Sen soganlari doğra salatayi ben yaparim..

Sen soğanları doğra salatayı ben yaparım… Hastalıkta sağlıkta yanında olacağına söz veriyorsun ama bir gün o hastalanıyor ve sen toplantıda olduğun için yanına gidemiyorsun. Akşam televizyonda bir filme denk gelip kanepede yanına kıvrılmak geliyor içinden ama sabah yedide kalkman lazım. Sabah mırıl mırıl sarılıp biraz daha uyumak istiyorsun ama dokuzda işte olmalısın. Öyle birkaç kez gecikirsen atılırsın. O zaman ev kirasını, kredi taksitini ödeyemezsin, buzdolabına mama koyamazsın ve artık birbirinizi sevmemeye başlarsınız. Bir insanı sevip birlikte bir hayat kuruyorsun ama onu günde sadece üç saat görebiliyorsun. Çocuğun oluyor, hasta oluyor, elini alnına koyup “geçti bak yok bir şey” diyemiyorsun. Ona mutlulukla hatırlayacağı çocukluk anıları bırakamıyorsun. Onun nasıl güzel güldüğünü, nasıl güzel oynadığını, senin adını ilk nasıl söylediğini göremiyorsun. Fırtınalı bir okul çıkışında sürpriz yapıp elinden tutamıyorsun.Bütün günün hastalıkta sağlıkta yanlarında olacağına yemin ettiğin ailenle değil, başkalarının yanında geçiyor. Hayatımızı sevdiğimiz insanlarla geçiremeyeceksek niye yaşıyoruz? Onlara sarılmak için akşam olmasını bekleyeceksek, akşam sarılmaya çalışırken sadece hayatımızın çözülmesi gereken sorunlarını konuşacaksak, ortak hayatımız sadece problem çözmek haline gelecekse ve biz bu yüzden birbirimizden bıkacaksak niye aile kuruyoruz? Birlikte yemek yapamadığımız, misler gibi sofralar hazırlayamadığımız, “Sen soğanları doğra, salatayı ben yaparım” demediğimiz insana karı, koca ya da sevgili diyebilir miyiz? Bunu yapamıyorsak, yaşadığımız hayata hayat diyebilir miyiz? İnsanın bir ailesi yoksa hiçbir şeyi yoktur. Ailenin tanımı da kadın-erkek-çocuk-kardeşler değildir. Dostlar da ailedir. “Haberleşelim” diye kapatılan telefonun ucundaki sesler, bir kahve bile içemediğimiz, alelacele bir araya gelip dağıldığımız, başımıza bir hal gelince aklımızdan, karnımızdan konuştuğumuz insanlar da ailemizdir. Geçip giden her an bir anı ve mutlu anılar biriktirerek yaşamaktan daha önemli bir şey yok. Her şeyi, herkesi yitirdikten sonra o anlar kalıyor. Geçip giden koca bir hayatın tek tesellisi parmaklarınla toplayabildiğin hatıralar, hepsi o kadar. Güzel anıların yoksa dünyanın tapusu üzerine olsa ne olur ki? Ne bütün gün ısıtıp içinde oturamadığımız evlere, ne üzerinde oturup eskitemediğimiz koltuklara sahip olmanın bir anlamı var. Özleyecek bir kokun, kolun kanadın kırıldığında bütün yükünü bırakacağın bir kucağın olmadıktan sonra parayla aldıklarını ne yapacaksın? Bir gün her şeyini bir anda yitirebilirsin ve geriye sığınacağın anların kalır. Biriktirebildiysen şanslısındır.

Nejat iŞLER SAYFASINDAN ALINMIŞTIR

Reklamlar

Yeni Güne Mucizelerinle Başlaman Dileğiyle…

large (2)
Söylediğin sözde, yaptığın işte, düşüncelerinde sevgiyle hareket ettiğinde mucizeler yaratırsın. Ruhundan, özünden; sevgiden gelen her şey sana neşe, huzur verir.
Kendin için neyin doğru olduğunu bilemediğin zamanlarda gözlerini kapat ve derin bir nefes al. Sakinleş…
Yapmak istediğin ya da senin için uygun olup olmadığını merak ettiğin şeyi düşün.
Ne hissediyorsun?
Eğer hissettiğin şey huzur, neşe, mutluluksa, niyetin yüzünde gülücükler açtırabiliyorsa senin içindir, uygundur.
Zaten Sen senin için neyin uygun olduğunu her zaman bilirsin.
Yapmayı istediğin şeyde ya da niyetinde ilk önce sevgiyi ara.
Niyetlerinin, dualarının kaynağı sevgi olduktan sonra onların birer birer harika bir şekilde gerçekleştiklerini görür ve her bir yeni günde yepyeni mucizelere kollarını açarsın.

