Müzik Ve Video

Wrapped – NEW YORK’U ELE GEÇİREN GÜÇLÜ BİTKİLERİ ANLATAN MUHTEŞEM ANİMASYON

Planet of the Apes ve I Am Legend gibi New York’un vahşi yaşam ve bitkilerle kaplanmış geleceğiyle ilgili sayısız film var.

Roman Kaelin, Falko Paeper ve Florian Wittman’ın hazırladığı “Wrapped” isimli bu kısa animasyon filminde şehrin yok oluşu yerine, güçlü bir şekilde hızlandırılmış gerçek kamera görüntüsü, CG ve bilim kurgu ayrıntılarının karıştırıldığı bir film görüyoruz. Hızlandırılmış görüntü bir farenin ölümü ile başlıyor ve güçlü sarmaşıkları harekete geçirerek şehrin altyapısı tamamen yıkılıyor.

Projeyle ilgili: “Roman Kalin, Falko Paeper ve Florian Wittman tarafından VFX ile hazırlanan kısa film ‘Wrapped’, yeni bir gerçeklik yaratmak için hızlandırılmış fotoğrafçılık ve CG birleştirilmiştir. Film, dünyanın görünüşte hiç bitmeyecek döngüsüne odaklanarak zaman ve değişimin etkilerini inceliyor. Birinin çürümesi diğerinin temel yapısını oluşturuyor. Doğanın beklenmedik güçleri ile medeniyet yapılarının varlığının çarpışmasıyla bu gerçek yeni bir boyut kazanıyor.” açıklaması yapıldı.

İslamiyet

Cuma’nız mübarek olsun.Pişman olmamak için, yeter gafletten uyan!Bâtılları bırakıp, sadece Hakk’a dayan!

Günlerin hayırlısı Cuma, ayların hayırlısı Ramazan, amellerin hayırlısı da vaktinde kılınan namazdır. Cuma günleri mevtaların ruhları, tanıdıklarına evlatlarına gelirler, bir hediye beklerler, bir Yasin-i şerif okusa da sevabını bana hediye etse diye beklerler. Huzur-u ilahide toplanmak çok büyük nimettir. Huzur-u ilahi namazdır. Allahü teâlâ, namazdan sonra “İste kulum vereyim” diyor. Bu saat-i icâbedir. Hele Cuma günü öyle bir saat vardır ki, o anda yapılan dua red olmaz. Âlimler, Cuma günü “saat-i icabe” ikindi namazı vaktidir buyurmuşlar.

 Cenab-ı Hak, beş vakit namazın her bir vakti kılındığında, bir önceki vakitten itibaren işlenen günahları siler. Her Cuma, bir önceki Cuma’dan itibaren işlenen günahlara kefaret olur ve her Ramazan da bir önceki Ramazan’dan itibaren işlenen günahları yok eder. Çünkü Allahü teâlâ, affetmeyi çok seviyor.


Peygamber efendimiz, “Cuma günü öyle bir zaman vardır ki, o vakit yapılan dua geri çevrilmez” buyuruyor. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri de, “Eğer cuma günü duanın kabul olduğu o saati bilsem, Rabbimden sohbet-i salihîn, sevdiği kullarıyla beraber olmayı isterim” buyurmuştur. Çünkü bütün üstünlük, bütün faziletler onların sohbetindedir. Onların sohbeti ele geçti mi, her şey ele geçti demektir. Allah’ın sevgili kullarını arayıp da bulmak çok zordur. Ancak şimdi elimizde onların kitapları vardır. İşte Seadet-i Ebediyye ve diğer kitaplarımız, Allahü teâlânın sevdiği kullarının yazılarıdır. Bu yüzden de çok kıymetlidir. Eğer kitaplarımızda bize ait birkaç satır olsaydı, pırlantaların arasına cam parçalarını karıştırmış olurduk. O zaman hiç kıymeti kalmazdı. Elhamdülillah bize ait hiçbir yazı yok. Maalesef şimdi herkes aklına geleni yazıyor, bu düşüncelerine, “İslamiyet budur” diyor. Hâlbuki İslamiyet’le alakası yoktur.
Allahü teâlâ çok şefkatli, çok merhametli, çok affedici olduğu için, namazlar arasındaki hatalarımız silinsin diye beş vakit namazı emretmiştir. Ayrıca Cuma gününü yaratarak, bu günde yapılan duaları kabul ediyor ve bir haftalık hatalarımızı, günahlarımızı siliyor. Ramazan-ı şerifte, bir ay boyunca, bu ayın şerefinden dolayı, kabirde kâfirler dâhil, kimseye azap yoktur. Ayrıca, mübarek gecelerde yapılan duaları kabul ediyor.

