Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

11 yolla özgüvenini tamamla

ozguven-kapak

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Güvensizliğinizi tanımlayın:Zihninizden gelen o sese kulak verin ve sizin neden kendinize güvenmediğinizi öğrenmeye çalışın. Sizi rahatsız eden, utanç ve pişmanlık duyduğunuz yönünüz nedir? Herhangi bir şeyden utanç duyabilirsiniz; bu akneniz olabilir, olumsuz bir deneyim ya da yaşadığınız tramvatik bir olay olabilir. Kendinizin eksik ve zayıf olduğunu düşündüğünüz özellikleri bir yere yazın ve bunları sıralayın.

Sevdiklerinizle bu konu hakkında konuşun: Sorunları çözebilmeniz için bunları sevdiklerinizle paylaşmalısınız. Sorunlarınız karnınızda büyüyen kurtçuklara dönüşmemeli. Eğer sorunları paylaşacak sevdiğiniz ve dost bildiğiniz bir arkadaşınız yoksa sorunlarını bir uzmanla (psikolog) da paylaşabilirsiniz.

Hatalarınızın üzerinden zıplayın: Hiç kimse mükemmel değildir. Her insanın güvensizlik duyduğu bazı noktaları vardır. Kendinden en emin insanlar bile mutlaka bazı zayıf yönlere sahiptirler. Hayatımızın herhangi bir noktasında eksik olan yönlerimiz karşımıza çıkabilir önemli olan bunların üzerinden atlayıp hayata devam edebilmektir. Sık sık insanın canını sıkan ruh halleri ortaya çıkabilir, bu doğaldır. Doğal olmayan bunları sabit zannetmektir.

Başarılarınızı tanımlayın: Her insanın başarılı olduğu mutlaka bir yön vardır. Siz de kendinizi başarılı hissettiğiniz özellikleri gözlemleyin ve onları bir kâğıda yazın. İnsan dünyaya gelirken kendine özgü, üstün yeteneklerle gelir. Kendinizi ifade edecek bir yol bulun; bu sanat, müzik, yazı, spor ya da bir hobi olabilir, geliştirmeye çalışın. Hayatınıza ilgi alanlarınıza uygun arkadaşlar edinin ve onlarla paylaşımlarda bulunun.

Şükretmeyi bilin: Hayatınızda birçok olumlu yön var ve onları görün, bunun için şükredin. Sizde olup başkalarında olmayan özellikler için kendinizi mutlu hissedin. Örneğin bir gözünüz için ne kadar para verirsiniz? Özgüven için iç huzura da ihtiyacınız var.

Pozitif olun, bunu hissetmezseniz de pozitif davranın: Kendi acılarınıza ve başkalarının acılarına sempati duymaktan vazgeçin. Kendinizden nefret eder ve kendinizi küçümserseniz bir süre sonra buna inanmış olacaksınız. William James diyor ki; bir şeyden korkuyorsanız hiç korkmuyormuş gibi davranın bir süre sonra buna alışmış olacaksınız ve korkularınızı yenmiş olacaksınız. Kendiniz hakkında olumlu düşünürseniz bir süre sonra buna da inanmış olursunuz.

Kibar bir şekilde övgüleri kabul edin: Biri sizi övüyorsa bunu kibirlenmeden olduğu gibi kabul edin ve bundan duyduğunuz mutluluğu hissedin.

Aynaya bak gülümse: Bir kurama (“facial feedback kuramı”) göre aynaya bakıp gülümsediğiniz de beyninizde belli duygular ortaya çıkmaktadır. Yani aynaya bakarak gülümsediğiniz de beyninizde oluşan kimyasallar, sizin kendinizi daha mutlu hissetmenize yardım eder.

İlkelerinize sadık kalın: “Hayır” diyebilmeyi bilmek kendinize olan güveni arttıracak bir unsurdur. Bu sizde zor gelebilir ama bu konuda biraz inatçı olduğunuzda kendinizi daha değerli hissedeceksiniz. Yeteneklerinizi gösteren unsurlar için korkmadan “evet” deyin.

Çevrenizdekilere karşı nazik olun:Diğer insanların yaşamlarında olumlu bir fark yarattığınızda kendinize olan güveninizin arttığını göreceksiniz.

Mükemmeliyetçilikten kaçının:Mükemmel insan yoktur ve siz de mükemmel değilsiniz. Siz de olmayan bir özelliği var gibi göstermekten kaçının. Hedefleriniz de mükemmel değil, ulaşılabilir olsun.

