Ecel gelip çattığı için yüzün safran gibi sararıp soldu ise üzülme, ötelerde erguvan renkli lâlelikte oturmaya başlarsın.

Bu videoyu akşamüstü yürüyüş yaparken çekmiştim. Sizin de izlemenizi istediğim için youtube hesabıma yükleyip burada paylaşmak istedim.Sonra içimden bir gemi geçti duygu yüklü, ordan dökülenleri de buruya koyuverdim. Sevgiiyle paylaştım.

Geçmiş…

İnsanın geçmişi gölgesi gibiymiş derler. Öyle gerçekten. Bunu yaşamımda defalarca tecrübe ettim. Bu gölge sinsice geldi oturdu ışığımın önüne, karanlığa bürüdü dünyamı zaman zaman.Ama ben, öğrendim onunla nasıl başa çıkacağımı.

Bazen dostlarım  dert yanar bana; geçmişi unutmanın bir yolu yok mu? insan geçmişinden neden kurtulamaz? Neden bütün talihsizlikler beni bulur?

İnan bana dostum ben de en doğru cevabı bilmiyorum. Sana senden daha iyi Allah”tan başka kim doğru yolu gösterebilir? En buyuk klavuzun senin yaşamın zaten, senin tecrübelerin…

Boşlukta mısın? üzülme,ya da boşver dostum üzül gitsin! Ne var bunda? Bu hayattır dostum, bu yaşamın ta kendisi. Her şey daima mükemmel olmayacak. Sen hergünü neşeyle yaşamayacasın. Her seferinde şanslı olmayacaksın. Belki aileni beğenmiyorsun, baskıyla yaşıyorsun. Belki çok büyük bir darbe aldın belki dostundan belki ailenden belki sevdiğin o insan varya, ondan. Kederlenme, ya da kederlen dostum kederlen gitsin! Ne var bunda? Bu hayattır dostum bu yaşamın acısıdır ona lezzet katan. Bu yaşamın güzelliğinin bir parçasıdır.Fakat ne yaşarsan yaşa tüm bunların baki olmadığını asla aklından çıkarma.Ah dostum bilmez misin ki kıştan sonra yine yaz gelir, geceden sonra gündüz… sararan yapraklar yine yeşerir, kuruyan toprak  bir yağmurla yine ıslanır. Hastalanırsın yine iyileşirsin. Bir daha kimseye tekrar aşık olamayacağını sanar yine olursun. En içinden çıkılmaz dertlerin bile bir sonu, bir devası vardır. Sadece biraz zaman dostum, biraz zaman… Durma, seni durdurmaya çalışsalar da durma, sen de zamanla beraber akıp git. Bir meşkale bul kendine. Fakat en çok dua et dostum. Çünkü yok Allah”tan daha güzel deva. Ve kendini en yalnız hissettiğin anlarda sığınabileceğin en güzel limandır dua.Çünkü sana güzel günleri sunacak yine o. Emin ol bundan dostum. Bu dünyada bir et ve bir kemik olduğunu unutma, böbürlenme; ama boynunu büküp de ben acizim deme.Rab sana en değerli şeylerden birini bahşetti. Sana eşsiz bir ruh verdi. Kalbine sevgi  ve merhamet verdi dünyaya yay diye. Derdini sev dostum ve daha güçlü ol. Kendini kaybetme boşlukta. Sen kim olduğunu bil. Başına gelen hiçbir şeyin senin kalbini karartmasına seni olduğundan başka birine dönüştürmesine, seni kötü biri yapmasına izin verme.Sen yoluna devam et, yürü bak ilerde ne güzel bir manzara çıkacak karşına sen de göreceksin. Kabullen bazen, kabullenmen gerekiyorsa. Israrcı olma. Zaman sana ait olanı yine sana sunacak. Düzelt şimdi o kaşlarını çatma öyle.

Ölüm bile güzeldir sen Allah yolunda olduktan sonra. Bak ne güzel diyor Mevlana;

“Ecel gelip çattığı için yüzün safran gibi sararıp soldu ise üzülme, ötelerde erguvan renkli lâlelikte oturmaya başlarsın.”

tumblr_obaf3tznjf1qm1x85o1_500

Dünyaya bir de burudan bak istersen.