OSMAN ÜNLÜ HOCA’DAN MÜBAREK CUMA GÜNÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

(Cumadan faziletli bayram yoktur ve o günkü iki rekat namaz, Cuma günü dışındaki bin rekattan efdaldır.) [Deylemi]
(Cuma, fakirlerin haccıdır ve müminlerin bayramıdır ve gök ehlinin bayramıdır ve Cennette de bayram günüdür. Günlerin en iyisi, en şereflisi Cumadır.) [Ey Oğul İlmihali]
(Cuma günü iyiliklerin hazinesidir ve güzel şeylerin menbaıdır.) [Ey Oğul İlmihali]
(Cuma günü geldiği için sevinen bir mümine, kıyamete kadar her gün, o kadar sevap verilir ki, adedini Allahü teâlâ bilir.) [Ey Oğul İlmihali]
(Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.) [Taberani]
(Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır. İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.) [Tergib]
(Cuma gecesi iki rekat namaz kılıp, her rekatta bir Fatiha, bir Âyet-el Kürsi, 15 İhlas okuyup selam verdikten sonra bana bin salevat okuyan, beni rüyada görür.) [Şir’a]
(Cuma günü sabah namazından önce, üç kere Estagfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh okuyanın, kendinin ve anasının ve babasının bütün günahları af olur.) [Tergib-üs-salat] (Kul haklarını ve kazaya kalan farzları ödemek ve haramlardan vazgeçmek şarttır.)
(Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cumayı farz kıldı. Adil veya zalim bir imam, başkan zamanında küçümseyerek veya inkâr ederek Cumayı terk edenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekatı, haccı, orucu ve hiçbir ibadeti kabul olmaz.) [İbni Mace]
(Cuma namazı kılmak; köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Ebu Davud, Hakim]
(Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları af olur ve her adımı için sevap verilir.) [Riyadun-nasıhin]
(Özürsüz üç Cumayı kılmayanın kalbi mühürlenir, yani iyilik yapamaz olur.) [Hakim]
(Cuma namazı kılmayanın kalbi mühürlenir, gafil olur.) [Müslim
(Cuma namazı yolunda ayakları tozlanana Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizi]
(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni] [İhlas, Kul hüvallahü ehaddır. Muavvizeteyn, kul euzülerdir.]

Cuma Namazını kılıp dua ettikten sonra, Fatiha, Kâfirun, İhlâs, Felak ve Nas surelerini yedişer defa okuyan, bir hafta, kaza, bela ve sıkıntılardan kurtulur. (S. Ebediyye)

Allahü teâlâ, Cuma gününü Müslümanlara mahsus kılmıştır. Cuma suresi sonundaki âyet-i kerimede mealen; (Ey iman etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezanı okunduğu zaman, hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz. Alışverişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size, başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızk bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız ki, kurtulabilesiniz!) buyuruldu. Namazdan sonra, isteyen işine gider çalışır. İsteyen camide kalıp, namaz, Kur’an-ı kerim, dua ile meşgul olur. (Riyadun-nasıhin)

