Sağlık Ve Güzellik

Moral bozukluğuna karşı 10 yemek

large (7)

1. Deniz balıkları: Araştırmalar, dünyada deniz kıyısında yaşayanların genellikle daha mutlu olduklarını gösteriyor. Bunun nedenlerinden biri tabii ki denizin insanları ferahlatması, diğeri de deniz kıyısında yaşayanların sık sık deniz balığı yemesidir. Araştırmalarda deniz balıklarında bulunan Omega-3 yağ asidinin moral bozukluğu tedavisi için kullanılan ilaçla benzer işleve sahip olduğu, beynin serotonini salgılamasını artırabileceği ortaya çıktı.

2. Muz: Muzdaki alkaloit adlı madde, insanın moralini yükseltir.

3. Greyfurt: Greyfurtta bulunan yüksek miktardaki C vitamini, vücudun direnme gücünü ve baskıya karşı direnme gücünü artırır.

4. Kepekli ekmek: Karbonhidrat, serotoninin artmasına yardımcı olur. Araştırmacılar bunun için de insanların hamurlu yemekleri moral bozukluğu tedavisi için kullanılan ilaç olarak yemelerinin bilimsel olduğunu kaydetti.

5. Ispanak: Araştırmacılar, folik asit eksikliğinin beyindeki serotoninin azalmasına ve moral bozukluğuna yol açtığını ortaya çıkardı. Ispanak, içerdiği zengin folik asitle ün kazandı.

6. Kiraz: Kiraz, Batılı doktorlar tarafından doğal aspirin olarak niteleniyor. Kirazda bulunan antosiyanin adlı madde mutluluk duygusu yaratabilir.

7. Sarımsak: Ağzın kötü kokmasına neden olan sarımsak, insanın moralini düzeltme işlevine sahiptir.

8. Kabak: Kabağın iyi moralle ilişkili olmasının nedeni, zengin B6 vitamini ve demir içermesidir. Adı geçen iki besin vücutta stoklanan kan şekerinin glikoza dönüşmesine yardımcı olur. Glikoz ise beyindeki tek yakıttır.

9. Düşük yağlı süt: Araştırmalar, kalsiyumun insanın daha kolay mutlu olmasını, daha az gerilmesini ve daha az huzursuz olmasını sağladığını gösterdi. Günlük yaşamda kalsiyumun en iyi kaynağı süt, yoğurt ve peynirdir. Bunlardan düşük yağlı ve yağsız süt ise daha çok kalsiyum içerir.

10. Tavuk eti: Araştırmacılar deneye katılanların 100 miligram selenyum yedikten sonra morallerinin daha iyi olduğu sonucuna vardı. Selenyumun kaynaklarından biri de tavuk etidir.

Genel

Doğum Tarihine Göre Ağaç Falınız ve Karakteriniz

tumblr_lxo5wsBXxB1qkjcano1_1280

Ağaçlarda karakterlerimiz gizli desek size… En azından Celtic astrolojisinde yıldızlar değil, insanların doğum tarihlerine göre kişilikleri ağaçlarla özdeştirilmiş. Bu inanca göre elma, dişbudak, kayın, huş, sedir, kestane, servi, karaağaç, incir, köknar, fındık, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, meşe, zeytin, çam, kavak, üvez, ceviz ve salkımsöğüt ağaçlarından her biri karakterimizi simgeliyor.

Gizemli Köknar, titiz Çam, melankolik Salkımsöğüt, aşık Elma ağacı… Haydi, siz de doğum tarihinize göre ağacınızı bulun.

01–11 Ocak: Köknar

(Gizem) Sıra dişi bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dik başlı, ruh hali çabuk değişen, bencil olmasına rağmen kendisine yakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazı olduğu söylenemez. Hırslıdır. Memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşı olmasına rağmen, gerçek dost edinmede zorlanır.

12–24 Ocak: Karaağaç

(Asil) Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisi altta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir eştir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır.

25 Ocak–3 Şubat: Selvi

(Sadakat) Güçlü, fiziksel olarak kaslı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır. Yalnızlıktan nefret eder. Kolay kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.

