Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Gerçeğin Gücünü Giyinmek

tumblr_nwa0mqkqas1upvbufo1_540

Bizler genelde gücü fizik veya felsefe açısından düşünüyoruz. Varoluşun tüm devinimini yaratan, var eden, yükselten ve alçaltan, yok eden ruhsal güç üzerinde konuşurken de konu bizim için hala fizik ve felsefenin sınırları içinde algılanıyor. Gücün ruhsal yasaların işleyiş biçimi olduğu ve bizim tarafımızdan harekete geçirildiği anlaşılabilseydi çok hızlı bir değişim sağlar, bilincimizi zamanın hızıyla denk hale getirirdik.

Bugün bilginin, sevginin, doğruluk ve iyiliğin, hizmetin, zamanın özellikle düşüncenin, iyi niyetin var edici, yükseltici güçlerinin ne kadar farkındayız? Ek olarak nefretin, korkunun, olumsuz duygu ve düşüncelerin, kötü niyetlerin, boşuna geçen zamanın, eylemsiz bilgilerin yıkıcı, yok edici güçleri üzerinde düşünüyor muyuz?

Şunu bilmeliyiz ki her eylemimiz ki düşünce de bir eylemdir ve yerine göre eylemsizlik de aslında bir eylemdir, bizi ya geliştiriyor, ya da yıkıp çökertiyor. Çünkü her davranışımız, her düşüncemiz fizik ve fizik ötesi bir veya pek çok yasayı harekete geçirir ve o sayede gerçekleşir.

Başka bir ifadeyle düşünce başta olmak üzere eylemlerimiz veya eylemsizliklerimiz yasa veya esas dediğimiz enerjileri, bugün anlayamadığımız biçimiyle canlı alanları, iki türlü harekete geçirir: bizi ya O’na yaklaştırır, ya da O’ndan uzaklaştırır.  Bunu denizin dalga hareketlerine de benzetebiliriz. O’na yaklaştığımız kadar var oluruz, güçlü ve sağlıklıyız, uzaklaştığımız kadar, yok oluşa doğru güçsüz ve sağlıksız durumdayız. O’nun Rızasına uygun olan eylemlerle O’na yaklaşır, uygun olmayan eylemlerle uzaklaşırız. Yakınlık ve uzaklığı bizim şuur seviyemizin belirlediği hal tayin eder.

Herkes şuur seviyesine göre sorumludur. Ancak herkes şuurunu yükseltmekle de sorumludur. Çünkü gücün kaynakları emanet olarak elimize verilmiştir. Akıl, kalp, gönül, vicdan tek bir mekanizma olarak çalıştığında bizim güç kaynağımızdır. Bu nedenle insanın eğitimi önce bunları bir araya getirmek üzere beş esasla başlar. Düşüncede ve eylemde iyilik, doğruluk, hizmet ve bilgi birleştiğinde akıl, kalp, gönül ve vicdan da kendi aralarında birleşir tek ve büyük bir güç kaynağı haline gelir. O güç sevgidir. Bunu başarmadan şuurda şu veya bu bilgilerle adım atamayız. Çünkü bunun başarmadan ikilik ortadan kalkmaz, sevgi ortaya çıkmaz.

Gücümüz kadar şuurca yükseliriz. Kimsenin gücü olmamak gibi bir mazereti yoktur. Çünkü şuurumuzun açıkça gördüğü yanlışlardan uzaklaşmak ve yine şuurumuzun açıkça gördüğü doğruları yerine getirmek güç yasalarını çalıştırır ve biz bunu biliyoruz. Fakat gücümüz dâhilinde olanları küçümsüyor yerine getirmiyor, gücümüzü aşan durumlarda da aciz kalıp “ne yapayım elimden bu kadarı gelmiyor, gücüm yetmiyor” diyoruz. Bizi güçsüz bırakan, yok oluşa götüren o bildiğimiz fakat küçümsediğimiz hatalardır. Neden küçümsüyoruz? Çünkü inancı doğuran eylemdir. Eylem bizi güçlü kılar. Güç, yeni eylemleri kolaylaştırır.  Biz ufak inançlarımızı sürdürelim ki, O?nun inanç yağmuruna tutulalım. Aksi halde hareket etmeden bulunduğumuz yerde beklemek, inanç kuraklığının devam etmesine sebebiyet verir.

