Sağlık Ve Güzellik

B12 Vitamini Nelerde Bulunur?

B12
B12 vitamininin ana görevi (diğer görevleri yanında) kırmızı kan hücresi üretimi ve merkezi sinir sisteminin korunmasıdır.

B12 vitaminini gereğinden fazla almak gibi bir durum söz konusu değildir, çünkü B12 vitamini suda çözünen vitaminler arasındadır ve vücut ihtiyacı olanı aldıktan sonra fazlasını idrar yoluyla sistemden atar. Bu nedenle düzenli olarak alınmalıdır.

B12 vitamini hayvansal ve bitkisel gıdalarda (takviye edilmiş olanlarında) bulunmasına karşın hayvansal gıdalardan alınan B12 vitamini vücut tarafından daha iyi emilir.

B12 vitamini eksikliğinde anemi, denge kaybı, bacak ve kollarda uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük gibi belirtiler görülebilir.

f1d61f8d1bf83e84a945f2a258abd596B12 Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

B12 vitamininin ana kaynağı hayvansal gıdalardır ve pek çok hayvansal gıda bu vitamin bakımından zengindir. Günümüzde bazı bitkisel gıdalara sonradan B12 vitamini eklenmektedir. Satın aldığınız bitkisel gıdanın B12 vitamini içerip içermediğini ambalajında bulunan “içindekiler” bölümünden öğrenebilirsiniz.

Aşağıda B12 vitamini bakımından en zengin gıdaları bulabilirsiniz. Bu besinler yüksek oranda B12 içermesine karşın bazılarının kolesterol ve kalori oranları herkesin tüketimi için uygun olmayabilir.

Yüksek kolesterolü olanlar bu gıdaları tüketmeye başlamadan önce doktora danışarak, kendileri için uygun bir beslenme programı veya vitamin takviyesi önerisi almalıdır.

Deniz Ürünleri: Balık yumurtası en çok B12 vitamini içeren gıdalar arasındadır. 50 gram balık yumurtası günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık 5 katını karşılar.

Ülkemiz mutfağında pek popüler olmayan, ancak B12 bakımından zengin bir diğer deniz ürünü ise ahtapottur. 15 gram ahtapot günlük B12 ihtiyacının tamamını karşılamaya yeter.

Yüksek miktarda protein ve esansiyel yağ asitleri içeren uskumru, somon, sardalya ve ton balıkları aynı zamanda iyi birer B12 vitamini kaynağıdır.

100 gram uskumru günlük B12 ihtiyacının 3 katını, aynı miktarda somon yine 3 katını, ton balığı yaklaşık 2 katını, sardalya 1.5 katını karşılar. B12 bulunan diğer deniz ürünleri ise istiridye ve midyedir.

Et: Sırasıyla; kuzu ciğeri, sığır ciğeri, dana ciğeri, hindi ciğeri, ördek ciğeri ve kaz ciğeri B12 vitamini bakımından en zengin et ürünleridir.

Bunlar dışında sığır eti veya dana kıyma da hem B12 hem de protein, çinko ve demir bakımından oldukça zengindir. 100 gram kuzu eti günlük B12 ihtiyacının yarısından fazlasını karşılar.

Yumurta ve Peynir: Yüksek kolesterollü olması bir yana peynir çeşitleri B2 (riboflavin), protein ve kalsiyum içerir. Peynir çeşitlerinde bulunan B12 vitamini miktarı peynir tipine göre farklılıklar gösterebilir.

Örnek olarak 100 gram beyaz peynir günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık olarak 1/3’ünü karşılar. 1 adet yumurta sarısı ise günlük ihtiyacın %6’sını karşılar.

B12 Vitamini Bulunan Diğer Besinler

  • Takviye edilmiş kahvaltılık gevrekler
  • Yağsız yoğurt
  • Yağsız süt
  • Tam yağlı süt
  • Tam yağlı yoğurt
  • Tavuk
  • Takviye edilmiş tofu
  • Karides
  • Geyik eti
  • Deniz yosunu
  • Maya
  • Takviye edilmiş soya sütü
  • Sakatat

fab6690b6acef38a3e40436c41f2cc84

Sağlık Ve Güzellik

Karaciğeriniz İçin Bal ve Sarımsak Tedavisi

sarimsak-ve-bal-tedavisi

Bugün size anlatacağımız basit bal ve sarımsak tedavisi karaciğer sağlığınızı iyileştirmek için güçlü bir yöntemdir. Antioksidan ve vitaminler bakımından zengin doğal bir antibiyotiktir ve bu iki özelliği de sağlıksız veya toksik karaciğeri yenileyebilir.

Balı olabildiğince saf ve organik seçmeniz önemlidir. Eğer evde bulunan balınızdan şüphe duyuyorsanız, en iyisi onu tüketmemektir çünkü fayda sağlayacağına size zarar vermektedir.

Organik sarımsak ve saf balın karışımı basit ve harika bir kombinasyon yaratarak size bütün vücudunuzu temizleyen ve bağışıklık sisteminizi güçlendiren bir iç denge sağlayacaktır.

1 haftadan sonra sonuçları görmeye başlamak için bu 1 kaşık bal ve sarımsak tedavisini denemeye başlayın. Hazır mısınız?

Bal ve Sarımsağın Karaciğeriniz için Faydaları
Unutmamanız gereken en önemli şeylerden birisi, sağlıklı bir karaciğerin günlük hayatınız ve genel sağlığınızın temel taşlarından biri olmasıdır.

Bu da demek oluyor ki, herhangi kötü bir alışkanlık, mesela sigara kullanımı, kötü beslenme ve hareketsiz bir yaşam sürmek gibi şeylerin hepsi negatif sonuçlar doğurmaktadır.

