Burçlar Hakkında Sivri, Hınzır & Cüretkar Yorumlar; KENDİNİ NASIL İFADE EDER

monalisa-gypsy

Hepimizin derdini dile dökmek, ya da gönlündeki ayan etmekle ilgili bir tarzı bir yaklaşımı vardır. Burçlara göre ”gıcık edici bir gerçekçilikle” ifade biçimlerimize buyurunuz efendim🙂

Burç ve Yükselen Burç için ayrı ayrı okunması ve en sevmediğim burcun sizinki olduğuna karar vermeden önce diğerlerine ettiğim eziyete de şöyle bir bakılması tavsiye olunur…

KOÇ: Kesinlikle MÜNASEBETSİZCE! Hani ifade etmemesi gerekse de duramamak böylesi bir haldir… Sorun, onun davranırken ve konuşurken, diğerlerine hitap etmek gibi bir kaygı taşımamasıdır. Koç’un derdi kendini dışavurmaktır. Bunun için seçtiği yöntemlerin ve ifadelerin etrafını nasıl etkilediği kısmı onu hiiiçç kazımaz. Ama tutumunun yarattığı yankılar elbette onun kıyılarına da sert dalgalar şeklinde vuracaktır! O zaman KOÇ ”insanların ne kadar hödük olduğundan” bahsetmeye başlar :)))

BOĞA: Ordu yatakhanesine düşmüş bir bakire çekingenliğiyle :))) Dışarıdan gören ağırbaşlı ve oturaklı sanır! Ama Boğa’nın efsanevi ağırkanlılığının ve geç tepki verme özelliğinin arkasında, – özellikle kendisi için – istenmedik sonuçlara yol açacak bir adım atmamak kaygısı yatar. Başka insanlar yaptıkları ya da söyledikleri bir şey yüzünden zarar görür ya da zarar verirlerken, Boğa’nın kaderi yapmadıkları ve söylemedikleri yüzünden zarar görmek ya da zarara vesile olmaktır. Eğer tepki veriyorsa da, mutlaka çok net bir amacı ve çok sağlam bir savunması vardır.

İKİZLER: Bilmiş ve küstah bir tavırla! Her durumda atak, her lafa teşne, her alanda iddialı, ve her daim akıl vermeye hazırdır. Sorduğu soruların arkasında bile bir ön-yargı ve lafı getirmek istediği bir yer vardır. Bilmediği konularda da konuşması zaruriymiş gibi davranır. Adeta ”bilmiyorum” dese, insanların onun kafasında beyin yerine bir boşluk olduğunu sanmasından korkar gibidir. Oysa maalesef bu kadar çok konuşarak boşluklarını açık etmektedir. Bunun adına da SAMİMİYET ve DÜRÜSTLÜK demez mi… :))))

YENGEÇ: Ölçülü, açık vermemek için çoookk dikkatli, ve bazen takıntılı bir kendini tekrar döngüsü içinde… Anlattığı her şeyin arka planı ve ara detayları hakkında kendisine göre çok gerekli, dinleyen için ise feci anlamsız olabilecek ayrıntıları, İTİNAYLA verir :))) Eğer kaygılı bir ruh hali içindeyseler, ya tıkanıp kalır ve hiç bir şey söylemezler… Ya da hep aynı şeyi tekrar ederek, mutlaka duymak istedikleri cevabı birilerinin ağzından almaya çalışırlar. Eğer kendilerini merkezinde görmedikleri bir konuda fikir bildirmeleri gerekiyorsa da, patavatsız ve anlaşılmaz olmaları çok mümkündür :)))

ASLAN: Offf tabii ki gösterişli ve dikkat çekici… Öyle, tumturaklı, oturaklı ve ağdalı bir girizgah yaparlar ki, ”Ne yiyelim?” sorusunun ön açılımı bile, kamu beyanatı kıvamında olabilir. Aslan’ın derdi, kendisini güzel bir biçimde ifade etmiş ve hoş bir etki yaratmış olmaktır. Doğal liderliği ne istediğini söylemesinden değil, sende bir sürü yeni düşünce ve istek uyandırmasındandır. Ne yenilebileceği hakkında çooook fazla şey bildiklerini anlarsın ve olasılıklardan başın döner… Olmadık yemeği canın çeker. Onlarla konuşmak keyiflidir zira daima teşvik ve tahrik edicidir :)))

BAŞAK: Detaylı, derin ve kaygılı… Tarifin tarifi… sıfatın tamlaması… cümlenin bağlantısı… HERŞEYİN BİRŞEYİ VARDIR :))) Düşünür, taşınır, inceler, araştırır, karıştırır… Çözüm önermek yerine, çözümsüzlüklerin altını çizmek ve olası sorunlara dikkat çekmek odaklıdır. Mahallenin eşekleri karpuz kabuğu hayal ederken, o hepsinin aklına kabuğa konan sineklerden bulaşabilecek hastalıkların derdini düşürür. Sorulan soruya cevap verirken dahi lafa, ”Acaba sormamız gereken soru bu mudur?” diye girebilir.

