Genel

Buluşmak Üzere – Can Yücel

large (13)

Diyelim yağmura tutuldun bir gün

Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım

Can yücel

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Ölmekle hayat bitmez!

eski-sevgiliyi-ruyada-gormek-hakkinda-her-sey-11

Hayat dediğimiz şey bitmez biliyorsunuz değil mi? Hep yeniden okumaya başladığımız bir kitap gibi. Ve ben hep baştan çalmaya başlayan bir şarkı gibi .. Her seferinde sözlerini daha iyi anlarsınız o şarkının. Her seferinde o kitabın cümlelerine daha bir malik olursunuz.
Büyükler buna tekabül derler. Kelime anlamı olgunlaşmak,gelişmek. Peki bu gelişmek bu dünyada yaşadığımız hayattan mı ibarettir? Sadece bir kısmı.
Merhamet,şefkat,sevgi,fedakarlık,dürüstlük ve bizi bencillikten,kötülükten uzak tutacak bir sürü şey daha.. Kolay gibi geliyor değil mi? Değil. Çünkü insanız ve tercihlerimiz var. İşte eğer hayatın biteceğini düşünüyorsanız bu tercihleri kendinizden yana yaparsınız. Oysa bir şeyi verirken canınız yanmıyorsa gerçekten vermiş sayılmazsınız. Ve bazılarımız bilir ki canınızın yanması aslında o kadar da kötü bir şey değildir. Canınız yanar ve kalkıp devam edersiniz. Sonra bir daha. Bir çeşit oyun gibi..
Yakalanırsınız, sonra yeniden koşmaya başlarsınız. Yenilirsiniz ve yeniden oynamaya devam edersiniz. Kaybedersiniz ve yeniden kazanmaya çalışırsınız.
Kazanmaya çalıştığınız aslında o sonsuzluktur. Evet, hayat dediğimiz şey bitmez.!
Ya da şöyle söyleyeyim : Ölmekle hayat bitmez!

ŞUBAT

Genel

Uzay Zaman Bükülmesi

Ne zamandır yanılma paylaşmıyordum blogda bugün aklıma geldi biraz bakındım.Yine bir acayip yanılma animasyonu yine acayip bir başlık daha. Animasyonun ortasına minimum 30 saniye kadar baktıktan sonra hani o dillere destan uzay zaman dokusunun eğilip bükülmesi hakkında bir takım fikir sahibi olabilirsiniz..

Benim gözler  bu paylaşımı yapana  kadar  düzelir herhalde 😛

uzay_zaman_bukulmesi_goz_yanilmasi_animasyonu

Kelimeler Okyanusu

Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et. Onları hiç kimseden bilme…

3039 (1)

Hayatın karşına çıkardığı müşkül hadiselere sabır ve tahammül et.
Onları hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir düşmanlık besleme;
hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme.
Bu suretle hareket edersen en büyük müşkülleri bile
yenersin ve sen de “insan-ı kamil” mertebesine erersin…

 Hz. Ali

Sağlık Ve Güzellik

Düzenli Olarak Yoğurt Tüketmeniz İçin 10 Neden

120914100934_album_yogurt_yemeniz_icin_10_neden_10

1. Yoğurt, sütten daha kolay sindirilir.

Birçok kişi laktoz intoleransı veya protein allerjisi nedeniyle sütü tolere edememektedir. Mayalanma süreci, süte göre yoğurdu daha sindirilebilir hale getirir. Yoğurdun laktoz miktarı markalar arasında değişmekle birlikte, genel olarak, sütten daha az laktoz içerir ve bu nedenle sindirimi daha kolaydır.

2. Yoğurt bağırsak sağlığı için yararlıdır ve probiyotikdir.

Hepimiz bağırsaklarımızın sağlığı kadar sağlıklıyızdır. Yoğurt iki şekilde barsak sağlığına destek sağlar. Bunlardan birincisi; yoğurt içerisindeki lactobacteria ailesinden bakteriler, bağırsak dostu bakteri kültürleri olan probiyotikleri içerir. Bu bakteriler, bağırsaklarda sağlıklı bakterilerin büyümesini teşvik eder ve kansere karşı koruyuculuk sağlar. İkinci olarak ise; yoğurt kalsiyum için iyi bir kaynaktır ve kalsiyum kolon kanseri için koruyucudur. Kalsiyum aynı zamanda kanserojen safra asitlerini bağlar ve onların bağırsak duvarını tahriş etmesini engeller. Kalsiyum alımı yüksek olan kişilerde, kolon kanseri görülme oranları daha düşüktür.

3. Yoğurt diğer besin öğelerinin vücuttaki yararlılığını arttırır.

Yoğurt içerisindeki laktik asit kalsiyum ve B grubu vitaminlerinin bağırsaklardan emilimini arttırır.