Seviyorum Dünya haritalarını çünkü onlar bana hepimizin bir olduğunu hatırlatıyor.Savaşların anlamsızlığını ve kendini üstün görmenin ne kadar absürd olduğunu gösteriyor.

Allahın bizi ne çok sevdiğini ve yeryüzünü hepimiz için nasılda severek nasıl da özenerek yarattığını hatırlatıyor.

Acı heryerde aynı acı, umut heryerde aynı umut, insanlıkta heryerde aynı olmalı.

Herkes buradan bakmalı bence dünyaya.

Sadece Kendi bulunduğun yerden  bakınca yeterince empati kuramazsın.

Unutma!
Karanlık karanlığı yok edemez, karanlığı sadece ışık yok edebilir.
Nefret nefreti yok edemez, nefreti sadece sevgi yok edebilir.”

Adsız

Sen git yüreğinin götürdüğü yere…

large (1)

Hayatımın her alanında sevgiyi aradım.Ailemde,arkadaşlarımda,yaptığım işte,bulunduğum her ortamda…sevgisiz olmazdı çünkü.Sevgi olmasaydı bugün bu dünyada barış içinde yaşamak ne mümkündü.Sevgi Rabbimin bize verdiği en değerli nimet.Ekmekten öte,sudan öte.Sevgisiz bunların ne önemli olurdu?Bölünebilir miydi bir somun ekmek iki kardeş arasında?Yanında merhamet olmasa bu dünyada kardeşçe yaşamak mümkün müydü?
Merhamet duymak,empati kurmak,kardeşinin müşkülünü anlamak mümkün müydü?Mümkün müydü mayası sevgi olan bir çocuk dünyaya getirmek.Rabbimin biz insanlara verdiği en güzel şey sevgi.En güzel şey…

Severek yaptığım her şeyde cesaretli oldum.İmkansız görüleni bile imkanlı düşündüm,çabaladım,savaştım inandığım şey uğruna.Çünkü biliyordum Rabbimin ayetini;

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا

”Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”

”Her insanın, uğurlu ve uğursuz saydıklarının, işlediği hayır ve şerlerin sorumluluklarını, rızkını kazanma mükellefiyetini, kendi iradî tercihleri sebebiyle boyunlarına yükledik. Kıyamet günü, karşılaşacağı amel defterini açılmış halde önüne çıkarırız.”

En imkansızla karşı karşıya geldiğimde bile bunu düşündüm.Pes etmedim.Kalkanımsa sevgiydi daima,tutkuydu ve hala öyle.

Kaçını gerçekleştirdin diye sorarsanız;bir çoğunu gerçekleştiremedim.Başaramadım ve sonra kabullendim.Rabbimin bana nasip ettiğini kabullendim.Ama önce bunun için elimden geleni yaptım.Mücadele ettim.Sözlerle yetinmedim.Pişmanlık duymadım.Çünkü elimden geleni yapmıştım.Mücadelemle onurlandırdım sevgi duyduğum her şeyi herkesi.

İnsanlar sizi yapmak istediklerinizden alıkoyar.Yapabileceğinize inanmazlar.Belirli kalıpları vardır çünkü bunu aşamazlar.Kendi beyinlerindeki aşamadıkları bu şeyleri bu öğrenilmiş çaresizliği size de mal ederler.Her şey değişebilir,çünkü yaşam sürekli işleyen bir makine gibi,ama hep aynı değil,bazen çok hızlı bazen çok yavaş;zincirler hep farklı yerlerden geçiyor.Önemli olan benim bu sisteme uyum sağlamam.Başkalarının söylediğine değil.Bu bir isyan değil,bu edepsizlik ya da ahlaksız değil.Bu inandığın şeyi yaşamaktır.

İnsanlar önyargılı,insanlar kızgın,öfkeli,kıskanç, neden!

Sen git yüreğinin götürdüğü yere,yüz defa yenilsen de git,bin defa yenilsen de git.Ahlakını,Allah’a olan inancını yanından eksik etme yeter.Bu yolda başkalarını yolun dışına atma,bu uğurda başkalarını yoldan çıkarma,bu uğurda başkalarını yarı yolda bırakma yeter.