TERAZİ: Derin… çok derindir :))) Algı vantuzlarını ”kanepeye ayaklarını uzatırcasına” hayata uzatır ve zihinlerini evrene yayarlar… Konuları açar, soruları ve sorunları detaylandırır, olasılıkları tartışır, olmayacak boyutları masaya getirir… Yani maksat aksiyon olmasın diye bin dereden su getirirler ama bunu çook entellektüel bir şekilde yaparlar :))) Pratik olmadıkları bir gerçektir. Ama onlarla konuşmak daima zihin açıcıdır. Onlarla bir işi yapıp bitirmeye çalışmak ise… ÖMÜR TÖRPÜSÜ!

AKREP: Doğrudan, keskin ve etkileyici! Lafa girmek için ölür gibi bir halleri yoktur. Ama girdikleri anda ya önünüze aşılmaz bir set çeker, ya da meseleyi ulaşılması gereken yeni bir zirveye taşırlar. Karşılarındakini sürekli sınava çekerler. Onlarla konuşmanın ya da onları tatmin edecek bir çerçeve sunmanın, sandığınızdan çok daha zorlu bir gayreti gerektirdiğini fark edersiniz. Üstelik bütün kartlarını da bir anda açmazlar… Akreple her şey aşama aşama yaşanır… her gerçek sırası gelince masaya konur😉 Unutmayın: asıl derdi ULAŞILMAZ olmak olan biriyle, samimi bir diyalog neredeyse imkansızdır…

YAY: Tek kelimeyle BOMBASTİK! Dinlemeye değil dinletmeye odaklıdırlar. Tartışmaları radikal boyutlara taşır, kurbanlarının beyinlerinde ağrımadık hücre bırakmamacasına ısrarlı ve iddialı bir tonla konuşurlar. Boyut atlattırıcı bir etkileri olduğu kesindir :))) Ama hayata dair somut sonuçlar üretmek konusunda sıkıntı çekebilirler. Laf cambazıdırlar. Dinleyen kişi, bir süre sonra bağlantıları kaçırdığı için YAY’ın dediklerine ”aptal görünmemek adına” kafa sallar duruma gelebilir. Sonunda herkesi öyle yapılamaz bir şeye ikna ederler ki, ertesi gün aklı-selim çerçevesinde tekrar düşünenlerin çoğu çil yavrusu gibi dağılır… Proje de ortada kalır.

OĞLAK: İfade etmez ki… Oğlak kafasına göre takılmak derdindedir. İşine karışılmasını hiç sevmez ve açık verirse engellenmekten çekinir. Sessiz sedasız gidip işini görür, gelir, ortaya koyar ve herkesi ayar eder :))) Konuşmaları ya çok sıkıcı ve tek düze, ya da kimsenin anlamaya çalışmak istemeyeceği kadar derin ve karmaşıktır. Değinmek istediği hiç bir şeyi atlamaz ve dinleyeni onun ayak izlerini özenle takip etmeye zorlar. Yürüdükçe arkasındaki kalabalık seyrelmeye başlayan bir ”müze rehberi” gibidir :)))) Bazı sabırsız ruhların da benim arkamdan ”Az bişi kısa yazsa… sadede çabuk gelse!” dedikleri vakidir :))))))

KOVA: Hönk diye :))) Zerafet ve ince ayardan yoksun bir askeri darbe kıvamında davranır ve konuşurlar. Onları ilgilendiren tarz değil, niyet ve sonuçtur. Ayrıntılara takılarak, meselenin özünü kaçıranlardan hiiiiç haz etmezler. Kestirme sözcüklerin, hızla tamamlanan girişimlerin insanıdırlar. Başkalarının onların dümdüz gerçekçiliğine ve hızına yetişememeleri, daima büyük bir sorundur. Kendilerini sap gibi ortada kalmış hissetmeleri ise pek acıklı…

BALIK: Sindire sindire…😉 Ay çok ehli-keyiftirler… Onlar için tarz her şeydir ve sonuca götüren şey, biçimin ta kendisidir. Başkalarının kurallarına fazla takılmayan bir halleri, sefih bir yanları, yine de her duruma uyum sağlayan bir göngörmüşlükleri vardır. Keskin ifadeler kullanmaktan kaçınır, hatta dümdüz yalan dahi söylemez ama duruma göre ne gerekiyorsa o kadarını zikretmeyi becerirler :)))) Bildikleri gibi yapar, hoşlarına gittiği gibi yaşar, olana da bir şekilde eyvallah demeyi bilirler. Mazlum gibi görünmelerine bakmayın… Son gülenin ardından hep Balık güler😉

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s