“Bildiklerini anlat, ama aklı vermeye kalkma…

large (14)

“Bildiklerini anlat, ama aklı vermeye kalkma. Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma. Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez, çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez. Herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmekte korkaklıktır. Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir.”

– Mevlâna Celaleddin Rûmi

Ey yiğit! Yazgıya bahane bulma, Yükleme kendi suçunu başkasına. Suçunu gör, dönüp de etrafında

tumblr_n2fovplE8W1sjk29do1_500
 Ey yiğit! Yazgıya bahane bulma,
Yükleme kendi suçunu başkasına.
Suçunu gör, dönüp de etrafında kendinin.
Kendindendir, gölgeden değil çektiklerin.
Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?
Ne ektinde ektiğini biçmedin?
Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar.
Çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar.

MEVLANA

EY CAN! Kazandıkça bölüşemiyorsan ELİNİ sorgula. Konuştukça kırıcı oluyorsan DİLİNI sorgula. Yürüdükçe…

large (2)
EY CAN! Kazandıkça bölüşemiyorsan ELİNİ sorgula.
Konuştukça kırıcı oluyorsan DİLİNI sorgula.
Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan YOLUNU sorgula.
Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan GÜNÜNÜ sorgula.
Sevildikçe vefasızlaşıyorsan GÖNLÜNÜ sorgula.
Hangi hâlde olursan ol SONUNU sorgula…!

Mevlana

Her düşündüğüne inanma! İnsanı mahveden, eziyet eden cümleyi sonunda bulmuşlar:Nil Karaibrahimgil Kaleminden…

large (33)
Her düşündüğüne inanma!

İnsanı mahveden, eziyet eden cümleyi sonunda bulmuşlar:

BU OLMAMALIYDI! Bana olmamalıydı. Burada olmamalıydı.
Bu –meliydi –malıydı ekleri zaten bizim belalımız. Bizi içeriden çürüten bütün cümleler bu eklerle bitiyor. Artık kıskıvrak yakalandıklarına göre bu iki pişmanlık kokan, şikayet kokan, kendine acıma kokan ekleri hayatımızdan çıkarmanın zamanı geldi.
Gerçeği, şekli nasıl olursa olsun kabul etmemek, veri kabul etmemek ve onunla bilek güreşine girmek, ruhumuzu yenik duruma düşürüyor. Gereksiz bütün acı çekmelerimizin dibinde, gerçeği olduğundan başka türlü istemek var.
Karşılaştığımız her durumla, biriyle tanışır gibi tanışıp el sıkışabilsek keşke. Ve isteklere oradan başlasak, mücadeleye oradan başlasak.
Olana karşı çıkmadan, nefret etmeden, ondan kaçmadan. Olandan dolayı başkalarını suçlamadan. Deliler gibi sebep aramadan. Hikayeler uydurmadan ve nefesimizi kesmeden. Olanı, ne olursa olsun, mutluluğumuzun mutlak gerekeni yapmadan. Ondan daha fazlasını isteyip durmadan. Kendini olanlardan dolayı suçlamadan. Olanı genelleyip “hayat zaten böyle” demeden. Olanı yok sayarak, ondan başka şeylere sapmadan. Karşımızda bütün çıplaklığıyla duran şeye bakıp, onu olduğu gibi ve olduğu kadarıyla kabul ederek.
Bu büyük bir erdem olsa gerek. Yapması Okumaya devam et “Her düşündüğüne inanma! İnsanı mahveden, eziyet eden cümleyi sonunda bulmuşlar:Nil Karaibrahimgil Kaleminden…”

Mevlana’dan Pozitif Düşünce Üzerine…^-^

large (26)Kötü bir işe düşünce ibret al, üzüntüye düşme. Fayda ve zarar zamanında da gülmeye bak. Gülün yapraklarını tek tek koparsan da sana gülümser o. Bir dikenden niye gama düşersin? Diken olmasa gül olur mu?

-Belaya uğrayan müminin misali, tencerede kaynayan nohuta benzer. Nohut, yanmaktan ıstırap duyar da kaçmak için kapağı zorlar. Hanım, çikmasin diye kepçe ile bastırır. Nohut, yanmanın yok oluş değil nimete dönüşme olduğunu bilse kaçar mıydı? Allah pişesin, olgun olasın diye seni belalarla kaynatır.

-Ayağın kırıldı diye üzülme. Allah sana belki kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye kırılma, belki oradan bile bir kapı açılır.

-Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır. Allah da senin tozunu alıyor, niye kederlenirsin?

-Kışın yüzü soğuktur ama şefkâtlidir. Yaz gülümser
ama yakar, kavurur. Darlık geldi mi onda genişlik görmeye bak.

-Geceyi yaratmasaydı Allah, bu millet kazanma hırsından kendini helak ederdi. Sıkıntılar gecedir. Dinlen, kederlenme. Sabah elbet olacak.

-Dert nerede ise deva oraya gider.Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın.

-Allah, bunalan kişinin duasını kabul eder. Meryem iffetinden ‘beni fahişe sanırlar’ diye bunaldı, Hakk’a yalvardı da Allah İsa’yı konuşturdu.

-Kötüye yormak ve vehim yapmak, insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak.

-Ad san sahibi olmazsan, insanlar arasında kaybolurum sanma. Defineyi açık ve meşhur yere koymazlar.

-Gamdan sevinmeye çalış. Gam, vuslat tuzağıdır. Bu yolda aşağıya düşüş, aslında hakikâte yükseliştir. Gam bir hazinedir. Senin zahmet ve meşakkât çekişinse maden. Gam derdine düşen, madeni kazmaya başlamıştır. Azimle kazan, ulaşır defineye.

-Gökten yeryüzüne ne yağarsa yer ne kaçabilir, ne de çare bulabilir. ‘Sizi topraktan yarattık’ ayetini unutur da Hak’tan gelene öfkelenirsin. Topraksın, arştan gelenden kaçamazsın. Toprak gibi razı ve mütevazı ol.

-Dert, Allah’ı gizlice anmana vesile olacaksa tüm dünya malından yeğdir. Dertsiz dua soğuktur. Dertli dua gönülden, aşktan gelir

Mevlana

Can konağını aramadaysan Cansın;Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin;Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan O’sun sen.der Mevlana. Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan…

large (15)
Can konağını aramadaysan Cansın;Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin;Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan O’sun sen.der Mevlana.

Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık.

Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sü*rükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır.

Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslın*da, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü.

Her aşkta kendimizi ararız; o yüzden bulduklarımız, benzerlerimizdir.

Resimlerini yanyana koyun sevdiklerini*zin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size.
Madendeki inciyi aradıkça madensin.

Ekmek lokmasına heves ettikçe Okumaya devam et “Can konağını aramadaysan Cansın;Bir lokma ekmek arıyorsan ekmeksin;Şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: Neyi arıyorsan O’sun sen.der Mevlana. Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan…”

Bir gün Mevlana’ya felsefe ile meşgul olan bir grup insan geldi. İmani konularda soruları vardı. Mevlana, bu felsefecileri Şems-i Tebrizi’ye gönderdi. Felsefeciler Şems’e geldiklerinde, O, talebelerine, bir kerpiç üzerine nasıl teyemmüm edi…leceğini gösteriyordu. Gelenlerden biri…

Mevlana-ve-Sems
Bir gün Mevlana’ya felsefe ile meşgul olan bir grup insan geldi. İmani konularda soruları vardı. Mevlana, bu felsefecileri Şems-i Tebrizi’ye gönderdi.
Felsefeciler Şems’e geldiklerinde, O, talebelerine, bir kerpiç üzerine nasıl teyemmüm edi…leceğini gösteriyordu.
Gelenlerden biri, en çok takıldıkları üç soruyu, peş peşe sıralayıverdi:
1- Allah var dersiniz, ama görünmez, gösteremezsiniz; gösterin de inanalım!
2- Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonrada Cehennem’de ateşle ceza verilecek, dersiniz. Ateşten yaratılmış şeytana, ateş acı verebilir mi?
3- Ahirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının karşılığını görecek, diyorsunuz. Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar…