Cuma günleri duanın kabul olacağı bir an vardır. Bu an, hutbe ile Cuma namazı içindedir diyenler çoktur. Hutbe dinlerken, dua kalbden olur. Ses çıkarmak caiz değildir. Bu an her şehir için başkadır. Cuma günü, gecesinden daha kıymetlidir. Gecesinde veya gündüzünde (Kehf suresini) okumak çok sevaptır. (Tefsir-i Mazheri)
Bir hadis-i şerifte, (Cuma günlerinde bir an vardır ki, müminin o anda ettiği dua red olmaz) buyuruldu. Bazıları, bu an, ikindi ile akşam ezanları arasındadır, dedi. (Riyadun-nasıhin)

Cuma günü, ruhlar toplanır ve birbirleriyle tanışırlar. Kabirler ziyaret edilir. Cehennem, Cuma günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselam Cuma günü yaratıldı. Cuma günü, Cennetten çıkarıldı. Cennettekiler, Allahü teâlâyı Cuma günleri göreceklerdir. Cuma günü kabir azapları durdurulur. Bazı âlimlere göre, müminin azabı artık başlamaz. Kâfirin Cuma günü ve Ramazan ayı hariç, kıyamete kadar azabı devam eder. Cuma günü ölen müminler, hiç kabir azabı görmez. (S. Ebediye)

Cuma günü denince, gecesi de anlaşılır. Ramazan ayı denince de, geceleriyle birlikte bir ay anlaşılır.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cumartesi günleri Yahudilere, pazar günleri nasaraya verildiği gibi, Cuma günü, Müslümanlara verildi. Bugün, Müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır.) [Riyadun-nasıhin]

(Musa aleyhisselam dedi ki: Ya Rabbi! Bana cumartesi gününü verdin, Muhammed aleyhisselamın ümmetine hangi günü vereceksin? Onlara Cuma gününü vereceğim, buyuruldu. İlahi! Cuma gününün kıymeti ve sevabı ne kadardır diye sordu. Ey Musa! Cuma günü yapılan bir ibadete, cumartesi günü yapılan yüz bin ibadet sevabı vardır, buyuruldu. Bunun üzerine Musa aleyhisselam, ya Rabbi! Beni Muhammed aleyhisselamın ümmetinden eyle diye dua eyledi.) [Ey Oğul İlmihali]

Kur’an-ı kerimde Cuma gününü bildiren âyet-i kerimeyi getirince, Cebrail aleyhisselam dedi ki, ya Muhammed “aleyhissalatü vesselam”! Musa aleyhisselamın ümmeti eğer Cuma gününün kıymetini bilselerdi buzağıya tapmaktan, Yahudi olmaktan kurtulurlardı. İsa aleyhisselamın ümmeti de bilselerdi Hristiyan olmaktan korunurlardı. (Ey Oğul İlmihali)

Cuma gününün önemiyle ilgili, Tergib-üs-salat kitabında bildirilen bazı hadis-i şerif mealleri de şöyledir:
(Üzerine güneşin doğduğu günlerin en kıymetlisi Cuma günüdür.)

(Âdem aleyhisselam Cuma günü yaratılmıştır. Cuma günü Cennete götürülmüştür. Cuma günü dünyaya gönderilmiştir. Cuma günü kıyamet kopacaktır. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, o saatte bütün dualar kabul olur.)

(Cuma günü, bayram günlerinden, Arefe ve Aşûre gününden daha kıymetlidir.)

(Allahü teâlâ, Cuma günü ölen mümine kabirde azap etmez.)

(Cuma günü kırk defa salevat getirenin kırk yıllık günahını Allahü teâlâ affeder.)

Tuzağa dikkat
Yakını göremezken, gözlerimiz uzakta,
Her an dikkat etmeli, ayağımız tuzakta.
Acele
Yavaş ol, tökezlersin, düşüp başın yarılır,
Acele etsen de iş, olacağına varır.
Tatlı söz ve yılan
Acı söz insanı tutup çıkarır dinden,
Tatlı söz yılanı çıkarır deliğinden.
Tevazu ve kibir
Mütevazı olana, tevazu ile yaklaş!
Kibirliye yüz verme, hemen ondan uzaklaş!
Sadaka gibi
Tevazu fazilettir, çirkindir büyüklenmek,
Sadaka gibi sevap, kibirliye kibretmek.
Kalb temizliği
Rab, mala, şekle değil, kalbe, niyete bakar,
İmansız olan kalbi, sonsuz ateşte yakar.
Hakk’a dayan!
Pişman olmamak için, yeter gafletten uyan!
Bâtılları bırakıp, sadece Hakk’a dayan!

