Arzunun Sefaleti -OSHO

large (14)
Bir zamanlar kayalardan taş yontan bir adam vardı. Onun işi çok ağırdı ve çok fazla çalışırdı ama geliri çok düşüktü ve memnun değildi.
Kim memnun ki? İmparatorlar dahi memnun değilken, nerede kaldı taş kesicisi? Onun işi çok zordu ve ödenen para ise neredeyse bir hiçti.
İç geçirdi ve onun işi çok zordu ve o yakardı, “Oh, keşke zengin olsaydım, o zaman ipekle örtülü bir tahtta uyurdum.”
Ve bir melek, “Sen söylediğin şeysin” diyerek geldi.
Ve bu gerçekten böyle olur; sadece fıkralarda ve öykülerde değil; gerçek hayatta da olur. Kendin hakkında ne düşünüyorsan gerçekleşmeye başlar. Dünyanı düşüncelerinle yaratırsın, dünyanı arzularınla yaratırsın. Nede ısrar edersen olmaya başlar. Gerçeklik seninle işbirliği yapmaya devam eder. O doğru anı, senin onunla yardımlaşacağın günün gelmesini bekler. O zaman gelene kadar da o seninle işbirliği yapar.
Ve melek dedi ki, “Sen ne söylediysen osun.”
Ve o zengindi ve bir tahtta, ve örtü de ipekti.
Ülkenin kralı atlılarıyla onun arabasının önünden gitti ve arabasının arkasında da atlılar vardı ve altından bir güneş şemsiyesi kralın başının üzerinde tutuluyordu. Zengin adam bunu gördüğünde kendi başının üzerinde altından bir güneş şemsiyesi tutulmadığı için kızdı ve memnun olmadı. İç geçirdi ve yakardı, “Bir kral olmayı diliyorum. “
Ve melek tekrar geldi ve “Sen söylediğin şeysin” dedi.
Sonra o kraldı ve atlılar onun arabasının önünde yürüdü ve arabasının arkasında da atlılar vardı ve altın güneş şemsiyesi başının üzerinde asılıydı. Ve güneş sıcak ışınlarını yaydı ve yeryüzünü kavurdu böylelikle çimenler kurudu ve kral güneş yüzünü yaktığı için şikayet etti ve onun gücünü azalttı ve o memnun değildi, içini çekti ve yakardı, “Güneş olmak istiyorum.”
Ve melek geldi  dedi ki “Sen söylediğin şeysin.”
Ve o güneşti ve ışınlarını aşağıya ve yukarıya, sağa ve sola, her yere yönlendirdi ve yeryüzündeki çimenleri ve yeryüzündeki kralların yüzünü kuruttu.
Sonra bir bulut gelip dünya ile onun arasına kendini yerleştirdi ve güneşin ışınları ona çarpıp geri döndü ve o gücüne direnildiği için öfkelendi. Bulut gücünü azalttığı için şikayet etti ve memnun değildi. Çok güçlü olan bir bulut olmayı diledi ve melek geldi dedi ki; “Sen söylediğin şeysin.”
Ve o bir bulut oldu ve kendisini güneşle yeryüzünün arasına yerleştirdi ve ışınları tuttu ve böylelikle de çimenler yeşillendi. Bulut büyük damlalar halinde dünyaya yağdı nehirlerin kabarıp evleri götürdüğü sellere neden oldu ve tarlaları çok fazla su ile mahvetti. Bir şey yeşermeyen bir kayanın üzerine düştü ve büyük akımlar halinde yıkadı ama kaya boyun eğmedi ve o kaya gücüne boyun eğmediği için mutsuz oldu ve onun akmalarının gücü boşunaydı ve memnun olmadı.
Ve yakardı, “Bu kaya benimkini aşan bir güce sahip. Bir kaya olmayı istiyorum.”
Ve melek geldi, o bir kaya olmuştu ve güneş parladığında ya da yağmur yağdığında hareket etmedi.
Ve sonra elinde bir kazmayla ve bir keskiyle ve ağır bir balyozla bir adam geldi ve kayadan taş parçaları kesti ve kaya dedi ki, “Nasıl olur da bu adam benim gücümü aşar ve benim eteklerimdeki taşları yontar?”
Ve memnun değildi. Yakardı, “Ben ondan daha zayıfım. Ben bu adam olmayı diliyorum” dedi.
Ve melek geldi ve dedi ki, “Sen söylediğin şeysin.”
O yine bir taş kırıcısıydı. Ve kayadan ağır bir işçilikle taş yonttu ve çok az bir para için çok ağır bir şekilde çalıştı; ve artık memnundu.
Sonuçla aynı fikirde değilim. Benim öyküyle hemfikir olmadığım tek şey budur; aksi taktirde güzel
bir öyküdür. Sonuna katılmıyorum çünkü insanları tanıyorum; bu kadar kolaylıkla memnun
olmazlar. Döngü tamamlanmıştır, öykü bir şekilde doğal bir sona ulaşıyor ama hayattaki gerçek
öyküler doğal bir sona ulaşmıyor.
Teker yine dönmeye başlıyor.
Bu nedenle Hindistan’da hayata biz “çark” diyoruz. O sürekl i dönmeye, kendisini tekrar etmeye
devam eder durur. Görebildiğim kadarıyla, taş kırıcı ilahi güce inanmadığı ve şükretmediği sürece öykü tekrar
edilmek zorundadır. Yine memnun olmaz. Güzel bir taht ve ipek kumaşlar için yanıp tutuşur ve aynı
şey tekrardan başlar. Ancak şayet bu taş kırıcı gerçekten tatmin olsaydı yaşam ve ölüm çarkının
dışına atlamış olurdu.

Her zihne olan şey budur; bir şey için arzu duyuyorsun, o gerçekleşecek ama o gerçekleşene kadar
göreceksin ki memnun olmadığını göreceksin. Şimdi de başka bir şey sana ıstırap veriyor.
Bu anlaşılması gereken bir şey; eğer arzun doyurulmamışsa hayal kırıklığı yaşarsın; eğer doyurulmuşsa, o zaman da hayal kırıklığına uğrarsın. Arzunun sefaleti budur. Tatmin olmuşken tatmin olmuş değilsin.

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s