Kelimeler Okyanusu

Kafka ve Oyuncak Bebek

Kafka ve Oyuncak Bebek

Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.

Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:

“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.

Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…”

Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”

May Benatar, Kafka & the Doll: The Pervasiveness of Loss

Kelimeler Okyanusu

İlkbahar

large
Dua eder gibi mırıldanıyorum
Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum
Rüzgârla, ilkbaharla
Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor
O güvenilmez ilkbahar güneşi
Rüyada mıyım, gerçek mi bu
Hem var gibiyim, hem yok gibi
Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde
Başakların sonsuz salınışı
Burada, kendimle baş başa
Ömrümü böylece tamamlayabilirim
Bir kuşu dilinden hiç öpmedim
Belki bir gün öpebilirim
Belki bir gün rüzgâr olurum ben de
Eserim başakların üzerinden
Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim
Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden
ATAOL BEHRAMOĞLU
Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Küçük Prens’ten 11 Hayat Dersi

“Küçük Prens” okuyanı yetişkinliğe hazırlayan derslerle dolu. Kitap sadece çocuklara nasıl ‘yetişkin’ olunuru öğretmiyor, yetişkinlere de nasıl “iyi” yetişkin olunuru hatırlatıyor.

Okurken bir öykünün içinde buldum kendimi 🙂

Bakmaya Değil Görmeye Çalış

fil-yutan-boa

Çöldeki pilot fil yutmuş bir boa yılanı çizdiğinde, etrafındaki büyükler bir şapka gördü. Büyüklerin yorumları cansız ve donuk, hayalgüçleri ise çoktan onları terk etmişti. Yetişkinler görmeyi ve hissetmeyi terk ettiği için pilot bu muhteşem kariyerinden vazgeçti.

Gerçek duygularını saklamak daha önemli şeylere bedel olabilir

gezegendeki-gul

Küçük prens beslediği ve baktığı gülüne yeni gezegenler keşfetmek istediğini ima ettiğinde, gülü ona ihtiyacı olmadığını ve kendi başına idare edebileceğini iddia etti. Küçük Prens, gülün saçma davranışlarının sebebinin incinmesi olduğunu farketmesine rağmen onu terk etti.

Başkalarını değil kendini yargıla

kendini-begenmis-kral

İlk uğradığı gezegende, tüm gezegen nüfusunu kaplayan ve kendini her şeyin hükümdarı sanan kralla tanıştı. Küçük Prens ne yaptığını tam olarak kavrayamasa da kral ona kendini yargılamanın başkalarını yargılamaktan çok daha zor ve çok daha önemli olduğunu öğretti.

Birey olmak kendini yargılamaktan geçiyor.

Kibirli Olma

palyaco-kucuk-prens

İkinci gezegende Küçük Prens’i kendini beğenmiş, zamanını başkalarının hayranlığını arayarak geçiren kibirli bir adam karşıladı.

Başkalarının hayranlığını kazanmak için yaşıyorsan kendin için asla yaşamayazsın. Ve sadece kendin için yaşıyorsan, kimse seni sevmez ve seninle ilgilenmez.

Unutmak için içmek berbat ve zayıf bir çabadır

unutmak-icin-icmek

Unutmak için içen ayyaş adam utandı. Ayyaş utandı çünkü içiyordu. Küçük Prens, çiçek ekmek gibi çok daha heyecan verici şeyler yapmak varken gününü içerek geçiren adamı garipsedi.

Bizim için büyümek sonsuz bir kısır döngüdür ve büyümek her zaman kederlidir.

Kendini asla fazla ciddiye alma

kendini-ciddiye-almak

Küçük Prens, kendini galaksideki tüm yıldızların sahibi olduğunu düşünen bir işadamı ile tanıştı. “Ben onları yönetiyorum. Onları tekrar tekrar sayıyorum. Bu zor bir iş, ve ben ciddi biriyim.” Ama bu ciddiyet onun monoton bir yaşamı olmasına sebep verdi, yalnız bir hayat, sahip olduğu yıldızların güzelliğini göremediği bir hayat.

Eğlenceyi unutma

eglenceyi-unutma

Gün boyunca fenerin ışıklarını açıp kapatması için gelen emirleri görev bilinciyle uygulayan fenerci, Küçük Prens’in saygısını kazanmıştı. Gezegeninde her gün bir dakikaya denk geldiği için, o dinlenecek bir dakika bile bulamıyordu.