Bazı günlerde vücudunuzu daha şişkin hissettiğiniz, düşük enerji seviyelerine sahip olduğunuz, ağzınızda kötü bir tadın olduğu veya sindiriminizin çok ağır olduğu bir dönem mutlaka olmuştur. Peki ya bunun sebebi nedir?

Normalde bu semptomlar karaciğerinizin toksinlerle dolu olduğuna ve onlardan etkili bir biçimde kurtulamadığına işaret etmektedir. Fakat bunun için direkt olarak eczaneye gitmeden önce, ilk olarak doktorunuzla konuşmak ve beslenmenizi iyileştirmek en iyisidir.

Sağlıklı bir karaciğer düzgün kan dolaşımını ve kan akışını destekler. Aynı zamanda zamanla vücutta biriken toksinleri de atar.
Bu doğal detoksu desteklemek için bol miktarda sıvı tüketmelisiniz.
Karaciğeriniz ayrıca yeterli miktarda C vitaminine ve antioksidana ihtiyaç duyar, çünkü bunlar doku yenilenmesine ve karaciğerin fonksiyonlarını optimize edebilmesine yardımcı olur.
Doğal olan bir beslenme şeklini tercih edin, işlenmiş yiyeceklerden, un ve şeker gibi gıdalardan uzak durun. Bu şekilde karaciğerinizin sağlığını güçlendirebilirsiniz.
Bu arada, sarımsak ve bal her gün beslenmenize dahil edebileceğiniz, karaciğeriniz için harika iki gıdadır. Nasıl işlediklerini size açıklayacağız.
karaciger

Karaciğer Sağlığı için Saf Bal
Bal, doğal sağlık demektir. Glikoz, mineraller, antioksidanlar ve vitaminler bakımından çok zengindir, bu sebeplerden dolayı da karaciğer için en çok tercih edilen gıdalardan birisidir.

Balın en iyi özelliklerinden birisi enflamasyonla savaşan doğal bir antibiyotik olmasıdır. Bunun sebebi de inhibin olarak bilinen içeriğidir ve inhibin antimikrobik özelliklere sahiptir.
Karaciğerinize en iyi gelecek bal biberiye çiçeğinden yapılan baldır. Glikoz kolay bir şekilde absorbe edilebilir ve hızla enerjiye çevrilebilir. Bu şekilde karaciğerinizin ne çok çalışmasına ne de dönüşümde çok fazla glikojene ihtiyaç duymasına sebep olur.
Bal doğal bir detoks ajanıdır, karaciğerinizdeki dokuları güçlendirir ve yağlı karaciğer hastalığından muzdarip insanlar için yenilemeyi destekler.
Fakat şunu yine de tekrar etmeliyiz, seçtiğiniz bal kesinlikle saf ve organik olmalıdır.

Karaciğer Sağlığı için Organik Sarımsak
Sarımsağın içinde allisin olarak bilinen güçlü bir antioksidan, antibiyotik ve mantar öldürücü bir içerik bulunur – bunların hepsi de karaciğer sağlığı için muhteşem faydalara sahiptir.

Bir çok insan sarımsağı aç karnına tüketmeye alışmıştır. Eğer siz bunu rahatsız edici buluyorsanız veya bunu yaptığınızda nefesiniz kötü kokuyorsa, bunun yerine basit ve leziz olan bu sarımsak ve bal tedavisini deneyin.
Sarımsağın karaciğeri hedef alan herhangi bir patojene karşı savaşmak için harika bir gıda olduğunu unutmayın. Aynı zamanda bazen tehlikeli seviyelere gelebilen toksinleri de giderir.
Metabolizmanız burada büyük bir rol oynamaktadır, aminoasitler ve proteinler karaciğeri güçlendirirken, sindirim sisteminizi de iyileştirir ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL ile de savaşır.

sarimsak
Bal ve Sarımsak Tedavisini Nasıl Yapacağız?

Neye ihtiyacınız olacak?
Balı koyacağınız 1 cam şişe veya kavanoz
1 baş sarımsak
Seçtiğiniz cam kabı doldurabilecek kadar bal
Hazırlanışı
İlk yapmanız gereken şey sarımsağı soymak. Keskin bir bıçak ile hepsini ikiye kesin. Bu sarımsağın doğal ve tedavi edici faydalarının bal tarafından absorbe edilmesini sağlayacak.
Bir sonraki adım ise çok basit. Sarımsak dişlerini cam kavanoza doldurun ve üste de yavaşta balı dökün.
Amacınız herhangi bir baloncuğun oluşmadığından ve sarımsağın üzerinin tamamen bal ile kapandığından emin olmak. Herhangi bir hava kabarcığı oluşmuşsa eğer bunu bir kaşık yardımıyla yok edin.
Kabı güzelce kapatın ve 1 hafta beklemeye bırakın. Ardından karışımımız tüketime hazır olacak.
Günde sadece 1 yemek kaşığı bu bal ve sarımsak tedavisinden yemeyi deneyin, karaciğer ve genel sağlığınızın iyileşmesine yardımcı olun.
Kesinlikle çok etkili olduğunu göreceksiniz!

Kaynak :Sağlığa Bir Adım

Sağlık Ve Güzellik · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

7 Adımda Holistik Öğrenme ile Hafızanı Güçlendir

Holistik öğrenme, “tam mesaj” ya da “tam kayıt” demek olan hologram kelimesinden türetilmiştir ve “eksiksiz bütünlük” anlamına gelir. Bizlere, var olan her birimin, evrenin bütün bilgilerine sahip bulunduğu gerçeğini açıklar.

