Kötü Dünya Sendromu Yaratmak istiyorlar.Türkiye Milleti Bu Dönemde Kauçuk gibi Olmalı! Nasıl mı?

​Toplum Psikolojisi kitabının yazarı, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan hepimize ‘Kauçuk gibi olun’ önerisinde bulundu. İşte Tarhan’ın değerlendirmesi:

“KÖTÜ DÜNYA SENDROMU YARATMAK İSTİYORLAR”

“Türkiye’de sürekli saldırılar düzenleyerek, insanların güven duygusunu kırmak, gelecek kaygısı yaratmak ve dehşet duygusunu yaşatmak istiyorlar. Burada ‘kötü dünya sendromu’ denilen durum hedefleniyor. Sosyal psikologların uzun zamandır kullandığı bu sendrom,  toplum olarak umut duygusunun çok fazla darbe aldığı durumlarda kullanılıyor.

Bu sendromun 3 belirtisi var:

1. Bazı insanlarda bu sendrom, içine kapanma, sosyal ortamdan kopma şeklinde belirti gösterir

2. Bazı insanlar ise daha da hırçınlaşır ve teröre karşı bir terör yaratarak karşılık vermek ister.

3.Diğer bir grup da bu durumdan bıkar ve ülkeyi terk etmeyi hayal eder ya da imkanı varsa gider.

Teröristlerin istediği ise bu duygu durumlarını ortaya çıkartmaktır. Özellikle gelecek endişesi yaratarak, insanların kişisel ve kültürel yapısına göre bu üç durumdan birinin ortaya çıkmasını sağlarlar.

Bu nedenle ‘Türkiye güvenli bir ülke değil’ duygusunu giderecek çalışmalar yapmak gerekiyor. İnsanlara, durumun kontrol altına alınacağı ve gerçekçi çözümler oluşturulacağı konusunda umut verilmeli. Yöneticilerin buna özen göstermesi gerek.

Özellikle gençler ve çocuklar çok etkileniyor bu olaylardan. Çocuklar, anne babalarının olaylar karşısındaki tavırlarına bakarak, kendilerine onu model alıyorlar. Ebeveynlerin de bu noktada dikkatli olması şart. Daha olumlu bir tavır sergilemeleri gerekiyor. Ancak burada olayı inkar etmemek, olmamış gibi davranmamak da çok önemli. Çünkü inkar etmek, çocuklarda güven duygusunu zedeleyen bir durumdur.

Hepimiz bir gemideyiz. Kaptana ya da diğer mürettebata kızmak yerine geminin tamamını düşünülmeli. Yöneticilerin hataları elbet konuşulmalı ama abartılardan kaçınmalı. Hepimiz zarar görüyoruz çünkü. Zaten bizi parçalamak istiyorlar ve bundan haz alıyorlar. Güçlenerek ve birleşerek bu durumları atlatmamız şart. Gerilim politikalarını azaltmak ve öfkeye öfkeyle karşılık vermek yerine sakin kalmak gerekiyor. Dediğim gibi teröristler en çok gerilmemizi ve parçalanmamızı istiyorlar.

Psikolojide strese karşı 3 davranış modeli vardır:

1- Kimi insan stresi sünger gibi emer ve onunla yaşar

2-Kimileri strese karşı bir teflon gibidir. Daha bencilce yaklaşır. Kendisi yanmaz ama temas edeni yakar

3-Kimisi de kauçuk gibidir. Stresi öğütür, azaltır ve onunla sağlıklı bir şekilde mücadele eder.

İnsanlara tavsiyem kauçuk modelini benimsemeleri… Toplum olarak kauçuk gibi olalım; esneyelim ama dağılmayalım”

İyiyim, iyiyim; Cenneti garantilemiş, cehennemden azad edilmiş gibiyim. Bütün amellerimin yüz puan edeceği kesin! Ramazanda orucum, kandillerde namazım… Kapıcıya 5 lira fazla verdim bu ay. Ahh nasıl insancılım…

15578606_1413961938649039_8406585028894461794_n

Nasılsın diyorlar?
İyiyim diyorum,

Ama korkuyorum…

Birileri Allah yolunda, kimileri tecavüze uğrayıp, kimileri liğme liğme edilip öldürülerek cennete giderken,

Ben gürbüz bir beden, rahat bir kafa, tam tekmil bir sofrayla cennete gitmeyi umuyorum ya, işte bu yüzden korkuyorum…

<><><><><><><><><><>

İyiyim diyorum, hatta bazen yanına “elhamdulillah!”ı bile ekliyorum!

Tıka basa doldurduğum karnımı sıvazlarken, “Allah olmayanlara da versin” diyorum.

Dünden kalan yemek yenmeyince, bir kaba koyup köpeklere veriyorum…

İyiyim diyorum! İyi olan herşeyi seviyorum. Ağaçları, kuşları, hayvanları, çocukları seviyorum.

Ama lütfen öldürülmüş çocukları göstermeyin bana, bakamıyorum!

İyiyim gerçekten! Oğlan iyi bir yeri tutturursa, daha büyük bir eve çıkarsam, mobilyaları değiştirirsem, biraz da kilo verirsem daha iyi olacağım!

İyiyim diyorum! Gerçi dün eşim evlilik yıldönümümüzü unutmuştu, doğum günümde çiçek almamıştı, zaten 1 aydır yemeğe de götürmüyor ama olsun, sabırlı insanımdır ben. İyiyim diyeyim, iyi olayım!

