Savaşçımısın yoksa sıradan mı?

Anlamın İçeriği:

Onaylanma ihtiyacıdır.

Basit bir gösterişçilik ya da ben merkezcilikten söz etmiyoruz.

Büyüklenme yüzünden, kendimizi (benliğimizi) savunmak zorunda hissettiğimiz bir şekilde algılarız.

Benliğimizin taleplerine odaklanırız.

Kendi sorunlarımızın dünyanın en ciddi sorunları olduğuna ve düşüncelerimizin tek doğru düşünce olduğuna inanırız.

Biz Evren’in merkeziyizdir.

Kendine acıma, onaylanma ihtiyacı, suçlama, savunma vardır.

Klişe sözleri benimseriz.

Sahte imajlar yansıtma isteğinde oluruz.

Kendimizi olduğumuzdan çok yükseğe çıkarmak için sergilediğimiz bilinç dışı tutumlar. Bu amaçla yapılan kasıntılı davranışlar, yalanlar, klişeler, benliği göklere çıkaracak herşey.

Kamera karşısında, topluluk içinde, iş hayatında, sosyal ortamlarda durmayan içsel konuşma veya içimizde egosal sözcük fabrikası çalışır.

Arzu ettiği onaylanmayı elde edemezse; kızacak, gücenecek, depresyona girecek hatta intihara bile kalkışabilir.

Bir ortama girdiğiniz zaman:

– Beni nasıl algılıyorlar?

– Nasıl bir imaj yansıtıyorum? (güzel, akıllı, seksi, esprili, kültürlü, zengin…vb.)

Başkaları ile; sizi kültürlü, esprili, akıllı, sosyal, popüler, ekonomik düzeyi yüksek…vb. bir insan olarak görecekleri şekilde konuşmak.

Su götürmez kanıtlar göstererek tartışmaları kazanmak için çalışmak veya çok çabalamak.

Etkileyici hünerlerinizi anlatıp durmak.

Karşı cinsten birini etkilemek için, vermek istediği algı veya imaj için çok çaba göstermek.

Bu kişiler onay arayışındadır ve onay arayışında olanlar, onaylandıkça var olduğuna inanabilirler. Oysa bu durum, kendine özgü hiçlik yığıntısından ibarettir.

Büyüklenmden kurtulmak neden önemli?

* Savaşçının ilk görevidir. Çünkü, enerjisinin çok büyük bir kısmını tüketir. Don Juan Matus’un ifadesi: “…….savaşçının stratejik listesinde, büyüklenme enerjiyi en çok tüketen ve bu yüzden silinmesi gereken konudur. Büyüklenmeyi yaşayan kişinin ilk hedefi, o enerjiyi serbest bırakmaktır. Bu enerjiyi yeniden yönlendirmek kusursuzluktur…….”

* Büyüklenme yüzünden, kendimizi yansıtan bir aynaya zincirlenmiş halde kalırız. Bu yansımanın onaylandığını görmek amacıyla, diğer insanlara bakar dururuz.

* Bu duygu kısa vadede zevk verebilse de, aslında yıpratıcıdır.

* Büyüklenmeden dolayı yaşanan: “Kendine acıma, kıskançlık, çekememezlik, kin, hınç, depresif duygular, çökkünlük….” ve bunun gibi bütün enerji düşürücü vetakattan düşürücü duyguların hepsi büyüklenme hissettiğimiz için ortaya çıkmaktadır.

* Büyüklenmeyle mücadele, SAVAŞÇI için en zor olanıdır. Bunu alt etmek en harikulade zaferlerden biridir.

* Büyüklenme, öz benliğimizi kısıtlar. Özgürleştirmez, tutsak olarak yaşatır. Kendimiz olmaktan uzaklaşırız.

* Devamlı, dış dünyaya yansıttıklarımıza odaklanırız ve kendimizi çizdiğimiz imajla değerlendiririz.

Büyüklenme, enerjimizin %90’ını tüketip karşılığında YALNIZLIK, GÜÇSÜZLÜK ve DÜŞÜK KALİTELİ BİR YAŞAM dışında hiçbir şey vermez. Büyüklenme; kendinin onaylanması, kendisinin gerçek ve önemli olduğuna kendisini ikna etmesi amacıyla sürdürülen bir yaklaşımdır.

Enerjimizin %90’ını harcayan kara deliklerdir BÜYÜKLENME ve yarattığı aşağıdaki yaklaşımlar nedeniyle enerji kaçaklarına neden olur:

Başkalarının bizi kabul etmesi ve onaylaması için uğraşırken,

Başkalarının bizim hakkımızdaki düşüncelerini etkilemeye çalışırken,

Kendimizi savunurken ve diğer insanlara ispat etmeye çalışırken,

Kendimizi başkalarının eleştirilerine karşı savunurken,

En iyi olduğumuzu kanıtlamaya çalışırken,

En güçlü olduğumuzu ya da en güzel, en sevecen, en akıllı, en başarılı, en çok para kazanan, en tanınmış-popüler, en sosyal, en romantik, en çekici, en güzel konuşan, en bilgili, en entelektüel, en kültürlü, en bilge, en Tanrı’ya yakın, en duyarlı, en dertli, en kadersiz, en şanssız, en yalnız, en kötü muamele görmüş, en çok incitilmiş, en kötü çocukluk geçirmiş, en çok yara almış, en acılı, en yanlış anlaşılmış,…………yani “EN” bir şey!

Büyüklenmeden kurtulan SAVAŞÇI:

– Yalnızca bir kez seçeriz: “Bir SAVAŞÇI ya da sıradan bir insan olmayı seçeriz.” İkinci bir seçim yoktur.

İmkansızdır.

– Herkesin herhangi bir şey için yeterli kişisel ERKİ vardır. SAVAŞÇININ marifeti; kişisel ERKİNİ, zaaflarından uzak tutup savaşçının amacına yöneltmektir.

– SAVAŞÇININ MÜHRÜ diye adlandırılan KUSURSUZLUKTUR. 

Don juan matus

Reklamlar

One thought on “Savaşçımısın yoksa sıradan mı?

Yorumunu bizimle paylaş çünkü düşüncen bizim için önemli :)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s