Taba’nın eşsiz sahilleri ile fotoğraf aşkına 😍

Diyorlar ki; öyle bir mekan ki “bir kere görürsen bir daha asla bırakamazsın” fotoğraflara bakinca insan az cok kestirebiliyor. Burasi Mısır’ın bir şehri; Taba ve bu gordugunuz fotograflardaki yerler de tabanin o essiz guzellikteki sahillerinden bir köşe.Bir gun oraya gitmenin hayallerini kuruyorum 😍 😌

Simdilik gordugunuz uzere bu guzel fotograflarla  idare ediyorum 😊Facebook sayfasini aşkla takip ediyorum. Beni taniyanlar ne buyuk bir fotograf aşkımın oldugunu iyi bilirler. O yuzden bu guzel fotograflari fotograf kategorimde paylasmak istedim. Bu guzel mekani gidip goremeseniz bile dunyanin bu guzelliklerinden gozlerinizi, bu huzurundan ruhunuzu mahrum etmeyin. Doga ve huzurla harmanlanmis bu inanilmaz mekanin  soluk kesen daha fazla fotografini gormek ve takip etmek icin tıkla✔  buraya ↔❤😘 white sand camp

Kimi der ki kadın Uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın Yeşil bir harman…

jgo0bnvpbm.png

Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.

Nazım Hikmet Ran

Bir kadın gidince evden…

BİR KADIN GİDİNCE EVDEN.
Arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar…
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde ‘yetim-öksüz’kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler…
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker ‘sarıkız’.
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde…
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
bir ağır işçi,
bir temizlikçi,
bir bakıcı,
bir bahçıvan,
bir muhasebeci…
Bir anne gider…
Bir dost…
Bir arkadaş…
Bir sevgili…
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.
Hep böyle olur;bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki ‘Dikkat et…’ duyulmaz, annesi gitmiştir ‘geç kalma’nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.
Ve bir kadın gittiğinde pek çok ‘yetim’ bırakmıştır arkasında.

İşte bu da kadının erkeğe olan şiddetinden bir tanesi… 


​Sosyal medyada kendilerinin ve çocuklarının fotolarını, evlerinin en mahrem yerlerini rahatça paylaşan kadınları görünce açıkçası en çok onların kocalarına kızıyordum. 

Hanımlarını nasıl kıskanmıyorlar, bu alenen teşhire nasıl müsaade ediyorlar diye düşünüyordum. Taa ki geçen gün, bir beyefendiden aldığım maili okuyana kadar… 
Beyefendi mailinde: 20 yıllık evli olduklarını, daha önce eşinin internetle hiç alakâsının olmadığını, fakat son zamanlarda facebook ve instagram hesabı açtığını yazmış ve şöyle devam etmiş: “Eşim açtığı hesaplarda kendi resimlerini, yakışıklı şarkıcıların resimlerini paylaşıyor. Artık devamlı aşk şarkıları dinliyor. Müstehcen içerikli klipleri izliyor. Sık sık benim kıyafetlerimi, saçımı acımasızca eleştiriyor. Hediye almıyorum diye bana tavır yapıyor. Yeni arkadaşlar buldu. Onlarla ailecek görüşmeyi, beraber tatile gitmeyi istiyor. Oysa biz çok mutluyduk. Elimden geldiğince onu rahat yaşattım. Şimdi neden böyle oldu anlamıyorum ve çok üzülüyorum” 

İşte bu da kadının erkeğe olan şiddetinden bir tanesi… ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Sosyal medya maalesef kadınları da erkekleri de dipsiz ve acıtıcı bir girdaba doğru sürüklemeye devam ediyor. 

Sadece evini, kıyafetlerini paylaşarak fenomen olmaya çalışan kadınlar toplum için tehlikeli bir hâl almaya başladı. 

Her gün başkalarının makyajlı yaşamlarını takip ederek, kendi hayatından, eşinden, evinden nefret eden, eşine olan saygısını yitiren kadınların sayısı gün be gün artıyor… 
Bu yaranın tespiti çok kolay olsa da çözüm noktasında ben de tıkanıp kalıyorum. 

Bize anlaşılmaz çözüm önerileri sunan evlilik terapistleri, sosyal medya uzmanları değil, 

varlıkta da, yoklukta da saygı ve sevgiyi azık edinmiş, bir yastıkta bir ömür geçirmiş, sık sık nasihatleriyle besleneceğimiz ağzı dualı Zarife Ana’lar, görmüş geçirmiş çileli Ali Amca’lar lazım… Hem küçüklere, hem büyüklere tevekkül ve kanâat dersleri vermek, “Küçük şeylerle mutlu olma” , “Karşılıksız sevme” “Yaradılış gayesine uygun yaşama sanatı” adı altında kurslar düzenlemek lazım… 
Yoksa toplum olarak, bu ağır ve çirkin yükün altından kolay kolay kalkamayacağız…

@cahide_sultan

​My dear heart, never think you are better than others. Listen to their sorrows with…

My dear heart, never think you are better than others. Listen to their sorrows with compassion. If you want peace, don’t harbor bad thoughts, do not gossip and don’t teach what you do not know.

~ Rumi 

Image : Eli Supriyatno