Sen git yüreğinin götürdüğü yere…

Gülşah Özçiftçi/KıDıM

Vatan Sağolsun!

large (4)

Son zamanlarda hergün bir şehit haberi ile açılıyor anahaber bültenleri.Hergün bir annenin yüreğine ateş düşüyor.Bayrağın rengi biraz daha allanıyor.
Televizyonda gördüm,askerlerimiz, mehmetçiklerimiz bize sesleniyorlar.Rahat uyuyun biz sizin için buradayız diyorlar.Bunu izledikten sonra akşamları yatarken onları daha fazla aklımdan geçirir oldum.Bizler için canlarını ortaya koyuyorlar.Bakıyorum da hepsi birbirinden yürekli,istekli,mücadeleci,gözüpek…Türk askerimiz hala aynı vatan sevgisiyle yanıp tutuşuyor.Analar,babalar da aynı onlar gibi metanetli.Şehit anaları oğlu en güzel mertebeye ulaştığı için metanetli.Herkese nasip olmaz diyerek yüreklerindeki acıya gem vuruyorlar.Ne mutlu Türküm diyene!Ama artık bu şehit haberleri bitsin istiyorum.Artık buna bir çözüm bulunsun istiyorum.Çünkü çok fazla çoğaldı.Bırakın çoğu, biri gidince zaten içimiz yanıyor.Artık anneler ağlamasın,anne karnındaki bebekler babasız kalmasın.Sevenler sevdiklerinden ayrılmasın istiyorum.

Bizler burada hiçbirşey yapamıyoruz onlara dua etmekten başka.Onların korunması için bolbol dua edelim bu yüzden.Çünkü bilirsiniz dillerinden düşmez mehmetçiklerimizin ”duanızı eksik etmeyin” sözü.Rabbim onları korusun,kollasın,gözetsin..Melekleri daima yanlarında olsun,kanatlarının altına alsınlar onları.Bugün bizler burada huzur içinde uyuyabiliyorsak onların sayesinde.Bir söz vardır ”Uyurken bütün dünyaya güvenmek zorundasın” Biz ”bütün dünyaya” hiçbir zaman güvenemedik.Tarihte de bizi bu konuda hiçbir zaman yanıltmadılar! Ama bizler şimdi uyurken mehmetçiklerimize güveniyoruz.Devletimize milletimize güveniyoruz.Rabbim vatanın ve milletin bütünlüğü için uğraşan,dış devletlerle hukukumuzu koruyan,bizleri tehlikeden koruyan tüm askerlerimizden ve devlet büyüklerimizden razı olsun.Birliğimiz,düzenimiz bozulmasın.Şehitlerimiz artık ölmesin.

Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun Tüm asker kardeşlerim.Allah sizlerden razı olsun.Şehitlerimize Allah’tan rahmet,şehit yakınlarına da sabır dilerim.

Bunlar geçti içimden yazmak istedim.

Rabbim sen dünyaya güzellik ver.İnsanlık sevgisi ver.Vatanımızdan hainleri defeyle,onlara fırsat verme.Rabbim vatanımızı huzura erdir.Rabbim askerlerimizi hainlerin eline düşürme.Amin

Gülşah

Düşlediğim Dünya;

 

Öyle bir dünya düşlüyorum ki;dünyanın hiç bir köşesinde savaşın olmadığı,tüm insanların kardeşçe yaşadığı,birbirlerinden asla şüphe etmediği,kalbini kırmadığı,yalan söylemediği…Haksızlıkların olmadığı bir dünya,silah diye bir şeyin olmadığı,çocukların daima gülümsediği bir dünya…

