Genel

Her Gün Seninle-Ümit Yaşar Oğuzcan ♥

jamie-beck-and-kevin-burg-cinemagraph-7

Güzel olan
Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
Erimek yarını olmayan zamanlarda
Durdurmak bir yerde bütün saatleri
Bütün kuralları kırıp parçalamak
Sonra varmak o yerlere
Mevsimlere dur demek
Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
Delicesine içmek
Ve unutabilmek her şeyi ansızın
Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
Güzel olan
Sevmek seni Tanrılar gibi
Seninle Tanrılaşmak…

Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin
Ne bu şehir kalacak
Ne bu duygusuz sürü
Bu korkunç kalabalık
Her vapur seni getirecek bana
Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
Kapılar sana açılacak
Senin için söylenecek şarkılar
Şiirler senin için yazılacak
Her evde bir resmin
Her meydanda bir heykelin olacak
Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi
Kopup ötelerden, ötelerden
Yalnız bana geleceksin
Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin.

Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm
Sende buldum erişilmez hazları
Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan
Duyguların en ölmezini sende duydum
Susuzluğum dudaklarında dindi
Yalnızlığım ellerinde
Çoğu gün unuttum açlığımı
Sende doydum…

İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun
Anladım yaşadığımı her nefes alışta
Seninle geçtim bütün zamanlardan
Seninle var oldum
Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta.

Boynunda bir yer vardır, ben bilirim
Ne zaman oradan öpsem,
Değişir gözlerinin rengi
Yanar dudakların, terler avuçların
Dökülür kapkara aydınlık gibi
Omuzlarına saçların
Gitgide artar kalbinin vuruşları
Bir musiki halinde dünyamı doldurur
Ansızın bütün sesler kesilir
Zaman durur
Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde
Her gün seninle yeniden var oluruz
Eriyip kaybolduğumuz yerde…

Sesini duymadığım gün
Yaşanmış değil
Açan çiçek değil
Öten kuş değil
Yüzünü görmediğim gün
İçimde yıldızlar sönük
Güneşler güneş değil
Seni sevmediğim gün
Seni anmadığım gün
Olacak iş değil…

Her günüm seninle geçsin
O güneşe en yakın
Kimsenin varamayacağı bir dağ başında
Uçsuz bucaksız uzak denizlerde
İnsan ayağı değmemiş ormanlarda
Uzaklarda, en uzaklarda
O gemilerin uğramadığı limanlarda
Işığım ol, alınyazım ol benim
Vatanım ol, evim ol
Yeter ki bir ömür boyu benim ol
Her günüm seninle geçsin…

Ümit Yaşar OĞUZCAN ♥

Gülşah'ın Notları

E-postalarınızı Bekliyorum!..

E-postalarınızı Bekliyorum!..

Herkese Merhaba arkadaşlar.Hepinize mutlu hafta sonları.Sevdiklerinizle  bol vakit geçirmeceli,kucaklaşmalı ya da  iyi dinlenmeceli bir  hafta sonu dilerim.Sizin oralarda hava nasıl bilmem ama İzmitte  güneşli hoş bir  hava var.Belkide bu  güneşli havalar son günlerini yaşıyor  bilmiyorum aslında değerlendirmek lazım.

Bugün zamanlamış olduğum paylaşımlar tahmin ediyorum 15.00 ‘e  kadar devam edecek.Bazı arkadaşlarımdan maillerle  sorular geliyor: ”Gülşah hiç mi dışarı çıkmıyorsun sürekli internette misin diye”Hayır  kesinlikle  böyle  bir şey söz  konusu değil.Paylaşımlarımı geceden veya sabah saatlerinde 2-3 saatimi ayırarak zamanlıyorum.(Otomatik Paylaşım ) Bazıları günler  öncesinden bile ayarlanmış olabiliyor :))Ama  gün içinde arada  kontrol ettiğim doğrudur 😛 Gerçek şu ki Zaten kimseye  interneti bu şekilde  kullanmalarını önermem.İnsanın yaşamı bildiğiniz FELÇ oluyor.Ben de  böyle zararlı bir  dönemden geçmiştim ama zamanla rayına oturdu.

