Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor..Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz

“Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim.
Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı
akşam yemeğine davet ederdim..
Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..
Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..
Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..
Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini yüzünü yıka” demezdim.. Onlara daha çok “seni seviyorum”,
ondan da daha çok “özür dilerim” derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey;
her dakikasını değerlendirmek olurdu..
Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar
ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için
şükredin.. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor..
Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.
Erma Bombeck

Yeni dünyanın en haklı öğretisi: “Daha çok satın alma, daha çok yaşa”

indir

Yeni dünyanın en haklı öğretisi: “Daha çok satın alma, daha çok yaşa”

Bir dönemin kült filmi Fight Club’ın o mottoya dönüşen repliğini hepimiz çok iyi hatırlıyoruz değil mi?: “Sahibi olduğun her şey, gün gelir sana sahip olur” İşte bu iddialı film repliği, o dönemin dünyasında çok uygulanabilir gelmese de, şimdilerde yaşamın özü sahip olmak değil, deneyimlemek olarak tanımlanıyor.

Peki siz gözünüzle şöyle bir taradığınız, PDF formatındaki kredi kartı ekstrenizin detaylarına en son ne zaman baktınız? Sadece iktisadi planlama yapmaya değil, kendinizi eğilimleriniz ve hayat görüşü üzerinden değerlendirmeye de yarayan bu harcama dökümlerinize detaylıca bakmanızı öneriyoruz. Neden mi? Çünkü eğer, emeğinizle kazandığınız parayı, “daha çok yaşamak” yerine “daha çok sahip olmak” için kullanıyorsanız bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Bunu sadece biz değil, birçok akademik çalışma da söylüyor:

Colorado University’den Leaf Van Boven ve Cornell University’den Thomas Gilovich’in, 2003 yılında başlayıp tam 12 yıl boyunca ortak yürüttükleri bir araştırmaya göre, insanlar daha çok sahip olmak yerine daha çok deneyim yaşadıkları takdirde, mutluluk ve tatmin oranlarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Özetle bu araştırma bizlere “Mutlu olmak için son model bir BMW ya da Apple’ın en yeni ürününü almayı beklemeyin. Çünkü mutluluk, algılarınızın sınırlarına dahil olan yeni deneyimlerde gizli” diyor.

Sahip olma kısır döngüsü

aile

Pek çoklarına göre, mutlak mutluluğa erişmenin anahtarı, normal şartlarda hayalini bile kuramayacağımız büyük bir paraya kavuşmaktır. Yani her sene umutla beklenen yılbaşı çekilişlerinin ve loto oyunlarının bu kadar rağbet görmesi tam da bu sebebe dayanır. Peki aslında “Büyük bir malikane, lüks arabalar, mücevherler, şık bir tekne, hatta bir özel uçak alacağım” hayallerinin gerçeğe döndüğünde mutluluk garantisi vermediğini söylesek?

İşte bu duruma “Easterlin Çelişkisi” deniyor. İktisat profesörü Richard Easterlin’in ortaya attığı bu teoriye göre: “Yüksek gelir, mutlulukla pozitif bir korelasyon içinde olsa da; uzun dönemde gelir artışı mutluluk artışına yol açmaz.” Bu paradoksu kanıtlayan pek çok anket ve araştırma mevcut. Ayrıca psikologlara göre, satın alınan materyal ve malların getirdiği ağır sorumluluklar ve bu varlığı koruma dürtüsü kişiyi anksiyete eğilimli bir ruh haline sokuyor.

Daha çok satın alma, daha çok yaşa!

Yazımızın başında söz ettiğimiz araştırmaya dönecek olursak, 2003 – 2015 yılları arasında 25 – 35 yaşlarında olan kesimin tüketim alışkanlıkları ile şimdiki Y kuşağının tüketim alışkanlıkları arasında oldukça keskin farklar var. Dönemin dünyasında daha çok alışveriş yapmak, daha pahalı restoranlara gitmek ve gayrimenkul yatırımları yapmak popülerken günümüzde bu alışkanlıklar yerini, daha çok seyahat etmeye ve ilginç hobi & alışkanlıklar edinmeye bıraktı.