Kısacası ömür su gibi akıp geçiyor.

Keşfetmek için içgüdülerini takip et

cografyaci

Küçük Prens, uzak diyarları araştırmakla çok meşgul olduğu için kendi dünyasını keşfetmeyi reddeden bir coğrafyacıyla karşılaştığında öğreniyoruz ki keşfetmek istediğimiz yerleri araştırırken aslında hiçbir yere gitmemiş olma tuzağına düşmek çok çok kolay.

Yabancılardan öğreneceğin çok şey olabilir

yabancilara-guven

Tilkiler genellikle hilebaz ve kötü olarak tasvir edilirdi oysa ki bu tilkinin ihtiyacı olan tek şey dostluk ve arkadaşlıktı. Küçük Prens tilki arkadaşından 3 önemli hayat dersi öğrendi.
“Bir tek kalp ile açıkça görürsün, önemli şeyler göze görünmez.”
“Gülünü önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”
“Aldığın terbiye kadar sorumlu biri olursun.”

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz

benim-gulum

Küçük Prens, güzel güllerin bulunduğu bahçenin ortasında bile kendi gülünü düşünmekten vazgeçemiyor. Hiç biri kendi gülünün yerini tutmuyordu.

“..Güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o…”

Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir

sevdiklerini-ozgur-birak

Pilot Küçük Prensi tanıması ve sevmesine rağmen, onu Dünya’da tutmanın arkadaşını inciteceğini bilmekteydi. Küçük Prens ayrılmadan önce pilota şöyle dedi: “Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım… Ben gülüyor olacağım bir tanesinde.. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında, bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak…”

Bazen insanların gitmelerine izin vermeliyiz, çünkü onları tutmak, onları kapana, kafese koymak, tutsak etmek gibidir. Ve bu noktada onları salıvermek gerçek aşkın en doğru ispatı olacaktır…

Alıntıdır

Çisem Dağdelen- Listelist

Sağlık Ve Güzellik

Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Vücut Tepkilerinin Altında Yatanlar…

Mideniz guruldadığında, titrediğinizde, parmaklarınızı çıtlattığınızda, mideniz ekşidiğinde, burnunuz aktığında, kaşındığınızda, bir yeriniz çürüdüğünde ya da su topladığında veya avuç içiniz terlediğinde neler oluyor?

Hassas dişler: Hassas dişlere sahip olanlar için dondurma yemek, bizim hoşlandığımız gibi zevk verici değildir. Dişinizin ince mine tabakasının altı dentin denen bir maddeden oluşuyor. Dentin ise doğrudan dişin yumuşak çekirdeğine (sinirlerin yer aldığı pulpa boşluğu olarak bilinir) giden borucuklar ve mikroskobik kanallardır. Borucukların ayrıca sıvı içerdiğini söyleyen California Üniversitesi Koruyucu ve Restoratif Diş Bilimleri Bölümü’nden Grayson W Marshall, “Bu akışkan sıvıdaki herhangi bir hareket pulpa boşluğundaki sinirleri harekete geçiriyor ve bu da keskin bir acıya neden oluyor” dedi.

mideyanmasi Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?Mide yanması, ekşimesi: Kahve, çok yağlı ve baharatlı yiyeceklerin yol açtığı mide yanması ya da ekşimesi olarak bilinen şikayet hazımsızlık ağrısıdır. Yemek borunuzda keskin bir yanma hissi oluşur. Kings College London School of Medicine’dan Prof. Dr. David Armstrong, mide yanmasının mideden sızan asitin yemek borusunu geri dönmesiyle oluştuğunu söyledi.

Bu hastalığa eğilimli olan insanlar, midelerinin üstündeki sfinkter (Açılma, açma, gevşetme ya da kapama, sıkma görevi olan halka şeklindeki kas) kasında bir güçsüzlük hissederler. Bu kas sayesinde midedeki güçlü asitler güvenli bir şekilde içeride tutuluyor. Midenizin iç astarı bu asitlerin sindirim etkisine karşı dirençliyken, yemek borusu o kadar güçlü değildir. Mideniz yandığında hissettiğiniz acı, mide asitinin gırtlağınızın içini yakmasıyla oluşuyor. Hatta, uzandığınız zaman, asit boğazınızın içini yıkayabilir.

yuzkizarmasi Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Yüz kızarması: Başkalarının önünde gülünç duruma düşme, yetersizlik ya da başarısızlık duyguları sizi utandırabilir. Utançtan dolayı yüzünüz kıpkırmızı olur. Utanç, bizi bunaltır ve bu “dövüş ya da kaç” prensibini tetikler ve vücudumuz korkuyla savaşmak ya da ondan kaçmak için adrenalinle şarj olur.