Gelelim asıl konumuza  bu çok önemli en azından benim için.MAİL ADRESİM DEĞİŞTİ!

Banadüzenli e-posta  gönderen arkadaşlarım var.Ben Pembe Balonda ki adresi değiştirdim ama Sürekli e-posta yollayan arkadaşlarım artık o balonu kullanmıyor  olabilir.Ben Şimdi size hem mail adresimi hem de görmeyenleriniz varsa pembe bolonu tanıtayım :))

 

e-posta adresim : kidimgulsah@hotmail.com

Pembe balonumuza gelince  işte ta ta…

Yapmanız gereken bu balona tıklıyorsunuz.Karşınıza windowslive’in sayfası çıkacak.Açılan sayfada zaten benim mail adresimin kayıtlı olduğunu göreceksiniz.Konu bölümüne;bana  yazmak istediğiniz  konu hakkında herhangi bir  başlık atabilirsiniz isteğinize göre.Daha sonra boş alana bana yazmak istedikleriniz,anlatmak istedikleriniz,sormak istedikleriniz,dertleşmek istediğiniz,blog hakkındaki fikirleriniz ve her türlü konuda yazabilirsiniz.Sonra gönder tuşuna  basıyoruz  ve daha sonra kendi mail adresinizi ve şifrenizi giriyorsunuz.Şifremi hatırlayı işaretlerseniz bundan sonraki maillerinizi tek tuşla gönderebilirsiniz.Bu arada mailinizi gönderip sakın gelen kutunuzu kontrol etmeyi unutmayın.Çünkü ben er ya da  geç mutlaka  size  geri dönüş yaparım 😉

Bu kutu sürekli benim sağ duvarımda olacak..e-posta okumanın mutluluk verdiğini duymuşmuydunuz?

Duyamazsınız…

Çünkü ben uydurdum :)))))

Bilemiyorum belkide  bir  yerde  böyle  bir şey  okumuş olabilirim.Ama  bana  mutluluk verdiğini söyleyebilirim.Kendinize  çok iyi bakın.Tekrar görüşürüz :*

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Depresyon Üzerine Düşünceler:

”Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme; Çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir.”
Rumi

“-Eskiyi bırakmak ile yeniyi başlatmak arasında bir karmaşa ve boşluk dönemi yaşanır. İnsanlar genelde bu dönemde kendilerini kaybolmuş hisseder ve o kaybolmuşluğu, bir şeyin yanlış olduğunu gösteren başka bir işaret olarak yorumlar. Oysa bu sadece, tarafsız bölgenin verimli kaosuna girmiş olduklarını gösteren bir işarettir.”
W. Bridges

İnsan davranışlarını güdümleyen faktörlerin kökeninde genetik kombinasyonlar, metabolizma, mevsimler, hormonlar, sosyal ve ailevi çevre şartlandırmaları gibi bir çok faktör vardır hayatımızı ve kişiliğimizi etkileyen.

Depresyon faktörü de vardır tabi; Depresyon büyümenin ve sürekli değişen zamana karşın her seferinde oluşan yeni duvarları/kozaları kırmanın, yani gelişiyor olmanın göstergesidir, bilgisayar dili ile bu duruma “güncellenmek” diyoruz.