 

Sağlık Ve Güzellik

Vazelinin yapabildiklerine şaşıracaksınız

Vazelinin yapabildiklerine şaşıracaksınız

  • vazelinAllıkla göz altınız arasında kalan bölgeye elmacık kemiklerinizden başlayarak biraz vazelin sürün. Cildiniz ipek gibi parlak gözükecektir.
  • Parfümünüzü sıkacağınız yere biraz vazelin sürün böylece parfümün etkisini uzun süre hissedin.
  • Kaşlarınızın istediğiniz yöne yatması için parmak uçlarınız ile biraz vazelin sürün.
  • Her gece dudaklarınıza biraz vazelin sürerek dudaklarınıza muhteşem bir bakım yapabilirsiniz.
  • Uzun ve sık kirpikler için vazelinin harika etkisini kullanın. Temizlediğiniz eski bir maskara fırçası ile vazelini kirpiklerinize uygulayabilirsiniz
  • Azalmış olan rujunuzu (ya da gıda boyasını) bir kapta vazelin ile karıştırdığınızda yeni rujunuzu elde etmiş olursunuz.
  • Ayaklarınızı yumuşatmak için en etkili nemlendirici olan vazelini kullanmayı unutmayın. Yatmadan önce ayaklarınıza vazelin sürün ve çorap giyip yatın.
  • Bir parça çikolata alın ve biraz da vazelin. İkisi de eriyene kadar mikrodalgada bekletin. Eridikten sonra karıştırın. Parlatıcınız hazır!
  • Saçlarınızı boyanmadan önce saç çizgisi etrafına uygularsanız, boyanın cildinize bulaşmasını engellemiş olursunuz.
  • Vazelin dövmenizin düzenli bakımı için çok faydalıdır.
  • Vazelin içine deniz tuzu ekleyerek vücut peelingi yapabilirsiniz.
  • Saçlarınızın ucundaki kırıklara vazelin ile bakım yapabilirsiniz.
  • vaselin 2Kıyafetlerdeki makyaj lekelerini vazelin kullanarak çıkarabilirsiniz.
  • Ayakkabı ve çantalarınızı vazelin ile parlatabilirsiniz.
  • Vazelini biraz pudra eklediğinizde ten rengi ruj olarak kullanabilirsiniz.
  • Parmak kenarlarına vazelin sürerseniz buradaki deriyi yumuşatarak manikür etkisi yaratabilirsiniz.
  • Hassas göz derinize zarar vermeden takma kirpiklerinizi çıkarmak istiyorsanız biraz vazelin deneyin.
  • Egzamanız varsa kaşıntılarınızı yatıştırmak için vazelin kullanabilirsiniz.
  • Ruj sürmeden önce dişlere vazelin uygularsanız, rujun dişlerinize yapışmasını engelleyebilirsiniz.
Kelimeler Okyanusu

Dokuz düşünce aşaması

Dokuz düşünce aşaması

Egitimli insanlarin dokuz dusuncesi vardir:

 

  1. Baktiklarinda berrak gormeyi dusunurler,
  2. Dinlediklerinde, iyi duymayi dusunurler,
  3. Gorunusleri bakimindan sicak olmayi dusunurler,
  4. Davranislarinda saygili olmayi dusunurler,
  5. Konusmalarinda dogru olmayi dusunurler,
  6. Islerinde ciddi olmayi dusunurler,
  7. Kuskuya dustuklerinde sorulari nasil soracaklarini dusunurler,
  8. Ofkelendiklerinde sorunlari dusunurler,
  9. Kazanci gorduklerinde adaleti dusunurler.. .

 

Konfucyus

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

En Büyük Başarı Kendin Olmaktır

tumblr_mytn0rABSv1spq83no1_1280

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hani bazı şeyler gözümüzün önünde şekil değiştirir ya, işte öyle bir şey okuyacaksınız. Ama bu şekil değişikliğinin ille de fiziksel olması gerekmiyor. Ruh halindeki hızlı değişimler de bizi aynı fizikî değişimlerde olduğu kadar şaşırtabiliyor. Bunu gözlemlemek kolay ama burkuyor insanın içini.

Bir arkadaşımız iki haftadır yoğun bir motivasyon içindeydi. Her sabah işe geliyor ve üşenmeyip yakın çevresine günaydın demek için odalarımızı dolaşıyor, bizi mutlu etmek amacıyla minik armağanlar getiriyordu. Davranış biçimi ruhumuzun okşarken, fiziksel olarak da her zamankinden daha sevimli göründüğü için göz zevkimizi de tatmin ediyordu. Her zaman alıştığımız spor giyim tarzının daha farklı ve oldukça hoş giyiniyordu. Gözlerinin içi gülüyor ve hepimizi etkisi altına alan negatif enerjiden bizi sıyırmak uğraşıyordu. Sanki ufak çaplı bir misyon üstlenmiş gibiydi.

