Eş-Şekûr ve Esrarı

1sekur

Allah’ın isimlerinden olan “eş-Şâkir, eş-Şekûr”, Allah rızası  için çalışanların çalışmasını zayi etmeyip karşılığını kat kat veren demektir. Şüphesiz ki Allah, güzel işler yapanların ecrini zayi etmez. Cenab-ı Hak, kendi kitabında ve peygamberinin sünnetinde bir tek iyiliğin on ile yedi yüz misliyle, hatta daha fazlasıyla mükâfatlandırılacağını   haber vermiştir. Bu, O’nun kullarına bir teşekkürüdür. Allah-ü Teâlâ kendi yolunda tahammül gösterenlere karşılığını verecektir. Kim Allah için bir şey yaparsa Allah onun karşılığını fazlasıyla verir. Kim Allah için bir şeyi   terk ederse Allah terk ettiği şeyden daha hayırlısını o kuluna nasip eder. O, kendi rızasına uygun işleri yapmakta  müminleri   başarıya ulaştırır sonra da onlara bu yaptıkları işten dolayı teşekkür eder ve lütfû kereminden onlara gözlerin görmediği, kulakların duymadığı akla hayale gelmedik nimetler bahşeder. Aslında Allah buna mecbur değildir.  Ancak bunu, cömertliğinden ve kereminden dolayı kendine vacip kılmıştır. O’nun üstünde, bunu yapmaya kendisini mecbur eden hiç bir şey yoktur. Ayeti kerimede:

“Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir” (Enbiya: 21/23) buyurulmaktadır.

Allah-ü Teâlâ, itaat edene sevap vermeye, isyan edene de ceza vermeye mecbur değildir. Bilakis verdiği sevaplar sırf O’nun lütuf ve ihsanındandır. Cezası ise sadece adalet ve hikmetindendir. Fakat Allah-ü Teâlâ dilediği şeyleri kendisine vacip kılar ve vaad ettiği şeylerden asla dönmediği için de bunlar kendisine vacip olur.

————

Az iyiliğe çok mükafat veren. Rızası için yapılan iyilikleri fazlası ve pek ziyadesi ile karşılık veren.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Eğer Allah’a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr’dur, Halim’dir. ” (Teğabün, 17)

Şükür; teşekkür etmek, insanlık kurallarına uyarak nankörlük etmemek anlamlarına gelir. Şükretmeyen, verilen nimetlerin kimler tarafından verildiğini farketmeyn insan nankör bir insandır.

Şekûr, şükrü devam eden ve büyük-küçük ibadet ayrımı yapmaksızın şükrü bütün itaat edenleri kapsayandır.

Gerçek şükür, nimet verene şükretmekle eksikliğini itiraf etmektir. Bu yüzden Yüce Allah,

“Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın” (Sebe, 13) buyurunca,

Hz.Davud a.s.:

“Ey Rabb’im! Sana nasıl şükredeyim ki? Benim şükrüm bile senin bir nimetindir” demiş,

Yüce Allah da şöyle cevap vermiştir:

“İşte şimdi Beni tanıdın ve Bana şükrettin ey Davud! Çünkü şükretmenin de Benim bir nimetim olduğunu bildin”.

Nimete şükürle karşılık vermek, nimetlerin daha da artmasına vesile olur.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“…Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım..” (İbrahim,7)

Şükrün üç temel şartı bulunmaktadır:

  1. Nimet verenin verdiği nimeti kabul edip bunu ikrar etmek.
  2. Verilen bu nimeti Allah’a itaat etmede kullanmak.
  3. Allah’ın dilemesiyle bu nimetin ulaşmasına vesile olanlara teşekkür etmek.

    Cenab-ı Hak şükrü   kabul eder ve karşılıksız bırakmaz. Şükrü  şükürle ve ondan daha fazlasıyla cevaplandırır. Böylece iyiliklerin çoğalmasına yol açar.

    Kullarına, onlar tarafından şükrü ifade edilen nimetleri artıracağına dair Allah’ın kesin vaadi vardır. Şükür yolunu tutanlar; kendilerine gelmiş olan nimetleri, sebeplerden, vasıtalardan değil, ancak Allah’tan olduğunu itiraf ederler. Çünkü onlar hediyeyi getiren uşaklara değil, gönderen efendiye bakarlar. Gönüllerinden inanmışlardır ki, nimeti yaratan, kısmet eden, gönderen, onunla meşgul olacak kuvvetleri, sebepleri veren, tertib eden ancak Allah’tır.

    Bazı Allah dostlarına:

“Şükür nedir” diye sorulduğunda;

“Allah’ın verdiği nimetlerle O’na isyan etmemendir” şeklinde cevap vermişlerdir.

Her müslüman, mutlak Şekûr (Şükredilen)un Allah olduğunu, âlimlerin ittifakıyla O’na şükretmenin farz olduğunu ve Allah’ın azı da çoğu da kabul ettiğini bilmesi gerekir.

Bil ki, her aza ve organın kendisine has bir şükrü vardır.Nasıl ki dil şükür sözcükleriyle Rabb’ine şükrediyorsa, diğer organlarda kendilerine göre Rablerine şükretmelidir. Her aza ve organın şükrü, yaratılış amacına göredir. Her organ, Allah’ın emrine uymada ve yasağından kaçınmakta kullanılmalıdır. Buna göre:
Bedenin şükrü, organları Allah’a itaatin dışında kullanmamandır.

Kalbin şükrü, onu Allah’ı anma ve bilme dışında şeylerle meşgul etmemektir.

Dilin şükrü, onu Allah’tan başka kimseleri övme ve methetmede kullanmamandır.

Malın şükrü, Allah’ın sevdiği ve hoşnut olduğu yerlerin dışında harcamamandır.

Allah’a şükretme konusunda bunları bildikten sonra müslüman, insanlar arasında kendisine iyilik yapanlara teşekkür etmeli ve şu hadis-i şerif-i unutmamalıdır:

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez”

Havas ve Esrarı

  • Eş-Şekûr ism-i şerifi, rızkın bol, nimetlerin devamlı olması ve hayır işlerinde ilerlemek için, “Ya Şekûr Celle Celalühü” diyerek 526 kere okunur.
  • Kendinde nefes darlığı ve beden yorgunluğu olan bir kişi Eş-Şekûr ism-i şerifini suya yazar ve onunla bedenini meshader ve içerse şifa bulur.
  • Eş-Şekûr ism-i şerifi, 41 kere suya okunur, o su ile gözler yıkanır ve içilirse byük bereketler bulur, göğsü ve bedeni şifa bulur, görmesi kuvvetlenir.

Burada her ne kadar sayı belirtmişse de Allahın rahmetinin sınırı ve sayısı yoktur.Bu yüzden bir kez bile bu esmayı çekseniz dilinizle,yüreğinizden çekin kafi.Allah kalplerinizde olanı sizin için hayırlı etsin.Hayır olanı size nasip etsin.Amin.

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s