Adrenalin, kaslara bol oksijen desteği sağlamak için kalbin hızlı çarpmasına yol açar. Fakat, bu bizim daha sıcak hissetmemizi sağlar. Kendimizi serinletmek için, terleriz ve kan cilt yüzeyindeki kılcal damarlara doğru akar ve kızarmaya neden olur. Yüzümüzde daha fazla kan damarı olduğundan yüzümüz kızarır.

Diğer birçok stres türü de kızarmanıza yol açar. Kızarmaya başladığınızda bunu durdurmak zordur. Londra’dan Dr. Michael Sinclair, “Bir kez kızardığınızda, diğerlerinin önünde zayıf göründüğünüzü düşünerek bir çoğunuz daha fazla utanıyor ve kızarıyor” dedi.

Mide gurultusu: Karnınız açken midenizden gelen guruldama sesi, mideniz tarafından çıkarılmaz ve aç olduğunuz için olmaz. Borborigmus (Barsak gazlarından ileri gelen karın gurultuları) olarak bilinen bu ses, ince bağırsağının üst kısmında oluşuyor. Bağırsak kaslarınız yiyecek ve içeçekleri aşağıya doğru götürürken, sıvılaşmaya başlayan yiyeceklerden sızar. Mideniz boş olduğunda ses, büyük bir titreşimli boşluk gibi çıkar.

kasinti Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Kaşıntı: Böcek ısırığından kurdeşene, size rahatsızlık veren kaşıntıdan kurtulmak için kaşınmaktan daha iyi yol yoktur. Kaşınma, vücudumuzdaki parazitleri ve diğer yabancı nesneleri uzaklaştırmanın bir yoludur. Hiç kimse, hatta en popüler nörobilimciler dahi kaşıntının nasıl oluştuğunu geçtiğimiz günlere kadar bilmiyordu.

Şimdi, Minnesota Üniversitesi’nde yapılan araştırma, cevabı ortaya çıkardı: Kaşıma omurilikteki normalde kaşınma hissini beyne gönderen sinir hücrelerini kapatıyor. Böcek ısırmasından dolayı kaşındığınızda, ciltteki hücreler histamin isimli kimyasal salıyorlar. Yakınındaki sinir hücreleri histamine tepki veriyor ve sinyali omuriliğe gönderiyor. Buradan da beynin talamus (beynin geri kalanı tarafından sinir sinyallerinin okunmasını kolaylaştıran tercüman olarak görev yapıyor) bölgesine gönderiliyor. Talamus sinyali kaşınma duyusu oluşturan serebral kortekse bilişsel ve duyuşsal aktivitelerin gerçekleştiği beyin bölgesine iletiyor.

Araştırma ekibi, maymunların ayaklarına histamin enjekte ederken, omuriliklerindeki bireysel hücrelerin aktivitesini görüntüledi. Hücreler, enjeksiyonu farketti ve derhal sinyal göndermeye başladı. Fakat araştırmacılar, enjeksiyon bölgesindeki cildi kaşıdıklarında bu aktivitenin azaldığını ya da engellendiğini gördüler.

burunakmasi Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Burun akması: Soğuk algınlığı, alerji, baharatlı yiyecekler gibi şeyler nasıl burnunuzun akmasına yol açar? Normal olarak, burnunuzdaki zar vücuda giren ajanları, mikropları engellemek için mukus (sümük) üretiyor. Burnun her gün bir litre sümük ürettiği tahmin ediliyor. Fakat, bazı uyaranlar sümük üretimini daha da artırabiliyor. Örneğin, soğukalgınlığı geçiriyorsanız, vücudunuza saldıran virüsleri durdurmak için ekstra sümük üretiliyor ve sümüklerle bu virüsler dışarı fışkırtılıyor. Soğuk hava çok küçük filizleri ya da burun boşluğunuzun iç duvarındaki ince tüyleri mahvediyor. Normalde bu tüyler sümüğü boğazınızdan aşağıya geri sürükleyip götürüyor. Fakat sıcaklık düştüğünde bu tüyler çalışmıyor ve sümüğün burun deliğinizden akmasına izin veriyor.

