İkinci hayatın tek bir hayatın olduğunu anladığın anda başlar.

ağaç

“Hayalim, bir gün her insanın sahip olduğu yeteneklerinin farkına varıp kendi mutluluğunun sorumluluğunu eline alması. Çünkü hayatta hiçbir şey çocukluk düşlerini gerçekleştirmekten daha önemli olamaz..”

RAPHAELLE GIORDANO
“İKİNCİ HAYATIN TEK BİR HAYATIN OLDUĞUNU ANLADIĞINDA BAŞLAR”

Sonbahara doğru…

Bazilari yaz bitiyor diye uzuledursun, ben onumuz sonbahar diye kipir kipirim. 😅 Bendensen çak bir beslik o zaman. Bu fotografi da bir bahar gunu cekmistim. Yalan olmasin ya ilkbahar baslangici ya da sonbahar. Resme bakinca insan icerdeki sicaklgii hisseder gibi oluyor. Zaten bunu hissedebildiysen tamam sen de bahar aşiklarindansin. Elhamdulillah Rabbimden gelen her mevsim kabulumdur. Hic de sikayet etmedim yillar yili. Ama bahar ayri bir guzeldir benim icin. Hem sonbahar hem ilkbahar. Ikisi de bir baska. Tuhaf bir huzur kapliyor icimi. Hele annem de turlu ya da yesil mercimek yaptiysa. Onun kokusuyla o sonbahar kokusu karistiysa o hazzi nasil tarif etsem size bilemem. Her seyin her insanda cagrisimi farklidir. Yasadiginiz kotu, tatsiz seyler varsa size onu hatirlatan seyleri sevmessiniz. Ya da sizi mutlu eden seyler yasadiysaniz size onu cagristiran seyleri seversiniz. Bu bir mevsim, esya, nesne, yemek, film, muzik hatta bir koku bile olabilir. Hatta kokular daha etkilidir. Aslinda sonbahara olan sevgim bundan cok daha farkli bir sey. Sonbahar bana kendimi guvende hissettiriyor. Sanki icine saklanacagim,dinlenecegim koca bir kis onumde der gibi gelişi. “Seni usutmicem, ama hic terletmicem de. Hem yagmurumda da pek guzel olur yurumesi, hele toprak kokusunu alirsan, sen bu mevsimin sanslilarindansin. Ben gelmeden kahveni yap, okumayi en cok istedigin kitabi hazirla, kadifemsi battaniyeyi de çek uzerine” der gibi 😍
Yani bir mevsim dile gelip bunlari soyleyemez tabi bunlar hep hayal gucumun urunleri. 😄

Sacmalamayi kesip muzik listemin en huzur vericilerinden, en kafa dinlendiricilerinden biriyle birakiyorum.

Yazin son günleri bahçe keyifleri…

Iki gun once cekilmis bir fotograf bu. Tanistirayim; benim dort ayakli dostlarimdan Pamuk. Kendisi adi gibi pamuk gibidir. Diger iki kedimiz cimbom ve tiger’in aksine o bize cok baglidir. Gun boyu bahceden ayrilmaz. Bahceye ciktigim o gun bana eslik etti. Ingilizce kelimeler ezberleme cabasindaki ben, turk kahvemi de alip bu yumusacik dostumla biraz hoşbeş ettim. Yazdim sildim yazdim sildim ama soylemeden edemicem ben yine yazayim. Bana gore bircok hayvan ben insanim adamim diye dolasan bircok insandan daha adam, daha sevgi dolu. Yani insan su cumlenin anlamini yasamadan gercekten anlayamaz. Malesef biz ne kadar guzel baksak da bazi gercekler var. Bazilarinin kalbinin yeterince yumusak olmadigi gercegi, can acittigi, kalp kirdigi gercegi. Insani sevmiyorum diyemem. Elbetteki insana olan merhetim, sevgim once yaradandan oturu var. Ama inanin su hayvamlardan aldigim o enerjiyi bazen bazi insanlardan alamiyorum. Cunku bazi insanlar malesef kotu bakiyorlar. Hayata, insanlara, hayvanlara, olaylara her seye… Ne yapalim, simdi ne yapmak lazim? Tutup kendimizi mi degistirelim bunun icin? Tutup merhametimizden, insanligimizdan ödun mu verelim, onlara mi benzeyelim? Tabi ki asla. Napalim kalp bu. Bazen kirilir dokulur, bazen kendimizi muthis bir boslukta hissederiz; sanki butun dunya bizi karsisina almis gibi. Ama sonra zaman… onarir butun hepsini.Sonra bir kucak alir sizi, sarar. Ya da bir kisi, sadece sesiyle sarilir size. “Seni seviyorum” der. O zaman bir dala tutunur gibi tutunursunuz hayata. Her seye ragmen hani derler ya “insan insana muhtaç” hakkaten dogru. Istedigin kadar guclu ol. Bir tane sevginin ilginin odagi olmadikca ruhun yalniz kalacak. O yuzden sev sen bir kalbi. Kendi kalbin gibi. Olmadi Allah var Gam yok deriz. Demem o ki; her karanligin sonu aydinlik, uzul ama sonra yine iyi et kendini.💞