YENİ GÜNE MUCİZELERİNLE BAŞLAMAN DİLEĞİYLE…

Günaydın :)

large (8)

Günaydın herkese…

Şu an  henüz gün doğmadı.Doğruldum yüzümü yıkadım.Bir  kaç işimi hallettim ve tekrar  yatağıma geldim.Yorganımı çektim üzerime  maillerimi kontrol ettim.Çok güzel bir günn çokkkk bizim için yeniden doğuyor  güneş.Hava hala karanlık.Perdem sonuna  kadar  açık.Çok şükür  ki karşı tarafta  sadece körfez’in manzarası var.Karşı tarafın ışıkları ışıl ışılll.

Penceremin gördüğü ağacın dalları hala  kuru çiçek vermedi.Uyandığımdan beri kuş seslerini dinliyorum biliyor musunuz,o kadar güzel o kadar  güzel ki.Birbirleriyle  konuşuyorlar san ki araların da.Yemek bulmak için hazılarnıyorlar adeta.Araların da  mıntıka  bölümü yapıyorlar ya da ne  bileyim onlar da benim gibi erkenden kalkıp yaşadıkları bu  yeni gün için ALLAH’a şükrediyorlar…Bu kuş sesleri en güzel müziklerden bile  güzel.Bana dünyanın en güzel orkestralarını getirseler şu serçe  kuşlarının çıkardıkları o cıvıltılar kadar güzel gelmez.Kuş sesleri olmayan bir dünya düşünemiyorum inanın.

Birileri ölüyor bir yerler de,birileri yaşıyor.Bu ömrü bize Rabbim veriyor.Yine  istediğin de  o alıyor.Bak sen de uyandın bu yeni güne sen de dahilsin.Bak aynı havayı soluyoruz  ve aynı göğün altındayız.Dünya   Continue reading “Günaydın :)”

Merhaba !!!

largeBu aralar sizin de  yolunuza çiçek açmış ağaçlar  çıkıyor mu?Benim öyle.Çok mutlu oluyorum.Birkaç gündür yağmurun tadını çıkarıyorum.Durup durup ”ay ne  kadar  güzel yağmur yağıyor”diye söyleniyorum.

Kurs arkadaşlarım bu ne  mutluluk bakışları atıyorlar  bana.Eminim herkes  mutlu olmuştur  ama  ben içimde  tutamam mutluluğumu da  hüznümü de  dışarı taşarım hemen böyle.

Bugün Gitar  kursuna gitmek için yola  çıkmştım..Yarım saatlik bir  yolum var,yürüyerek gidiyorum.İki yol seçeneğim var  ama ben anaokulunun  bahçesinde ki köpeği görebilmek ve ona selam verebilmek için diğer  yolu seçmiştim bugün.Yol bayır aşağı bir yol,etrafta ağaçlar  ve siteler var.Yoldan aşağı doğru inmek için döndüm ve  ilerlerken küçük bir  çocuk sesi duydum ” merhaba”dedi bana.Sesinde mutluluk vardı,gür ve kendine güvenen bir tonu vardı.Ona doğru döndüm.Bir erkek çocuktu ve muhtemelen ilkokula falan gidiyordu.Sitenin bahçesindeydi,bana  bakıyordu.Onu ilk kez görmüştüm.Muhtemelen o da beni.Bana el salladı,tabi ki ben de  ona.

Sırtında ki çantaya bakılırsa  okuldan geliyordu.Şarkı mırıldanarak arkasını döndü  evine doğru ilerledi.Bu çok hoşuma gitmişti.O nasıl bir ruh haliydi öyle enerjisini anın da bana geçirmişti.Hiç tanımadığım bir  çocuğun Continue reading “Merhaba !!!”