Güç sadece sağlık ve doğruları yerine getirme eyleminin aracı değildir. Güç önce şuura ait bir özelliktir. Sevgi, inanç, teslimiyet, yaşadıklarımızdan rızalı olma, kabul, cesaret, sakin olma; bunların hepsi gücün bize kazandırdıklarıdır. Gerçeği anlama, hissetme, eylemlerimizin sonuçlarını hesaplayabilme, zamanın getirdiği ve o anda yapılması gereken işi anlama ve yerine getirme, söylenecek olanı söyleme veya asla söylenmeyecek olan için susabilme şuur gücüyle mümkündür. Bunlarla gücümüze güç katılır, yapamadığımız kadar güç kaybına uğrarız. Güç kaybı demek şuurca gerilemek demektir.

Aslında güç bize ait değildir. Güç Gerçeğe aittir. Bizim için Gerçek Odur. Biz O’na yakın olduğumuz kadar gücü teneffüs ederiz, gücü giyiniriz ve kullanırız.

İnsanlar hep “ab-ı hayat” dedikleri ebedi hayatı sağlayan suyu arar. O’na yakın olduğumuz kadar, O Gücü giyindiğimiz kadar “O Su”dayız, uzak olduğumuz kadar pis, mikroplu sulardayız.

Güney Haştemoğlu  3.10.2016 ruhsalboyut.com

Her Telden

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun Sevgili Öğretmenler 😍


Öyle değerli ki onlar bizim için. Geleceğin insaliğini yetistirmek gibi çok büyük ve kutsal bir mesleği edindiler kendilerine. Bize bilgiyi, iyiyiyi doğruyu öğrettiler. Bu yüzden onlara müteşekkirim. 

Fakat  onlara minnettarliğimiz bir günde ifade edilemez. Her gün ifade edilmeli. Daha iyi bir insan olarak gosterilmeli. Ögrettiği her bilgiyi unutmayarak ve memleketine yararli bir insan olarak ifade edilmeli bence.

Bir de öğretmenlerimiz arasinda öyleleri var ki işlerini gerçekten büyük bir aşkla yapan, yaptığı bu kutsal görevin bilincinde olup her eğitimini üstlendiği çocuğu veya yetişkini ilmek ilmek ören, dokuyan çok değerli öğretmenlere sahibiz çok şukür. 

BÜTüN ÖGRETMENLERIMIZIN ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ CANI GÖNÜLDEN KUTLARİM. 

İYİ Kİ VARSINIZ 😍❤❤

Fotoğraf Aşkım · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

large-3

Çocuğun gördüğü düştür barış.
Ananın gördüğü düştür barış.
Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba
elinde yemiş dolu bir sepet;
ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi
ter damlalarıyla alnında…
barış budur işte.

Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman,
ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara,
yangının eritip tükettiği yüreklerde
ilk tomurcukları belirdiği zaman umudun,
ölüler rahatça uyuyabildiklerinde, kaygı duymaksızın artık,
boşa akmadığını bilerek kanlarının,
barış budur işte.

Barış sıcak yemeklerden tüten kokudur akşamda
yüreği korkuyla ürpertmediğinde sokaktaki ani fren sesi
ve çalınan kapı, arkadaşlar demek olduğunda sadece.
Barış, açılan bir pencerden, ne zaman olursa olsun
gökyüzünün dolmasıdır içeriye.

Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır.
Başaklar uzanıp, ‘ışık! ışık! ‘ diye fısıldarken birbirlerine!
Işık taşarken ufkun yalağından.
Barış budur işte.
Kitaplık yapıldığı zaman hapishaneler
geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü
ve dolunay, taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından
cumartesi akşamı berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi;
barış budur işte.

Geçen her gün yitirilmiş bir gün değil de
bir kök olduğu zaman
gecede sevincin yapraklarını canlandırmaya.
Geçen her gün kazanılmış bir gün olduğu zaman
dürüst bir insanın deliksiz uykusunun ardısıra.
Ve sonunda hissettiğimiz zaman yeniden
zamanın tüm köşe bucağındaki acıları kovmak için
ışıktan çizmelerini çektiğini güneşin.
Barış budur işte.