Holistik düşünce, evrendeki her şeyin aynı bütünün parçaları olduklarını, birbirlerinden haberdar olarak tek bir sistem şeklinde hareket ettiklerini ve birbirleriyle ilişki, iletişim ve etkileşim içinde bulunduklarını ortaya koyar. Var olan her birim, diğerlerini etkileme, değiştirme ve yönlendirme özelliğine sahiptir. Bu nedenle de, en küçük bir birim bile gereklidir, önemlidir ve değerlidir.

Holistik öğrenme, “aktarılan” ya da “alınan” bilgileri beynimizin sol ve sağ yarım kürelerinin çalışma tekniklerine uygun olarak düzenlemeyi, sonra da bu iki yarım kürenin birlikte en yüksek verime ulaşabilmelerini için, aralarındaki koordinasyonu ve uyumu sağlayan bağlantı köprüsünü (Corpus Callosum) devreye sokmayı sağlar.
Önemsiz gibi görünen ufacık bir kelime, bir bağlaç, minik bir virgül, nokta, soru işareti, beynin algılama, öğrenme, hatırlama sistemini son derece derinden etkileyebilmektedir. Bu nedenle, noktalama işaretlerine öğrenmenin trafik işaretleri, bağlaçlara ise yön levhaları benzetmesini yapabiliriz.

Bir Bilginin Hafızaya Kaydı Nasıl Gerçekleşir?

Holistik öğrenmeye göre, algıların değerlendirilmeleri, hafızaya kaydı 3 aşamada gerçekleşir.


a. Çok Kısa Süreli Hafıza

Hafızanın birinci aşaması, yaklaşık 20 saniye devrede kalan, elektriksel özellik taşıyan çok kısa süreli hafızadır. Eğer algılanan şey, beyin tarafından ilgi ya da merak ile karşılanmıyorsa veya beyinde daha önceden kayıtlı bulunan bilgilerden hiçbirisiyle çağrışım oluşturmuyorsa, 20 saniyelik bir süre boyunca beyinde dolaştıktan sonra elenir. Hafızaya kaydedilmeden unutulur gider.

Örneğin, sokak gürültüsü, bilmediğimiz bir dildeki konuşmalar vb.

sokak gürültüsü

b. Kısa Süreli Hafıza

Kısa süreli hafıza, hücrelerde kimyasal bir değişim oluşturur. 20 dakika devam eden bu süreçte, gerekli olan değişimi ortaya koymayan, uzun süreli hafızaya geçemez. Kendisine ulaşan bilgileri çevresindeki hücrelere aktarır.

c. Uzun Süreli Hafıza

Uzun süreli hafızaya kayıt, artık bilgilerin hafızaya kayda geçirilmesinin son aşaması olduğu için oldukça önemlidir. Kayda geçirilen bilgilerin kaliteleri ve doğrulukları, daha sonraki anlama, öğrenme, hatırlama, karar verme ve tepki gösterme gibi çeşitli davranışlar üzerinde hayati derecede etkili olur.

Hatırlamak önceden kaydedilmiş olan bilgileri yeniden gündeme getirmek, beyne çağırmak anlamına gelir. Kaydedilmiş her türlü bilgiye, eğer herhengi bir hastalık ya da deformasyon söz konusu değilse, ulaşmak mümkündür. En iyi hatırlananlar, en kaliteli şekilde kaydedilmiş olanlardır.

Beyin her şeyi eksiksiz kaydeder, ama az şeyi hatırlar. Bunun nedeni kayıt yapan hücrelere giden yolların ve kanalların az kullanılmaları, sonradan tıkanmaları, zedelenmeleri ya da çeşitli nedenlerle kayıtların bloke edilmiş olmasıdır. Yolları tıkayan etkenlerin başında, stres, yaşlanma nedeniyle oluşan kireçlenme, olumsuz anılar, önem sırasında geriye düşme, yapılan kaydın kalitesiz yapılmış olması gelir.

Alınan Bilgilerin Hafızaya Daha İyi Yerleşmeleri İçin Neler Yapabiliriz?

hafızayı güçlendirme yöntemleri

1. Tekrar Etmek

Düzenli tekrar, alınan bilginin beyne iyi yerleşmesini sağlar. İlk tekrarı 10 ila 20. dakikada yapmak gerekir. Daha sonra 24 saatlik periyotta tekrar edilirse (zor bir konu ise 1 hafta, 1 ay sonra da tekrar edilmelidir) uzun süreli hafızamıza kaydedilir ve gerektiğinde hatırlarız.

2. Bilgiyi Kendi Beyin Modeline Göre Yorumlamak

Bilgiyi kendi düşünce formatımızla ve kendi kelimelerimizle ifade edip, yani bir başkasına aktarmaya çalışmak da bilginin hafızaya daha iyi yerleşmesini sağlar.

3. Bilgiyi Yazarak Düzenlemek ve Kategorize Etmek

Bilgiyi kategorize etmek ve bunu yazarak yapmanın hafıza kaydının sağlıklı yapılması adına büyük yararı vardır. Kağıda geçirirken düşüncelerin göz ile algılanması, gerektiğinde kolaylıkla göz atılarak hatırlama sürecini sağlar. Bilgiyi pekiştirmemizi, en önemlisi beyne bu konuya değer verildiğini kanıtlaması, en önemli yararlarındandır.

4. Bilgiyi İşe Yarar Hale Getirmek

Alınan bilgiler kişisel duygularla etkileşime girmedikçe yabancıdır ve tam olarak kullanılamaz. Yani kişinin bilgiyi kendi kullanımına hazır hale getirmesi gerek.