Örneğin artık minimum bütçeyle maksimum yer görmeye imkan sağlayan seyahat planları Y kuşağının olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Ya da doğum günü / özel günlerde pahalı materyaller armağan etmenin devrinin çoktan geçtiğini söyleyebiliriz. Bunun yerine Y kuşağına mensup gençleri, sevdiklerine workshop, sergi ve konser davetiyeleri ve hatta uçak biletleri armağan etmeyi tercih ediyorlar. Çünkü “anı yaşamak” ile ilgili bilinçlenen yeni dünyanın gençleri, bunun daha çok satın almakla değil, daha çok tecrübe etmekle mümkün olabileceğinin farkındalar.

couple

Peki daha sade ama daha dolu ve mutlu bir yaşam için neler yapmak gerekir?

Tasarım ev eşyalarına binlerce Lira vermek yerine, bu eşyaların günün birinde eskiyeceğini aklınızdan çıkarmayın ve tasarruf edin. Daha az eşyaya sahip olmak size paha biçilmez bir özgürlük hissi aşılayacaktır. (Ettiğiniz tasarrufu dünyayı gezmek için harcamaksa işin en tatlı kısmı olabilir!)
Giysi, ayakkabı, aksesuar, kozmetik vb… Bu tip eşyalarınızı gözden geçirin ve gerçekten sık kullandıklarınız dışında kalanları ayırıp 2. El eşya satışı yapmaya imkan tanıyan internet sitelerinde satın. Kim bilir belki buradan elde edeceğiniz geliri yeni edineceğiniz hobinizi geliştirmek için kullanabilirsiniz!
Teknoloji ve otomobil alışverişi konusunda ölçüsüz davranmayın. Çünkü satın alacağınız otomobilin temel amacının sizi gezdirmek; alacağınız bilgisayar / tabletin temel amacının size yeni dünyaların kapılarını açıp sizi eğlendirmek olduğunu unutmayın. Bu tip materyallere gereğinden fazla para harcadığınızda, bunların keyfini sürmek yerine boyunuzu aşan fatura ve taksitlerle uğraşmak zorunda kalırsınız.
Sadece bir defa ya da dönemsel olarak kullanacağınız eşyaları satın alıp sonra bir köşeye atmak yerine, bu eşyaları ödünç almayı / kiralamayı düşünün. “Paylaşım ekonomisi” işte bu tam da bu yüzden var!

 

Her şey yeterli olsun

Seni ayakta tutmaya yetecek kadar Güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim, Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana Yetecek kadar güneş diliyorum.
Güneşi daha çok sevmene Yetecek kadar yağmur diliyorum.
Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar Mutluluk diliyorum.
Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi
algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.
İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar Kazanç diliyorum.
Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar Kayıp diliyorum.
Son “elveda”yı atlatmaya yetecek kadar “merhaba” diliyorum.

tumblr_njeq9g0BRO1s4dnu0o1_540

% 100 Düşünce Gücü Kitabından Alıntılar.Mutlaka Okumalısınız!

large (7)

içinde çok beğendiğim bölümler var mutlaka okumalısınız!

