Gülşah'ın Notları

Bugün ki Kar Manzaralarımdan Kareler :)

Heyooooo Yurdumun her bir yanına kar yağıyor.Bembeyaz tane tane :)))

Rabbim yine bizi mahrum etmedi kar beyazından.Belkide 4 yıldır böyle bir kar yağmamıştı bizim buralara.Burası KOCAELİ İZMİT.
Hangimiz sevmiyor ki kar yağmasını pamuk pamuk karların üzerine yatmayı.
Kar kokusu bana hep çocukluğumu hatırlatıyor.Eski mahallemizde akşamları eve girmezdik kar topu oynamaktan.Nasıl bıkmazdık,usanmazdık şaşıyorum şimdi.Eldivenlerimiz ayakkabılarımızın içi ıslanırdı.Gelirdik sobanın başına kızartırdık kendimizi bi güzel,eldivenleri çorapları kuruturduk haydiiii tekrar dışarı 😛
E tabi yaşıtımızda çoktu apartmanda.Burun’a kadar sarılıp ense kısımda sımsıkı bağlanan atkılar,eldivenler…
Oy Oyyy…Anlatırken burnumda tüttü o günler.Herşeye rağmen çocukluk bambaşka oluyor.Bakın böyle küçücük anlar bile nasıl kalıyor insanın aklında.İnsan yaşadığı herşeyi unutabiliyor ama çocukluk varya işte o unutulmuyor arkadaşlar.Sizi bilmem tabi…ama ben unutamıyorum.Çünkü şükürler olsun çocukluğum çok güzeldi.

Bu arada bu karlı havalar için gerekli uyarılarımızı,hatırlatmalarımızı burdan da yapalım;aman ha kar lastiklerimizi taktıralım,zincir kullanalım,her türlü önlemlerimizi alalım.Sonra haberlere çıkıyorsunuz,üzülüyoruz.Kar sevinci kursağımızda kalıyor.

Ihlamur içelim,üşütmeyelim atkılarımızı boğazımıza saralım.Ha birde çok önemli bir şey daha var arkadaşlar aman ha bu soğuk havalarda yüzümüze çok dikkat edelim,Şal atkı vs saralım.Biliyorsunuz soğuk havalarda yüz felci olayları yaşanabiliyor.Bizim burada bir teyzemizin başına geldi,çok üzüldük ona da Allah en kısa zamanda şifasını versin inşallah.İnanın insan gözüyle görmeden pek aklına getirmiyor böyle şeyleri ama önlemini almak lazım.Ablamın,kardeşimin yakasına yapışıyorum atkını tak sar diye.Çünkü genç yaşlıya da bakmıyor bu iş.Burnunuza kadar sarıp ensede sıkın demiyoruz şöyle hafif karizmatik bir şekilde omzunuza atabilirsiniz şalınızı,atkınızı yani :)))

Neyse yine anaçlığım tuttum benim.Ben susuyorum Ve sözü fotoğraflara bırakıyorum.

Bugün kurs dönüşü kar’ın beyazına kaptırdım kendimi 10 dk lık yolu 30 dk da anca yürüdüm.Bakın yolda ne güzel manzaralarla karşılaştım.Yani manzaraya bakarken aklıma siz geldiniz.Dedim ki:bunları benim görünmez arkadaşlarımla paylaşmam lazım.:)

İnşallah bu seneniz böyle kar beyazı kadar bembeyaz olur ve inşallah dualarınız kabul olur.Mutluluklar birer kar tanesi olup üstünüze yağsın ve siz o yağış altında şemsiyesiz kalın inşallah 😛
İşte objektiflerime takılan bir kaç manzara,işte bizim mahalle,işte evim,işte kar,işte rabbimin mucizesi 🙂

DSC_0015[1]

DSC_0017[1]

DSC_0019[1]

DSC_0025[1]

DSC_0023[1]

DSC_0024[1]

DSC_0026[1]

DSC_0029[1]

DSC_0030[1]

DSC_0033[1]

DSC_0038[1]

DSC_0037[1]

DSC_0046[1]