Örneğin, bir problemin çözümünü öğretmenden dinlediniz. Ama benzer bir problemi tek başınıza çözmeye çalışmadıkça öğrendikleriniz tek kanallı kalır, zayıf bir kayıt olur bir işe yaramaz. Problemin mantığını ve ana hatlarını doğru kategorize edip, beyindeki birçok eski bilgiyle ilişki kurmasını sağlarsak, benzer problemleri çözmek kolaylaşır.

5. Birbirine Bağlama Yöntemi

Bu teknik hatırlamak istediğimiz şeyleri, çok abartılmış ve tuhaflaştırılmış bir hikaye kurgusu içinde beynimize almayı öngörmektir.

Alışverişe gidiyorsunuz ve listenizde tam 7 adet ürün var: Ekmek, süt, yumurta, limon, portakal, şeker, ton balığı. Bunları bir kağıda yazmak yerine zihninizde saçma bir hikaye oluşturuyorsunuz. Bu teknik, beynin sağ lobunu çalıştırmaya yöneliktir. O yüzden hikayenizin olabildiğince abartılı, canlı ve süslü olmasına dikkat edin.

6. Sayılar ile Şekilleri Eşleştirme Yöntemi

Bu teknik, 1’den 10’a kadar sayılarla belirli sözcüklerin ve resimlerin eşleştirilmeleri temeline dayanır. Bu sistem, elbise dolabına asılmış askılara benzetilebilir. Sayı ve şekiller askıları oluşturur. Ama ona asılan elbiseler değişebilir. Burada dikkat edilmesi gereken konu, şekil ve sayının biçim olarak birbirine benzemeleri zorunluluğudur.

Örneğin, karpuz sözcüğünü aklınızda tutabilmek için, onu eşleştirmiş olduğunuz 3 sayısını şekilsel olarak simgeleyen tarak şekliyle uyumlu bir hikaye oluşturmanız gereklidir. Bir kızın elindeki çatalla karpuz yerken diğer elinde tutuğu tarakla saçlarını taradığını tasarlayabilirsiniz.

Bu teknik hem yaratıcı yanımızı belirginleştirir, hem de beynimizin daha fazla bölümünün kullanıma açılmasını sağlar. Bu tasarladığımız hikayenin abartılı, absürd olması hatırlanması istenen şeye özel bir anlam kazandırır, dolayısıyla hatırlamamız kolaylaşır.

7. Sayılar ve Sesleri Eşleştirme Yöntemi

Burada şekiller yerine sesleri kullanırız. Örneğin, üç sayısına aynı ses tınısını veren uç ile eşleştirebiliriz.

Bir Bira (Bira içen Adam)
İki Kiki (Kıkırdayan Kızlar)
Üç Uç (Uçan bir kuş) gibi…

Kaynak
Aydın Arıtan – Holistik Öğrenme

Sağlık Ve Güzellik · Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bu Yazıdan Sonra Her Akşam Ayak Masajı Yapacaksınız.

Bu Yazıdan Sonra Her Akşam Ayak Masajı Yapacaksınız.

Tüm enerji ayaklarımızdan geçer. Vücudunuzdaki negatif enerjiyi temizlemek ve huzurlu bir gün geçirmek için her akşam bir dakikalık ayak masajı uygulamalısınız. Ayak masajı yaptığınızda bedensel sinirler rahatlar ve fiziksel, ruhsal olarak iyi hissederiz.

 

refleksoloji-ayak-masaji-tablosu1

Uzak doğu antik terapi yönteminde tüm organların ayakta belli noktalarda karşılıkları olduğu ve buralara yapılan masaj ile bağlantılı bölgelerin sinirsel rahatlama yaşayacağı söyleniyor. Refleksoloji ile yapılan bilimsel araştırmalar mevcut. Refleksolojinin amacı vücutta sıkışan negatif enerjinin bu noktalara uygulanacak masaj ile atılmasını sağlamaktır. Ayak masajı ile ruhsal enerjimizi pozitif yükleyebiliriz.
 Önemli Not: Bu tıbbi bir tedavi yöntemi değildir. Herhangi bir rahatsızlığınızda önce uzman doktora başvurunuz. Bu alternatif bir terapi yöntemi önerisidir.
  • Kasları gevşetir
  • Kan akışını ve ter salgısını artırır
  • Depresyon ve anksiyete belirtileri hafifletir.
  • Odaklanmayı güçlendirir.
  • Adet öncesi belirtileri hafifletir
  • Cilt sağlığını destekler
  • Vücut Sağlığını destekler
Ayak masajını bir dakika boyunca iki ayağınıza da hafifçe uygulayabilirsiniz. Bu yöntemi doktorunuza danışarak uygulamanız tavsiye edilir. Ayaklara yapacağınız masaj 15 dakikanın üzerinde olmamalıdır.
Sağlık Ve Güzellik

5 Dakikalık El Egzersizi ile Duygularınızı İyileştirin.

a1

Jin Shin Jyutsu kimdir? Antik dönem japon felsefecisi ve sanatçısıdır. O dönem alternatif tıp yöntemleri ile insanları iyileştirdiği söylenmektedir. Yöntem fiziksel ve duygusal refahı dengede tutmak için keşfedilmiştir. Bu bir dokunma terapisidir. Ağrıyı hafifletir ve hayati enerjiyi dengede tutmaya yardımcı olur. Tüm duygusal ve enerji noktalarının elden başladığına inanılır. Hafif uyumlu dokunmalar ile eldeki enerji hastalıkları iyileştirmede faydalı olur.