Düş Gezgini:
İnsan,kendisinin en büyük düşmanıdır.
-Kendini yönetme bilimi,bilinçaltını doğru kullanımalanlarına yönlendirme sanatıdır.
-Kişi kendisiyle ilgili inandığı,hayal ettiği,güvenle beklediği şeyleri mutlaka yaşayacaktır.
-Evrenin kendine ait bir düzeni ve yasaları vardır.Hayatın her alanı yasalarla yönetilir.Hiçbir şey,çevreye veya şansa bağlı değildir.
-Anahtar Psikojenez’dir;yani her şey düşüncede başlar.
-Kişinin bilinçliolarak düşündüğü her şey bilinçaltını etkiler ve bu düşünce,içerdiği arzu ve güce göre gerçekleşir.
-Kendimizi hayattan ayrı düşünebiliriz,fakat aslında okyanustaki bir damlanın denizin parçası olduğu kadar biz de bir “düşünce”nin parçalarıyız.
-Dünya ve içerdiği her şey düşüncenin ürünüdür.İster hoşlanalım ister hoşlanmayalım yaşadığımız dünya zihinsel bir dünyadır.Kullandığımız otomobil,yaşadığımız ev, oturduğumuz sandalye,önceleri bir düşünceden ibaretti.Hepsi önce “düşünce”de oluşturuldu ve “düşünce”nin yaratıcı sürecinin ürünü olarak gerçekleşti.
-Düşüncenin insan beyni ile sınırlı olduğunu düşünmek yanıltır bizi.İnsan beyni “düşünce”nin bir aracıdır yalnızca.
-Heinrich Heine’ye göre:”Işık gök gürültüsünden,düşünce de eylemden önce gelir.”
-Bilinçaltı,bedenin yapıcısı olarak bilinir.İster uyuyor olalım,ister uyanık;büyük istemdışı hayat sürer.
-Bilinç emirleri verir,bilinçaltı da uygular.
-İnsanlar gereksiz sınırlamaları kabul ederek kendilerini hipnotize ederler.
-Kuralları insan koyar,bilinçaltı bunları uygulamakla görevlidir.

KENDİNİ YÖNETME
(Kendinize aşağıdaki telkinlerde bulunun!)
*Düşüncelerimi seçme hakkımolduğunu idrak ettim
Başkalarının benimle ilgili düşünceleri beni bağlamaz.
Ben izin vermedikçe,kimse benim düşüncelerimi biçimlendiremez.
Kendim için sağlık,mutluluk,refah,sevgi ve anlayış düşüncelerini seçiyorum.
Korku ve nefrete düşüncelerimde yer yok.Bu andan itibaren hayatımın hakimi
benim. *

-İste ve sahip ol-Düşünce ek,eylem biç.
-Ekilen her zihinsel tohumun bir gün meyve vermesi,hayatın yasalarından biridir.
-Her güçlüğün üstesinden gelmenin bir yolu vardır.

Düş Gezgini:
PARLAK BİR YAŞAM İÇİN KENDİNİ YÖNETME
(Kendinize aşağıdaki telkinlerde bulununuz)

*Bu hayatımın dönüm noktası.
Geçmişi siliyorum.Gelecek ise seçimimi yapmamı bekliyor.
İşte bu anda yarınlarıma yön veriyorum.
Geçmişte yaptığım tüm hatalar için kendimi bağışlıyorum.
Geçmişi unutarak yeni bir hayata başlıyorum.
Kendim için yalnızca deneyimlemek istediğim şeyleri seçiyorum.
Seçtiklerim Kendiniz seçin:Sağlık,zenginlik,bolluk,mutluluk,arkadaş lık,başarı…v.s.
Bilinçaltı istediğiniz şeyi size sunmak için gerekeni yapacaktır.)