04–08 Şubat: Kavak

(Tatminsiz) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama her durumda güvenilebilir biridir. İlişkilerini de çok önemser.

09–18 Şubat: Sedir

(Güven) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz yukarıdan bakan biridir. Kararlı, sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve gerçek aşkını bekler. Çabuk karar verir.

19–28 Şubat: Çam

(Titiz) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.

01–10 Mart: Salkımsöğüt

(Melankoli) Güzel ve çok melankoliktir. Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının duygularına önem verir. Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zordur. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceği birini bulabilir.

11–20 Mart: Ihlamur

(Şüphe) Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır, tembelliği ve bencilliği hiç sevmez, streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır. Kıskanç fakat vefalıdır.

21 Mart: Meşe

(Cesaret): Sağlam yaradılışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini sansa bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam basmak ister. Hareketlidir.

22–31 Mart: Fındık

(Olağanüstü) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneği vardır.

01–10 Nisan: Üvez

(Hassasiyet) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir eş olur ama çok zor affeder.

11–20 Nisan: Akçaağaç

(Özgür zeka) Hayal gücü ve orijinalliklerle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenli, yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayatı biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.

21–30 Nisan: Ceviz

(Tutku) Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontanedir. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir eştir. Çok zor beğenir. Sadece takdir eder. Çok kıskanç ve tutkuludur. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretir.

01–14 Mayıs: Kavak

(Tatminsiz) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefik takılmayı sever. Ama her durumda ona güvenilebilen biridir. İlişkilerini de çok önemser

15–24 Mayıs: Kestane

(Dürüstlük) Alışılmadık bir güzelliği vardır ama insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.

25 Mayıs–3 Haziran: Dişbudak

(Hırs) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu, talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır.

04–13 Haziran: Gürgen

(Zevk sahibi) Sakin ve güzel… Diş görünüşüne ve bakımlı olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayati mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez. Kararlarından da asla emin olmaz.

14–23 Haziran: İncir

(Hassasiyet) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvan severdir. Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.

24 Haziran: Huş

(Esinlenme) Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazı, aşırılıklardan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir. Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve uygun ortamlar yaratır.

25 Haziran-4 Temmuz: Elma

(Aşk) Cazibeli, fiziksel olarak dikkat çekici, etkileyici… Hoş bir auraya sahip. Flörte düşkün ve maceraperest, ama hassas ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve sevilmeye meraklı. Sadık ve hassas bir eş. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için yaşar. Hayal gücü yüksek…

05–14 Temmuz: Çam

(Titiz) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.

15–25 Temmuz: Karaağaç

(Asil) Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisi altta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir estir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır.

26 Temmuz-4Ağustos: Selvi

(Sadakat) Güçlü, fiziksel olarak kaşlı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır Yalnızlıktan nefret eder. Kolay, kolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.

04–13 Ağustos: Kavak

(Tatminsiz) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever. Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama her durumda güvenilebilir biridir. İlişkilerini de çok önemser.

14–23 Ağustos: Sedir

(Güven) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz yukarıdan bakan biridir. Kararlı, sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve gerçek Aşkını bekler. Çabuk karar verir.

24 Ağustos–2 Eylül: Çam

(Titiz) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir. Çok arkadaş delisi değildir. Çabuk aşık olur ama ateşi çabuk söner. Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.

03–12 Eylül: Salkımsöğüt

(Melankoli) Güzel ve çok melankoliktir. Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir. Kaprisli ama dürüsttür. Başkalarının duygularına önem verir. Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zordur. Talepkardır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceği birini bulabilir.

13–22 Eylül: Ihlamur

(Şüphe) Hayatın ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır. Tembelliği ve bencilliği hiç sevmez. Streslidir. Yumuşak huylu ve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır, kıskanç ama vefalıdır.

23 Eylül: Zeytin

(Erdem) Güneşi, sıcak havaları sever. Makul biridir. Kibar duyguları vardır! Agresif davranışlardan ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir. Hassas, kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever.

24 Eylül–3 Ekim: Fındık

(Olağanüstü) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir. Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneği vardır.

