Young-ha Kim Sanatçı olun, hemen şimdi!

Birçok kişi bu konu açıldığında gerilir ve karşı çıkar: ‘Sanat karın doyurmaz, zaten şu an meşgulüm.
Okula gitmem lazım, iş bulmam lazım, çocuklarımı derse götürmem gerek…’ ‘Çok meşgulüm, sanat için vaktim yok’ diye düşünürsünüz. Hemen şimdi sanatçı olmamamız için yüzlerce neden vardır. Neden sanatçı olmamamız gerektiğini biliriz, ama neden olmamız gerektiğini bilmeyiz.

Ken Rabinson TED konuşmasının başında, her insanın sanatçı doğduğuna dikkat çekmek için Picasso’dan alıntı yapıyordu: “Tüm çocuklar sanatçı doğar. Mesele büyüdüğün zaman sanatçı kalabilmektir.” Koreli genç yazar Young-Ha Kim ise on beş dakikalık TED konuşmasında “Neden sanatçı olmalıyız?” sorusuna cevap arıyor. Çocukken edilen pervasız dansların, çizilen duvar resimlerinin, düzenlenen müsamerelerin bir gün sonu geliyor ve neşeli sanat meşgalemiz son buluyor. Okul başlıyor, ödevler yığılıyor; gitar veya piyano dersleri alınıyor belki ama, artık ortada katı kurallar var, rekabet var ve dolayısıyla eğlence bitiyor.

Çocuklar, çoğu zaman sanatı eğlence için yaparlar. Eğlencedir. Bir müşteriye satmak için çizmezler, ya da para kazanmak için piyano çalmazlar.

Maalesef, içimizdeki küçük sanatçı, sanatın baskıcıları ile savaşamadan boğuluyor. Kilitleniyor. Bu bizim trajedimiz.

Eğlence bitiyor bitmesine, ama insanın içindeki yaratıcılık güdüsüne ne oluyor? Young-Ha Kim, sanat baskıcıları ve aleyhimize çalışan iç “şeytan” yüzünden, kendimizi sanat yoluyla ifade etme dürtüsünü bastırdığımızda, içimizdeki sanatçıyı kilitlediğimize inanıyor.

Peki içimizdeki küçük sanatçı kilitlendiğinde, kovulduğunda, hatta öldürüldüğünde ne oluyor? Sanatsal arzumuz gitmiyor. Kendimizi ifade etmek, ortaya koymak istiyoruz…  Bazen çocuklarından daha heyecanlı babalar görürüz… ‘Sakın elleme, baban senin için yapacak.’ derler… Bu gösteriyor ki içimizdeki sanat dürtüsü yok edilmemiş, sadece bastırılmış.

Sanatla uğraşmak istediğinizde sizi “Ne için?” sorusuyla boğan dış baskıcılarla ve “yapamazsın” diyen iç şeytanımızla nasıl baş edebileceğimize dair fikirler veriyor:

‘İtalyanca şarkılar öğrenmek istiyorum’ dediğimizde, onlar ‘Öyle mi? Bir oyun için mi? Ne için?’ diye sorar. Sihirli sorudur bu: ‘Ne için?’ Ama sanat hiçbir şey için değildir. Sanat esas amaçtır. Ruhumuzu kurtarır ve mutlu yaşamamızı sağlar. Kendimizi ifade etmemize yardım eder ve alkol ve uyuşturucunun yardımı olmadan mutlu olmamızı sağlar. Böyle pratik bir soruya cevap olarak, cesur olmak zorundayız. ‘Sadece eğlencesine. Kusura bakma sensiz, tek başıma eğleneceğim’ demelisiniz. ‘Yine de gidip yapacağım.’

Odada tek başına kalınca insan, bu sefer de zihni aleyhine çalışmaya başlayabiliyor. John Cleese yaratıcılık faktörlerini anlatırken, aynı çıkmazın “zaman” ve “mizah” ile aşılabileceğini söylüyordu. Yazarlık dersleri de veren Young-Ha Kim ise farklı bir açıdan yine zaman faktörünün altını çiziyor:

Bu şeytan size neden yazmamanız gerektiği hakkında yüzlerce sebep gösterir: ‘İnsanlar sana gülecek. Bu iyi bir yazı değil! Nasıl bir cümle bu? El yazına bir bak!’ Bir çok şey söylecek. Hızlı koşmalısınız ki şeytan sizi yakalayamasın. Derste gördüğüm en iyi yazılar uzun teslim tarihi olanlar değil, 40-60 dakika boyunca önümde kurşun kalemle çılgınca yazan öğrencilerin yazdıkları. Öğrenciler bir çeşit transa geçerler. 30 ya da 40 dakika boyunca ne yazdıklarını bilmeden yazarlar. Ve tam da bu esnada, kusur bulan şeytan kaybolur.

“Neden sanat yapmalıyız?” sorusuna cevap ararken, bu bastırılmışlığın kendini negatif bir şekilde, mesela kıskançlık olarak, belli ettiği durumlara değinerek, televizyon karşısında söylenenleri örnek veriyor:

Televizyon bizim yapmak isteyip yapamadıklarımızı yapan insanlarla dolu. Dans ediyorlar, rol yapıyorlar – ve yaptıkça övülüyorlar. Ve biz de onları kıskanmaya başlıyoruz. Kumandalı diktatörler oluyoruz ve televizyondaki herkesi eleştirmeye başlıyoruz. ‘Hiç rol yapamıyor.’ ‘Buna şarkı söylemek mi diyorsun? Notaları tutturamıyor.’ Kolayca söyleyebiliyoruz böyle şeyleri.
Kıskanıyoruz, kötü insanlar olduğumuzdan değil, ama içimizde kilitlenmiş bir sanatçı olduğundan. Peki ne yapmalıyız? Evet, doğru. Şimdi, hemen kendi sanatımızı yapmaya başlamalıyız. Şu anda, televizyonu kapatabiliriz, internetten çıkabiliriz ve kalkıp bir şey yapmaya başlayabiliriz.

Koreli genç yazar Kim’in on beş dakikalık konuşması birçok etkileyici fikir, anekdot ve soruyla dolu. Türkçe altyazılı olarak yukarıda izleyebilirsiniz. Martha Graham’ın öğüdüyle bitirelim:

1990’da, Martha Graham, modern dansın ustası, Kore’ye geldi. Harika sanatçı, o zamanlar 90 yaşlarında, Gimpo Havaalanı’na geldi ve bir muhabir ona tipik bir soru sordu: ‘Muhteşem bir dansçı olmak için ne yapmak gerek? Hevesli Koreli dansçılar için bir öğüdünüz var mı?’ Kendisi bir ustaydı. Ve o, şu şekilde cevap verdi: ‘Sadece yapın.’ Sadece bu iki kelime ve havaalanını terk etti. Bu kadar. Peki şimdi ne yapmalıyız? Sanatçı olalım, hemen şimdi. Hemen şimdi. Nasıl mı? Sadece yapın!

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s