İstiyorum ki;bir gün haberleri açayım ve spiker şöyle söylesin:”Sayın seyirciler,sevinerek söylüyoruz ki bugün size verebileceğimiz hiçbir haber yok,size bu akşam sunabileceğimiz tek şey azsonra izleyeceğiniz dünyadan görüntülediğimiz video kaydı,keyifli seyirler dilerim.” ve ardından insanların mutlu,gülen yüzleri,koşan çocuklar,uçan balonlar,el ele  günbatımında dolaşan sevgililer,dua eden ve sadece secdede Allah aşkından dökülen mutluluk gözyaşları,bir zenci ve bir beyaz çocuğun el ele koşması…Hadi bir düşün güzel olmaz mıydı böyle bir şey?Biliyorum sen de istiyorsun böyle bir dünya.Peki,o halde senden ricam sadece bir kaç dakika düşün.Böyle bir dünya için ben ne yaptım diye.Kendimden ne kattım yaşadığım evrene.Sevdiklerime neler sundum.Enerjimin ne kadarını öfkeme ve ne kadarını sevgiye ayırdım.Bu evrende bana düşen görevi ne kadar yerine getirdim?Lütfen içindeki öz’ü sorgula ve bunları sor.Kendine dürüst cevaplar ver.Nefretli anlarını düşün.Mesela en son kimin kalbini kırdığını düşün.Arkanda kırıp döktüğün birşeyler kalmış mı diye bir bak.Ya da birilerini değiştirmiş olabilir misin acaba?Onun kendine olan güvenini,insanlara olan güvenini yok etmiş olabilir misin?

Hep kendi  tarafımızdan bakıyoruz yaşadığımız,karşılaştığımız olaylara.İşlerimiz hep sorunsuz gitsin istiyoruz.Sabırsızız bir kere;öfkeliyiz herşeye,herkese.Aniden sinirleniyoruz,hep gerginiz.Hep sıfır alıyoruz hayat sınavından.

Hayatımızda  onca güzel şey varken hep olmayana takılıp kalıyoruz.Sebepsiz sıkıntıların esiriyiz.Elimizdekilerle yetinip şükretmeyi beceremiyoruz.Bizler yaşama sanatını bilmiyoruz.Hep anlaşılmayı bekliyoruz,anlamıyoruz kimseyi.Anlamak istemiyoruz.”Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” atasözünü hayatımızın her alanına yerleştiriyoruz fütursuzca.Yanlış,hata kabul etmiyoruz.Affetmiyoruz.Hazırız ipleri koparmaya adeta.Oysa kime yetmez ki bu koca dünya?Paylaşılamayan ne?Asla tam anlamıyla ait olamayacağın dünya varlığı mı?

Bu dünyayı biz iyileştireceğiz.Silahların önüne geçemedik göğsümüzü gererek.Ama  içimizdeki sevgiyle iyileştireceğiz insanları,daha kötüye giden değil, daha güzel bir dünyayı, evrenin yapbozuna ait parçaları olan,BİZ, yapacağız bunu.Sadece bir ağaç dikip,çocuklarımıza malvarlığımızı bırakıp gitmeyeceğiz bu dünyadan.Güzel bir kalp de bırakacağız,bir umut bırakacağız yüreklerde iyiliğe dair.

 

Dünyada olan onca kötü şeye rağmen,hala iyilerin olduğuna da yürekten inanıyorum ve hatta biliyorum.Hiç bilmediğimiz gizli kahramanlar da var onları da biliyorum.Fakire fukaraya yardım eden,yaralanmış,savaş görmüş ülkelerin insanlarına,çocuklarına görünmez bir el uzatan…İYİ İNSANLAR HALA VAR BİLİYORUM.İşte dünya böyle insanlar sayesinde hala yaşanılası bir yer.

Size bir şey tavsiye edeceğim.Ama bunu en azından sadece bir kere yapın olur mu?Yarın  yolda yürürken  yanınızdan geçen hiç tanımadığınız herhangi birine yanınızdan geçerken ”selamunaleyküm” deyin.Ben öyle yapıyorum ama iyi günler de dileyebilirsiniz ya da merhaba da diyebilirsiniz ,hiç farketmez.Selam verin ve içinizde yayılan o enerjiyi hissedin,istem dışı gülümsediğinizi farkedeceksiniz.Zaten bir kere yaptığınızda gerisi gelecek eminim.Bu yaptığınız şey içinizde evrensel duyguları harekete geçirecek.

öyle işte 🙂 İçimden geldi bunları size yazmak.Sonra olarak,kendi adıma söyleyebilirim ki;

İYİ insanların parmakla gösterilemeyecek kadar çok olmasını diliyorum ve  hepinizin yüreğinden öpüyorum kardeşlerim,türlerim,birlikte aynı evi (dünyayı)paylaştığım güzel insanlar hepinize selam.Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Sevgilerimle
Kıdım Gülşah

 

Az Düşün,Basit Yaşa!