04–13 Ekim: Üvez

(Hassasiyet) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem bağımsız olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bir eş olur ama çok zor affeder.

14–23 Ekim: Akçaağaç

(Özgür zeka) Hayal gücü ve orijinalliklerle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenli, yeni deneyimlere aç biridir. Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayati biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.

24 Ekim–11 Kasım: Ceviz

(Tutku) Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontanedir. Çok hırslıdır ve hiç esnekliği yoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir estir. Çok zor beğenir. Sadece takdir eder. Çok kıskanç ve tutkuludur. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz. İlginç stratejiler üretir.

12–21 Kasım: Kestane

(Dürüstlük) Alışılmadık bir güzelliği vardır ama insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğa kapılır ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.

22 Kasım–1 Aralık: Dişbudak

(Hırs) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu, talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkileri çok ciddiye alır ve sadıktır.

02–11 Aralık: Gürgen

(Zevk sahibi) Cool bir güzel. Diş görünüşüne ve bakımlı Olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayati mümkün olduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı Sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğu yakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez. Kararlarından da asla emin olmaz.

12–21 Aralık: İncir

(Hassasiyet) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvanseverdir. Sosyal bir kelebek gibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.

22 Aralık: Kayın

(Yaratıcılık) İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi görüntüsüne önem verir. Materyalistik sayılır. Hayati ve kariyeri için çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Makul bir tiptir. Diyet ve sporla fizikine dikkat eder.

23–31 Aralık: Elma Ağacı

(Aşk) Cazibeli, fiziksel olarak dikkat çekici, etkileyici… Hoş bir auraya sahip. Flörtöz ve maceraperest ama hassas ve her zaman aşık bir tip. Sevmeye ve sevilmeye meraklı. Sadik ve hassas bir es. Cömert. Bilimsel konulara yeteneği var. Bugün için yaşar. Hayal gücü yüksek…

 

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Kafa Yapınızı Nasıl Değiştirirsiniz?

large (15)

 

Düşünebiliyorsan, başarabilirsin – Anonim

“Şu kafa yapısından kurtul artık.”
“Kafa yapını değiştir bak ne kadar güzel olacak.”
“Başına ne geliyorsa bu kafa yapısından geliyor!”
Bu cümleleri siz başkalarına kaç kere kuruyorsunuz? Peki, kaç sefer size söylendiğine denk geldiniz?
Peki, nedir bu kafa yapısı? Nasıl değişir? Değişir mi gerçekten?
Öncelikle kafa yapısını bambaşka bir konuyla açıklamaya çalışalım.
Bütün bilgisayarlar bir işletim sistemiyle çalışırlar. Windows, Mac OSX, Linux gibi… İnsanlara baktığımız kafa yapılarımız bizim işletim sistemlerimiz oluyor. Kafa yapımızı dünyaya karşı inançlarımız, tutumumuz ve varsayımlarımızı yaşadığımız deneyimler oluşturuyor. Kafa yapımızı, dünyaya bakış açımızı yaratan bir çift gözlük olarak da görebiliriz. Kafa yapımız, nasıl tepki gösterdiğimize, ne şekilde cevap verdiğimizi etkiler.
Sizin işletim sisteminiz hangisi?
Kafa yapımız inançlarımızın (olumlu – olumsuz), öz-saygımızın (kendimize bakışımızın, ne kadar istikrarlı olduğumuzun ve bizim tutumumuzun bir karmasıdır. Bunların hepsi bizim işletim sistemimizi meydana getirir.
Hangi işi yapıyor olursanız olun ilk önce kendi işletim sistemimizi tanımamız gerekir. Farklı durumlara nasıl cevap verdiğimizi, ne şekilde davrandığımızı bilmeliyiz. Farklı durumlarda nasıl hissettiğimizi bilmeliyiz. Dünyaya bakış açımızı bilmeliyiz.
İşletim sisteminiz, eksiklerden mi yoksa bolluktan mı meydana gelen bir model?
Kafa yapımız, alışılmış düşünme, hissetme ve cevap verme şeklidir.
Bunu sık sık belirtiyorum, ben hepimizin inanılmaz potansiyellere sahip olduğuna inanıyorum. Ancak, hepimiz potansiyelimizi tamamıyla kullanamıyoruz. Bunu başarmak için belki de işletim sistemimizi yani düşünme şeklimizi değiştirmemiz gereklidir.
Kendimizle ilgili düşüncelerimiz doğduğumuz günden itibaren geliştiği için bu kolay değil, kimi zaman bir kaç yıl bile alabilir. Kolay değil ama uygulanabilir ve gerekli bir süreçtir ve sonucunca bu hayattan gerçekten ama gerçekten ne istiyorsak ona kavuşmamızı sağlayabilir.
İnsanın işletim sisteminin temel çalışma yapısına göre;
Düşüncelerimiz, duygularımızı – duygularımız ise davranışlarımızı belirler.
Buna göre, nasıl düşündüğümüzün başarımız üzerinde etkisi çok önemlidir.
SIRA SİZDE
Kolay bir çalışmayla başlayabilirsiniz, öncelikle kendinizle ilgili ne düşünüyorsunuz buna bakın.
1. Vücudunuzla ilgili inançlarınızı bir kağıda yazın. En az 5 farklı madde belirleyin.
2. Vücut yapınıza bağlı olarak sağlığınızla ilgili ne hissediyorsunuz?
3. Kendinize özen göstermek için neler yapıyorsunuz?
4. a. Eğer baseniniz, beliniz, karnınız, bacaklarınız… Daha farklı olsaydı nasıl hissederdiniz?
b. Ne düşünürdünüz?
c. Nasıl farklı davranıyor olurdunuz?
d. Bu inançların kaynağı nedir?
5. Kendinizle ve vücudunuzla ilgili dilinizi ve düşüncelerinizi değiştirin ve 30 gün boyunca günlük olumlamalar ve bunu destekleyecek bir aksiyon belirleyin.

