Gülümse Biraz

Bir Erkeğin Ağzından Süper Yemek Tarifler :))

ideal-erkegin-tanimi-degisti-3038459_594_o-225x300

Domatesli Biberli Yumurta :
Büyükçe bir tavaya yağ domates ve biber koyup bir sigara yakıyoruz. Sigaranın külü yere düşmek üzereyse yumurtaları eklemenin zamanı gelmiş demektir. Yumurtaları kırıp sigaramızı bitiriyoruz. Pişmiştir herhalde ocağın altını kapatıyoruz.

Biberli Domatesli Yumurta:

Her gün domatesli biberli yumurta yemekten sıkıldığımızda yapabileceğimiz bu enfes yemek tıpkı biberli yumurtalı domates gibi pişiriliyor.

Makarna:

Bir tencere dolusu sıcak suya makarna poşetini boşaltip maç izlemeye başlıyoruz. ilk yarının ortalarına doğru kalkıp altını kapatıyoruz. Tencerenin içinden seçtiğimiz makarnayı fayansa fırlatıyoruz. Yapışırsa pişmiş demektir. Devre arasında hala içinde su kaldıysa tencerenin kapağını kapatıp lavabodaki en kirli tabağın üzerine doğru döküyoruz. (o zaman hem tabak temizleniyor hem de makarnalar çatalla yenebiliyor) üzerine ketçap sıkıp yiyiyoruz. Not: Fayansa fırlattığınız makarnayı bi ara oradan alın. Sayıca fazlalaştıklarında bazen hangisini fırlattığınız karısıyo.

Tuzlu Makarna:

Yapılışı aynı makarnaya benziyor. Tek farkı bu kez makarnaları suya atmadan önce tuz koymayı akıl ediyoruz. öyle daha güzel oluyor.

Pilav :

Pilav aslında basit bir yemek değil. Aranan kriterler var. Tuzlu yumuşak ve tane tane olması gerekiyor. Sonuncusu kolay. Pirinçleri tek tek pişirdiğinizde tane tane oluyorlar ama uzun sürüyor. Maharet hepsini bir arada pişirebilmekte; ama çok da sorun etmeyin. Nasıl olsa içine yoğurt koyup bulamaç haline getirdiğimizde hepsi birbirine yapışıyor. Kısaca yağ koyup üzerine pirinç ekliyorsunuz. Sonra da su ve tuz koyup pişiriyorsunuz. Hem bunu süzmeye de gerek yok.

Patates Kızartması :

En kolay işlerden biri. Patatesleri soyup parmak gibi kesiyorsunuz ve kızgın yağa atiyorsunuz. Tek yapmanız gereken altını zamanında kapatmanız. Yoksa tencere alev alabiliyor. Bu yüzden sadece tv’de pembe dizi varken yapın.Bir de diğer yemeklerin aksine bunu tencereden yiyemiyoruz. Mutlaka tabağa koymak gerekiyor. Onun dışında çok kolay.

ORTA ZORLUKTAKİ YEMEKLER :

Hazır Pizza :

Pizzamızı fırınımıza atıp pişmesini bekliyoruz daha sonra fırından çıkarıp yanık yerlerini biçakla kazıyoruz. Dikkat edilmesi gereken tek şey kazırken üzerindeki malzemeleri mutfak tezgahına yapıştırmamak.

Hazır Köfte :

Bu da nispeten zor bir yemek. Bir miktar sıvı yağı teflon tavaya koyup köfteleri içine diziyoruz. Köfteler tavayla aynı renk olmadan altını kapatmak gerekiyor. O yüzden başında beklemek lazım.

ZOR YEMEKLER :

Konserve Türlü :

Bir miktar yağ ve salçayı tencereye koyup konservenin içindekileri döküp üzerine su koyuyoruz. Pişmesi çok uzun sürüyor. O sebeple başında beklemiyoruz. Gidip tv izliyoruz. Her seferinde yandiklari icin henüz tadına bakamadım ama konservenin üzerindeki resme bakılırsa güzel bi şeye benziyor.

Tavuk :

Yapılısı makarna gibi. Sıcak suyun içine atıyoruz arada pişip pişmediğine bakmak için hayvanın kaba etine çatal saplıyoruz. Bu yemek piştikten bir iki gün sonra üzeri jelibon gibi oluyor. Bu yüzden pişirirken isteğe bağlı olarak bolca toz şeker eklenebilir.