(Bu bir alternatif terapi yöntemidir. Lütfen herhangi bir rahatsızlığınızda önce uzman doktora başvurunuz)

İşte Jin Shin Jyutsu yönteminin faydalarından bazıları şunlardır:

Ağrı kesicidir ve gevşemeye yardımcı olur.
Stres ve kaygı etkilerini azaltır.
Kan dolaşımını ve konsantrasyonu arttırır.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Cildi güzelleştirir ve cilt problemlerini azaltır.
Vücudun yenilenmesini arttırır.
Nefes solunumunu arttırır.
Toksinlerden arınmaya yardım eder.

BAŞ PARMAK:
Organlar: Mide ve dalak
Duygular: Duygusal baskı, endişe, üzüntü, keder, depresyon, anksiyete, stres, gerginlik,
Fiziksel Belirtileri: Mide sorunları, cilt hastalıkları, baş ağrısı

İŞARET PARMAĞI:
Organlar: Böbrek ve mesane
Duygular: Korku, zihinsel karışıklık, hayal kırıklığı,
Fiziksel Belirtileri: Sırt ağrısı, diş eti sorunları, sindirim problemleri,

ORTA PARMAK:
Organlar: Karaciğer ve kalın bağırsak
Duygular: Öfke, negatif düşünce, kızgınlık, sinirlilik, kararsızlık
Fiziksel Belirtileri: Baş ağrısı, adet sorunları, yorgunluk, kramplar, kan dolaşım sorunları

YÜZÜK PARMAĞI:
Organlar: Akciğerler ve Kalın bağırsak
Duygular: Anksiyete, endişe, reddedilme korkusu, olumsuzluk
Fiziksel Belirtileri: Cilt hastalıkları, sindirim ve solunum problemleri.

KÜÇÜK PARMAK:
Organlar: Kalp ve ince bağırsak
Duygular: Öz güven eksikliği, aile, güvensizlik, sinirlilik, yargılayıcı,
Fiziksel Belirtileri: Kan basıncı, boğaz ağrısı, şişkinlik.

Bu basit el egzersizini yapmak için
Jin Shin Jyustu göre > Elin her bölümü farklı bir organ ve ilgili duyguya bağlıdır. Yukarıdaki yazıda elin hangi bölümünde probleminiz olduğuna karar verebilirsiniz.
> İyileştirmek istediğiniz duygu durumu ve organ için o parmağa basılı tutun. Derin nefes alıp verirken, yaklaşık 3-5 dakika tutun.
> Eğer enerjiyi dengelemek ve vücut için uyum sağlamak istiyorsanız her parmağınıza yukarıdaki egzersizi tekrarlayın

Kaynak:awesomequotes4u.com

Sağlık Ve Güzellik

Eskiden leblebi yer gibi ilaç yerdim. 5 yıldan bu yanadır bir tek antibiyotik dahi almadım hamdolsun. Bunu neye borçluyum diye soracaksınız;

6-10-2016-11

Eskiden leblebi yer gibi ilaç yerdim. 5 yıldan bu yanadır bir tek antibiyotik dahi almadım hamdolsun. Bunu neye borçluyum diye soracaksınız;

Zencefil Bal Limon Çayının (KIŞ KÜRÜ) Faydaları – Neye iyi gelir?
Bu kürü kış ayları yaklaşırken hastalıkların salgın olduğu bu zamanlarda tüketmeye başlarsanız soğuk algınlığı olma riskiniz azalır.
Öksürük tedavisinde kullanılır.
Mide üşütmelerinde, bulantılılarda tedavi edici etkisi vardır.
Gribe karşı mucizevi bir koruma sağlar.
Vücut direncinizi artırır.
Virüsleri etkisiz kılar.
Kış Kürü Yapılışı için gerekli Malzemeleri:

1 adet limon ( Dilimlenmiş)
1 adet orta boy kavanoz
1 kavanozun yarısına kadar taze zencefil
Yettiği kadar bal
bal zencefil lmon kis kuru karisimi
KIŞ KÜRÜ
Kış Kürü Nasıl Yapılır – Hazırlanışı:

Öncelikle zencefilin kabuklarını soyun ve ince bir şekilde (jülyen) dilimleyin. Dilimlediğiniz zencefilleri kavanoza yerleştirin ve dilimlenmiş limonları da ekleyin. Üzerine Balı da ilave edin. Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve kış kürünüzü buzdolabına kaldırın.
Kış kürünü kullanacağımız sırada 1 çay bardağının içerisine 1 dilim limon, hazırladığınız zencefil karışımından 1 yada 2 yemek kaşığı ekleyin ve üzerine sıcak su ilave edip karıştırın.
Zencefil Limon Bal karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi soğuk su veya soda ilave ederek de tüketebilirsiniz.
Hazırladığınız bu karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir.
Afiyet ve şifa olması dileklerimle. Yapanların, faydasını görenlerin mutlaka yorumlarını bekliyorum.

Sedat Aşçı

 

Sağlık Ve Güzellik

2016’in antioksidanı: Chia tohumunun faydaları

chia-tohumu-ve-faydalari-630x210Doğal bir omega-3 kaynağı olan Chia tohumu mutfaklarımıza yeni yeni girmeye başladı. Chia tohumu lif, mineral, protein deposu olması nedeniyle birçok alanda tercih ediliyor. Chia tohumu ile hazırlanan gıdalar tokluk hissi vermesi nedeniyle diyet listelerinin vazgeçilmezleri arasında yer almaya başladı.