Şu anda orada ne yapıyorsun bilmiyorum.Çok üzgün ya da çok neşeli ya da her gün kü gibi bir gün olabilir senin için.Bir fikrim yok.Çok kötü bir gün geçirmiş olabilirsin,birileri seni üzmüş olabilir,beklentilerin gerçekleşmemiş ya da aşk acısı çekiyor olabilirsin.Noldu hala sana  o mesajı atmadı mı?”nasılsın” ile başlayan.Amaaaaaan dert ettiğin şeye bak.Dünyanın sonu mu?Ama senin için şuan var ya, yaşadığın şuan, işte şu an senin şu anının sonu!

Bazen bunları ben de unutuyorum.Saçma sapan şeyleri kafama takıyor,üzülüyorum.Zaten sürekli neşeli insanlar bence çooook sıkıcııı!Ama birileri kalkıp bizi silkelemeli.Dostlarım bu konuda  hep destek olmuştur bana.İşte ben de bu yüzden buradayım.Sizi silkelemek için.Söylediklerimi hafife alma.

Ben şuan nasıl hissediyorum biliyor musun?Öyle bir gerçeği hatırladım ki yine,kendime sık sık hatırlattığım motivasyonumu kaybettiğim zamanlarda tekrar ettiğim bir şey bu.”Bir daha asla şuan ki kadar genç olmayacağım”

Olmayacağız evet!Şu yaşadığımız anı asla geri getiremeyeceğiz.İnanın şuan BUNGEE JUMPİNG  yapacak kadar enerji doluyum.Ama tam uçurumun kenarına kadar gelip vazgeçeceğim için ben de soluğu burda aldım tabi 😀 Şimdi bu enerjiyi burada sizlerle paylaşmazsam bir anlamı var mı ? Elbette benim için yokk.

O yüzden at üzerinden o kasveti sıkıntıyı.Hanımından bir çay rica et,hatta bir jest yap  kalk hanımına bir çay doldur,kalk o intrernetin başından ailenle sohbet et,dışarı çık kendine bir kahve ısmarla,aç güzel bir kitap oku,ver şarkına ver sesi dans et amaaaan ne bileyim seni ne mutlu ediyorsa onu yap işteee.Hayata karışşş.Kimse için üzülmeyeceğimmm de kendine,beni hiç birşeyin yıkmasına,incitmesine izin vermeyeceğim de.Az düşün,basit yaşa!

Hadiiiiiiii

 

Harekete Geç

 

Kıdım Gülşah

Kalbimle seviyorum…

large-381

Bazı insanlar kalbini dinleyerek yaşar,bazılarıysa aklını.Hepsini dinleriz ama biri mutlaka ağır basar.Kendi adıma söylüyorum ki kalbim vücudumun merkezi.Aklım bişeyler istese düşünse bile,kalbime danışmadan fazla adım atamıyor.Kalbimin onaylamadığı biri ne  olursa  olsun dünyama giremiyor.

Kapıları açmak zor zanaat.Sevmek istiyorsun deli gibi sevmek,herşeye inat,aşk yok sevgi yok diyenlere inat sevmek istiyorsun.En güzel şeyleri onunla yapmak istiyorsun.Birlikte yürümek,aynı kulaklıktan aynı müziği dinlemek,aynı havayı tenefüs etmek ve bir cepte ısınsın istiyorsun ellerin.Sevgiyi yaşamak iliklerine kadar,korkmadan,bırakıp gidecek düşüncesi olmadan deli gibi sevmek.Onu her haliyle kabul ediyorsun.Aklın sana hayır bak şu sana uymuyor dese de dinlemiyorsun.Çünkü sevmek istiyorsun.Çok sevmek ve sevilmek…Onu o yapan tüm özellikleriyle seviyorsun.Hiç birşeyi değiştirmeden.Belki biraz adımlarınız uysun istiyorsun.Biraz sen ona ve biraz o  sana…Dünyanın en güzel melodisini çıkarmak istiyorsun o adımlardan.En uyumlu yürüyen çift  olmak.Her adımda aşka yürümek,dünyayı unutmak,korkulardan endişelerden uzak.

