” der
Kazanan çakılların yanındaki çimeni görür,
Kaybeden çimenin yanındaki çakılları görür
Kazanan “Zor olabilir ama mümkün” der,
Kaybeden “Mümkün ama çok zor” der
Kazanan konuşmak yerine yapar,
Kaybeden yapmak yerine konuşur
Kazanan ağlamak yerine çalışır,
Kaybeden çalışmak yerine ağlar
Kazanan beynini çalıştırır,
Kaybeden çenesini …