2015’in öne çıkan tahıllarından biri olan Chia tohumu’nun faydalarını, nasıl tüketilmesi gerektiğini anlatacağız şimdi size. Lif, protein ve mineral bakımın oldukça zengin olan ve son zamanlarda diyet listelerinin vazgeçilmezleri arasına giren Chia tohumunu yakından tanıyalım…Chia kelime anlamı olarak Maya dilince enerji demektir.

Chia tohumu Aztek ve Mayaların dayanıklılık sırrı, enerji ve kuvvetli yapılarının gizemli kaynağı olarak bilinir. Özellikle gluten içermemesi, yüksek lif içeriği, kaliteli protein ve aminoasit kaynağı olması ve yine birçok mineralden de zengin bir tahıl olması ile öne çıkan Chia çekirdeğinin; salatalar, yumurtalı yiyecekler ve pudingler gibi birçok yemek çeşidi açısından da geniş bir kullanım yelpazesi var.

*Chia tohumunda çok yüksek düzeyde omega 3 bulunur. Kullanan kişiye yüksek miktarda enerji sağlar.

*Chia tohumu, ağrılara çok iyi gelir. Bir nevi ağrı kesici gibidir. Özellikle eklem ağrılarında kullanılabilir.

*Bağırsakları temizleyerek vücutta detoks etkisi oluşturur.

1234622_6cd3cb28589bdaaf977f7b9b81bad62e

*Chia tohumu kilo vermek isteyenler için kullanışlı bir bitkidir. Kullanımı da çok kolaydır. Sadece chia tohumu yutulur. Yutulan çia tohumu ise midede şişer ve uzun süre tok tutmaya yarar.

*Chia tohumu kalp ve damar hastalıklarını önler.

*Yüksek miktarda life sahip olan chia tohumu kan şekerini düzenler.

CHİA TOHUMUYLA YAPILAN SAĞLIKLI VE PRATİK TATLI TARİFİ

Chia Tohumu bütün yada öğütülmüş olarak tüketilebilir.İsteğe göre öğütülmüş yada tane halindeki 1 tatlı kaşığı chia çekirdeği sabah yoğurda karıştırılarak tüketildiğinde posalı bir besin olduğu için diyette kişinin daha fazla süre tok kalmasına yardımcı olur.Yine chia tohumu salatalara serpilerek tüketilebileceği gibi pilav yada dolma içlerinede karıştırılıp yenilebilmektedir.Chia tohumunun yemeklerde tad bozma gibi bir etkisi yoktur.

Ayrıca chia çekirdeği diyet hamur işlerinin içinde öğütülmüş olarak yada tane halinde poğaça v.s. hamur işlerinin üzerinede tıpkı haşhaş gibi serpilerek tüketilebilmektedir.

Chia çekirdeği vücutta detoks için ve yine açlık hissini bastırmak için şu şekilde de kullanılabilir;
2 tatlı kaşığı chia çekirdeği 1 subardağı ılık suda 10 dakika kadar bekletildikten sonra hem su içilir hemde içine ilave ettiğiniz chia tohumu yenir.Böylelikle suda şişen chia tohumları sizi daha fazla tok tutacaktır.Tabi chia tohumu sadece zayıflama amacıyla kullanılmaz içerisindeki vitamin ve minerallerden de isitfade etmek amacıyla tüketilir.Aşağıda resimde görüldüğü üzere chia tohumu çeşitli meyve kokteyllerinin ve pürelerininde içine karıştırılarak tüketilir.Böylelikle chia çekirdeği ile çeşitli lezzetlerde elde edilebilir.

Su çekip jel kıvamı almasından faydalanıp soslarınıza kıvam vermek için kullanabilirsiniz.

Eğer lif tüketmeye çok alışkın değilseniz, ilk zamanlar şişkinlik hissedebilirsiniz. Miktarı biraz azaltıp alıştıkça yavaş yavaş arttırmanız iyi olacaktır.

Chia tohumu kalsiyum, fosfor, magnezyum ve protein gibi kemik sağlığı açısından değerli bileşenler içerir.

28 gram (yaklaşık iki yemek kaşığı) chia tohumu tavsiye edilen günlük kalsiyum miktarının %18’ini karşılar. Bu oran gram bazında değerlendirildiğinde birçok süt ürününden daha fazladır. Bu sayede diş ve kemik sağlınızı korumaya, osteoporozu engellemeye yardımcı olur.

Magnezyum kemik sağlığı açısından önemlidir, ve vücudun biotin ve thiamine gibi bileşenleri kullanabilmesine yardımcı olur. İki yemek kaşığı chia tohumu günlük alınması tavsiye edilen miktarın %30’unu karşılar.
İki yemek kaşığı chia tohumu günlük alınması tavsiye edilen fosfor miktarının %27’sini karşılar. Fosfor sağlıklı kemikler ve dişler için önemlidir, ayrıca vücut tarafından hücre ve dokuların büyümesi ve onarımı için gereken proteinin sentezlenmesi için kullanılır.

1234622_50258259916fac8fdc462fdf74aeec75Chianın kulanım alanı esasında biyolojik yapısından dolayı oldukça geniş: Su tutumunun yüksek olmasının yanı sıra yumurta gibi kıvam verme ve jelleşme özelliği ile de dikkat çekiyor; öyle ki 200 ml kadar ılık badem ya da Hindistan cevizi sütüne ekleyeceğiniz, 2 çorba kaşığı kadar chia tohumu buzdolabında bekletildiğinde 3 saatin içinde üzerine mevsim meyveleri de ilave edebileceğiniz nefis kıvamda, pratik bir pudinge dönüşüyor.

Üstelik bu puding aslında kahvaltı yerine geçebilecek kadar da besin değeri yüksek, bol proteinli, bol lifli, besleyeci ve tok tutucu bir ara öğün alternatifi.