TGRT.COM

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

ALLAH’IM !

Gülşah'ın Dünyası

tumblr_n0v9x3dkJJ1qm1x85o1_500

ALLAHIM !

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:

Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.
Günlük yaşamda “ben” yerine, daha çok “sen” sözcüğünü kullanabileyim…

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim…

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim…

BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

Düşünebileyim, konuşabileyim.

BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür
edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.

BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.

BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER…

View original post 86 kelime daha

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Gerçeğin Gücünü Giyinmek

tumblr_nwa0mqkqas1upvbufo1_540

Bizler genelde gücü fizik veya felsefe açısından düşünüyoruz. Varoluşun tüm devinimini yaratan, var eden, yükselten ve alçaltan, yok eden ruhsal güç üzerinde konuşurken de konu bizim için hala fizik ve felsefenin sınırları içinde algılanıyor. Gücün ruhsal yasaların işleyiş biçimi olduğu ve bizim tarafımızdan harekete geçirildiği anlaşılabilseydi çok hızlı bir değişim sağlar, bilincimizi zamanın hızıyla denk hale getirirdik.

Bugün bilginin, sevginin, doğruluk ve iyiliğin, hizmetin, zamanın özellikle düşüncenin, iyi niyetin var edici, yükseltici güçlerinin ne kadar farkındayız? Ek olarak nefretin, korkunun, olumsuz duygu ve düşüncelerin, kötü niyetlerin, boşuna geçen zamanın, eylemsiz bilgilerin yıkıcı, yok edici güçleri üzerinde düşünüyor muyuz?

Şunu bilmeliyiz ki her eylemimiz ki düşünce de bir eylemdir ve yerine göre eylemsizlik de aslında bir eylemdir, bizi ya geliştiriyor, ya da yıkıp çökertiyor. Çünkü her davranışımız, her düşüncemiz fizik ve fizik ötesi bir veya pek çok yasayı harekete geçirir ve o sayede gerçekleşir.

Başka bir ifadeyle düşünce başta olmak üzere eylemlerimiz veya eylemsizliklerimiz yasa veya esas dediğimiz enerjileri, bugün anlayamadığımız biçimiyle canlı alanları, iki türlü harekete geçirir: bizi ya O’na yaklaştırır, ya da O’ndan uzaklaştırır.  Bunu denizin dalga hareketlerine de benzetebiliriz. O’na yaklaştığımız kadar var oluruz, güçlü ve sağlıklıyız, uzaklaştığımız kadar, yok oluşa doğru güçsüz ve sağlıksız durumdayız. O’nun Rızasına uygun olan eylemlerle O’na yaklaşır, uygun olmayan eylemlerle uzaklaşırız. Yakınlık ve uzaklığı bizim şuur seviyemizin belirlediği hal tayin eder.

Herkes şuur seviyesine göre sorumludur. Ancak herkes şuurunu yükseltmekle de sorumludur. Çünkü gücün kaynakları emanet olarak elimize verilmiştir. Akıl, kalp, gönül, vicdan tek bir mekanizma olarak çalıştığında bizim güç kaynağımızdır. Bu nedenle insanın eğitimi önce bunları bir araya getirmek üzere beş esasla başlar. Düşüncede ve eylemde iyilik, doğruluk, hizmet ve bilgi birleştiğinde akıl, kalp, gönül ve vicdan da kendi aralarında birleşir tek ve büyük bir güç kaynağı haline gelir. O güç sevgidir. Bunu başarmadan şuurda şu veya bu bilgilerle adım atamayız. Çünkü bunun başarmadan ikilik ortadan kalkmaz, sevgi ortaya çıkmaz.