4. Yoğurt bağışıklık sistemini güçlendirir.

Çalışmalar günde 2 su bardağı kadar yoğurt tüketen kişilerde bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hastalıklara karşı vücut direncini arttırmaktadır. Ayrıca deney hayvanlarında yapılan çalışmalarda yoğurdun anti-kanser etkiler gösterdiği bulunmuştur.

5. Yoğurt bağırsak enfeksiyonlarından sonra iyileşmeye destek olur.

Bazı viral ve alerjik gastrointestinal hastalıklar, sindirim sisteminde yaralara ve özellikle laktozu sindirmeye yarayan laktaz üreten hücrelerin zarar görmesine neden olur. Bu durum geçici olarak laktoz emilim bozukluğuna neden olur. Çocuklar genellikle bir bağırsak enfeksiyonu sonrasında bir ya da iki ay sütü sindiremez ve nedeni genellikle budur. Ancak yoğurt, genellikle bağırsaklar tarafından iyi tolere edilir ve ishal için en iyi bilinen iyileştirici gıdadır. Özellikle antibiyotik tedavisi sırasında yoğurt tüketimi, bağırsak dostu bakterileri korumak açısından etkilidir. Çünkü antibiyotik tedavilerinde bağırsak dostu bakterilerde zarar görür.

6. Yoğurt kadınlarda maya enfeksiyonlarına azaltabilir.

Araştırmalar, düzenli yoğurt tüketiminin, kadınlarda canlı ve aktif kültürler içeren vajinada maya kolonilerinin miktarını ve vajinal mantar enfeksiyonlarının sıklığını azalttığını göstermektedir.

7) Yoğurt iyi bir kalsiyum kaynağıdır.

Yaklaşık iki su bardağı yoğurt (360 gram) 450 mg kalsiyum içerir. Bu miktar çocukların günlük ihtiyacının hemen hemen yarısını, yetişkinlerin ihtiyacının ise %30-40’ını karşılar. Yoğurt içerisindeki aktif bakteriler, kalsiyum emilimini arttırırlar. Bu nedenle, aynı miktarda kalsiyum içeren süte göre yoğurt daha fazla kalsiyum emilimi sağlar.

8. Yoğurt mükemmel bir protein kaynağıdır.

Yaklaşık iki su bardağı yoğurt (360 gram) 11 gram civarında protein sağlar ve bu günlük ihtiyacın önemli bir kısmını karşılar. Yoğurt içerisindeki proteinlerin sindirimi daha kolaydır. Çünkü proteinlerin bir kısmı bakteriler tarafından ön sindirime uğramış haldedir.

9. Yoğurt kolesterolü düşürebilir.

Birkaç çalışmada yoğurdun kan kolesterol seviyesini düşürdüğü gösterilmiştir. Yoğurt içerisinde bulunan canlı bakterilerin, kolesterolü ve safra asitlerini bağlayarak bu etkiyi yarattığı düşünülmektedir.

10. Yoğurt her yaş için iyi bir seçenektir.

Yoğurt her yaş için uygun bir seçenektir. Özellikle bağırsak emilimi sorunu olan çocuklar için sindirimi daha kolaydır ve laktik asit bakterileri içermesi nedeniyle mineral emilimini arttırır. Ayrıca yoğurt tüketen toplumların daha uzun ömürlü oldukları görülmektedir.

Sağlık Ve Güzellik

Yulafın sağlığınıza 5 katkısı

201114011029_yulafin_sagliga_bes_katkisi_h

Son dönemlerde adını sıkça duyar olduğumuz yulaf, tam tahıllar grubunda yer alır ve çözünür posa, ß-glukan, yağ, protein ve bazı mikro besin öğeleri açısından oldukça zengindir. hem besin değeri yönünden oldukça zengin hem de sağlık üzerine birçok olumlu faydası mevcut. British Journal of Nutrition dergisinde yeni yayınlanan bilgilere baktığımızda yulafın bildiğimizden çok daha fazla faydaları da beraberinde getirdiğini görmekteyiz. Nedir bu faydalar derseniz, gelin hep birlikte bakalım…

– Kolesterolü Düşürür ve Kalp Sağlığını Korur

Yulafın içerisinde bulunan posanın büyük bir kısmı beta glukandır. Beta glukanın kolesterol ve kalp sağlığı üzerine etkilerini inceleyen çalışmalarda bu posa türünün hem toplam kolesterolü (% 2-19) hem de kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü (% 4-23) düşürdüğü ve kalp damar hastalıkları riskini azalttığı görülmektedir. Ayrıca yulafın kalp hastalıklarına karşı koruyuculuğu kolesterolün düzenlenmesinin yanı sıra kan basıncı kontrolünü de sağlamaya yardımcı olmasından da gelmektedir.