Özel bir bilgi;

Sabahları 1 bardak suya ekleyeceğiniz 1 tatlı kaşığı chia tohumu ve yarım lime limon, müthiş enerjik ve doğal bir detoks içecek olarak güvenle kullanılabilir.

Sağlık Ve Güzellik

İnsanların da bilgisayar gibi ‘yeniden başlat’ tuşu varmış!

İnsanların da bilgisayar gibi ‘yeniden başlat’ tuşu varmış!

Babasından miras olarak çok değerli bir bilgi alan Zu San Li hakkında bir Japon efsanesi vardır: “uzun ömür noktası” veya “yüz hastalığın noktası”.
İnsanların da bilgisayar gibi ‘yeniden başlat’ tuşu varmış!

 

Babasının tavsiyesine uyarak Zu San Li her gün bu noktaya masaj yapmış ve onlarca imparatorun doğumuna ve ölümüne şahit olacak kadar yaşamış. Bu noktaya masaj yapmak, Uzak Doğu’nun binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi metodlarından biridir. İnsan vücudunda bir yılın aylarını ve günlerini anımsatan 365 nokta ve 12 majör meridyen vardır.

Spesifik noktalara parmak baskısıyla uygulanan akupresur yöntemi belirli organlarla bağlantılı meridyenlerin ve kanalların öğretilerine dayanır. Çin tıbbında vücut bir enerji sistemi olarak görülür ve masaj organların fonksiyonel aktivitelerini ve enerji akışlarını etkileyebilir.

Zu San Li noktasını aktive etmek yenilenme ve iyileşme etkisi yaratabilir, yaşlanmayı önleyebilir. Çin’de bu nokta “uzun ömür noktası” olarak bilinirken, Japonya’da “yüz hastalığın noktası” olarak adlandırılır.

Zu San Li Noktasını Nasıl Bulacaksınız?

Vücudumuzda Zu San Li noktası diz kapağının biraz altındadır. Bu noktayı doğru tespit edebilmek için elinizi parmaklarınız aşağıya gelecek şekilde aynı dizinizin üstüne yerleştirin. Avuç içiniz dizinizi kaplasın.

Örneğin sağ eliniz sağ dizinizin üstünde olsun. Zu San Li küçük tırnağınız ile yüzük parmağınızın tırnağı arasındaki noktadır. Eğer bu şekilde doğru noktayı bulamıyorsanız yere oturup dizlerinizi kendinize çekin. Ayaklarınız hala yerde olsun. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz, parmağınızı onun üzerine koyup hafifçe bastırın. İşte bu nokta Zu San Li noktasıdır.

Japonlar Neden Bu Bölgeye “Yüz Hastalığın Noktası” derler?

Zu San Li noktası bedenimizin alt yarısındaki organların çalışmasını kontrol eder. Adrenal bezleri, böbrekler, cinsel organlar, sindirim kanalının uygun bir şekilde çalışmasından sorumlu bölümlerin içinden geçen omuriliğin fonksiyonlarını yönetir. Zu San Li noktasına masaj yaparak insan sağlığının koruyucusu rolünü üstlenen en güçlü salgı bezleri olan adrenal bezlerinizin (böbrek üstü bezleri) aktivitesini artırmış olacaksınız.

Bu bezler kandaki hidrokortizon, adrenalin ve diğer önemli hormonları salgılarlar. “Uzun ömür noktası”na her gün düzenli masaj yaparsanız bedeninizdeki adrenal bezlerinin fonksiyonlarını şu şekilde normalize etmiş olursunuz:

Kan basıncının dengelenmesi
2. İnsülin, glikoz seviyelerinin dengelenmesi
3. Vücuttaki inflamasyonun azaltılması
4. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi

Zu San Li noktasına masaj yapmanın diğer faydaları:

Sağlıklı sindirim sistemi
Bağırsak ve sindirim sorunlarının giderilmesi
Felç sonuçlarının tedavisi
Özgüven kazanılması
Stres ve tansiyonun üstesinden gelinmesi
İçsel denge
Bu noktaya masaj yapmanın cinsel güçsüzlüğe, hıçkırığa, kabızlığa, gastrite ve idrar kaçırmaya da iyi geldiği düşünülüyor. Hatta bağışıklık sistemini güçlendiren bu masajın daha fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmayı da sağladığına inanılıyor.
Zu San Li noktasına ne zaman masaj yapmalısınız?

Bu masaj sabah saatlerinde, öğle yemeğinden önce yapıldığında daha etkilidir. Her diz için saat yönünde dairesel hareketlerle (parmağınızı yavaşça bastırarak ve bastırdığınız noktada bir süre kalarak) yaklaşık 10 dakika kadar yapılmalıdır. Başlamadan önce sakin nefesler alıp vererek ve hislerinize konsantre olarak kendinizi sakinleştirin. Masajı oturur pozisyonda yapın.

Mümkün olduğunca masaja konsantre olun ve şifa sürecinin başlamasına izin verin. Bu masajın uyarıcı bir etkisi vardır.

Akşamları Zu San Li noktasına saat yönünün tersine masaj yapanların haftada 400-500 gr kilo verdikleri de söyleniyor.

Siz yine de uyarıcı etkisizliğinden dolayı uykunuzu kaçırmaması için yatağa gitmeden önce bu masajı yapmamaya dikkat edin. Yeni Ay zamanı masajın etkisinin arttığı da akupresur uzmanlarının iddialarından biri.
Zu San Li noktasına masajı Yeni Ay’dan 8 gün önce her sabah yapmaya başlarsanız yaşlanma sürecini yavaşlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve yukarıda saydığımız faydaları sağlaması söz konusu.
Öğle yemeğinden önce bu noktaya yapacağınız masaj hafızanızı, kardiyovasküler ve sindirim sisteminizi de güçlendirebilir.
Öğleden sonra ise stres, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk için bu masajı yapabilirsiniz.