En çok kendine gülmeli insan hayatta…

Fotoğraf: Gülşah ozçiftçi

En çok kendine gülmeli insan hayatta Bakıp bakıp da değil içten içten… Kendi varlığını sevmeli .. Tümüyle kabullenip. Kalbini acmali korkmadan, cesaretle. Güneş her gün yeniden doğuyor. Ve birçok insan henüz uykudayken oluyor bu O yüzden uyanık olmalı hayata Kelimelerin bile ifade edemeyeceği kadar net bir uyanıklık Ve içten.. Samimi. Gerçek. Uzun yıllar önce çok sevdiğim bir dostum Büyük kadınların soyundan gelmişsin sen söyleyemediğin şarkıların seni büyütecek ve bunları şimdi değil 35 yaşına geldiğinde anlayacaksın demişti. Anliyorum. Hayatımda aldığım en güzel iltifattı bu. Sonra.. Senede bir kez daha önce gitmediğiniz bir yere gidin demiş Dalia Lama da, aylik yapiyorum dedigini.. Ruhuma dinginlik, bakışıma başkalık veriyor bu.. An da kalamadığım zamanlarda “an”da kalmamı sağlıyor. Yorgunlugun bile farkina varmami. Şimdi de olmanın anlık dürtülerle yaşamak olmadığını, ev huzurunu, kiymet bilmeleri pekiştiriyor. Bol bol okumamı sonra. Düşünmemi ve düşünmemeyi bilmeyi… Zihnim kendi kendine kaldıkça, beni esir almadıkça sırtım da dikleşmeye başladı bir de. Hepsi aynı anda oldu. Sen ne isen dünyan da o oluyor bir anda. Mucizelere inanırsan onlar da kendilerini teslim ediyorlar sana. Rastlantıların çok da öyle tesadüf olmadığını anladıkça önündeki yollar yepyeni kıvrımlar açıyor sana. Yeter ki gorebil sanslarini.. Karanlık yanlarını kabul ettikçe içindeki parıldayan yıldızları görebiliyorsun Bazı şeyleri ruhunla yaptığında, derin bir nehir akıp gidiyormuş senden. Tazelik, aydınlık ve derin bir mutluluk en büyük belirtileri bu ışığın. Hafiflemek için derinleşmek gerekiyor hayatta. Tüm duyguları dibine kadar yaşamak Onların esiri olmadan… Gerçek cümleleri, gerçek zamanlarda kurmak Öylesine değil… O an neredeysen orada olmak, geçmişte değil. Yolunu çizmek ama plan yapmamak gelecek kaygısıyla Hayatın akışına teslim olmak ama savrulmamak mesajı yanlış anlayıp . Aciyi da yasamak huznu de. Kacmadan hicbir duygudan ancak Derinden bir hisle hiçbir yükü taşımadan varolmak Gozyaslarinin tadini bilince yasamda, gulmek de baska olur cunku. Kiymet bilirsin. Her şey yüzeyde olursa tüm pislikler sırtına biner insanın Boğazına düğümlenir. Hayaller mutluluklar sevinçler duygular paylaşımlar azalır Tüketilir hepsi… Bunları bilerek, farkındalıkla yeni şeyler öğrenmek. Bir olmak, bütün olmak kendinle. İşte böyle geçti şimdiye kadarki yaşamım. Kimi zaman bir çırpıda… Şimdilerdeyse bir ayı bir yılmış gibi dolu yaşayarak. Zaman mevhumunu ortadan kaldırarak Gülerek, kahkahalarla büyük büyük… ne cok fedakar ne cok bencil olarak. Dengede. Alışkanlıklardan hafiften vazgeçip de yeni yelkenler açmak okyanuslara..kalbin sesinin zihnin sesinden daha gür cikmasi her daim. Yeni yaşımın ilk günü. VE bizim ne kadar yaşadığımızı yıllar değil deneyimlerimiz belirliyor Yüzeylerde, sığ denizlerde yüzmenin bütününüzü tatmin edemeyeceği kadar geniş bir kalbiniz olmasını dilerim… . iste tum bu hislerin bulundugu sayili anlar icin bile yasam harika bir yer.