-Kendiniz olma cesaretini gösterin.
-Shekespeare Hamlet’te diyor ki:”Hepsinden önemlisi kendine karşı dürüst olmandır.
Gece gündüz bu doğruluğu izlersen
Kimseye karşı yanlış olmazsın.”
-Bir güzelkonuşma öğretmeni sınıfında ders veriyor:”Konuşurken yüz ifadeniz,sözlerinizle uyum içinde olsun.Örneğin,eğer cennetten söz ediyorsanız,gözleriniz parlamalı,yüzünüz ışık saçmalı.Eğer cehennem hakkında konuşuyorsanız…..Şey,sadece günlük ifadenizi takının yeter.”diyor.Günlük ifadeniz nedir?Kendisini kabullenmeyen,kendisini tümüyle yadsıyan bir insanın ifadesi mi?
“Evrenin en vazgeçilmez varlığı sizsiniz.Nerede olduğunuz,ne olduğunuz,hayatınızın ne denli büyük yada küçük olduğu önemli değil;kendi dünyanızın merkezi sizsiniz ve daima öyle olacaksınız.”diyor Frances Wilshire.,”Sen” adlı kitabında.
-İnsan kendisini küçümseme eğilimindedir.
-Evren sınır koymaz;biz inançlarımızla sınırlarız kendimizi.
-Bir insan kendini arıyorsa,kybettiği yere bakmalıdır.Acaba hiç tanımış mıdır kendisini?
-Korkunun bir sürü çocuğu vardır:Kıskançlık,kin,nefret ve şimdiye kadar söz edilen tüm olumsuz düşünceler korkunun çocuklarıdır.
-Yaratıcımız bizi koşulsuz bir sevgiyle sever.Kim olduğumuza,nerede yaşadığımıza,hayattaki pozisyonumuza bağlı değildir bu sevgi.
Emerson diyor ki:”Taklit intihardır.”
-İnsan kendisini reddettiği zaman,Hayat’ı reddediyor demektir.İnsan kendisini suçladığında Hayat’ı suçlamaktadır aslında.
-Hepimiz aynı kaynaktan geliyoruz.Hata yapabiliriz,ama ne fark eder!Hata,herhangi bir kimsenin bir şeyi nasıl yapılması gerektiği konusundaki fikrinden başka nedir ki?Doğruyu kim bilebilr ki?Kendiniz olursanız hata yapmazsınız.

-Emerson:”Tüm insanlar ortak bir bilince sahiptir.Düşüncenin üstünlüğünü kabul eden insan,özgürlüğünü kazanır” diyor.
-Napoleon Hill ise şunları söylüyor:”Kendi düşüncelerini yönetemeyen kişi,başka hiçbir şeyi yönetemez.”
-Uzayın ölçülebilir oluşu,yalnızca insanın zannıdır.Bu ölçü tümüyle görecelidir.Düşünce evrenseldir,sınırsızdır.Hiçbir şey düşünceyi kuşatamaz.
-Tüm insanlık ortak bir bilince sahiptir;bu Evren’in Yaratıcı Bilinci’dir.
-Bilinç sadece uyanık olduğumuz zaman iş başındadır;ama düşüncenin bilinçaltı kullanımı yirmi dört saat sürer.
-Hayatımıza hakim olmanın yolu,bilincimizi kullanmaktan geçer.Bir şeyi düşündüğümüz zaman,tıpkı toprağa ekilen tohumun meyve veren ağaca dönüşmesi gibi,bu düşünce de gelişmeye başlar.
-Bilinçaltına düşüncenin toprağı denir;bildiği tek şey,verilen tohum düşüncelere cevap vermektir.Her türlü hastalık ve düzensizlik bilinçaltının çalışma sistemini anlayamamamızdan kaynaklanır.
large (11)

Düş Gezgini:
KENDİNİ YÖNETME

*-Şu anda aklımı,fikirleri almak üzere açıyorum.Biliyorum ki sonsuz bilgi ve daha önce denenmemiş yaratıcı fikirlerle dolu bir kaynağa sahibim.Tek Bilinç’i kullanmak için gereken her şeyi içgüdüsel olarak biliyorum.Yaşamımı olumlu biçimde etkileyerek seçimler yapmak için yönetiliyor ve yönlendiriliyorum.Tüm korku ve endişelerimden arınıyorum.İçimdeki beni yaratıcı eylemlere ulaştıracak Sonsuz Zeka’ya güveniyorum.Sessizlik ve güven içinde güçkazanıyorum.Beni mutlu kılacak fikir ve ilhamlara açığım.*(Bu telkini kendinize yapabilirsiniz.)