Kendinizi boşlukta ve düşüşte hissediyorsanız eğer, bunu değerlendirmeli ve yer çekimine karşı kendinizi salıyor olmanın zevkine varabilmelisiniz; Çünkü ardından yeni bir zirve arayışı, tırmanış ve macera başlayacaktır…

399489_10151007193939909_341547355_n

-Kişisel bakış açıma ve deneyimlerime göre depresyon çok değerli bir süreçtir; Yeni döneme uyumlanmak için kemikleşmiş önyargılardan sıyrılma zamanı gelmiş çatmıştır; ver elini yeniden doğum…

Varlığımızı sürdürebilmemiz için belirli kalıpları benimseriz. Çünkü içerisinde bulunduğumuz ortam bunu bekler bizlerden. Bu yüzden belirli şablonlara sahip oluruz ve bunları özümseriz. Ancak hemen hemen hepimiz eğitim, aile ve sosyal çevreden gelen şartlandırılmaların etkisindeyizdir. Bu bizlerde önyargı, zan sonuçta gaflet durumu yaratır. Eminizdir ki biz olduk şekillendik ve doğruyuz. Çevremiz bizi olurladığından kendimizi her şeyi idrak etmiş zannederiz. Bu durmak demektir. Gelişime kapalı olmak demektir.

Biz öylece her şeyi bildiğimizi sanıp kazık kesmişken akışkan hayat sürekli değişime uğrayarak sürer gider. Bir gün, bir sebepten dolayı; (bu aşk, acı vs olabilir) gözlerimiz açılır gibi olur. Olayların arkasındaki gerçeklerle yüzleşiriz. Kimi bu yeni dünyayı merak eder kimi korkar geri çekilir, en kötüsü bazılar farkına bile varmaz.

Her durumda bir anlık olsa bile gözlerimiz açıldığından “ben” dediğimiz şey ile dışarıdaki dünya arasında ciddi uçurumlar farkederiz. Bu noktada kendimizi yetersiz ve çaresiz hissederiz. Niye mi? E, hani “olmuştuk” ya biz. Aşmıştık hani. İnsanlara karşı ustaca takmaya alıştığımız maskeler…

Alışkanlıklarımız, davranış kalıplarımız, rol kesmelerimiz, çok bilmişliğimiz içten içe manasını ve işlerliğini yitirmiştir artık, ama üstümüze yapışan bu halleri terketmek istemeyiz. İşte bu anlarda dar kapıdayızdır.

Dar kapıdan geçmek süzülebilmektir. Fazlalıklar atılmalıdır ki eşiği aşabilelim. Ama o fazlalıklar bize yapışmışlar, biz o fazlalıklara yapışmışızdır. Onlarsız kendimizi çıplak hissederiz. Ama onlarla da olmuyordur artık. İşte depresyon…

Kimisi hayatın değişimine ayak uydurmamak için ilaç, alkol, vurdumduymazlık gibi yollara kaçar ve hep aynı kalır; Taş gibi!…

Oysa depresyon yeniden doğuşun müjdecisidir.

Ve depresyon kendi irademizle yırtılması gereken bir kozadır…

*Depresyonun irade ile aşılması yerine ilaçlarla bastırılması, daha sonra yeni değişim süreçlerine gösterdiğimiz tepkilerle birleşerek eskisinden de güçlü bir çaresizlik hissi olarak geri dönmesine sebep oluyor.

Ş.Ş.Erkan

Sağlık Ve Güzellik

Havalar da tam saleplik!

large

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Salep soğuk kış günlerinde içimizi ısıtan resmi bir içeceğimizdir. Peki salebin aslında bir bitki kökü olduğunu biliyor muydunuz, ya ‘’mutluluk veren besinler’’ listesinde olduğunu…

Salep, yabani orkide çiçeklerinin soğanlarına verilen isimdir. Eski zamanlarda alkolün yasaklanmasıyla alkolün yerini boza, şıra ve salep almış. İçimi özellikle kış aylarında tercih edilen salebi Türkler çok eskiden beri bilirken Avrupalılar 15. yüzyılda öğrenmişler.

Topraktan çıkarılan yabani orkide soğanları, yıkandıktan sonra süt veya suyla kaynatılır; süzüldükten sonra ipe dizilir ve gölgede kurutulur. Sonra da değirmende un gibi öğütülür. Böylece kullanıma hazır hale gelir. Salebin bileşiminde nişasta, şeker, yapışkan özelliği olan musilaj ve bazı azotlu maddeler bulunmaktadır.