Alerjiler de aynı etkiye sahip. Akciğerlere giden alerjenleri durdurmak için burun sümük üretimini artırıyor. Baharatlı yiyeceklerde durum biraz daha farklı. Kırmızı biberde bulunan kapsaisin, doğal bir burun tıkanıklığını giderici ilaçtır. Burnunuzdaki mukusu inceltir ve akışkan hale getirir.

Su toplama (fıska): Rahat olmayan ayakkabılar, genellikle ayağınızda bir ya da iki yerde su toplanmasına neden olurlar. Su kabarcığı, derinin katmanları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşuyor. Sık rastlanan fakat genellikle küçük yaralardır. Ayak derisinin basınca ve sürtünmeye maruz kaldığı her yerde oluşabiliyor. Genellikle bu su kabarcığı, lenf (Lenf damarlarında dolaşan, berrak, şeffaf, alkali, açık sarı renkte sıvı) ile doludur. Ancak, elinize çekiçle vurduğunuz zaman oluşan kabarcık, kan damarını çatlatabilir ve daha koyu kan kabarcığı oluşturabilir.

parmakcitlatma Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Parmak çıtlatma: Çoğumuz parmaklarımızı çekerek ya da kıvırarak çıtlatma sesini duymaya çalışırız. Sadece parmaklarınız değil, dirseğiniz, dizleriniz, boynunuz ve hatta göğüs kemiğiniz çıtlayabilir.

Peki bu sese neden olan nedir? Kemiklerinizin hızlıca yuvasına girmesi ya da çıkmasından çok, parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü var. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Güney Karolina Duke Üniversitesi’nden ortopedi uzmanı Farshid Guilak, “Çıtlatma tüm eklemlerimizin içindeki yağlayıcı snovyal sıvıdan çözülen gaz kabarcıklarının şekillenmesiyle oluşuyor” dedi.

Eklemi germek, eklem içindeki sıvının basıncını azaltır ve gaz kabarcıkları görünmeye başlar. Kabarcıklar hızlıca patlar ve çıtlama sesi duyulur. Fakat, kabarcıkların sıvı içinde tekrar oluşması zaman alır. Bu nedenle aynı parmağınızı tekrar tekrar çıtlatamazsınız.

Annenizin uyarılarına karşılık, çıtlatmanın eklem iltihabına ya da diğer hasar türlerinden birine yol açtığı konusunda bilimsel bir delil bulunmuyor.

Terleyen avuç içleri: İş başvurusu için bekleme ya da sıkışık trafikte bekleme gibi stresli durumlar, avuç içinizi nemli yapıyor.

Amsterdam’da VU Üniversitesi’nden Prof. Dr. Eco de Geus, korku ve endişenin amigdal adı verilen beynin bir bölümündeki duygusal devreleri harekete geçirdiğini söylüyor. Bu sırasıyla beyindeki ve omurilikteki bir dizi sinir hücresini harekete geçiriyor. Sinirler omurilikten akciğer, kalp ve ter bezleri gibi değişik organlara gidiyor. Gerçekten vücudunuzdaki tüm ter bezlerinden eşit olarak terlersiniz. Ellerinizi böyle nemli hissetmenizin nedeni avuç içlerinizde daha yüksek yoğunlukta ter bezi bulunmasıdır. Santimetrekare başına 500 ter bezinden, tipik bir avuç içinde ortalama 40 binin üzerinde ter bezi bulunuyor.

kramp Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Kramp: Kaslarınızı düğümleyen ağrı verici bir durumdur. Genellikle baldırları etkiler, ancak ayaklarınızın tabanına ve hatta esnediğiniz zaman çenenizin altına da kramp girebilir. Kaslarınız aşırı kısaldığında ya da kendi etrafında büküldüğünde kramp oluşuyor. Bu durum çeşitli nedenlerden dolayı olabiliyor. Yoğun egzersiz boyunca, laktik asit gibi kimyasalların inşası kramplara yol açan spazma (kasların istemdışı kasılması) yol açabiliyor. Daha çok uzun mesafe koşucularında ve yüzücülerde meydana geliyor. Kas hareketlerini kontrol eden sinyaller taşıyan elektrolitlerin seviyesinin ve kalsiyum ve potasyumun düşük olması ise krampları tetikliyor.