*Başarıya ulaşmak için beş basamak:
1-Kendiniz için ideal zihinsel imajı belirleyin.
2-Çaba göstermeden yalnızca inanmak hiçbir işe yaramaz.
3-Düşüncelerinizi kendinize saklayın.
4-Esnek olun;gerekirse plan değişikliği yapın.
5-Gözlerinizi hedeften ayırmayın,işi yarım bırakmayın.

-Emile Zola,otobiyografisinde üç amacından söz eder: 1-Bir çocuk sahibi olmak 2-Bir kitap yazmak 3-Bir ağaç dikmek.
-Robert Browning diyor ki “İnsan,elinin uzanabileceğinden daha ötesini amaçlamalı.”
-İnanç çalışmakla kusursuzlaştırılır.
-Bir ağacın amacı dimdik kalabilmektir,ama rüzgâra göre eğilebilmesi de gerekir.Esnek olmayan bir amaç,ne kadar ulaşılabilir olsa da süreç içinde bize zarar verebilir.
-Bütün zamanınızı başınıza gelmesini istemediğiniz şeyleri düşünerek geçirirseniz,ters yöne koşan bir futbolcudan farkınız yok demektir.

Düş Gezgini:
KENDİNİ YÖNETME
1-Amaçlarınızı yazın.
2-Amaçlarınızı dikkatle değerlendirin.Onları gerçekten elde etmek istiyor musunuz?
3-Amaçlarınız benimseyiniz.
4-Amaçladığınız dünyada yaşadığınızı hayal edin.
5-Amaçladığınızın tersini asla düşünmeyin.Gözlerinizi hedeften ayırmayın.
6-Amaçlarınızı günlük olarak kabul edin;onları gerçekleştirme yolunda her gün size sunulan adımları atın ve amacınıza ulaşın.
-John Locke diyor ki “Aranmadan ansızın akla gelen düşünceler,çoğunlukla en değerli olanlardır ve bu yüzden korunmalıdır;çünkü nadiren tekrar gelirler.”

Yaratıcılığı Geliştirmek İçin Dört Kural:
1.Düşüncelerinizi bir noktada yoğunlaştırın.
2-Derinlemesine düşünmek aceleye gelmez.
3-Fikirler geldiğinde yakalamaya hazır olun.
4-Fikirlerinizi kullanın.

-Sevginin sesini dinlemesini öğrenirseniz sorularınıza yanıt bulabilmek için ondan ona koşmaya,endişelenmeye son verebilirsiniz.

KENDİNİ YÖNETME
*-Ben de evrenin sırlarına ulaşabilirim.Sonsuz bir Kaynak’la ilişkideyim.Şimdi aklımı(şu konudaki) cevapları almak üzere açıyorum.(Burada o anki sorularınızı ,ihtiyacınızı belirtin)Sükûnet içinde dinliyorum,açığım,almağa hazırım.İlham fışkırıyor.İhtiyacım olan fikirleri ve onları gerçekleştirmek için gereken gücü alıyorum.*(Bu telkini kendinize veriniz.)
-Kendiniz hakkında ne düşünüyorsanız O’sonuz.
-Düş kurmaktan korkmayın.Hayat düşlerden yaratılır;ancak düşlerinizin gerçekleşeceğine gönülden inanın ve onları gözünüzde çoktan gerçekleşmiş gibi canlandırın.

KENDİNİ YÖNETME

*Kendimi harika hissediyorum!Güçlü ve sağlıklıyım ve bunun tadını çıkarıyorum.
*Yaptığımı iyi yapıyorum ve doğal olarak da hep iyi sonuçlar alırım.
*Deneyimlerimi harika insanlarla paylaşıyorum.
*İhtitaç duyduklarım ve bana ihtiyacı olanlar kapıma gelir.
*Düş gücümü yapıcı olarak kullanıyorum ve arzuladığım hayatı gözümde canlandırıyorum.
*Bütün düşlerim harika bir şekilde gerçekleşiyor.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

