Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bir gazeteci 102 yaşındaki bir adamla röportaj yapmak üzere evine gider. Gazeteci yaşlı adama ilk olarak bu kadar uzun yaşamasını ve bu yaşta böyle sıhhatli, dinç ve …

Her Gününüzün, İstediğiniz Gibi Muhteşem Geçmesi Dileğiyle
Her Gününüzün, İstediğiniz Gibi Muhteşem Geçmesi Dileğiyle

Bir gazeteci 102 yaşındaki bir adamla röportaj yapmak üzere evine gider. Gazeteci yaşlı adama ilk olarak bu kadar uzun yaşamasını ve bu yaşta böyle sıhhatli, dinç ve neşeli olmasını neye borçlu olduğunu sorar. Beklediği cevap, hiç sigara içmedim, kendimi yormadım, yoğurt yedim, ayran içtim, sabahları spor yaptım türünden birşeydir. Ancak, ihtiyar adam, gazeteciye şu cevabı verir:

“Evlat, Allah’ın bana lutfettiği her gün, erkenden yatağımdan kalkar ve halime şükrederek pencerenin önüne giderim. Bir-iki dakika dinlendikten sonra, hava ister güneşli, ister yağmurlu, ister sıcak, ister soğuk olsun kendi kendime şunları söylerim: ‘Bu, tam benim istediğim gibi muhteşem bir gün!

Karakalem/İsmail Örgen
Her Gününüzün, İstediğiniz Gibi Muhteşem Geçmesi Dileğiyle

Kelimeler Okyanusu

Tıkanıp Kaldığın da Hayat…

tumblr_miuk14SFk71rzhzxqo1_500

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak. Hep isteyip de bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa gerçekleştirmeyi denemeli! Her geçen gece ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı. Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntılarıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri, küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli! Sağlığını kaybedip ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat. İlla büyük acılar çekmemeli küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine “ GÜL ” inleyen birine “ SUS “ dememeli! Ağlayana omuz inleyene çare olabilmeli. Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak! Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp hapsetmeli kokusunu içine. Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını. Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın! Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi örebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli! Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı; bir fırsat yaşamdan yeni bir şey öğrenebilmek için; kaçırmamalı! Çünkü hiç düşmemişsen el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen anlamsızdır elvedaların. Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı! Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek yada almak için. Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli! Akli ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere. Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için. Soruları olmalı yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür bir elveda için. Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan. Tıpkı her şeye sahip olamayacağı gibi… Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı…

CAN DÜNDAR

Kelimeler Okyanusu

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !İşte Bugünün Gerçekten Okunmaya Değer Yazısı…

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.

“HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !İşte Bugünün Gerçekten Okunmaya Değer Yazısı…” yazısını okumaya devam et

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların. Ve hep ileriye taşısın seni. Kendin ile kavgalara…

Gülümsemeyi unutma!…
Gülümsemeyi unutma!…

Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların. Ve hep ileriye taşısın seni.
Kendin ile kavgalara attığın adımlardan korkma!…Açık bırak pencereni ve sabah güneşinin rüzgarında olsun bakışların.Küçücük mutlulukların görkemine inandır kendini ve gülümse…Umutların bitmesin asla izin verme!…Ve şairin şu sözlerine kulak ver;“Senden bir tane daha yok bu dünyada. Gülümsemeyi unutma!…”

Kelimeler Okyanusu

Her sabahın güneşi farklıdır.. Her gülümsemenin sebebi gibi.. Sen başını eğme bugün. . Perdeni arala,bırak güneşin…

Yeni gün size ve sevdiklerinize şans getirsin
Yeni gün size ve sevdiklerinize şans getirsin

Her sabahın güneşi farklıdır..
Her gülümsemenin sebebi gibi..
Sen başını eğme bugün. .
Perdeni arala,bırak güneşin içine doğsun
Bugüne güzel başla, bugüne
gülümseyerek ve sevgiyle başla
Güneş üzerinize doğsun
Gün nasıl isterseniz size öyle gelsin
Yeni gün size ve sevdiklerinize şans getirsin…

Kelimeler Okyanusu

Bahar Temizliği…

Bahar temizliği...

BAHAR TEMİZLİĞİ

Yazmayan kalemleri.Sayfası bitmiş defterleri.Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.Arka balkona tıkıştırdığınız,
bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi.
Dibi kararmış tencereyi.Taşındığınız hangi evden kaldığı,hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini Kestiğiniz eski gazete küpürünü İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz,
dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi. Buzdolabının üzerindeki diyet listesini
(faturaların altında duruyor)Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları Atıldığınız işleri Beceremediğiniz ilişkileri
Kişisel gelişim kitaplarını
Atın.
Arkanızdan konuşanları.Önünüzü kapayanları.Alamadığınız terfiyi Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları Aldığınız en kötü karneyi.Hatta en iyi karneyi.Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.Kaçan trenleri.Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.
Bakın, ne güzel güneş çıktı.
-ALINTIDIR-