Çalsana bir kapıyı!

1797417_454684797992585_216592552_n
Şöyle bir düşünüp de,dünyada paylaştıkça artan tek şeyin sevgi olduğunu farkettiğinizde;onun ne kadar özel bir kavram ve ne kadar güzel bir duygu olduğunu da keşfedersiniz.
Sevgi bir bütündür;bu bütünlük,farklı farklı parçacıklardan oluşur. Tıpkı kalbimiz gibi.Kalbimizde de birçok odacıklar ve bu odacıkların kapıları vardır.Her kapının arkasında da farklı sevgiler vardır:Allah sevgisi,insan sevgisi,anne-baba,kardeş sevgisi,doğa,hayvan sevgisi,aşk sevgisi…

“Ruhun dili bedendir,kalbin dili ise sevgidir.”

Yaşam,her yönüyle bir koşuşturmacadan ibarettir;bir mücadeledir…Mutluluk mücadelesi.Varoluşumuzun temeli olmasa da,yaşamımızı sürdürmenin temelinde “mutluluk mücadelesi” yatar.
Mutluluk yolunda en büyük silahımızdır sevgimiz.İşte bu yolda en büyük çabamız da,bu sevgiler arasındaki koşuşturmacadan oluşmalıdır.Yaşamımız boyunca,mümkün olduğu kadar bu odacıkların kapılarını çalmalı,ihtiyaçlarımız ölçüsünde bu farklı sevgileri tatmalıyız.

“Mutlu musun,için içine sığmıyor mu;çal bir odanın kapısını,paylaş sevgiyi doyasıya.Derdin,kederin mi var,yüreğin mi yanıyor;ne duruyorsun,çalsana bir kapıyı!”

Unutmayalım ki,mutluluk bir amaç,sevgi ise,bu yoldaki en büyük araçtır.Ve bu yolda ne kadar çok sevgiyi tadarsak,mutluluk yolunda o kadar yol almış oluruz.Bunun bir “Pollyanna”cılık olmadığının farkına vardığınızda,yüzünüzdeki tatlı tebessümün,mutluluğun resmini çizin…

Alıntı.

Üç hikaye… Üç ders

tumblr_mv9v60YSLA1s59yrco1_500
Üç hikaye… Üç ders

Hikaye 1

Avrupa’nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; “Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar” der. Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar. Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: “Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?” Ressam cevap verir: “Evet, ben bu resme milyonlarını verecek pek çok insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi var?..”
Buradan çıkarılacak kıssa Her şeyin fiyatını biliyor olmak yeterli değildir. Değerini de bilmek lazım. Bazen öyle anlar vardır ki, para hükümsüz kalır.

1456059_1404602276443705_1208801819_n
Hikaye 2

Hz. Ali’nin ağabeyinin oğlu Abdullah b. Cafer, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle ekmeğin ikinci parçasını da Continue reading “Üç hikaye… Üç ders”

Yaşamın Fısıltısını Dinlemeyi Unutmayın…! ( Okunası Anlamlı Bir Hikaye )

chelsea-hotel-4429
Yaşamın Fısıltısını Dinlemeyi Unutmayın…! ( Okunası Anlamlı Bir Hikaye )

Zengin bir adam mercedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan geçiyordu.
Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan bir çocuk gördü.

Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası kaldırım taşına
çarparak durabildi.

Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya
ve “Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale getirdin” diyerek
bağırmaya başladı.

Üzgün ve suçlu tavır içindeki çocuk “Amca lütfen kızma, sizden önce geçen
arabalara durmaları için işaret ettim, arabaların hiç biri durmayınca,
sizin arabaya taş attım” dedi.

Ve, gözyaşları içinde, kenarda devrilmiş duran bir tekerlekli özürlü
arabasını ve o arabadan düşerek yerde yatan Continue reading “Yaşamın Fısıltısını Dinlemeyi Unutmayın…! ( Okunası Anlamlı Bir Hikaye )”

ÖYLE KARŞILA Kİ…

ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ;
ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin.

EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin.

ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin.

BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; ömür boyu bir başka evlada imrenmesin.

İŞ ARKADAŞINI ÖYLE KARŞILA Kİ; dünyanın en iyi insanıyla, dünyanın en heyecanlı işini yapıyorum hissini yaşasın.

FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; ona serdiğin sofradan, daha büyük bir dua sofrası sersin.

ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.

Üstün DÖKMEN

Hangisi Aptal?

soru_isareti_00_th
Hangisi Aptal?
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar;

“Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi…”

… Berber çocuğa seslenir:

“Ali, buraya gel!”.

Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, “bak şimdi” diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar:

“Hangisini istiyorsan alabilirsin?”

Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek:

“Gördün mü? Sana söylemiştim.” der.

Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali’yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.

Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :

– Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!”

Alıntı.
cocuk1

İşte Doğum sıranız ve kişiliğiniz…

15344961 (1)
T Doğum sıranız ve kişiliğiniz…

Olumlu yönleri: Tek çocuk olanlar dünyanın büyük hareketlileridir. İşleri yönlendiren, iyi organize eden, çok özenli ve dikkatli, güvenilir kişilerdir. Gerçekleri, fikirleri ve detayları, sorumluluğu severler.

Olumsuzlukları: Tek çocuk olanlar yönlendirilebilirler. Onlar sıklıkla affetmezler, ilgiye ihtiyaç duyarlar, hatalarını itiraf etmekten nefret ederler, genellikle eleştiriye açık değildirler. Bazıları ise çok hassas görünürler, duyguları çok çabuk incinir.

İlk Çocuklar
Olumlu yönleri: Doğal liderlerdir. ABD’nin başkanı, astronot ve yönetici olabilirler. Sıklıkla duygularıyla, üstünlük hareket ederler. Fedakar ve vericidirler, agresif hareket edebilirler.
Her iki şeyi kontrol etmek için farklı methodlar kullanırlar. Kural olarak ilk doğanlar seçilmiş, kusursuz kişilerdir, detaylara dikkat harcamayı severler, zamanında, organize ve beceriklidirler. Bazı şeyleri ilk kez yapmak ister. Sürprizlerden hoşlanmazlar.

Olumsuz yönleri: Sıklıkla değişkenlik ve alınganlık. İnsanları çok zorlayan, gözü kara olabilirler ya da öğüt dinlemeyi sevmeyebilirler. Bazen ‘her şeyi ben bilirim’ havasında olabilirler, temsilcilikte zayıftırlar, kendilerine inandıkları kadar diğer insanlara inanmazlar.

Ortanca Çocuklar
Olumlu yönleri: Klasik ortancalar çok iletişimcidir, insanların memnuniyetini önemser ve nefretlerini göğüsler. Hayat okyanusunda tutunmaya çalışırlar, özdeyişleri ise “barışın bedeli yoktur”dur. Genellikle çok sakindirler, yumuşak başlıdırlar, iyi dinleyicidirler. Problemi çift yönlü görebilme yetisine sahiptirler, herkesi mutlu etmek için isteklidirler. İyi arabulucu ve görüşmecidirler.

Olumsuz yönleri: İlk doğanlardan daha az yönlendiricidirler, herkesin ondan hoşnut olmasını sağlama ya da onları daha az mutlu etme tutkusu vardır. Sınırları belirleme de sıkıntı yaşarlar. Herkesi mutlu etme gibi bir bağlılık duruma sürüklenebilir. Başkalarını gücendirmeden, iyi kararlar alamazlar. Başkalarının hataları yüzünden kendilerini suçlarlar.

En Küçük Çocuklar
Olumlu Yönleri: Dünyadaki amigolardan biri olabilirler. Güçlü insanlara özgü yeteneklere sahip ve eğlenmeye, insanlarla konuşmaya aşıktırlar.Yabancılık çekmeyecek tiptedirler, bir yere gittiklerinde kendilerini hemen evlerinde hissedebilirler. Dışa dönük, diğer insanlara enerji veren ve şimdi ya da daha Continue reading “İşte Doğum sıranız ve kişiliğiniz…”