Barış ışın demetleridir yaz tarlalarında,
iyilik alfabesidir o, dizelerinde şafağın.
Herkesin ‘kardeşim’ demesidir birbirine, ‘yarın yeni bir dünya kuracağız’ demesidir;
ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.
Barış budur işte.

Ölüm çok az yer tuttuğu gün yüreklerde,
mutluluğu gösterdiğinde güven dolu parmağı yolların,
şair ve proleter eşitlikle çekebildiği gün içlerine
büyük karanfilini alacakaranlığın…
barış budur işte.

Barış sımsıkı kenetlenmiş elleridir insanların
sıcacık bir ekmektir o, masası üstünde dünyanın.
Barış, bir annenin gülümseyişinden başka bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler açan sabanların
tek bir sözcüktür yazdıkları:
Barış.
Ve bir tren ilerler geleceğe doğru
kayarak benim dizelerimin rayları üzerinden
buğdayla ve güllerle yüklü bir tren.
Bu tren barıştır işte.

Kardeşler, barış içinde ancak
derin derin soluk alır evren.
Tüm evren,
taşıyarak tüm düşlerini.
Kardeşler, uzatın ellerinizi.
Barış budur işte.

Yannis Ritsos

Kelimeler Okyanusu · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Mutlu olmak için paraya ya da her istediğinize kavuşmanız gerekmez. Eğer nasıl yapacağını bilirsen bunlar yeter.Bunlar gerçek mutluluktur.

tumblr_ocfjg8kecb1upvbufo1_540

Mutlu olmak için paraya ya da her istediğinize kavuşmanız gerekmez. Eğer nasıl yapacağını bilirsen bunlar yeter.Bunlar gerçek mutluluktur.

Mutluluk; Uyandırılma tedirginliği olmadan huzur içinde uykuya dalmaktır.
Mutluluk; Yazın en sarı sıcağında serin bir ağaç gölgesindedir.
Mutluluk; Çıplak ayakla koşulan ıslak çimendedir.
Mutluluk; Sıcak bir günün sonunda esmeye başlayan serin bir yeldedir.
Mutluluk; İnce belli bir çayda içilen demli çayın tadındadır.
Mutluluk; Anlatılan bir fıkranın ardından atılan kahkahadadır. İzlenen bir filmin sonunda dökülen gözyaşındadır.
Mutluluk; Günün ilk aydınlığında, gecenin son karanlığındadır.
Mutluluk; Annenin okşayışında, babanın omzunda, çocuğun gülüşündedir.
Mutluluk; Düşünüldüğünde gülümseten çocukluğa dair bir anıdadır.
Mutluluk; Bir kitapta, bir dergide görülen bir sözün ezberlenip defalarca söylenmesindedir.
Mutluluk; Yarın için hiç bıkmadan beslenen umuttadır.
Mutluluk; Mesafeye aldırmadan büyütülen sevgidedir.
Mutluluk; Küçük bir tartışmadan sonra kimin haklı olduğunu düşünmeden söylenen “seni seviyorum” sözündedir.
Mutluluk; Bilgidedir. Her şeyi öğrenebilme çabasındadır.
Mutluluk; Bir aşk şarkısının ezgisindedir. Uykuya dalarken okunan romanın sayfalarındadır.
Mutluluk; Acılarına, hüzünlerinde, zorluklarına rağmen, kaygıya direnerek “yaşıyorum” diyebilmektedir.
Mutluluk yanı başınızdadır, fark etmenizi bekleyen bir gizemdir.
Mutluluk dönüp dolaşıp içinizde bulduğunuz yeniliklerdedir.
Mutluluk kendiniz olduğunuzu fark ettiğiniz andadır.
Mutluluk bir amaç uğruna yaşamınızı adamanızdadır.
Mutluluk direnme gücünüzü hayat test ettiğinde bulabildiğiniz en son noktadadır.
Mutluluk yaşamına anlamlı bir amaç yükleyebilecek düşünce gücünü geliştirdiğini fark etmendedir.
Mutluluk yakalandığında bazen kayboluveren bir baloncuk gibidir.
Mutluluk belki de her yerdedir,
görebilenlere görünen bir renktir sadece…

Ninem diyor ki; Kutlu gün doğuşundan bellidir.

Halime Gürbüz
Türkiye Gazetesi / 14.11.2015