Not: Saat yönünü ayarlarken masaj yapan siz olduğunuz için kendi açınızdan olmasına dikkat ediniz.

Sağlık Ve Güzellik

Kızılcığın Faydaları

kizilcik

Kızılcık, kızılcıkgiller den olan kısa boylu sarı çiçekli ağacın meyvesidir.Meyvesi kırmızı renkli olmakla birlikte C vitamini açısından oldukça zengindir ve kızılcık portakaldan 2 kat fazla C vitamine sahiptir. Sadece meyvesi değil ağacın yaprakları, gövdesi de şifa kaynağıdır. Dağlarda yetişen bu meyve şurup şeklinde de tüketilir marmelat şeklinde de tüketilir. Mayhoş bir tadı olan kızılcık doğal şifa kaynağıdır.

Kızılcığın Faydaları

  • Vücut direncinde önemli bir etken olan kızılcık daha zinde olmanızı sağlayacaktır.
  • Ağzınızda oluşan aft ve benzer yaralara iyi gelmektedir.
  • Alerjilerinize de iyi gelebilir.
  • Vücudunuzda oluşan mikroplar ile savaşma ve onları yok etmek için önemli bir meyvedir.
  • Diyabet hastalarının suyunu içmesi yararlı olacaktır.
  • Ünlü tıp bilimci İbni Sina yaraların iyileşmesin de kızılcığı kaynatarak hastalarının tedavisinde kullanmıştır. Çünkü kızılcığın kanı pıhtılaştırma özelliği vardır.
  • Antioksidan özelliği ile kanserli hücrelerin büyümesini engeller.
  • İshale de iyi geldiği bilinmektedir çünkü kızılcığın kabız yapma özelliği vardır.
  • Böbrek taşlarınız için doğal bir ilaçtır.
  • Üst solunum yolları enfeksiyonlarında kaynatılarak suyunun içilmesi sizi rahatlatır ve hastalığı daha çabuk atlatmanıza yardımcı olur.
  • Meme kanserinde, kanserli hücrelerin yok edilmesinde yarar sağlar.
  • Uykusuzluk probleminize de yardımcı olur.
  • Kolesterol düzeyini olması gereken seviyeye çeker.
  • Diş eti problemlerinizi ortaya çıkmadan engeller.
  • Kadınların büyük problemlerin den biri olan menopozu önleme ve geciktirmede iyi bir etkendir.

 

Kızılcık Hangi Şekillerde Kullanılır

Bir çok çeşitte kullanılan kızılcığın bazı kullanım şekilleri şöyledir;

 

Kızılcık Suyu;  500 gr kızılcık ile 3 su bardağı suyu kaynatarak elde edebilirsiniz. Kızılcık suyu böbrek taşlarında , enfeksiyon ile ilgili hastalıklarda şifa kaynağı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca kan pıhtılaştırma da kızılcık suyu şifa kaynağıdır.

 

 

Kızılcık Şerbeti; 500 gram kızılcık ile 2 su bardağı şekeri (nasıl bir tat elde etmek istiyorsanız o kadar şeker kullanabilirsiniz ), 2 su ve bir miktar limon suyu. Kızılcık ve suyu bir tencereye ekleyerek bir müddet kaynatın. Sonra bir süzgeç yardımı ile ezerek meyvelerin suyunu çıkarın. Ve şekeri de bir tencereye alarak üzerine de 1 bardak su ekleyerek kaynatın ve suyunu çıkardığınız kızılcıkların suyunu ekleyin ve çok az bir kaynama süresi belirleyin. Tencereyi ocaktan almadan hemen önce bir miktar limon suyunu ilave edin. Şerbetimiz servise hazır hale geldi. İsteğiniz üzerine şerbete buz veya karanfil ekleyebilirsiniz.

 

Kızılcık Marmelatı; 

1 kilo kızılcık ve 1 kilo şeker ile 1 çay kaşığı limon tuzundan oluşan malzemeler ile marmelat elde edebilirsiniz. Öncelikle bir çay bardağı su ile temizlenmiş kızılcıkları kaynatın kaynadıktan sonra süzgeç yardımı ile kızılcıkları ezin. Ezilen kızlcıkları tekrar tencereye alarak ölçüsü verilen şeker ile tekrar kıvamını alıncaya kadar kaynatın ve limon tuzunu ekleyin. Tencereyi ocaktan aldıktan sonra kavanozlara boşaltın ve serin yerlerde muhafaza edin. Diyabet hastası olanlar şekeri kendi istedikleri şekilde ayarlayabilirler.

Sağlık Ve Güzellik

Doğru diş fırçalama Teknikleri

dis-fircalama-teknigi

 

Çoğumuz diş fırçalamayı bilmiyoruz aslında.Bilsekte şıpşıp fırçalayıp çıkıyoruz lavabodan.İçimizi rahatlatmaktan başka bir işe yaramıyor bu.

Burda diş fırçalamanın püf noktaları gayette güzel resmedilmiş.Bir diş doktoru paylaşmış bizim için diş fırçalamanın detaylı tekniklerini sağolsun. Okuyalım ve uygulayalım cınımlar 🙂

1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.

2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.

3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.

Diş fırçalarken en son dili de fırçalamayı ihmal etmiyoruz. Günde sabah aksam iki kez ve iki dakika dişlerinizi fırçalayın. Mutlu gülüşler

dterdal.com/