Onu dünyanın en şanslı erkeği yapmak istiyorsun ya da kadını.Çünkü o senin sevdiceğin,kalbinin sahibi ve sevilesi tek kişi…Ama  korkuyorsun…Bazen sevgini göstermekten bile korkuyorsun.Çünkü o kalbiyle mi seviyor gerçekten,yoksa aklıyla mı?Aklıyla seviyorsa ego girecek işin içine biliyorsun.Sen koşarken peşinden o kaçacak.Sevdiğini ne kadar  gösterirsen o kadar  uzaklaşacak senden,değerini bilmicek.Uyandırmak istiyorsun onu,”kendine gel,bak seni kimse sevemez benim gibi,sev beni en mutlu çift  olalım seninle,dünyanın en güzel mutluluklarını tadalım.” Ama  olmaz ki nasıl diyebilirsin bunu,nasıl anlatabilirsin bunu ona.Sevicek mi seni sennin onu sevdiğin gibi?Off ne zor anlaşılmak,anlaşmak,o uyumu sağlamak…O uyum yoksa en çok seven taraf sen olduysan zaten kolay gelsin.

Korkmaya başladıysan anlıyorsun aşık olmaya başladığını.Her seferinde aynı nakaratı söylüyorsun.Biraz aşk,biraz bağlılık,sonrası bir serin rüzgar ve dökülmeye başlıyor sonbahar yaprakları,sonu ayrılık…Sonbahar aşk getirir derler.Soğuk belki daha yaklaştırır bizi birbirimize.Sarılır  ısınırız,kaynaşır kalplerimiz daha çok.

Yinede hep aynı nakarat var aklında hep aynı cümleleri söylüyor dilin

GÖZYAŞIM
Sırdaşım,
Yoldaşım,
Hüznüm,
Sevincim,
Hasretim
Şiirlerime mürekkep olanım
BENİ BIRAKMA….

Bu aralar  biraz aşk kokacak buralar,belki biraz hüzün,biraz da sonbahar…

Artık pişmanlık yok…

large

Geçen sene  bu  zamanlar…Çok iyi aklımda,şimdiki halimden belki bir tık daha iyi hissediyordum.Tabi bu  zamana gelmek için yüzlerce  şekil değiştirdim.Biraz daha  anı kattım tecrübelerime.Biraz daha  büyüdüm ve  biraz daha öğrendim yaşamayı.Biraz daha anladım değerini nefes alıp vermemin.

Yaşlandıkça yaşamdan ümidini keser  insan sanırız küçükkken.Eskisi gibi neşeli olmaz,eskisi gibi herşeyi haketmez..O yaşlı otursun kenarda 🙂

Hiç öyle değilmiş…giderek daha  çok bağlanıyorum yaşamaya.Benden gençlere imrenerek bakıyorum.Tekrar  o yaşta  olmak, tekrar yaşamak,fırsatları yakalamak.hep yenilenmek…

Büyüdükçe ruhum bedenimin içinde küçülüyor sanki.Hiç birşey kalmasın istiyorum ardımda tatmadığım.

Yinede ”her yaşın ayrı güzelliği var”  sözüne sığınıyorum neticede.Daha gençken yine değerini bilemeyecektim birşeylerin.Aynı hataları yapacak aynı çukurlara tekrar saplanacak,aynı acıları tekrar yaşayacaktım.Tek pişmanlığım ne  biliyor musunuz?Ertelemelerim…Daha  iyisi olsun,daha  mükemmeli olsun,daha hazır değilim,hadi biraz cesaret,daha zamanım var diye diye beklediğim, ertelediğim ne varsa pişmanım.Hala gencim,hala diri vücudum.1 yıl sonra bir  koca yılın daha  pişmanlığını istemiyorum zihnimde.İşlesin vücudum,ellerim,zihnim.Öğrensin bilgilerin en anlamlılarını,en güzellerini okusun sözlerin,şiirlerin en güzellerini…En güzel manzaralara şahit  olsun gözlerim.Bir kedinin doğumuna,muhteşem bir gün batımına,Aşkların en güzelini yaşasın kalbim,iyi insanlarla değerli sevgiler paylaşsın.Güzel şeyler katsın onların hayatına ve katılsın başka hayatlara…suya doyan toprak gibi.işleyen bir makine gibi.Her bahar toprağın altından çıkan papatya  gibi.Yine ve yeniden sarsın vücudumu o yaşam hazzı.Daima…Bana verilecek bir yaşam daha yok.Artık ertelemek yok!Artık pişmanlık yok…

Gülşah Özçiftçi

Güzel Yaşam Halkası ♥

large (11)

Birbirimizin hayatlarına dokunuyoruz…Belki farkında belki de farkında olmadan birbirimizin hayatlarına bir vesile ile etkili bir şekilde dokunuyoruz.Yaşam sürekli farklı yüzler  çıkarıyoruz  karşımıza.Her birimiz birimize bir şeyler  öğretiyor.Belki bir  kişi farklı kişilere  farklı şeyler  öğretiyor.Bir şekilde birbirimize  hizmet ediyoruz.