– Ağırlık Kaybına Yardımcı

Yapılan birçok çalışma göstermektedir ki yulaf açlık duygusunu azaltmada ve tokluk hissini sağlamada oldukça yardımcıdır. Bu nedenle de ağırlık kontrolünü sağlamak isteyen kişilerin beslenme programlarına yulaf eklemeleri kalori alımlarını düzenlemede önemli bir strateji olacaktır.

– Kabızlığı Önler

Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde en önemli besin öğelerinden biri posadır. Yulaf ve yulaf kepeği de posa açısından oldukça zengindir ve bu nedenle de bağırsakların çalışması ve kabızlığın önlenmesinde yardımcıdır.

– Kan Şekeri Kontrolüne Yardımcı

Diyabet (şeker hastalığı) dünya genelinde karşımıza en sık çıkan kronik hastalıklardan biridir. Sinir, kalp, damar, böbrek, göz gibi birçok doku ve organlara zarar vermesi nedeniyle de tedavisi üzerine yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Günümüzde tedavinin en önemli kısmını kan şekeri kontrolü oluşturmaktadır. Yulaf ile yapılan çalışmalarda da yulafın kan şekerinin kontrolüne yardımcı olabileceği  görülmektedir.

– Bağırsak Florasını Korur

Bağırsaklarımızda yararlı ve zararlı birçok bakterinin bulunduğu uzun yıllardan beri bilinmektedir. Ancak son yıllarda bağırsak florası ile ilgili yapılan çalışmalar bu yararlı-zararlı bakteriler arasındaki dengenin bozulmasının bizi obeziteden diyabete, kansere birçok hastalığa yatkın hale getirdiğini göstermektedir. Yulafın ise yararlı bakterilerin gelişimini desteklemesi nedeniyle tüm bu hastalıklara karşı koruyucu olabileceği düşünülmektedir.

Genel

Hangi Burç & Nasıl Sevgili.Astrolog Juno’nun muzip, tatlı ve fakat ciddi üslûbu ile… Hangi burç, nasıl bir sevgiliymiş bakalım.

529cca5199c7dd12440006b0_1416263763385_2048Hangi Burç & Nasıl Sevgili

21 Mart – 19 Nisan

Koç Burcu


”Başrol Oyuncusu”
Koç burcu, aşkı kendi ihtişamının altını çizen bir senaryo, onun için yazılmış bir rol gibi görür. Genellikle de o sırada bulunduğu ortamda karşı cinsin en dikkat çekici şahsiyeti kimse, doğrudan ona yönelir. Herkesin tercih ettiği kişinin tek tercihi olmak, mükemmel bir zafer değil midir? ”Yooo! hiç öyle değil” deseler de onların kendi sosyal ve kültürel konumları çerçevesinde şekillenmiş bir ”yanıma yakışan” anlayışları vardır. Sizi esas oğlan veya esas kız olarak görüyorlarsa, kalbinize varan yarışta herkesin önüne geçmek için gayet dramatik jestler yapabilirler. Onlarla birlikte olmanın sağlayacağı avantaj ve ayrıcalıkları mutlaka sergilerler. Yani bir biçimde onu”diğerlerinden” ayrıştırmanızı ve önemsemenizi sağlarlar.
Yakınlığınızı kazandıktan sonra hem aslında ne kadar özgür biri olduğundan ve sadece özel insanlarla vakit geçirdiğinden dem vurur, hem de  size ufaktan nazlanıp tepkilerinizi kontrol eder! Hem üstüne düşülmesini ister, hem de üstüne düşülünce sıkılır ve oyun birden ilginçliğini kaybeder…
Ayrıca bir kez başrolü garantiye aldıktan sonra,”Ne demek, sen beni artık hiç sevmiyorsun? Seviyoruz ki yanındayız.”a bağlar, ona göre… 🙂  Koçla başedebilen insanlar ve edemeyen insanlar diye iki grup vardır. Ve bilin ki başedenler kendi ritimlerini korumayı ve onun yarattığı dalgalanmalara kapılmamayı başaranlardır.
52f23d6c3faccfc904000002_1409920179545_204820 Nisan – 20 Mayıs
Boğa Burcu

”Body Guard”
Boğa burcu, sessiz ve ağırlığı olan bir kahramandır. Kendini size siper etmeye hazırmış gibi durur. Her şeyinizle ilgilenir. Ve sizi korumayı, mutlu etmeyi bir uzmanlık konusu haline getirir. Başlangıçta hayli yumuşak ve anlayışlı bir görüntü ile başlayan ve son derece hoşa giden bu sahiplenicilik, bir süre sonra hayatı senin yerine planlamaya, uygun olan olmayan şeyleri kaşla göz arasında değiştirmeye kadar da varabilir 🙂
Bana hükmediyorsun dediğinizde, sizi sizin için endişelendiğine ve bunda da gayet haklı olduğuna inandırır. Onu kendinize bağlamak için fiziksel ihtiyaçlarını tam istediği gibi karşılamanız yeter! Elbette burada anahtar sözcük tam istediği gibi…
Size alışınca, bir süre mahrumiyet çekmeye ve ihmal edilmeye de sabreder ama çok fazla değil! Bi tüyo, çok dikbaşlı olmayın ama fazla da boyun eğmeyin! Biraz acı çekmeyi, yürek çarpıntısı yaşamayı sever. Nihayetinde boğadır ve sadece kan görünce harekete geçer