Çürükler (morluklar): Çürükler, yaralanma bölgesindeki dokuların içindeki hasar gören damarlardan kan sızmasıyla oluşuyor. Çürük koyu kırmızı, sonra siyah, mavi, sarı, yeşil ve ayrıca kahverengiye dönüşerek, ölü kan dereceli olarak farklı renklerdeki maddelerin içine doğru çözülüyor. Bazı insanlarda çürükler diğerlerinden daha kolay oluşur, çünkü onların kan damarları daha ince ve narindir. Ayrıca, bu durum kan akışını azaltan aspirin gibi belirli ilaçları kullananlarda da olabiliyor.

gozseyirmesi Vücut Reflekslerinin Anlamı Nedir?

Gözlerin seyirmesi: Birçok insan hayatlarının bazı noktasında acayip, istemdışı kas seğirmesiyle karşılaşmıştır. Fakat belki bunların en rahatsız edeni göz kapaklarının seyirmesidir. Bunun nedeni nedir?

Genelde, bunlar iyi huyludur. Bu duruma stres ve yorgunluk da neden olabiliyor. Göz kapağını kontrol eden kaslar küçük ve çok hassastır. Stres, yorgunluk ve kafein gibi uyaranlar bu kasların titreşmesine yol açıyor. Titreşimler fazla olunca gözde sinir sistemiyle ilgili istemdışı seyirmeler oluyor. Diğer nedenler arasında ise aşırı kafein alımından oluşan titremeler, bilgisayar ekranı karşısında uzun süre vakit geçirme ve hatta uzun süreli kontak lens takılmasından meydana gelen kaşıntı yer alıyor. Bu durum normal olarak geçicidir. Kendi kendinize uygulayabileceğiniz tedavi yolları var. Daha az kahve içmek, göz damlası kullanmak ve daha fazla dinlenmek gibi yöntemler göz seyremesini azaltır.

Çok belirgin ve uzun süreli göz seyremesi daha ciddi bir nörolojik hastalık belirtisi olabilir. Bu durum çok nadirdir.

Kaynak: zaman.com.tr

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Hayatınızı boşa harcamamanız için kaçınmanız gereken 50 seçim

Hayatınızı boşa harcamamanız için kaçınmanız gereken 50 seçim

 

Eğer hayallerinizin peşinden gitmiyor ve kalbinizin sesini dinlemiyorsanız, hayalinize ulaşma olasılığınız da oldukça düşüktür. Hayatta doğru soruları sormadığınız sürece, alacağınız cevaplar da yanlış olacaktır. Eğer ileriye yönelik adımlar atmazsanız, her zaman olduğunuz yerde kalırsınız. Hayat seçeneklerle dolup taşan bir macera…

1. Zamanınızı geçmişte yaptıklarınızdan dolayı pişmanlık duyarak ve kendinizi hırpalayarak geçirmek.
2. Problemleriniz konusunda sürekli şikayet edip onları çözmek için bir şey yapmamak.
3. İşler kötüye gittiğinde hemen vaz geçmek.
4. Tutkularınızı bırakıp paranın peşinden gitmek.
5. Bir sonraki ödeme gününüze bağımlı bir hayat yaşamak.
6. Kazandığınızdan daha fazla harcayıp kendinizi sürekli borca sokmak.
7. Her şeyi kontrol etmeye çalışıp, kontrol edemediklerinizle ilgili endişe duymak.
8. Olmasını istemediğiniz şeylere odaklanmak.
9. Tamamen anlamadığınız şeylerden dolayı korku duymak.
10. Herkesin sizin hakkınızda karar vermesine izin vermek.
11. Ufak tefek problemlerin daha büyük sorunlara neden olmasına izin vermek.
12. Herkesi kıskanmak.
13. Öfkeye tutunup kimseyi affetmemek.
14. Her zaman hep haklı olmak ve kimsenin sizden daha haklı olmasına izin vermemek.
15. Kendinizin yeterince iyi olduğunu düşünmeyip sürekli dışardan onaylama ve takdir beklemek.
16. Yaptığınız her şeyin birilerini etkilemesini ummak.
17. Kendinize ve etrafınızdakilere yalan söylemek, onların da size yalan söylemesine izin vermek.
18. Ölene kadar sürekli aynı şeyleri yapmak, yeni şeyler denememek.
19. Başladığınız hiçbir işi bitirmemek.
20. Hep aynı yerde kalmak, asla keşfetmemek, seyahat etmemek.
21. Kendinizi sürekli sizden daha başarılı insanlarla kıyaslamak.
22. Kendinizi küçümsemek ve sizi küçümseyen insanlarla birlikte olmak.
23. Asla yeni şeyler öğrenmemek.
24. Yaptığınız davranışların sorumluluğunu almayıp, hep başkalarını suçlamak.
25. Kimsenin size yardım etmesine izin vermemek.
26. Şüpheci olup kimseye güvenmemek.
27. Aynı anda onlarca şey yapıp, hiçbir şeyi tek seferde yapmamak.
28. Hayatınızın her dakikasını sorumluluklarla doldurup nefes almaya fırsat bırakmamak.
29. Zorunlu kalmadıkça kimseye yardım etmemek, sadece çıkarlarınıza uygun işler yapmak.
30. Sürekli sahip olmadığınız şeyleri düşünüp, surat asmak.