DSC_0041[1]

DSC_0042[1]

DSC_0044[1]

DSC_0045[1]

DSC_0047[1]

DSC_0048[1]
Şimdi Herkes sussun ve sadece kardan adam konuşsun çünkü o uzun zamandır söz ettirmedi kendisinden 🙂

DSC_0059[1]

Hani basmaya kıyamazsın ya 🙂

IMG_20141231_120257[1]

Kelimeler Okyanusu

Yeni Yıla Girerken Yeni Başlangıçlar İçin İlham Verici Sözler :)

* Başlamak için şartların mükemmel olmasını beklemeyin. Şartları mükemmelleştiren başlangıcın kendisidir.

– Alan Cohen

baslangiclar_05_fwmail_th

* İşlerinizi yapmaya “gerekli” olanla başlayın; “imkanlı” olanla devam edin. Bir de bakmışsınız ki, “imkansızı” başarmışsınız.

– Saint Francis of Assisi

………..

* Hayatta bazı şeyler, gittiğiniz yönün tam zıttına bilinçli bir sıçrayış yapmakla kazanılır.

– Franz Kafka

baslangiclar_01_fwmail_th

* Kimse geçmişe gidip, yeni bir başlangıç yapamaz; ama BUGÜN başlayıp, yeni bir son yazabilir.

– Carl Bard

………..

* İlerlemenin sırrı, başlamaktan geçer. Başlamanın sırrı ise; tek bir seferde yapılması zor olan karmaşık işleri, üstesinden gelinebilir daha küçük işlere bölmekten…

– Mark Twain

baslangiclar_04_fwmail_th

* Aslında hayat basittir. Herşey SİZİN için olur; size RAĞMEN değil. Olaylar tam da doğru zamanda vuku bulur; ne çok erken ne çok geç. Beğenmek zorunda değilsiniz; ama bu mantık hoşunuza gidiyorsa herşey daha da kolaylaşır.

– Byron Katie

………..

* Sorulması gereken soru “Ben neyi başarabilirim” değil, “Ben neyi başarmak istiyorum” olmalıdır.

– Brene Brown

baslangiclar_02_fwmailjpg_th

* “Zaman”ın en güzel tarafı, asla tamamını peşinen harcayamayacak olmanızdır. Bir sonraki yıl, bir sonraki gün, bir sonraki saat hiç bozulmamış ve boşa harcanmamış şekilde sizi bekler.

– Arnold Bennett

baslangiclar_03_fwmail_th

* Birine hoşçakal diyebilecek kadar cesaretinizi toplarsanız; hayat size yeni bir merhaba ile selam verir.

– Paulo Coelho

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Hoşgörünün Durugörüsü

En güzel pozları verirken, için aslında tam tersine kımıl kımıl mı kaynıyor? Yoksa akşam saatleri güneş batarken durulan o sakin deniz misin? Bir şeyleri hem çok sevip, hem çok mu nefret ediyorsun?

“İnsanlar, ırk veya renk gibi sebeplerle üstün olmazlar. En iyi kalbi, en iyi aklı olanlar üstündür. Üstün insan yerdekine eğilerek ayakta durur ve onu kaldırarak yükselir” demiş Robert Ingersoll. Ne demişse çok da güzel söylemiş bence. Üstünlükmüş, alçaklıkmış, paralısıymış, parasızıymış, renklisiymiş, simlisiymiş derken bu böyle devaaam eder gider, ruhundaki renk ne sen ondan haber ver?large (13)

En güzel pozları verirken, için aslında tam tersine kımıl kımıl mı kaynıyor? Yoksa akşam saatleri güneş batarken durulan o sakin deniz misin? Bir şeyleri hem çok sevip, hem çok mu nefret ediyorsun? Ya da yoksa olup bitenleri sadece sessizce mi izliyorsun? İhtilalci misin, protestocu mu? Kendi kendinin terbiyecisi olur musun bazen? Ya da her savaşta hep sen mi haklısındır? Etrafında mutlu insanlar görmekten keyif alır mısın ya da illaki arkadaşın olması gerekmiyor, güzel olan şeyleri takdir edebilme yeteneğine sahip misin? Egosantrikliğin tutar mı mesela arada, insanların kendilerini  ifade etmesi seni rahatsız eder mi? Ya da özgürce kendini ifade etmeyi bilen insanlara şapka çıkartmayı bir borç mu bilirsin?