ULTRA ZOR YEMEKLER :

Kıymalı Bamya :

Konserve türlüye benziyor ama içine daha önceden kavrulmuş kıyma konulmalı. Kıyma kavurmak çok zor ve zahmetli bir iş. Bu yüzden makarna pişirmeyi öneriyorum.

PÜF NOKTALARI

1-) Yemekleri daima tencerenin içinden yiyin. Böylelikle tabak kirletmemiş olursunuz.

2-) Asla sade pilav yapmayın. Domatesli pilav yaptığınızda altını tuttursanız bile renginden anlaşılmaz.

3-) Mutlaka soğanlı bir yemek yapacaksanız asla soğana dokunmayın. Özellikle rendelediğinizde elleriniz çok kötü kokuyor. Bunun yerine soğana ekmek tahtasıyla beş altı kez vurmayı deneyin, aynı işi görür.

4-) Patates kızartacaksanız soyduğunuz patatesleri asla yıkamayın. Kızgın yağa attığınızda çok kötü patlıyorlar.

5-)Yemekler asla kendi başlarına hareket etmezler. Şayet geçen ay yaptığınız tavuk kendi kendine kımıldamaya başladıysa kurtlanmiş demektir. Sakın yemeyin.

6-) Sebzeleri pişirdikce vitamin değerleri düşer. Mümkün olduğunca çiğ tüketin.

7-) Karpuz tabağa koyulmaması gereken bir meyvedir. ikiye ayırıp ortasından kaşıkla yiyebilirsiniz.Tencere kapağı en mükemmel tabaktır.

8-)Buzdolabının sebzelik olarak adlandırılan kısmı yemeyi duşunmediğiniz şeylerin saklanması için idealdir. Bu bölüme konan şeyler nasıl olsa bir süre sonra unutulur.

9-) Sebzeliğin kapağını sıkı kapatırsanız çürüyen şeylerin kokusu dolaba daha az yayılır.

10-) Spagetti pakedini açmak için pakedi ortasından sıkıca kavrayın ve altını tüm gücünüzle fayansa vurun. Pakedin üst tarafı yırtılacaktır. Belki bu işlem sırasında makarna unufak olabilir ama risk almaya değer. özellikle misafirlerin yanında yapmanızı tavsiye ediyorum. öyle daha güzel, bu size çok maço bir hava verir.

11-)Sağda solda kulağıma çalınıyordu.Mutfak robotu denen bişey varmış. Birden içimi bir heyecan kapladı. Ulan madem bu işin robotu var ben niye koşturuyorum yıllardır diye sinirlendim. Hemen gidip aldım bi tane. Eve gelip kutusundan çıkardığımda itiraf etmeliyim ki hayal kırıklığına uıradım biraz. Ben açikcasi ufo gibi bişey bekliyodum, bu bildiğimiz tencerenin plastiği. Içinde de vantilator gibi bisey var. Bununla birlikte bi ton plastik zımbırtı daha çıktı içinden ama bi işe yarayacaklarını sanmıyorum. Neyse fişini taktım denemek için bi tane soğan attım içine. Bakalım ne yapacak diye bekledim. Kabuklarını bile soyamadı eşşoğlueşek. Paramparca etti bıraktı. Sinirlendim attım bi kenara yazdan beri duruyo orda.Bir ara yıkayıp vantilator gibi olan şeyi bilgisayarıma takmayı düsünüyorum. Belki fan olarak iş görür. Onun dışında tamamen para tuzağı. İlerde çıkarsa mutfak androidi almayı düşünuyorum

Kelimeler Okyanusu

Her Şeyde Bir Hayır Vardır :)

large (2)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü.

Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

“Bunda da bir hayır var!”

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:

“Bunda da bir hayır var!”

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:

“Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?”

Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.

Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

“Haklıymışsın!” dedi.

“Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.”

“Hayır” diye karşılık verdi arkadaşı.

“Bunda da bir hayır var.”

“Ne diyorsun Allah aşkına?” diye hayretle bağırdı kral.

“Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir.”

“Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!…”

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bir de bunu deneyin ve zaten olduğunuz kişi olun!…

large (21)

 Olmadığınız kişi olmaya çalışmakla boşuna uğraşmayın. Çünkü siz artık büyüdünüz. Evrende hiçbir varlık, olduğunun dışına çıkamaz. Aslında buna gerek de yoktur. Zaten olduğunuz şey olduğunuzda, olmadığınız şey olmaya çalışarak elde edemediğiniz şeyleri kendiliğinden elde edersiniz. Ne kolay ve ne rahat değil mi?

Bir de bunu deneyin ve zaten olduğunuz kişi olun!…

R.Şanal