Gücümüz kadar şuurca yükseliriz. Kimsenin gücü olmamak gibi bir mazereti yoktur. Çünkü şuurumuzun açıkça gördüğü yanlışlardan uzaklaşmak ve yine şuurumuzun açıkça gördüğü doğruları yerine getirmek güç yasalarını çalıştırır ve biz bunu biliyoruz. Fakat gücümüz dâhilinde olanları küçümsüyor yerine getirmiyor, gücümüzü aşan durumlarda da aciz kalıp “ne yapayım elimden bu kadarı gelmiyor, gücüm yetmiyor” diyoruz. Bizi güçsüz bırakan, yok oluşa götüren o bildiğimiz fakat küçümsediğimiz hatalardır. Neden küçümsüyoruz? Çünkü inancı doğuran eylemdir. Eylem bizi güçlü kılar. Güç, yeni eylemleri kolaylaştırır.  Biz ufak inançlarımızı sürdürelim ki, O?nun inanç yağmuruna tutulalım. Aksi halde hareket etmeden bulunduğumuz yerde beklemek, inanç kuraklığının devam etmesine sebebiyet verir.

Güç sadece sağlık ve doğruları yerine getirme eyleminin aracı değildir. Güç önce şuura ait bir özelliktir. Sevgi, inanç, teslimiyet, yaşadıklarımızdan rızalı olma, kabul, cesaret, sakin olma; bunların hepsi gücün bize kazandırdıklarıdır. Gerçeği anlama, hissetme, eylemlerimizin sonuçlarını hesaplayabilme, zamanın getirdiği ve o anda yapılması gereken işi anlama ve yerine getirme, söylenecek olanı söyleme veya asla söylenmeyecek olan için susabilme şuur gücüyle mümkündür. Bunlarla gücümüze güç katılır, yapamadığımız kadar güç kaybına uğrarız. Güç kaybı demek şuurca gerilemek demektir.

Aslında güç bize ait değildir. Güç Gerçeğe aittir. Bizim için Gerçek Odur. Biz O’na yakın olduğumuz kadar gücü teneffüs ederiz, gücü giyiniriz ve kullanırız.

İnsanlar hep “ab-ı hayat” dedikleri ebedi hayatı sağlayan suyu arar. O’na yakın olduğumuz kadar, O Gücü giyindiğimiz kadar “O Su”dayız, uzak olduğumuz kadar pis, mikroplu sulardayız.

Güney Haştemoğlu  3.10.2016 ruhsalboyut.com

Her Telden

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun Sevgili Öğretmenler 😍


Öyle değerli ki onlar bizim için. Geleceğin insaliğini yetistirmek gibi çok büyük ve kutsal bir mesleği edindiler kendilerine. Bize bilgiyi, iyiyiyi doğruyu öğrettiler. Bu yüzden onlara müteşekkirim. 

Fakat  onlara minnettarliğimiz bir günde ifade edilemez. Her gün ifade edilmeli. Daha iyi bir insan olarak gosterilmeli. Ögrettiği her bilgiyi unutmayarak ve memleketine yararli bir insan olarak ifade edilmeli bence.

Bir de öğretmenlerimiz arasinda öyleleri var ki işlerini gerçekten büyük bir aşkla yapan, yaptığı bu kutsal görevin bilincinde olup her eğitimini üstlendiği çocuğu veya yetişkini ilmek ilmek ören, dokuyan çok değerli öğretmenlere sahibiz çok şukür. 

BÜTüN ÖGRETMENLERIMIZIN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN KUTLARİM. 

İYİ Kİ VARSINIZ 😍❤❤

Fotoğraf Aşkım · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

large-3

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi
ter damlalarıyla alnında…
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencerden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ‘ışık! ışık! ‘ diye fısıldarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardısıra.
Ve sonunda hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağındaki acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizelerinde şafağın.
Herkesin ‘kardeşim’ demesidir birbirine, ‘yarın yeni bir dünya kuracağız’ demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu gün yüreklerde,
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların,
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın…
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış.
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
Tüm evren,
taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

Yannis Ritsos