Su veya sütle birlikte hazırlanıldığında şişme özelliği gösteren salep, dondurmanın hammaddesi olarak da kullanılır. Maraş dondurması, başlangıçta şeker, süt ve salebin katılmasıyla ortaya çıkmıştır. Salep, dondurma yapımında Türkiye’de ilk defa Kahramanmaraş’ta kullanılmıştır. Maraş dondurmasına hoş bir aroma, tat ve sakız gibi esneyebilme özelliği kazandıran saleptir.

Sağlımız üzerindeki faydaları yüzyıllardır bilinen salep;

*ishal,
*mide-bağırsak iltihaplanmaları,
*bronşit ve
*öksürüğe karşı kullanılmaktadır.

Ayrıca kuvvet verici ve besleyici özelliği de vardır (Eski gemiciler bu nedenle, uzun seferlere çıktıklarında yanlarına mutlaka salep de alırmış, kumanyaları azaldığında günlük 2 litre suyla birlikte 30 gr toz saleple günlük enerjilerini sağlarlarmış).
Salepten bu şekillerde yararlanılabilmesi için bir takım işlemlerden geçirilmesi gerekmektedir.

Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası vardır, salep müsilaj özelliği sayesinde dokular üzerinde yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerinde geçici bir katman oluşturarak, korur ve rahatlık verir.
Bu nedenle özellikle öksürük tedavisinde oldukça etkili olduğu görülmektedir. Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak midenin rahatlamasını sağlıyor.
Bunun yanı sıra tarçınla birlikte tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında oldukça etkilidir.

Daha az kalorili ve sağlıklı bir alternatif olarak bir fincan sıcak süte bol tarçın ekleyerek tüketmeye ne dersiniz? Tarçının faydaları da saymakla bitmez.

Dyt.Buket YAVUZ

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Dilin Ucunu Damağa değdirerek Enerji Seviyesini Dengelemek ve Yükseltmek

217832_10151119529914909_1738907432_nDilin Ucunu Damağa değdirerek Enerji Seviyesini Dengelemek ve Yükseltmek

Dilin ucunu damağa dokundurarak pranik enerji seviyesi geçici olarak ve kolaylıkla artırılabilir. Bunun arka enerji kanalları ve ön enerji kanalları arasındaki bağlantıyı geliştirme ve böylece pranik enerji dolaşımını geliştirme ve artırma etkisi vardır.

Dilin damağa temas etmesi, iç auranın genişlemesine neden olur. Örneğin, ışık düğmesi açık iken, ışık yanmaktadır. Bir bağlantı vardır. Eğer düğme kapalı ise, ışık yoktur. Aynı şekilde, dil damağa dokundurulduğunda pranik enerji akışında artış olur. Dil damağa temas etmediğinde, enerji dolaşımı azalır.

 

 

Dili damağa dokundurmak şifacının daha fazla enerjiye sahip olmasını ve daha etkili şifa yapmasını sağlar. Bu nedenle, hassaslaştırma yaparken, tarama yaparken, temizlik yaparken ve enerji verirken, dil damağa dokundurulmalıdır. Aynı zamanda nekahat dönemlerinde rahatsızlıkların giderilmesini hızlandırır.

Bu teknik ayrıca önemli miktarda enerji gerektiren okuma, çalışma, meditasyon, nefes teknikleri uygulamaları ve diğer aktiviteler için de kullanılabilir.

Dilin durması gereken yer, dişin damakla birleşme noktası değil, damağın tam üst noktası, yani dil geriye doğru biraz kıvrılıyor. Ayrıca dili bu şekilde damağa değdirmek çakraları birleştiren meridyeni tamamlıyor. Bu şekilde Enerji akışı desteklenmiş oluyor ve akış güçleniyor.

Dili arkaya doğru kıvrırarak üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirmek ayrıca Timus’u uyarmanın yollarından biridir.

Dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağlanıyor. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.