Kelimeler Okyanusu

Ağzınızdan çıkandan, bardağı koyduğunuz masaya kadar her şeyinize çok dikkat etmelisiniz. ki, oradaki tohum büyür ağacı içinizden sizi parçalayarak çıkar.

large (13)
“ne ekersen, onu biçersin” ne kadar yanlış anlaşıldı.
ektiğiniz tohum, tohum olarak mı kalıyor da; yaptığınız ufacık şey dev olup sizi ezince şaşırıyorsunuz?
ufacık hatalar, ufacık tohumlardır. özellikle hata tohumları arsızdır. her türlü toprakta, güneşsiz ve susuz büyüyebilirler. kısa zamanda derin kökleri ve kocaman dalları olur. bu yüzden, önemsiz ufacık hatalar dediğiniz ve görmezden geldiğiniz şeyler, daha büyük sorunlara dönüşürler.
her şey büyür. genişler. ufacık bir gülümseme bu yüzden önemli…
kelimeler de büyür. tek kelime aşk sebebi. tek kelime cinayet sebebi. bu yüzden ağzınızdan çıkandan, bardağı koyduğunuz masaya kadar her şeyinize çok dikkat etmelisiniz. ki, oradaki tohum büyür ağacı içinizden sizi parçalayarak çıkar.
… bu, hayat boyu sorduğunuz; “neden bu başıma geldi ki, ben ne yaptım?” sorularınızın açıklamasıdır.
joseph erdem
Kelimeler Okyanusu

Öğreti

tumblr_m1vloy8s201r3bteso1_500

Eskiden Japonya’da kamışla kağıttan yapılan, içine mum konulan fenerler kullanılırmış. Bir gece gözleri görmeyen bir adam arkadaşını ziyarete gider. Ayrılırken, arkadaşı ona bir fener uzatır.

“Fenere ne gerek var? Karanlık da, aydınlık da bir bana.” der, görmez.

“Yolu görmen için fenere gereksinimin yok, biliyorum,” diye yanıtlar arkadaşı, “ama fenersiz gidersen, başkaları çarpabilir sana. Alsan iyi olur.”

Bunun üzerine gözleri görmeyen adam elinde fenerle yola koyulur. Ancak kısa bir süre sonra biriyle çarpışır ve hiddetle bağırır:

“Önüne baksana be adam! Elimdeki feneri görmüyor musun?”

Diğeri cevaplar:

“Fenerin sönmüş arkadaş!”

Kelimeler Okyanusu

Bir Hint Öyküsü

large (11)

İnayet Han’ın anlattığı bir Hint öyküsü vardır.

Bir balık gider balıklar ecesine ve sorar: “Hep deniz deniz derler, işitir dururum. Nedir Allahaşkına şu deniz? Nerede bulunur?

Balıklar ecesi yanıtlar: “Varlığın denizdedir senin; içinde yaşıyor, devinip duruyorsun ya! İçin dışın deniz senin. Denizdir seni oluşturan ve denizdir, sonunda dönüşeceğin. Kendi varlığın gibi kapsar seni deniz dediğin.”
…………
Varlığımıza dair her öğeyi, hatta varoluşumuzu bile ‘onay’ sistemine terk etmişiz… Hele de sevgiyi… Tek başımıza sevgiyi devindiremez, hep birileri aracılığıyla hissedebilir olmuşuz. Yaşama dair zaaflarımızı yüklemişiz her ilişkiye ve her seferinde karşımızdakinden ‘şifa’ ummuşuz…
Kendimizi ‘yarım’ algılamayı seçtiğimiz için de, ‘yarım’ kalmışız – hep arayışlarda, hep bulamayışlarda ve hep isyanlarda…

Kelimeler Okyanusu

Eylül sabahının serinliği…

large (33)

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Ciğerlerime dolduruyorum

Sessizlik ve serinlik
Birleşiyor
Yıkanmış güvercinler
Ve çok uzakta bir tren sesi

Her zaman yeniden başlamak duygusu
Doğuyor içimde
Her uyanışımda

Düşmanlarımı bağışlıyorum
Daha çok seviyorum dostlarımı
Her uyanışımda

Eylül sabahının serinliğini
Yaprakların serinliğini
Yüreğime dolduruyorum

Ataol BEHRAMOĞLU