7 Adımda Holistik Öğrenme ile Hafızanı Güçlendir

Holistik öğrenme, “tam mesaj” ya da “tam kayıt” demek olan hologram kelimesinden türetilmiştir ve “eksiksiz bütünlük” anlamına gelir. Bizlere, var olan her birimin, evrenin bütün bilgilerine sahip bulunduğu gerçeğini açıklar.

Holistik düşünce, evrendeki her şeyin aynı bütünün parçaları olduklarını, birbirlerinden haberdar olarak tek bir sistem şeklinde hareket ettiklerini ve birbirleriyle ilişki, iletişim ve etkileşim içinde bulunduklarını ortaya koyar. Var olan her birim, diğerlerini etkileme, değiştirme ve yönlendirme özelliğine sahiptir. Bu nedenle de, en küçük bir birim bile gereklidir, önemlidir ve değerlidir.

Holistik öğrenme, “aktarılan” ya da “alınan” bilgileri beynimizin sol ve sağ yarım kürelerinin çalışma tekniklerine uygun olarak düzenlemeyi, sonra da bu iki yarım kürenin birlikte en yüksek verime ulaşabilmelerini için, aralarındaki koordinasyonu ve uyumu sağlayan bağlantı köprüsünü (Corpus Callosum) devreye sokmayı sağlar.
Önemsiz gibi görünen ufacık bir kelime, bir bağlaç, minik bir virgül, nokta, soru işareti, beynin algılama, öğrenme, hatırlama sistemini son derece derinden etkileyebilmektedir. Bu nedenle, noktalama işaretlerine öğrenmenin trafik işaretleri, bağlaçlara ise yön levhaları benzetmesini yapabiliriz.

Bir Bilginin Hafızaya Kaydı Nasıl Gerçekleşir?

Holistik öğrenmeye göre, algıların değerlendirilmeleri, hafızaya kaydı 3 aşamada gerçekleşir.


a. Çok Kısa Süreli Hafıza

Hafızanın birinci aşaması, yaklaşık 20 saniye devrede kalan, elektriksel özellik taşıyan çok kısa süreli hafızadır. Eğer algılanan şey, beyin tarafından ilgi ya da merak ile karşılanmıyorsa veya beyinde daha önceden kayıtlı bulunan bilgilerden hiçbirisiyle çağrışım oluşturmuyorsa, 20 saniyelik bir süre boyunca beyinde dolaştıktan sonra elenir. Hafızaya kaydedilmeden unutulur gider.

Örneğin, sokak gürültüsü, bilmediğimiz bir dildeki konuşmalar vb.

sokak gürültüsü

b. Kısa Süreli Hafıza

Kısa süreli hafıza, hücrelerde kimyasal bir değişim oluşturur. 20 dakika devam eden bu süreçte, gerekli olan değişimi ortaya koymayan, uzun süreli hafızaya geçemez. Kendisine ulaşan bilgileri çevresindeki hücrelere aktarır.

c. Uzun Süreli Hafıza

Uzun süreli hafızaya kayıt, artık bilgilerin hafızaya kayda geçirilmesinin son aşaması olduğu için oldukça önemlidir. Kayda geçirilen bilgilerin kaliteleri ve doğrulukları, daha sonraki anlama, öğrenme, hatırlama, karar verme ve tepki gösterme gibi çeşitli davranışlar üzerinde hayati derecede etkili olur.

Hatırlamak önceden kaydedilmiş olan bilgileri yeniden gündeme getirmek, beyne çağırmak anlamına gelir. Kaydedilmiş her türlü bilgiye, eğer herhengi bir hastalık ya da deformasyon söz konusu değilse, ulaşmak mümkündür. En iyi hatırlananlar, en kaliteli şekilde kaydedilmiş olanlardır.

Beyin her şeyi eksiksiz kaydeder, ama az şeyi hatırlar. Bunun nedeni kayıt yapan hücrelere giden yolların ve kanalların az kullanılmaları, sonradan tıkanmaları, zedelenmeleri ya da çeşitli nedenlerle kayıtların bloke edilmiş olmasıdır. Yolları tıkayan etkenlerin başında, stres, yaşlanma nedeniyle oluşan kireçlenme, olumsuz anılar, önem sırasında geriye düşme, yapılan kaydın kalitesiz yapılmış olması gelir.