52f23d6c3faccfc904000002_1409920115442_204821 Mayıs – 21 Haziran

İkizler Burcu

”Dans Partneri”
İkizler burcu her şeyin onunla daha hoş olacağını düşündürtecek şekilde davranır. Erkeği maço, kadını da femme-fatale ya da domestik gibi klasik görünümlerden birine bürünmediği için, ağırlaşmış ve kalıplaşmış ilişkilerin ardından biraz hava değişikliği arayan insanlara ilaç gibi gelirler.
Onunla aşk yaşamak, dans ederken partnerine uyum sağlamak gibidir. Adım adım uyum… Dansı çaktırmadan yönetir. Bir sonraki adımda sizden ne beklediğini başarıyla hissettirir. Bir sonraki dans içinse, söz vermeden umutlandırır.
Ama,”Hani sen…” diye başlayan cümleler kurmaya başlarsanız, inkâr eder. Çok da üstüne giderseniz, kaçar gider. Onunla devam etmeye kararlıysanız, ilişkinin bir yerinde ”Herkes keyfine göre davranırsa daha mutlu olunur.”  kuralının aslında ”Benim keyfim yerinde. Sen de eğleniyorsun herhalde değil mi?” anlamına geldiğini fark edersiniz. Ona sadece dans partneri muamelesi yaparsanız, her açıdan daha rahat eder ve onun aniden artan gayretini görerek siz de çok eğlenebilirsiniz.
52f23d6c3faccfc904000002_1409920087153_204822 Haziran – 22 Temmuz
Yengeç Burcu

”Arzular Şelale”
Hayat sizin ayak parmaklarınızın ucundan başlayıp, saç tellerinizin ucunda bitiyormuş gibi davranır! Size zevk veren şeyleri şelale gibi başınızdan aşağı boşaltır. Bunun için ne fedakârlıklar yaptığını fark ettirmeyi de ihmal etmez.
Müptezele yakın görünen bu ihtiraslı tavır bir süre sonra garip bir alışkanlık yaratır. Çünkü her santimetrekarenizi sizden daha iyi tanır ve izlerini usulca bırakır. Sizin başınızı döndürmek için göze aldığı her şeyin ardında, aslında sizi tamamen teslim alma arzusu vardır. Kıvamına getirdiğini anlayınca, dizginleri ele alıverir. Artık şikâyetler, talepler, görev listelerinin devri başlar. Ciddi anlamda alıngan ve kıskançtır. Onu şüpheye düşürmemek için yeterli çabayı göstermemiş olmanızı bile affetmekte zorlanabilir. Eskaza yan masaya gözünüz kayarsa, önümüzdeki 5 yıllık intikam planı içinde bunun da olduğunu hayretle görürsünüz.
Eğer sizinle baş başa kaldığında uykum var, yorgunum, ya da başım ağrıyor filan diyorsa da, bilin ki ya size çok bozulmuştur ve burnunuzdan getirmek niyetindedir. Ya da aşkınızın raf ömrü dolmuş, şelalenin musluğu kapanmıştır. Ne yapabilirsiniz? Valla açıkçası hiçbir şey yapamazsınız Yengeçlerin en önemli özelliği kime tapacağına kendilerinin karar vermesi ve bu konuda üstlerine gidildikçe sizi daha beter itmeleridir!
52f23d6c3faccfc904000002_1409920498775_204823 Temmuz – 22 Ağustos
Aslan Burcu

”Kibar Hırsız”
Sizi keşfetmekten ve size yapmayacağınız şeyleri yaptırtacak şekilde başınızı döndürüp, kabuğunuzdan çıkartmaktan son derece hoşlanır. Şövalyevari ve sıcakkanlıdır. Ruhunuzu iyice bir soyup bakar ki sizi soyunmaya nasıl ikna edeceğini anlasın. Bu arada sizinle her telden çalan konuşmalar yapıp, gençlik anılarını anlatarak güldürecek, ve arada bir hülyalı hülyalı size bakarak ”Şu anda aklımdan geçenleri söylesem, RTÜK beni kapatır!” gibi espriler yapacaktır.
Aslan, sizi memnun etmek için Kahire üzerinden uçurup, Londra’dan aktarma yaptırabilir ama sonuçta bütün yollar Roma’ya çıkar! Cinsel olarak reddedilmeye asla tahammülü yoktur ve eğer bu konuda beklentilerini karşılamazsanız, bunu gurur meselesi yapacak, sevişmiyorsak görüşmeyelim deyip kestirip atacaktır! Ona iyi bir oyun arkadaşı olun. Ama kalıcı bir oyun arkadaşı olmak istiyorsanız, kovalanan modunda kalmayı ihmal etmemeniz yerinde olur!
529cca5199c7dd12440006b0_1416264036544_204823 Ağustos – 22 Eylül
Başak Burcu