Sorular biter bitmez Şems, elindeki kerpici, soruları soran felsefecinin kafasına vurdu.
Felsefeci hemen kadıya gitti ve Şems’ten şikayetçi oldu.
“Ben soru sordum, O bana kerpiçle vurdu!” dedi.
Şems-i Tebrizi de kendini savundu:
“O bana sordu, ben de cevabını verdim.”
Kadı bu işi açıklamasını isteyince de şu açıklamayı yaptı:
“Efendim, bu adam, ‘Bana Allah-u Teala’yı göster.’ dedi. Ben de elimdeki kerpici başına vurarak sorusunu açıkladım. Şimdi başının ağrıdığını söylüyor. Bana başının ağrısını gösterebilir mi?”
Adam şaşırdı ve,
“Ağrı gösterilir mi? Ancak hissedilir!” dedi.
Şems de :
“İşte, nasıl varolan ağrı gösterilmezse, Allah’da vardır, ama göze gösterilemez demek istedim!”
Şems savunmasına şöyle devam etti:
“Bu adamın ikinci sorusu, ateşten yaratılmış olan şeytanın ateşle nasıl cezalandırılacağı idi.Ben bunu açıklamak içinde başına topraktan yapılmış bir kerpiçle vurdum. Başı acıdı, ağrıdı. Oysa ki kerpicinde kendisi gibi asıl maddesi topraktır. Nasıl toprak toprağa acı veriyorsa, ateş de ateşten yaratılmış şeytana azap verecektir. Üçüncü sorusu da ‘Bırakın insanları, isteyen istediğini yapsın; niçin ahirette yapılanların karşılığı verilecek, diye korkutuyorsunuz?’ şeklindeydi. Ben de ona canımın istediğini yaptım. Ama bundan hoşlanmadı ve beni size şikayet etti.”
Felsefeciler bu açıklamalar karşısında ne söyleyeceklerini bilemediler ve çok mahcup oldular.

Kıssadan Hisse..

Alıntı.

MEVLANA OĞLUNA DER Kİ: “Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen, herkesle… dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma! Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden …

mevlana
MEVLANA OĞLUNA DER Kİ:
“Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle… dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!
Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!
Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici!
Fena öğretici!
Fena düşünceli olma!
Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun..
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.
Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.
Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.
Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir..
Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.
Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”

Mevlana oğluna der ki:
Bahaeddin!
Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur;
Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.

Gönüller Sultanı Mevlânâ, yaşadığı çağı etkilemekle kalmadı, çağlar ötesine mesajlarını yaymaya devam ediyor.İşte size büyük bilge Mevlânâ’dan 10 Özel söz.

mevlevi-mevlana-sozleri
Gönüller Sultanı Mevlânâ, yaşadığı çağı etkilemekle kalmadı, çağlar ötesine mesajlarını yaymaya devam ediyor. Onun sevgi mesajları bugün dünyanın her köşesindeki insanların ilgisini çekiyor.Son yıllarda bütün dünya dillerine çevrilen Mevlânâ’nın sözleri öylesine çok okunuyor ki dev bütçeli filmlerde kullanılıyor, bir çok ünlü yazar tarafından tekrarlanıyor. Hele internet ortamında sözleri en çok paylaşılan ve yayınlanan bilgilerden biri Mevlânâ desek yanlış bir şey söylemiş olmayız. İşte size büyük bilge Mevlânâ’dan 10 Özel söz.

1.Sen, değerinle ve düşüncenle iki âleme bedelsin. Ama ne yapayım ki, kendi değerini bilmiyorsun. Kendini ucuza satma, çünkü değerin yüksektir.

2. İnsan, büyük bir şeydir ve içinde her şey yazılıdır. Fakat karanlıklar ve perdeler bırakmaz ki insan içindeki o ilmi okuyabilsin. Bu perdeler ve karanlıklar, bu dünyadaki türlü türlü meşguliyetler, insanın dünya işlerinde aldığı çeşitli tedbirler ve gönlün sonsuz arzularıdır.

3.Ümit, güvenlik yolunun başıdır. Yolda Okumaya devam et “Gönüller Sultanı Mevlânâ, yaşadığı çağı etkilemekle kalmadı, çağlar ötesine mesajlarını yaymaya devam ediyor.İşte size büyük bilge Mevlânâ’dan 10 Özel söz.”

“EDEP” bütün “EDEPSİZLİKLERE” Sabretmektir…Mevlana.İşte Okunmaya Değer Güzel Bir Yazı.

"EDEP" bütün "EDEPSİZLİKLERE" Sabretmektir
“EDEP” bütün “EDEPSİZLİKLERE” Sabretmektir

“EDEP” bütün “EDEPSİZLİKLERE” Sabretmektir…Mevlana

Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi fonksiyonu görmektedir.
Durumu Hacı Bektas Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli ‘helal değildir’ diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır .Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.
Mevlana söyle der: – Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı’na gider ve Hacı Bektas Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini Okumaya devam et ““EDEP” bütün “EDEPSİZLİKLERE” Sabretmektir…Mevlana.İşte Okunmaya Değer Güzel Bir Yazı.”