Ben diyorum ki herkes bir dünya… İçinde farklılıkları, çelişkileri, çıkmazları, eksileri, artıları, zaafları, mutlulukları, mutsuzlukları ve daha birçok rengi olan… Her ne kadar farklılıklarımız ayrı olsa da asıl mücadelemiz aynı aslında dünya denilen bu gezegenin içinde. Hepimiz varlığımızı sürdürebilme telaşındayız… Hayatta olduğumuz sürece de bu hep devam edecek…

Dünyaya gelmiş her oyuncunun bir imtihan için geldiğini ve herkesin hayatında kendine göre zorluklar olduğunu düşündüğümüzde hoşgörü kendiliğinden zaten geliyor. Bunun için sadece arada kafamızı kaldırıp biraz olsun kendimizin dışındakilere bakmamız yeterli… Yeter ki bakmayı bilelim, hoşgörünün durugörüsü de hemen arkadan gelecektir. Gönül gözümüz her daim açık olursa evrenin muhteşem dansını seyredebiliriz. Bunun için önce yaratandan ötürü yaradılanı severek hoş görelim ki hoşgörü denizinde keyifli kulaçlar atabilelim…

Hayatımızı böylece yaşanabilir dünya kılalım, baktığımız her şeyde yaratanın bir güzelliğini görerek… Baktığımız kadar görüyorsak bakış açılarımızdır bize hayatı yaşatan. Ya iyi düşünüp mutlu ve sağlıklı bir ömür süreceğiz, ya da her şeyden şikayet ederek mutsuzluklar içinde geçen bir yaşamın mimarları olacağız. Seçim bizim, her an yeni baştan her an sıfır kilometre… Ne geçmişi silmeye çalışmakla ne de geleceği planlamakla…

Her şey şu anda o da tek bir doğruyla…

Gizem Sözen

Kelimeler Okyanusu

Eller…

eller

On beşinci yüzyılın başlarında, Nürnberg yakınlarında oldukça fakir bir aile yaşardı. On sekiz çocuklu ailenin oldukça mütevazı kazancını çocuklarına yetirmek için günde on sekiz saate yakın çalışırdı. Gerektiğinde konu komşudan yardım da gelirdi. On sekiz kardeşten ikisi, Albrecht ve Albert, bu umutsuz durumlarına rağmen, kalplerinde gizliden gizliye bir hayâli büyütürlerdi. Her ikisi de usta bir ressam olmak istiyordu ama babalarının kendilerini şehirdeki sanat akademisine gönderemeyeceğini gayet iyi biliyorlardı.Günler geceler süren tartışmalardan sonra iki kardeş ortak bir karar aldılar. Yazı tura atmaya karar verdiler. Yazı turada kaybeden maden ocağında çalışacak, kazandığı ile kazanan kardeşinin sanat akademisindeki masraflarını karşılayacaktı. Sonra da, kazanan kardeş, dört yıl sonra mezun olduğunda, ya resimlerini satarak ya da gerekirse madende çalışarak diğer kardeşi okutacaktı.

Bir sabah fısıltılı dualar eşliğinde yazı tura attılar. Yazı turayı Albrecht kazandı ve Nürnberg’deki sanat akademisinin yolunu tuttu. Albert ise maden ocağının yolunu tuttu. Dört yıl boyunca kardeşine para gönderdi. Albrecht’in karakalem ve yağlı boya resimleri akademide hemen herkeste hayranlık uyandırmıştı. Öyle ki daha mezun olmadan hatırı sayılır paralar kazandı.