”Katilini Kiralayan Kurban”
Kararı başkasının vermesi fikri onu dehşete düşürür! Kararı o vermelidir, bu karar teslimiyet olsa bile… Onun için her şeyiyle teslim olmak ve kendini açmak çok zordur! Sizin onu incitme ihtimaliniz olmaması için üzerinizde tam bir kontrol kurduğuna inanmaya ihtiyaç duyar. Bu nedenle sizi hırpalayabilir, anlamsız soğukluklar, sonra ani – hani böyle cezveden taşıveren kahve gibi  – ilgiler filan gösterip şaşırtabilir. Verdiğiniz tepkileri titizlikle inceleyecek ve sizin de ona benzer bir eğilim duyduğunuza ikna olmadan atağa geçmeyecektir.
Bir başakla ”her yol serbest” moduna geçmeden önce iyi düşünün… Kendini aşırı derecede kontrol ettiği için bastırılmış arzuları vardır! Fiziksel olmasa da duygusal ve zihinsel olarak bir sado-mazo döngüye girmeniz çok muhtemeldir.  Bu aşamaya geldiğinizde, yuların ve kırbacın sizin elinizde olacağını gösterirseniz, hem büyük bir acı çekecek hem de bu ilişkiyi vazgeçilmez hale getiren eşdeğer bir keyif alacaktır. Ya da sizi ezim ezim ezecek, üzüm üzüm üzecek ama asla gitmenize izin vermeyecektir.
Sonuç itibariyle Başak’la aşk bir eşitler ilişkisi değil daima bir efendi-köle ilişkisi olacak ve bazen kimin hangi rolde olduğu belli olmayacaktır!
52f23d6c3faccfc904000002_1409920739231_204823 Eylül – 22 Ekim

Terazi Burcu

”Poker Ustası”
Terazi için aşk, ustalık isteyen bir akıl oyunudur! Sizi kafasına koyduysa, aklınızı başınızdan alacak ve hiç hayal edemeyeceğiniz çıkışlar ve manevralarla dikkatinizi kendi üzerinde tutmayı, tansiyonu korumayı başaracaktır. Bunu da her şeye rağmen yaşananlarla arasına zihinsel bir mesafe koymasına borçludur.
Onun kontrolü dışında meydana gelen her beklenmedik durumda da her şeyi kendi tercih ettiği konuma getirmeyi çok güzel becerir. Oyunu izler, oyuncuların tepkilerini öğrenir, elini kolay kolay açık etmez… Ve bunun için gerekirse çok farklı rollere de soyunabilir. Harika blöf yapar! En büyük blöfü de kendini ”ya hep ya hiç” göstererek yapar.
Onun derdi ortadaki parayı almak değil, bir oyuncu olarak şanını korumak ve oyunun çıkmaza sürüklendiği noktalarda, muhteşem çıkışlar veya şaşırtıcı geri adımlarla, masanın kapanmasına engel olmaktır… Aynı Sting’in şarkısındaki gibi ”He doesnt play it for money, he does play it for respect! O kumarı para için değil,  kendine yakışan bu olduğu için oynar!”
52f23d6c3faccfc904000002_1409920795982_204823 Ekim – 21 Kasım
Akrep Burcu

”Dipsomanik Kullanıcı” 
Tamamen size yoğunlaşacak, sözleriyle değilse gözleriyle, ama her şeyin ötesinde yaydığı enerjiyle sizi ”kafaya koyduğunu” hissettirecektir. Aşk oyununda etik metik olmayacağına iman etmiştir. Bu nedenle sizi de kendi gezdiği derinliklere çekmek için her yolu dener.
İçinizde uyuyanı uyandırıncaya kadar dürtükler. Bir kez onunla oynamayı kabul ettiğinizde de sınırsız ve kuralsız bir alana girmiş olduğunuzu fark edersiniz. Sizinle, bağımlı birinin, bağımlı olduğu maddeyle ilişkisine benzer bir bağ kuracaktır.
Sizden aldığı keyif arttıkça daha fazla arzulayacak, ama bu arzu kontrolü dışına çıkmaya başlayınca da sizden kurtulmak isteyecektir.
Şunu aklınızda tutun; bir maddeyi bağımlı mantığıyla tüketen, asla tükettiği şeyin ne hissettiğiyle ilgilenmez
52f23d6c3faccfc904000002_1409921047190_204822 Kasım – 21 Aralık
Yay Burcu