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Arzunun Sefaleti -OSHO

large (14)
Bir zamanlar kayalardan taş yontan bir adam vardı. Onun işi çok ağırdı ve çok fazla çalışırdı ama geliri çok düşüktü ve memnun değildi.
Kim memnun ki? İmparatorlar dahi memnun değilken, nerede kaldı taş kesicisi? Onun işi çok zordu ve ödenen para ise neredeyse bir hiçti.
İç geçirdi ve onun işi çok zordu ve o yakardı, “Oh, keşke zengin olsaydım, o zaman ipekle örtülü bir tahtta uyurdum.”
Ve bir melek, “Sen söylediğin şeysin” diyerek geldi.
Ve bu gerçekten böyle olur; sadece fıkralarda ve öykülerde değil; gerçek hayatta da olur. Kendin hakkında ne düşünüyorsan gerçekleşmeye başlar. Dünyanı düşüncelerinle yaratırsın, dünyanı arzularınla yaratırsın. Nede ısrar edersen olmaya başlar. Gerçeklik seninle işbirliği yapmaya devam eder. O doğru anı, senin onunla yardımlaşacağın günün gelmesini bekler. O zaman gelene kadar da o seninle işbirliği yapar.
Ve melek dedi ki, “Sen ne söylediysen osun.”
Ve o zengindi ve bir tahtta, ve örtü de ipekti.
Ülkenin kralı atlılarıyla onun arabasının önünden gitti ve arabasının arkasında da atlılar vardı ve altından bir güneş şemsiyesi kralın başının üzerinde tutuluyordu. Zengin adam bunu gördüğünde kendi başının üzerinde altından bir güneş şemsiyesi tutulmadığı için kızdı ve memnun olmadı. İç geçirdi ve yakardı, “Bir kral olmayı diliyorum. “
Ve melek tekrar geldi ve “Sen söylediğin şeysin” dedi.
Sonra o kraldı ve atlılar onun arabasının önünde yürüdü ve arabasının arkasında da atlılar vardı ve altın güneş şemsiyesi başının üzerinde asılıydı. Ve güneş sıcak ışınlarını yaydı ve yeryüzünü kavurdu böylelikle çimenler kurudu ve kral güneş yüzünü yaktığı için şikayet etti ve onun gücünü azalttı ve o memnun değildi, içini çekti ve yakardı, “Güneş olmak istiyorum.”
Ve melek geldi  dedi ki “Sen söylediğin şeysin.”
Ve o güneşti ve ışınlarını aşağıya ve yukarıya, sağa ve sola, her yere yönlendirdi ve yeryüzündeki çimenleri ve yeryüzündeki kralların yüzünü kuruttu.
Sonra bir bulut gelip dünya ile onun arasına kendini yerleştirdi ve güneşin ışınları ona çarpıp geri döndü ve o gücüne direnildiği için öfkelendi. Bulut gücünü azalttığı için şikayet etti ve memnun değildi. Çok güçlü olan bir bulut olmayı diledi ve melek geldi dedi ki; “Sen söylediğin şeysin.”