Düş Gezgini:
BEN-GÜVENİ İÇİN KENDİNİ YÖNETME
*“Başarısızlıktan korkmaya son verdim.Artık hayatı saf hazzı için yaşıyorum.
-İçimdeki yaratıcı Güç’e inanıyor ve güveniyorum.
-Sadece benim değil herkesin içindeki Tanrı’ya güveniyorum.
-Kimse beni reddedemez,çünkü tüm Hayat’la bütünleştim.
-Hayatı neşe ve sevgiyle dolu olarak görüyorum.
-Şu anda Hayat tarafından kabul edildim.
-İçimdeki Ruh her zaman bana destek oluyor,huzur ve güven veriyor.
-Nerede olursam olayım,ne iş yaparsam yapayım,Sonsuz Varlık benimle birlikte,benim içimde mükemmel haliyle yaşıyor.”*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

-Thomas Wilson der ki:”Düşüncelerine hakim olamayanlar,kısa zaman sonra davranışlarına da hakim olamazlar.”
-Kesin kararlar vermeyi öğrenmeliyiz.İnsana seçme hakkı verilmiştir.Kullanıp kullanmamak kendisine bağlıdır.Yanlış seçim yapmaktan korktuğumuz için seçim yapmağa çekinirsek bilinçaltının eli kolu bağlanır,çıkmaza girer ve hiçbir şey başaramaz.

-Ella Wheek Wilcox: “Bir gemi Doğu’ya gider,biri Batı’ya,
Esen aynı rüzgârla;
Hangi yöne gidileceğini belirleyen
Rüzgâr değil,yelkendir.”

KARAR VERME KONUSUNDA KENDİNİ YÖNETME

*“Ben kararlı bir insanım.İçimdeki Bilgelik sayesinde akıllıca seçimler yapabilirim.İçimdeki zekâ benim için doğru olanı bilir ve seçim yapmamda bana yol gösterir.Bilinçaltım Evrensel Akıl’la bütünleşmiş durumda,o yüzden tüm hayatın benimle çalıştığından eminim.Evrensel Akıl’da benim için mükemmel bir plan var,almak için aklımı açarsam bana verilecek.Şu anda içimden gelen kusursuz cevabı kabul ediyorum.İçimdeki Bilgelik benim için karar veriyor.Bu kararlara güveniyorum.Doğru yolda sakin ve güvenle ilerliyorum.”* (Bu telkinleri kendinize veriniz.)
Gerçek Refahın Beş Temel İlkesi:

1-Tanrı’nın bize duyduğu sevgi;kişiye,yere,şarta ve ortama bağlı değildir.
2-Kendi kendimize koyduğumuz sınırlamaları ortadan kaldırıp Sonsuz’un bizde hüküm sürmesine izin vermek yine kendi elimizdedir.
3-Her insan Sonsuzluğu kendi sözleriyle bireyleştirir.
4-Kural şudur üşündüğünüz,inandığınız ve güvenle beklediğiniz her şey mutlaka gerçekleşecektir.
5-Verdiğiniz ölçüde Hayat’tan geri alabilirsiniz;Hayat’la bir bütünsünüz.

-“Balıkçı üçüncü defa,oltaya takılan alabalığı dereye geri fırlatır.Sonraki denemesinde de seçe parmağından daha büyük olmayan bir alabalık çeker,sevinçle gülümseyip balığı sepete atar.
Yanında balık tutmakta olan adam daha fazla dayanamaz ve “Üç tane kocaman alabalık yakalayıp geri attın,sonra da bu küçücük balığa sevinip sepetine attın!Hiç anlamıyorum!” der şaşkınlıkla.
“Evet,ama tavam küçük.” der beriki cevap olarak.”