 

kararlar1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

31. Egzersiz yapmamak, abur cubur ve yağlı gıdalar tüketip, sağlığınızı bozmak.

32. Aslında demek istemediğiniz şeyleri söylemek, kendi duygularınızı açığa vurmamak.
33. Karşınızdakine asla nasıl hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü söylememek.
34. ‘Seni seviyorum veya ‘Özür dilerim!’ gibi cümleler kurmaktan kaçınmak.
35. Başkalarının problemlerine müdahale edip, onlara kendinizinmiş gibi üzülmek.
36. İhtiyaçlarınızı sürekli başkalarının üzerinden karşılamaya çalışmak.
37. Başkalarına kendilerini kötü hissettirmek.
38. Her gün saatlerce televizyon izleyip, internette boşuna zaman kaybetmek.
39. Sık sık ilaç kullanıp, çok fazla alkol tüketmek.
40. Asla eğlenmeyip sürekli çalışmak.
41. Hobilerinizin yok olmasına izin vermek.
42. İlişkilerinizi uzun süre devam ettirmemek.
43. Herkesi ciddiye alıp, her şeyi kişisel algılamak.
44. Olumsuz sözleri hatırlayıp, iltifatları çabucak unutmak.
45. Asla plan yapmayıp, her şeyi son dakikaya bırakmak.
46. Her şeyi içinizde saklı tutmak.
47. Çevrenizdekilerin fikirlerini ve önerilerini sürekli önemsememek.
48. Hayalini kurduğunuz planları gerçekleştirmek için harekete geçmemek.
49. Değişime direnmek ve değişimden korkmak.
50. Sürekli sıkı çalışıp, elinizden geleni yaptığınız halde mükemmeli elde edemediğiniz kendinize kızmak.

Bu listede yer alan davranış ve kararlar, hepimizin hayatında az ya da çok yer alıyor. Önemli olan ne kadar süredir bunları devam ettirdiğiniz değil, yanlış yolda olduğunuzun farkına vardığınız anda en yakın dönüşten geri dönmektir.

Kelimeler Okyanusu · İslamiyet

Yüreğinize Bir Damla Tevazu Alır mıydınız?

Alçak gönüllülük anlamını taşıyan tevazu, insanın kendisine olan saygısını ve toplumdaki saygınlığını arttıran bir ahlaki erdemdir. İşte bu haslet, Allah’ın büyüklüğünün ardında kulun kendi küçüklüğünü idrak etmesi, esası üzerinde gerçekleşen bir anlayışa dayanmaktadır. Tevazu, büyüklenmenin karşıtı olup, gurur ve erdemin birnevi merdivenidir. Hz. Muhammed (sav) ibadetlerin en üstününün tevazu olduğunu buyurmuş ve bututum ile davranışın önemini açıkça belirtmiştir.

tevazu-ne-demek

 

 

 

 

 

 