Bizler ise ona gülümsemeye çalışırken bile ” Ama..” diye başlayan olumsuz cümleleri sarf ediyorduk. Nasıl böyle pozitif olabildiğine için için sinirlenmiyor da değildik. O ise bize “Ne derseniz deyin beni aşağıya çekemezsiniz” diyerek gülümsüyordu. Olan biten yaşanan tüm tatsızlıkları, ülkemizin ekonomik sıkıntılarını, bunun birey olarak hepimize yansımasını, terördü, savaştı mavaştı, hepsini o da biliyordu. Yani kavanoz içinde yaşamadığı gibi aldırış etmeyen biri de değildi. Baktık onu ikna edemiyoruz, başladık dedikoduya; “Seni böyle motive eden kesinlikle aşk olmalı, insan ancak aşık olunca böyle çiçeğe böceğe kafasını takar” dedik.

Güldü ve “Evet!” dedi, ” Evet aşık oldum!.
“Kime ?” sorduk.
Ağzını doldura doldura ve gayet kendinden emin bir sesle “Kendime!” dedi.

Ne kadar haklıydı. Yaşadığımız kişisel ve toplumsal tüm problemler kendimizi görmeyi ve hissetmeyi unutturuyor. Bir çarka kaptırıp gidiyoruz. Kendimizden tat almayı unutuyoruz. Oysa bunun için ne çok sebebimiz var. Mutlaka her şeyin dört dörtlük olması gerekmiyor.

Sağlıklı mıyız?
Elimiz iş tutuyor mu?
Fikir üretebiliyor ve uygulayabiliyor muyuz?
Dostlarımız var mı doya doya sohbet edecek?
Can dostlarımız ve ailemiz var mı hayatı paylaşacağımız?
Kaybettiğimiz yakınlarımızın yerine oturtmaya çalıştığımız, doğuştan değil, sonradan kendi seçtiğimiz akrabalarımız var mı?
Renklerimiz yok mu üzerimizde taşıyarak güzelleşebileceğimiz, hayallerimizi süsleyebileceğimiz?
Çiçekleri yok mu bize ait olmasa da doğa da olan ve kopartmadan koklayabileceğimiz?

Varsın zorluklar olagelsin. Sınavdır belki de, gelir geçer. Geçmese de alıştırır, bizim zorluklarımız olur. Yeter ki kendimizle barışık olalım. Yeter ki aynalara her ne olursa olsun gülümseyebilelim. Varsın derinlere inemeyen sığ insanlar bize deli desin.

Çok akıllı olup bunalmaktansa, deli olup hayatı şakayla karışık yaşayarak yol alalım. İyilikler kadar sıkıntılar, zorluklar, kayıplar da insanlar için. Tünelin en karanlık noktası aydınlığa en yakın olan anıdır. Yeter ki zor zamanları kendimize ve çevremize küsmeden geçirelim. Olabildiğince mutlu ve pozitif olalım.

Negatif olmak çevreye çok çabuk bulaşıyor. Söz konusu arkadaşım etraftan gelen negatif enerjiye iki hafta dayanabildi. Dün odama gelip “Bana enerji ver, kendimi düşük hissediyorum.” dedi.

Buyrun bakalım.

Kendine aşkı mı bitti? Hayır, sadece pozitifi bize o kadar çok verdi ki, kendi enerjisini düşürdü. Oysa bizler almayı bilseydik, ondan yayılan bizden yayılanla birleşecek ve daha büyüyecekti. Yani paylaştıkça çoğalacaktı.

Öyleyse etrafımıza hemen gülümseyelim. Belki de ilk başta sahte gibi olacak ama sonra içten geldiğini göreceğiz. Kendimize aşkımızı hiç kaybetmeyelim ve bu aşk oldukça her şeyin üstesinden geleceğimizi unutmayalım. Kendimizi şımartmayı ihmal etmeyelim. Küçücük şeylerle bile olsa: Bir kahve, bir film, bir kıyafet, bir kitap, bir dost paylaşımı, bir kucaklaşma, ne şekilde olursa olsun kendimizi ödüllendirmektir.

Steve Goodier şöyle söylüyor:
“Başarıların ne olursa olsun, en büyük başarın mümkün olabildiğince kendin olmaktır. Dünyayla uyum içinde olabilmek için kendin ol. Bu meydan okuyan bir iştir. Ve bunu senin kadar kimse yapamaz…”