Genç sanatçı mezun olup köyüne döndüğünde, kalabalık ailesi evlerinin verandasında yemekteydi. Uzun sohbetlerin ardından, Albrecht ayağa kalktı, kardeşi Albert’in elinde tutup kendisine yaptığı eşsiz iyiliği anlattı. Albrecht, Albert sayesinde hayallerini gerçekleştirmişti. Sonra sözlerini şöyle tamamladı: “ Ve şimdi, benim fedakâr kardeşim Albert, sıra senin. Şimdi Nürnberg’e gidip hayallerini gerçekleştirebilirsin. Masraflarını ben karşılayacağım.” Herkesin gözü Albert’e döndü. Albert, oldukça solgun yüzünü yıkayan göz yaşlarını gizlemeye gerek görmeden, başını “hayır, hayır!” anlamında sağa sola sallıyordu.

Albert, sonunda kalktı ve göz yaşlarını sildi. Kardeşlerinin, anne babasının yüzlerinde gezdirdi gözlerini. İki elini de sağ yanağına yapıştırıp yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başladı: “Hayır, kardeşim. Nürnberg’e gidemem. Benim için artık çok geç. Dört yıllık maden işçiliği ellerime neler yapmadı ki! Her parmağım en az bir kere ezilip kırıldı. Son zamanlarda, sağ elimde dayanılmaz romatizma ağrıları da başladı. Bir bardağı bile zor tutuyorum. Nasıl olur da kara kalem, yağlı boya çalışırım ki… Parmaklarım fırça tutacak inceliği çoktan kaybetti. Hayır, kardeşim, hayır… Benim için artık çok geç.” Bu buruk konuşmanın üzerinden 450 yıldan uzun bir süre geçti. Bugüne kadar Albrecht Durer’in yüzlerce portresinin yanı sıra, karakalem, sulu boya, yağlı boya resimleri dünyanın sayılı müzelerinin duvarlarını süsledi. Fakat bunlar içinde hiçbiri Albrecht Durer’in o günkü yemekten sonra yaptığı karakalem çalışması kadar ünlü olmadı. Bugün yeryüzünde bir çok çalışma masasının üzerini süsleyen, bir çok duvarda asılı duran bu resim Durer’le eşleştirildi; hatta Durer’den daha çok bilinir oldu. Albrecht Durer, kardeşi Albert’in kendisi için gösterdiği feragati resmetmeye niyetlendi. Kardeşinin maden ocağında çalışmaktan eğri büğrü olmuş parmaklarını ve kırık kırış avuçlarını bütün detaylarıyla çizdi. Resimde Albert’in ince parmakları göğe doğru yönelmişti. Avuçların içi sanki gökten bir yağmur bekliyorcasına açıktı. Durer bu çalışmasına basitçe “Eller” adını verdi. Fakat insanlar, böylesine açık avuçlara ve göğe yönelmiş parmaklara her kalbin içini ısıtan bir sırrı doldurdular. Albrecht Durer’i dünyaca ünlü bir ressam, Albert Durer’i ise sıradan bir maden işçisi yapan o yazı tura anının nişanesiydi bu. Düşen her yaprak gibi, havada metalik parıltılar içinde yuvarlanan paralar da O’nun ilmi dışında değildi. Bozuk para yere düştüğünde, Albrecht’in sanatçı olma duası, Albert’in de bir sanatçının en ünlü eserine model olma duası kabul edilmişti. Durer’in “Eller”i, böylece, “Dua Eden Eller” olarak anıldı.

Kelimeler Okyanusu

“Dün gitmiş, yarın yok, bize bir bugün kaldı…”

large (1)

Güzel Bir Şiirle Herkese Günaydın Musmutlu bir gününüz  olsun 🙂

Dün kopan bir yapraktı, düşen bir kuru daldı
Bugünden güzel değil bulacağın yarında
Aç ellerini bir bak yanan avuçlarında
Bir bugün kaldı bize birlikte yaşanacak…

Bir bugün öyle güzel, dopdolu ve özlemli
Dalından yeni kopmuş tomurcuk güller gibi
Bir bugün her şeyiyle taptaze ve sımsıcak…

“Ümit Yaşar Oğuzcan”