Tevazu ;iyi bir niyetle yapıldığında ve Allah’ın rızası için yapıldığında kıymetlidir. Bunun aksi durumunda kibir, büyüklenmedir. Sürüsüne mütevazi görünen var ki kalbi kibirle doludur. Tevazu, yaltaklanma ve alçalma da değil, ki öyle de olmamalıdır zaten. İnsan çok yüksek bi mevkide bulunsa da her hususta aciz ve zayıf olduğunu hatırından çıkarmayıp, yaratılış ve insan olma açısından ötekilerden herhangi bir farkı olmadığının bilincinde olmalıdır. Kendisinde biraz daha çok nimet ve özellik var ise bunu kişisel gücüne ve doğasına bağlamayıp, yüce Allah’ın kendisine vermiş olduğu bir lütuf ve onu verenin geriye de alabileceğini aklından çıkartmamalıdır. Zira tevazu sahibi (alçak gönüllü) kimseler birlikte yaşam sürdükleri insanlara güven ve huzur verirler.

 

Kelimeler Okyanusu

Bunu mu İstiyorsunuz? / Üstün Dökmen

tumblr_meca7ms3vX1r1iv4bo1_500

BUNU MU İSTİYORSUNUZ

• Çocuğunuz;
– Varsın, bir çivi bile çakamasın…ama, dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın…ama, matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin…ama, notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın…ama, fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün…ama, sınıfın birincisi olsun.
– Varsın,kendisinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin…ama, öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “ Ya siz nasılsınız efendim…” diyemesin…ama, yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın…ama, sınavlarda “on” çeksin.
– Varsın;
– Taziye nedir,bilmesin,
– Başın sağ olsun ne demek, anlamasın,
– Geçmiş olsun kime denir,niçin denir, haberi olmasın,
– Uğurlar olsun, ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama… karneleri süper olsun.
– Evet…varsın, tek dostu olmasın…ama, iyi gelir getiren bir mesleği olsun…öyle mi…
• Bu çocuğu bu hale nasıl mı getirdiniz:
– Bandı üç ay geriye sararak, çocuğunuzla “nelerden ibaret” olan iletişiminizi dinlemek ister misiniz;
– “Oğlum, çıkar üstünü-başını…doğru derslerinin başına…
– Kızım, öğrenemedin gitti şu işi…hafta içi sokak-mokak yasak…
– Ne gezmesi…sen önce ödevlerini bitir.
– Oyun mu…gelmeyeyim yanına…
– Geçen dönemin berbat karnesini unuttuğumu sanma…
– Birazdan tek tek bakacağım ödevlerine…
– Yavrum, bıktım ama her akşam ders çalış demekten…
– Şu odanın hali ne küçük bey…
– Hayır efendim…siz de ana-baba olunca her akşam bol bol televizyon izlersiniz…
– Haftaya veli toplantısı var biliyorsun değil mi küçük hanım…
– Çocuklar…kesin şamatayı da elime sopa almayayım…
• Çocuğunuzla bilmem ama,bu tarzınızla kimseyle iletişim kuramazsınız.
• Mesela, çocuğunuz hakkında şunları hiç merak ettiniz mi:
– Elinin neye yatkın olduğunu,
– Gönlünün neler arzuladığını,
– Dilinin neye uyumlu olduğunu,
– Gözlerinin zevkini,
– Hangi oyunlardan hoşlandığını,
– Neleri “merak” ettiğini,
– Arkadaşları ile en çok hangi oyunları oynadıklarını,
– Hangi oyunlarda başarılı olduğunu,
– Futbolla ilgisini, basketle arasını, satrançla havasını…hiç merak ettiniz mi acaba.
– Bisiklet sürmeyi öğrenip öğrenmediğini,
– Resim dersiyle ilgisini,
– Müzikle arasını…hiç mi sormadınız…
• Öyleyse çocuğunuzla:
– Ayağı yere basan bir iletişim kuramazsınız.
– Her sözünüze tepkili olması,
– Lafı ağzınıza tıkaması,
– Bazen de sizi terslemesi,
– Hayallerinizin suya düşmesi…hep bundandır…canım kardeşim.

ÜSTÜN DÖKMEN

Kelimeler Okyanusu

Buğday Yarışması…

large (18)

Her yıl yapılan “en iyi buğday” yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:

-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.

-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,

-Neden olmasın, dedi . çiftçi.

-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

Ders: Sevgi ve paylaşmak . en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.