”Gönüller Fatihi”
Yay sizi hedefine aldıysa, Eros’un ta kendisi kesilir. Kalbinizden vurmadan hayatta bırakmaz! Bunu yapana kadar da inanılmaz sabırlı, cüretkâr, kuralsız, nazik, alttan alan, tehditkâr şekillerde davranabilir… Hedefte olduğunuz sürece kendinizi dünyanın en önemli insanı zannedersiniz.
Kurban olduğunuzu anlamanız biraz uzun sürebilir. Bunu da çoğunlukla onun artık başka hedeflere çalıştığını fark edince algılarsınız. Gelgelelim Yay, fethettiği mecraları usulca geride bırakıp, yeni hedeflere yönelse de bir kez kendisinin olanın daima ona ait kalacağını düşünmek ister. ”Beni Kaybettin!” mesajını verdiğiniz anda geri dönüp sizi tekrar elde edene kadar uğraşacaktır.
Sanırım bi Yay’a ”Aşk nedir?” diye sorsanız, ”Beni hayatta tutan tek besin.” diyecektir. Ama o hayatta kalma mücadelesinin içinde arkasında epey bir ceset bırakır!
52f23d6c3faccfc904000002_1409921283475_204822 Aralık – 19 Ocak
Oğlak Burcu

”Hancı”
Oğlak, uzun bir yolun orta yerinde, aniden karşınıza çıkan iyi inşa edilmiş bir han gibidir. İyi servisi, leziz yemekleri, rahat odaları, adil bir ücret politikası olan ve dönemecin başına bir reklam levhası koymaya gerek duymayan, içeri girince de  ”Vay vay vay… Kaç tane kaldı böyle usul erkan sahibi mekân!” dedirten bir han. Oğlak kendi mekânının efendisidir.
O yüzden herkes ona gider, o içlerinden gönlüne hitap edeni seçer ve gülümseyerek kapıyı aralar… Arzularınızı siz belirlersiniz ama zemini o belirler. Yeterli olmayı onur meselesi haline getirir. Ayrıca dolandırıcılardan nefret eder ama sizi sevdiyse ve ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsa, bir süre karşılık almadan da doyurur, barındırır.
Adabınızı kaybetmeyen, mekânın hakkını pazarlık etmeden veren ve teşekkür etmeyi bilen bir müşteri olduğunuz sürece, arada gidip geri gelebilir ve sorgulanmadan hoş karşılanabilirsiniz. Yani maceracı ruhlara kapısı kapalı değildir. Ama kıymet bilmez, rezalet çıkartır ya da arkadan iş çevirirseniz, kendinizi bir anda kapının önünde bulursunuz.
52f23d6c3faccfc904000002_1409921361971_204820 Ocak – 18 Şubat
Kova Burcu

”Sihirbaz ”
Seyredildiğinin farkındadır! Zaten onunla ilgilenmeseniz, gelip o koltuğa oturmazsınız. Sanki siz orada yokmuşsunuz gibi bir hallerle şovunu sergiler… Sizi hayrete düşürür. Bir numara çevirdiğini bilirsiniz ama nasıl yaptığını anlayamaz ve elinizde olmadan hayran kalırsınız. Sonuçta da kendinizi kuliste bulursunuz.
İyi bir sihirbaz olabilmek için yer yer bir tiyatrocu kadar iyi bir sahne hakimiyeti, bir mühendis kadar iyi teknik bilgi, bir psikolog kadar insanları çözümleme ve yönlendirme yeteneği, ve bir bilim adamı kadar yenilikçi keşifler peşinde olma gayreti göstermek gerekir. Evet o bu şaşırtıcı bilgi dağarcığına sahiptir.
Aşk maceralarından beklediği, ona hayran kalmanız ama çözmeye kalkmamanız ve kuliste yaşayacağınız tatlı kaçamağın ardından ”Bizim sonumuz ne olacak?” gibi sorular sormamanızdır! Neden mi? Çünkü onun zaten sadık, güvenilir ve asla vazgeçmeye niyetli olmadığı bir eşi, ne olursa olsun düzenini temin ettiği bir evi, size asla anlatmayacağı bir hikâyesi vardır! Size hakikaten deli gibi aşık olması için de bir türlü sırrına eremediği ve etkisini kontrol edemediği gerçek bir büyücü olmanız gerekir!
52f23d6c3faccfc904000002_1409920419107_2048
19 Şubat – 20 Mart
Balık Burcu