Bir bugün var anlıyor musun?Yarından daha değerli…bugün 🙂 Asma yüzünü tadına bak,sevmenin,sevilmenin,yaşamanın,iyiliğin 🙂

Kelimeler Okyanusu

Hayır Küsmüyorum Hayata! Sandığınız Gibi Değil…

large

“Hayır; küsmüyorum hayata! Sandığınız gibi değil.
Biraz canım sıkkın hepsi bu.
Topacı elinden alınmış çocuk gibiyim; özlüyorum sadece kaybettiğim oyunu…
Umutluyum ama! İsterseniz bakın gözlerime; ışıl ışıl.
Hep güzel şeyler düşünüyorum… Aydınlık yakın.
Biri tutuyor elimden, diyor ki; “Sabret!”
Bende var olan şey mutsuzluk değil; bir parça sükûnet.”

 Küçük İskender

Sağlık Ve Güzellik

Akciğerler Nasıl Temizlenir?

timthumb

AKCİĞERLER NASIL TEMİZLENİR?

Akciğerleri temizleyen özel bir ilaç yoktur.

Sigara içenler sigarayı bıraktıkları günden itibaren akciğerler kendi kendilerini temizlemeye başlarlar.

Bundan sonra asla sigara içmeyin ve sigara içilen ortamlarda da bulunmayın.

Soluduğunuz hava daima temiz olsun.

Düzenli spor veya egzersiz yapın.

Sağlıklı beslenin. Fast-food, ambalajlı gıdalar yemeyin; şekerden uzak durun.

Yemeklerden sonra ağzınızı suyla iyice yıkayın, dişlerinizi fırçalayın (macun kullanmadan).

Kolalı, gazlı içecekler, buzlu çay, enerji içecekleri, kutulardaki her türlü meyve suyu yerine su, maden suyu veya ayran için.

Geceleri 7-8 saat uyuyun.

Her gün yarım saat güneş banyosu yapın.

Akciğerlerimizi temizlenmesine yardımcı olan bazı gıdalar ve bitkiler de vardır.  İşte, akciğerlerimizi temizlemeye yardımcı olan gıdalar ;

Zencefil ; Zencefil çok iyi bir antioksidandır. Bunun yanı sıra, çok kuvvetli bir şekilde vücuttan toksin atar.Akciğerlerde oluşan toksinleri ve mukusu, istenmeyen parçacıkları zencefil atmaktadır. Zencefili çay olarak veya yiyerek kullanabilirsiniz.

Sarımsak ; Sarımsak kuvvetli bir antioksidandır. Bunun yanı sıra akciğerleri temizler. Bunun nedeni sarımsağın içinde olan alisin kimyasalıdır. Bu kimyasal, son yapılan araştırmalarda  grip ve soğuk algınlığına,akciğerlerde oluşan mukusun temizlenmesine ve solunum yetmezliğine iyi gelmektedir.

Okaliptus ; Okaliptus doğal bir antibiyotiktir. Fakat, içinde bol miktarda uçucu yağ barındırır. Bu kimyasal yağlar, akciğerlerde oluşan enfeksiyonlara tedavi eder. Kanın çoğalmasını sağlar. Okaliptus çayı, solunum problemlerine, bronşit ve sinüzite iyi gelir.

Ekinezya ;  Ekinezya soğuk algınlığı ve gripte tedavi amaçlı kullanılır. Bu bitki akciğerleri temizlerve bitkinin kökleri çok daha etkilidir.

Keçiboynuzu ; Sigara içiyorsanız keçiboynuzu mutlaka kullanmalısınız. Çünkü, sigaranınakciğerlerde olan etkilerini temizler. Özellikle keçiboynuzunu su ile kaynatıp içmek, akciğerlerin temizliği için çok etkilidir. Fakat, ayda 1 kez yapılması gerekir.

Ebegümeci ; Ebegümeci, sigara içenlere önerilir. Çünkü, akciğerlerde sigaranın etkilerini temizler. Balgam attırır, akciğer kanserinin önüne geçer. Ebegümecini su ile kaynatıp içmek faydalıdır.