İyiyim, iyiyim Orta Afrika’da satırlarla doğranan ben değilim. Suriye’de ırzına geçilen, evi yıkılıp çocukları gözleri önünde öldürülen, yurdundan sürülen ben değilim. Arakan’da Doğu Türkistan’da yakılan ben değilim. Ben değilim kafasına vurulup, elinden ekmeği alınan. Darbeye hayır dediği için idama mahkum edilen ben değilim. Şükür ki Gazze’de bomba atılan iftar sofrası da benim değildi!

İyiyim, iyiyim; Cenneti garantilemiş, cehennemden azad edilmiş gibiyim. Bütün amellerimin yüz puan edeceği kesin! Ramazanda orucum, kandillerde namazım… Kapıcıya 5 lira fazla verdim bu ay. Ahh nasıl insancılım…

<><><><><><><><><><>

İyiyim diyorum ya işte! İyi olan herşeyi seviyorum. Ağaçları, kuşları, hayvanları, çocukları seviyorum.

Ama lütfen öldürülmüş çocukları göstermeyin bana, bakamıyorum!
Cahide Sultan

Halepte kardeşi için içi sızlayan kardeşim, vatanını seven güzel kardeşim; SEVİYORUM SENİ, Allah razı olsun.

Üzgünüm Kardeşim, sana gül, güne neşeli başla çok mutlu ol, gül eğlen diyemiyorum.Aç bir müzik eğlen diyemiyorum.Malesef gün eğlenme günü değildir.Gözlerinizi kapatmayın sakın. Moralim bozuluyor diye haberleri izlememezlik yapmayın. İnanın medya önünde gördüklerimiz sadece %20si halepte şu an çok daha kötü şeyler oluyor. Şunu unutmayın yaptıklarınızdan değil sustuklarınızdan da sorumlusunuz. Bu soykırıma bu cinayete sessiz kalmayın.

Elimizden gelen her şeyi yapmakla yükümlüyüz. Bu sadece bir müslümanın değil tüm insanlığın ortak derdi ve sorumluluğudur. Belediyelerde kullanmadığımaz ilaçları, battaniyeler, kıyafetleri topluyarlar un ve para yardımı da alıyorlar. Nolur ihmal etmeyin.

Dün akşam bir video izledim kendi özel hesabımdan da paylaştım takip edenler varsa görebilirler. Orda bir amca diyor ki ağlayarak. “mahmut, cümle alem bizi unuttu mahmut, tüm dünya bizi unuttu mahmut… Rabbim bize katından bir çıkış ver bize yardım et”diye ağliyordu.Yine izlediğim bir başka videoda küçücük  bir erkek çocuğu daha inanır mısınız belki 5 yaşında falan bu çocuk. Diyor ki  ” beşşar geldi bizi soydu ve bizi evimizden attı. Biz onu ne yaptık ki diye ağlıyordu. Diğer bir videoda küçücük , biri kız biri erkek çocuk yerden ekmek parçaları topluyorlardı karınlarını doyurmak için. Sevgili blog takipçilerimmmm bunlar oyun değil senaryo değil. Bunlar bizim sorumluluğumuz. Bırakın artık duvarınızda birbirinize laf  sokmayı, Allah aşkına tüm bunlara sessiz kalmayın. Bu birer insan olarak hepimizin görevi.Maddi manevi yardımlarınımızı esirgemeyelim.

Kardeşim unutmayın ki bu insanlar da sizin bizim gibi bugün gezip dolaşan, alışverişe çıkan, sosyal hayatı olan insanlardı.Halimize binlerce şükretmeliyiz. Küçük şeyleri kafaya takmamak için bundan daha büyük neden var mı? Artık saçma geliyor bana ufak dertler. Nolur yapmayın şükrü dilinizden düşürmeyin.Dünyanın tüm çilesini siz çekmiyorsunuz. Bu dünyada şu an sizden daha büyük sınav veren insanlar va.

Öte yandan milyonlarca takipçisi varken bu olayla ilgili o bembeyaz pozitif gördüğü sayfası kirlenecek negatiflenecek diye bu olayla ilgili bir tek cümle yazmayan insanlar var.Halbuki başta medya daha sonra da milyonlaraca takipçisi olan insanlar daha büyük vebal altına giriyorlar. Medya çalışanlarımız gün sizin gününüz,milyonlaraca takipçisi olan arkadaşlarım gün sizin gününüz.

Neymiş; sözüm ona ” bilmem ne” isimli çalışmasından çıkmışlar çok pozitiflermiş, mutlu mesut da fotoğrafını çekmiş koymuş ya bi git Allah aşkına!!!!!!!!!!!!

Halepte kardeşi için içi sızlayan kardeşim, vatanını seven güzel kardeşim; SEVİYORUM SENİ, Allah razı olsun.

Gülşah

Canı cehenneme rahat uyuyanın
komşusu açken kendi tok yatanın,
Kapısını örtenin perdesini çekenin,
Yapılan haksızlıkları görmezden gelenin,
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın,
… Yüreğinde tek bir vicdan kırıntısı olmayanın,
Duvarları ancak çarpınca görenin,
Sadece ona dokununca acıyı hissedenin,
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp Aşını pişirenin.