”Operadaki Hayalet ile Primadonna’nın Aşk Meyvesi” 
Yani işte öyle bir garip,  bir mahzun, ama sanki bir soylu, bir özel, yine de bir yeterince ilgi görmemiş hali vardır. Yetenekli ama beceriksiz halleri seni hem güldürür hem büyüler. Sonuçta böyle bakışa bakışa bir gün bir bakarsın alıp eve getirmişsin! Önce ilişkide çok da fazla birşey istemediğini, sadece keyif ve huzur istediğini söyler. Ama bir süre sonra dudağı sarkık  gezmeye başlar. Tam olarak ne istediğini söylemediği için, sen onun kocaman gözlerinin içi gülerek: ”Evveeet işte bu!” dediği yere kadar önüne bir sürü şey yığarsın.
Yığdıklarından da götürür ama sen sarkan dudağa takık olduğun için, onun aslında keyfinin yerinde olduğunu fark edemezsin. Arada kaybolur! Açıklaması sadece arada kendi ritmini bulmak ihtiyacı duyduğudur. Ama sen gidince döndüğünde öfke krizi geçiren bir çocuk bulabilirsin. Sözüm ona onun şunun bunun yerini bulamamıştır. Aslında alıştığı şeyi yani seni kaybetmekten korkmuştur. Ama balık böyledir; gerçek duygularını pek nadir ifade eder. Melankolik olduğunda normal, sessiz sessiz bir işler karıştırdığında çok keyifli, çok keyifli ya da hoppa göründüğünde de mutlaka gizlemeye çalıştığı bir sıkıntı içindedir…
Sonuç itibariyle, sen biraz hınzır, biraz ürkek, biraz şaşkın, biraz tembel ama kesinlikle çok talepkâr ve çoook anlayış ve çookk sabır isteyen bir çocuğu evlat edindiğini anlayana kadar, epey bir dalgalanırsın.
Dilimin Ucundakiler

Güzel Yaşam Halkası ♥

large (11)

Birbirimizin hayatlarına dokunuyoruz…Belki farkında belki de farkında olmadan birbirimizin hayatlarına bir vesile ile etkili bir şekilde dokunuyoruz.Yaşam sürekli farklı yüzler  çıkarıyoruz  karşımıza.Her birimiz birimize bir şeyler  öğretiyor.Belki bir  kişi farklı kişilere  farklı şeyler  öğretiyor.Bir şekilde birbirimize  hizmet ediyoruz.

Birbirimizin hayatlarına dokunuyoruz…Bilerek ya da bilmeyerek ve hepimiz birbirimizde kalıcı izler bırakıyoruz.İlişkilerimizde ne kadar empati kurabilirsek o kadar başarılı işler çıkarıyoruz.Karşımızdakinin fikirlerini önemsemek,ona değer vermek bize iyi izler bırakmamızda yol gösteriyor.Öyle zamanlar  oluyor ki empati yapmak aklımıza gelmiyor veya  karşımızdaki insana  o kadar  öfkeli oluyoruz ki empati kurmak içimizden gelmiyor.İşte tam da bu esnada en başında yapılması gereken gerçeğimizi hatırlamalıyız,bizim gerçeğimizi;kendi doğruluğumuz,kendi karakterimiz.Nasıl biri olmak istiyorum hayatta?Nasıl izler  bırakmak istiyorum?Ben gerçekte ne olmak istiyorum?Rengim ne olsun istiyorum?Yaşadığınız ilişkileri düşünün.Kalbiniz kırılmıştır  mutlaka çok kez.Bir düşünün bakalım siz de daha  önce  birilerinin kalbini kırmış olabilir misiniz?Bu,yaptığımız bir yanlışın bize geri dönüşü olabilir mi?Bence olabilir…Bizler görünmez zincirlerle birbirimize bağlıyız.Bizler yaşamın ayrılmaz parçalarıyız.Fakat her halka kendi rengini belirler.Kandırdığımız,yalan söylediğimiz,arkasından konuştuğumuz,hakaret ettiğimiz,sevgi göstermediğimiz insanlar…hepsi bizim etkileşimimiz.Kendi rengimizden bulaştırdık onlara biraz.Belki senin değil ama  bir  başkasının renginden aldı ve bu yüzden sana bu kadar  öfkeli.Belki sevgisiz,öfkeli ailesinden,belki onu bir  kağıt  parçası gibi,duygusuzca hayatından çıkaran sevgilisinden,belki de hayatına  kısa  bir süre girip dolandırdığı,aldattığı,dedikodusunu yaptığı herhangi birinden.

Güzel şeyler paylaşıldıkça çoğaldığı gibi,kötü şeylerde  paylaşıldıkça çoğalıyor.Yapılan haksızlıklardan ve yalanlardan sonra güvensiz,önyargılı insanlar çıkıyor ortaya.İnsanlardan soğumuş,uzaklaşmış,yalnızlaşmış insanlar…

Bir de güzel şeyleri düşünelim.Söylenen tatlı bir sözü,mesela her zaman örnek verdiğimiz gülümsemeyi,sözünde durmayı,takdir etmeyi,sevmeyi…Tüm bunların ortaya  neler  çıkaracağını biz kendimizden pay  biçerek düşünelim.Olgun,kendini yetiştirmiş karakterde  bir insanın özelliği bu olmalı,kalp sadece  bunlarla beslenmeli ve  bunları bulaştırmalı etrafına.Birileriyle bir  iletişime girdiğimizde oradan ayrılırken etrafı toplu bıraktığımızı bilmeliyiz,birilerinin hayatını darmadağın etmeden,onu orada ayaklarının üstünde dimdik dururken bırakmalıyız.