Ve o bir bulut oldu ve kendisini güneşle yeryüzünün arasına yerleştirdi ve ışınları tuttu ve böylelikle de çimenler yeşillendi. Bulut büyük damlalar halinde dünyaya yağdı nehirlerin kabarıp evleri götürdüğü sellere neden oldu ve tarlaları çok fazla su ile mahvetti. Bir şey yeşermeyen bir kayanın üzerine düştü ve büyük akımlar halinde yıkadı ama kaya boyun eğmedi ve o kaya gücüne boyun eğmediği için mutsuz oldu ve onun akmalarının gücü boşunaydı ve memnun olmadı.
Ve yakardı, “Bu kaya benimkini aşan bir güce sahip. Bir kaya olmayı istiyorum.”
Ve melek geldi, o bir kaya olmuştu ve güneş parladığında ya da yağmur yağdığında hareket etmedi.
Ve sonra elinde bir kazmayla ve bir keskiyle ve ağır bir balyozla bir adam geldi ve kayadan taş parçaları kesti ve kaya dedi ki, “Nasıl olur da bu adam benim gücümü aşar ve benim eteklerimdeki taşları yontar?”
Ve memnun değildi. Yakardı, “Ben ondan daha zayıfım. Ben bu adam olmayı diliyorum” dedi.
Ve melek geldi ve dedi ki, “Sen söylediğin şeysin.”
O yine bir taş kırıcısıydı. Ve kayadan ağır bir işçilikle taş yonttu ve çok az bir para için çok ağır bir şekilde çalıştı; ve artık memnundu.
Sonuçla aynı fikirde değilim. Benim öyküyle hemfikir olmadığım tek şey budur; aksi taktirde güzel
bir öyküdür. Sonuna katılmıyorum çünkü insanları tanıyorum; bu kadar kolaylıkla memnun
olmazlar. Döngü tamamlanmıştır, öykü bir şekilde doğal bir sona ulaşıyor ama hayattaki gerçek
öyküler doğal bir sona ulaşmıyor.
Teker yine dönmeye başlıyor.
Bu nedenle Hindistan’da hayata biz “çark” diyoruz. O sürekl i dönmeye, kendisini tekrar etmeye
devam eder durur. Görebildiğim kadarıyla, taş kırıcı ilahi güce inanmadığı ve şükretmediği sürece öykü tekrar
edilmek zorundadır. Yine memnun olmaz. Güzel bir taht ve ipek kumaşlar için yanıp tutuşur ve aynı
şey tekrardan başlar. Ancak şayet bu taş kırıcı gerçekten tatmin olsaydı yaşam ve ölüm çarkının
dışına atlamış olurdu.

Her zihne olan şey budur; bir şey için arzu duyuyorsun, o gerçekleşecek ama o gerçekleşene kadar
göreceksin ki memnun olmadığını göreceksin. Şimdi de başka bir şey sana ıstırap veriyor.
Bu anlaşılması gereken bir şey; eğer arzun doyurulmamışsa hayal kırıklığı yaşarsın; eğer doyurulmuşsa, o zaman da hayal kırıklığına uğrarsın. Arzunun sefaleti budur. Tatmin olmuşken tatmin olmuş değilsin.