Birbirimizin hayatlarına dokunuyoruz…Bilerek ya da bilmeyerek ve hepimiz birbirimizde kalıcı izler bırakıyoruz.İlişkilerimizde ne kadar empati kurabilirsek o kadar başarılı işler çıkarıyoruz.Karşımızdakinin fikirlerini önemsemek,ona değer vermek bize iyi izler bırakmamızda yol gösteriyor.Öyle zamanlar  oluyor ki empati yapmak aklımıza gelmiyor veya  karşımızdaki insana  o kadar  öfkeli oluyoruz ki empati kurmak içimizden gelmiyor.İşte tam da bu esnada en başında yapılması gereken gerçeğimizi hatırlamalıyız,bizim gerçeğimizi;kendi doğruluğumuz,kendi karakterimiz.Nasıl biri olmak istiyorum hayatta?Nasıl izler  bırakmak istiyorum?Ben gerçekte ne olmak istiyorum?Rengim ne olsun istiyorum?Yaşadığınız ilişkileri düşünün.Kalbiniz kırılmıştır  mutlaka çok kez.Bir düşünün bakalım siz de daha  önce  birilerinin kalbini kırmış olabilir misiniz?Bu,yaptığımız bir yanlışın bize geri dönüşü olabilir mi?Bence olabilir…Bizler görünmez zincirlerle birbirimize bağlıyız.Bizler yaşamın ayrılmaz parçalarıyız.Fakat her halka kendi rengini belirler.Kandırdığımız,yalan söylediğimiz,arkasından konuştuğumuz,hakaret ettiğimiz,sevgi göstermediğimiz insanlar…hepsi bizim etkileşimimiz.Kendi rengimizden bulaştırdık onlara biraz.Belki senin değil ama  bir  başkasının renginden aldı ve bu yüzden sana bu kadar  öfkeli.Belki sevgisiz,öfkeli ailesinden,belki onu bir  kağıt  parçası gibi,duygusuzca hayatından çıkaran sevgilisinden,belki de hayatına  kısa  bir süre girip dolandırdığı,aldattığı,dedikodusunu yaptığı herhangi birinden.

Güzel şeyler paylaşıldıkça çoğaldığı gibi,kötü şeylerde  paylaşıldıkça çoğalıyor.Yapılan haksızlıklardan ve yalanlardan sonra güvensiz,önyargılı insanlar çıkıyor ortaya.İnsanlardan soğumuş,uzaklaşmış,yalnızlaşmış insanlar…

Bir de güzel şeyleri düşünelim.Söylenen tatlı bir sözü,mesela her zaman örnek verdiğimiz gülümsemeyi,sözünde durmayı,takdir etmeyi,sevmeyi…Tüm bunların ortaya  neler  çıkaracağını biz kendimizden pay  biçerek düşünelim.Olgun,kendini yetiştirmiş karakterde  bir insanın özelliği bu olmalı,kalp sadece  bunlarla beslenmeli ve  bunları bulaştırmalı etrafına.Birileriyle bir  iletişime girdiğimizde oradan ayrılırken etrafı toplu bıraktığımızı bilmeliyiz,birilerinin hayatını darmadağın etmeden,onu orada ayaklarının üstünde dimdik dururken bırakmalıyız.