Kaynak: Ezgi Demir.

Sen soganlari doğra salatayi ben yaparim..

Sen soğanları doğra salatayı ben yaparım… Hastalıkta sağlıkta yanında olacağına söz veriyorsun ama bir gün o hastalanıyor ve sen toplantıda olduğun için yanına gidemiyorsun. Akşam televizyonda bir filme denk gelip kanepede yanına kıvrılmak geliyor içinden ama sabah yedide kalkman lazım. Sabah mırıl mırıl sarılıp biraz daha uyumak istiyorsun ama dokuzda işte olmalısın. Öyle birkaç kez gecikirsen atılırsın. O zaman ev kirasını, kredi taksitini ödeyemezsin, buzdolabına mama koyamazsın ve artık birbirinizi sevmemeye başlarsınız. Bir insanı sevip birlikte bir hayat kuruyorsun ama onu günde sadece üç saat görebiliyorsun. Çocuğun oluyor, hasta oluyor, elini alnına koyup “geçti bak yok bir şey” diyemiyorsun. Ona mutlulukla hatırlayacağı çocukluk anıları bırakamıyorsun. Onun nasıl güzel güldüğünü, nasıl güzel oynadığını, senin adını ilk nasıl söylediğini göremiyorsun. Fırtınalı bir okul çıkışında sürpriz yapıp elinden tutamıyorsun.Bütün günün hastalıkta sağlıkta yanlarında olacağına yemin ettiğin ailenle değil, başkalarının yanında geçiyor. Hayatımızı sevdiğimiz insanlarla geçiremeyeceksek niye yaşıyoruz? Onlara sarılmak için akşam olmasını bekleyeceksek, akşam sarılmaya çalışırken sadece hayatımızın çözülmesi gereken sorunlarını konuşacaksak, ortak hayatımız sadece problem çözmek haline gelecekse ve biz bu yüzden birbirimizden bıkacaksak niye aile kuruyoruz? Birlikte yemek yapamadığımız, misler gibi sofralar hazırlayamadığımız, “Sen soğanları doğra, salatayı ben yaparım” demediğimiz insana karı, koca ya da sevgili diyebilir miyiz? Bunu yapamıyorsak, yaşadığımız hayata hayat diyebilir miyiz? İnsanın bir ailesi yoksa hiçbir şeyi yoktur. Ailenin tanımı da kadın-erkek-çocuk-kardeşler değildir. Dostlar da ailedir. “Haberleşelim” diye kapatılan telefonun ucundaki sesler, bir kahve bile içemediğimiz, alelacele bir araya gelip dağıldığımız, başımıza bir hal gelince aklımızdan, karnımızdan konuştuğumuz insanlar da ailemizdir. Geçip giden her an bir anı ve mutlu anılar biriktirerek yaşamaktan daha önemli bir şey yok. Her şeyi, herkesi yitirdikten sonra o anlar kalıyor. Geçip giden koca bir hayatın tek tesellisi parmaklarınla toplayabildiğin hatıralar, hepsi o kadar. Güzel anıların yoksa dünyanın tapusu üzerine olsa ne olur ki? Ne bütün gün ısıtıp içinde oturamadığımız evlere, ne üzerinde oturup eskitemediğimiz koltuklara sahip olmanın bir anlamı var. Özleyecek bir kokun, kolun kanadın kırıldığında bütün yükünü bırakacağın bir kucağın olmadıktan sonra parayla aldıklarını ne yapacaksın? Bir gün her şeyini bir anda yitirebilirsin ve geriye sığınacağın anların kalır. Biriktirebildiysen şanslısındır.

Nejat iŞLER SAYFASINDAN ALINMIŞTIR