Bir kaç yıl önce büyük bir alışveriş merkezinde kasiyerlik yapıyordum.işe  başladığım ilk sene ısrarla ve sabırla gün içinde  kasamdan geçen yüzlerce müşteriye gülümsüyordum.Kasiyer arkadaşlarımdan biri moladayken ekip şefimize ”bu kız sürekli gülümsüyor,hiç yorulmuyor” demişti.Ekip şefimde bana bakıp gülümsedi ”gülümsesin şimdi,yakında  onu da göreceğim” dedi.O yıl öyle geçti…Kasamdan günde yüzlerce müşteri geçiyordu.Mağazanın en kalabalık dönemiydi.Kırtasiye sezonu,kasalar reyon aralarına kadar  kuyruk.Ben saatlerce çalışmanın ve az molanın verdiği yorgunluğa rağmEn yinede gülümsüyordum.Derken bir yıl geçtikten sonra ben somurtmaya  başladım.Daha doğrusu tabiri caizse artık robotlaşmıştım.Çok motivasyonlu olduğum günlerde gülümsesem de gün içinde süregiden akışın durumu tekrar robotlaşmamı sağlıyordu.Düşündüm…Neden böyle  olmuştum.Yüzüme bakan bakmayan her müşteriye gösterdiğim o içten gülüşüm neredeydi?Herkes bir  kaç sene sonra alışmanın verdiği bir şeyin olduğunu söylüyordu.Aslında bunda da haksız sayılmazlardı.Ama asıl nedenimi düşündüm kendi içimde ve sonra buldum;kasadan geçerken yüzüme dahi bakmayan insanlar…İyi günler dediğim halde beni umursamayan insanlar,haksız yere sadece para  ödediği için öfkesini benden çıkaran insanlar,250 Tl lik alışveriş yaptığı için mağazayı satın almış kibirine bürünen insanlar…

İşte ilgimi ve gülüşümü onlar  yüzünden kaybetmiştim.Sürekli geri çevrilmekten yorulmuştum.Bazen yine  o robotlaşmış günlerimden birinde,kasama gelip hoşgeldiniz demediğim,ama giderken bana kocaman gülümsemesiyle iyi günler  diyen insanlar geliyordu.İnanın o an nasıl bir  suçluluk duygusuna kapılıyordum anlatamam.İşte  o kişinin enerjisiyle  ben tekrar o içten gülümseyişimi takınıyordum.Sonra yine aynı kısırdöngü…Bazıları kasiyer  bunu yapmaya mecbur diye düşünebilir ama öyle değil.Neticede  bu insan ve  bir yere  kadar tahammül edebilir.Onun enerjiye  ihtiyacı var.Sürekli verirse ve  hiç almazsa  bunu nasıl başaracak?

Hayatta hepimizin zor zamanları oluyor,yorulduğumuz,tükendiğimizi hissettiğimiz zamanlar.Böyle zamanlarda kimden güç alıyoruz bir düşünsenize.En sevdiklerinizden,ailenizden,sizi  seven insanlardan öyle değil mi?İşte  bu yüzden hepimizin böyle güleryüzlü,çıktığı yeri olduğu gibi bırakan insanlara ihtiyacı var,iyi kalpli insanlara,bir süre mesken tuttuğu ve sonra ayrıldığı kalbi en az hasarla bırakan insanlara ihtiyacı var.

Hepimiz birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyoruz.Dokunmak için birbirimizin hayatının içine girmemiz gerekmez.Yolda çarpışan bir insanın sanki hiç bir  şey olmamış gibi ilerlemesi o insana ne  katar bir düşünün”İnsanlar ne kadar saygısız” işte  o insanı bıraktığın hal budur.Gideceğin yere  kadar eşlik edip,sonrasında ihtiyacın kalmadığı için en zor zamanlarında yalnız bıraktığın insanlar vadır bir de;İşte güvensiz,insanlara sevgisi azalmış bir insan buradadır.Haklı,haksız sürekli dayak attığın evladın;işte çevresine,ailesine ve kendi evladına kötü muamele eden bir  nesil.

Ellerimiz yardım eli uzatmak için,ayaklarımız bir hasta ziyareti için,gözlerimiz güzel görmek,beynimiz güzel düşünmek için ve  kalbimiz sevmek için vardır.Onları en  doğru şekilde kullanalım.

Hepimiz birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyoruz.Belki bilerek belki bilmeyerek.Dilerim sizler başına bunlar gelse bile değişmeyenlerden olun ve dilerim karşınızdaki insandan renkli bir halka alın ve o halkayı sevdiklerinizin ve sizi seven insanların boynuna takın…♥

Gülşah Özçiftçi