Bir kaç yıl önce büyük bir alışveriş merkezinde kasiyerlik yapıyordum.işe  başladığım ilk sene ısrarla ve sabırla gün içinde  kasamdan geçen yüzlerce müşteriye gülümsüyordum.Kasiyer arkadaşlarımdan biri moladayken ekip şefimize ”bu kız sürekli gülümsüyor,hiç yorulmuyor” demişti.Ekip şefimde bana bakıp gülümsedi ”gülümsesin şimdi,yakında  onu da göreceğim” dedi.O yıl öyle geçti…Kasamdan günde yüzlerce müşteri geçiyordu.Mağazanın en kalabalık dönemiydi.Kırtasiye sezonu,kasalar reyon aralarına kadar  kuyruk.Ben saatlerce çalışmanın ve az molanın verdiği yorgunluğa rağmEn yinede gülümsüyordum.Derken bir yıl geçtikten sonra ben somurtmaya  başladım.Daha doğrusu tabiri caizse artık robotlaşmıştım.Çok motivasyonlu olduğum günlerde gülümsesem de gün içinde süregiden akışın durumu tekrar robotlaşmamı sağlıyordu.Düşündüm…Neden böyle  olmuştum.Yüzüme bakan bakmayan her müşteriye gösterdiğim o içten gülüşüm neredeydi?Herkes bir  kaç sene sonra alışmanın verdiği bir şeyin olduğunu söylüyordu.Aslında bunda da haksız sayılmazlardı.Ama asıl nedenimi düşündüm kendi içimde ve sonra buldum;kasadan geçerken yüzüme dahi bakmayan insanlar…İyi günler dediğim halde beni umursamayan insanlar,haksız yere sadece para  ödediği için öfkesini benden çıkaran insanlar,250 Tl lik alışveriş yaptığı için mağazayı satın almış kibirine bürünen insanlar…

İşte ilgimi ve gülüşümü onlar  yüzünden kaybetmiştim.Sürekli geri çevrilmekten yorulmuştum.Bazen yine  o robotlaşmış günlerimden birinde,kasama gelip hoşgeldiniz demediğim,ama giderken bana kocaman gülümsemesiyle iyi günler  diyen insanlar geliyordu.İnanın o an nasıl bir  suçluluk duygusuna kapılıyordum anlatamam.İşte  o kişinin enerjisiyle  ben tekrar o içten gülümseyişimi takınıyordum.Sonra yine aynı kısırdöngü…Bazıları kasiyer  bunu yapmaya mecbur diye düşünebilir ama öyle değil.Neticede  bu insan ve  bir yere  kadar tahammül edebilir.Onun enerjiye  ihtiyacı var.Sürekli verirse ve  hiç almazsa  bunu nasıl başaracak?

Hayatta hepimizin zor zamanları oluyor,yorulduğumuz,tükendiğimizi hissettiğimiz zamanlar.Böyle zamanlarda kimden güç alıyoruz bir düşünsenize.En sevdiklerinizden,ailenizden,sizi  seven insanlardan öyle değil mi?İşte  bu yüzden hepimizin böyle güleryüzlü,çıktığı yeri olduğu gibi bırakan insanlara ihtiyacı var,iyi kalpli insanlara,bir süre mesken tuttuğu ve sonra ayrıldığı kalbi en az hasarla bırakan insanlara ihtiyacı var.

Hepimiz birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyoruz.Dokunmak için birbirimizin hayatının içine girmemiz gerekmez.Yolda çarpışan bir insanın sanki hiç bir  şey olmamış gibi ilerlemesi o insana ne  katar bir düşünün”İnsanlar ne kadar saygısız” işte  o insanı bıraktığın hal budur.Gideceğin yere  kadar eşlik edip,sonrasında ihtiyacın kalmadığı için en zor zamanlarında yalnız bıraktığın insanlar vadır bir de;İşte güvensiz,insanlara sevgisi azalmış bir insan buradadır.Haklı,haksız sürekli dayak attığın evladın;işte çevresine,ailesine ve kendi evladına kötü muamele eden bir  nesil.

Ellerimiz yardım eli uzatmak için,ayaklarımız bir hasta ziyareti için,gözlerimiz güzel görmek,beynimiz güzel düşünmek için ve  kalbimiz sevmek için vardır.Onları en  doğru şekilde kullanalım.

Hepimiz birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyoruz.Belki bilerek belki bilmeyerek.Dilerim sizler başına bunlar gelse bile değişmeyenlerden olun ve dilerim karşınızdaki insandan renkli bir halka alın ve o halkayı sevdiklerinizin ve sizi seven insanların boynuna takın…♥

Gülşah Özçiftçi