Alınan Bilgilerin Hafızaya Daha İyi Yerleşmeleri İçin Neler Yapabiliriz?

hafızayı güçlendirme yöntemleri

1. Tekrar Etmek

Düzenli tekrar, alınan bilginin beyne iyi yerleşmesini sağlar. İlk tekrarı 10 ila 20. dakikada yapmak gerekir. Daha sonra 24 saatlik periyotta tekrar edilirse (zor bir konu ise 1 hafta, 1 ay sonra da tekrar edilmelidir) uzun süreli hafızamıza kaydedilir ve gerektiğinde hatırlarız.

2. Bilgiyi Kendi Beyin Modeline Göre Yorumlamak

Bilgiyi kendi düşünce formatımızla ve kendi kelimelerimizle ifade edip, yani bir başkasına aktarmaya çalışmak da bilginin hafızaya daha iyi yerleşmesini sağlar.

3. Bilgiyi Yazarak Düzenlemek ve Kategorize Etmek

Bilgiyi kategorize etmek ve bunu yazarak yapmanın hafıza kaydının sağlıklı yapılması adına büyük yararı vardır. Kağıda geçirirken düşüncelerin göz ile algılanması, gerektiğinde kolaylıkla göz atılarak hatırlama sürecini sağlar. Bilgiyi pekiştirmemizi, en önemlisi beyne bu konuya değer verildiğini kanıtlaması, en önemli yararlarındandır.

4. Bilgiyi İşe Yarar Hale Getirmek

Alınan bilgiler kişisel duygularla etkileşime girmedikçe yabancıdır ve tam olarak kullanılamaz. Yani kişinin bilgiyi kendi kullanımına hazır hale getirmesi gerek.

Örneğin, bir problemin çözümünü öğretmenden dinlediniz. Ama benzer bir problemi tek başınıza çözmeye çalışmadıkça öğrendikleriniz tek kanallı kalır, zayıf bir kayıt olur bir işe yaramaz. Problemin mantığını ve ana hatlarını doğru kategorize edip, beyindeki birçok eski bilgiyle ilişki kurmasını sağlarsak, benzer problemleri çözmek kolaylaşır.

5. Birbirine Bağlama Yöntemi

Bu teknik hatırlamak istediğimiz şeyleri, çok abartılmış ve tuhaflaştırılmış bir hikaye kurgusu içinde beynimize almayı öngörmektir.

Alışverişe gidiyorsunuz ve listenizde tam 7 adet ürün var: Ekmek, süt, yumurta, limon, portakal, şeker, ton balığı. Bunları bir kağıda yazmak yerine zihninizde saçma bir hikaye oluşturuyorsunuz. Bu teknik, beynin sağ lobunu çalıştırmaya yöneliktir. O yüzden hikayenizin olabildiğince abartılı, canlı ve süslü olmasına dikkat edin.

6. Sayılar ile Şekilleri Eşleştirme Yöntemi

Bu teknik, 1’den 10’a kadar sayılarla belirli sözcüklerin ve resimlerin eşleştirilmeleri temeline dayanır. Bu sistem, elbise dolabına asılmış askılara benzetilebilir. Sayı ve şekiller askıları oluşturur. Ama ona asılan elbiseler değişebilir. Burada dikkat edilmesi gereken konu, şekil ve sayının biçim olarak birbirine benzemeleri zorunluluğudur.

Örneğin, karpuz sözcüğünü aklınızda tutabilmek için, onu eşleştirmiş olduğunuz 3 sayısını şekilsel olarak simgeleyen tarak şekliyle uyumlu bir hikaye oluşturmanız gereklidir. Bir kızın elindeki çatalla karpuz yerken diğer elinde tutuğu tarakla saçlarını taradığını tasarlayabilirsiniz.

Bu teknik hem yaratıcı yanımızı belirginleştirir, hem de beynimizin daha fazla bölümünün kullanıma açılmasını sağlar. Bu tasarladığımız hikayenin abartılı, absürd olması hatırlanması istenen şeye özel bir anlam kazandırır, dolayısıyla hatırlamamız kolaylaşır.

7. Sayılar ve Sesleri Eşleştirme Yöntemi

Burada şekiller yerine sesleri kullanırız. Örneğin, üç sayısına aynı ses tınısını veren uç ile eşleştirebiliriz.

Bir Bira (Bira içen Adam)
İki Kiki (Kıkırdayan Kızlar)
Üç Uç (Uçan bir kuş) gibi…

Kaynak
Aydın Arıtan – Holistik Öğrenme

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s