-Acaba kaç harika fikri düşüncelerinizde yer bulamadığınız için akıl denizine geri fırlattınız?
-Önce içinde nokta olan bir daire çizin.Sonra ,daireyi silin!Artık büyük yada küçük olmasının hiçbir önemi yok.Geriye sadece nokta kaldı.Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz.Bu Sokrat’ın insan tanımıdır.Sınırı olmayan bir dairenin merkezi.Daireyi silerek dünyanızın sınırlarından kurtuldunuz ve düşüncenin sonsuz hayatına girdiniz.
-Sildiğiniz dairenin içine bakarak sorun:”Kendime koyduğum sınırlar neydi?Kendi kendime sürekli olarak ‘olmaz’ mı diyordum?Kendim için sınırlı bir geliri mi kabullenmiştim?Bazı şeyleri başarmak için kendimi yaşlı mı hissediyorum?Eğitim eksikliği,sınıf farklılığı,ırk ve çevre farklılığıyla ilgili sınırlamalarım,saplantılarım var mı?
-Çevrenizdeki sınırları siz çizdiniz.Yalnızca siz o daireyi yıllarca “yapamam!” gibi yargılarla kendinizi mahkûm ederek,sınırlayarak orada muhafaza ettiniz.

Düş Gezgini:
Zenginlikle İlgili On Bir Yanlış İnanış:

1-Zenginliğin şansa bağlı olduğunu düşünmek,yanlıştır.
2-Zenginliği yalnızca para kazanma yeteneğine bağlı olduğunu düşünmek yanlıştır.
3-Paranın kötü bir şey olduğunu düşünmek yanlıştır.
4-Zengin olmanın günahkarlık olduğunu düşünmek yanlıştır.
5-Cimriliğin erdem olduğunu düşünmek yanlıştır.
6-Ekonomik sistemin hatalı olduğunu ve bu yüzden zengin olmanın imkansız olduğunu düşünmek yanlıştır.
7-Zengin bir hayat sürmenin gelecek için para ve mal depolamak olduğuna inanmak yanlıştır.
8-Zengin olmaya layık olmadığımızı düşünmek yanlıştır.
9-Sefalette erdem olduğunu düşünmek yanlıştır.
10-Hayatın bize karşı olduğunu kanıtlamak yolunda kendimizi feda etmek yanlıştır.
11-Zengin olmak için kötü olmanın şart olduğunu düşünmek yanlıştır.

-Ne zaman bir şeye ihtiyaç duysak bir boşluk oluşur ve bu boşluk ihtiyacın yerine getirilmesini sağlar.
-Sadece beceriksizler ve başarısızlık bilincine sahip olanlar başarılarını sigorta etmek için başkalarından bir şeyler almaları gerektiğine inanırlar.
-Sahip olduğumuzu akıllıca kullanmak,onu artırmak için yatırımlar yapmak bir erdemdir,cimrilik değil.

KENDİNİ YÖNETME

*-Ben zenginim(Bunu yüzlerce defa bilinçaltınıza yerleşinceye kadar düşünün.)Yoksulluk ve kaybetme düşüncesine asla yer vermem.
-Sınırsız kaynak,ihtiyaç duyduğumda fazlasıyla donattı beni.
-İhtiyaç duyduğumda bana doğru fikirler gelir.
-Asla yalnız değilim.Yaptığım her şeyde benimle birlikte çalışan Sessiz bir Ortağım var.O içimde ve günün her anında benimle birlikte çalışıyor.
–Geçmişle ilgili pişmanlıklarım,şu an için korkularım,gelecek için endişem yok.Sınırsız bir güç tarafından korunuyorum;İlâhi Zekâ tarafından yönlendiriliyorum ve Seven Varlık’tan güç alıyorum.Her şey mükemmel ve ben şükran doluyum.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

Düş Gezgini:
Başımıza ne geldiği değil,ona nasıl tepki gösterdiğimizdir önemli olan.
-“Kaymak kovasına düşen kurbağalardan biri korkuyla doluydu ve derin bir aşağılık duygusuna sahipti.Kaymağın içinde yüzmeye çalıştı,ama çok geçmeden vazgeçti.Kaymağın içinde nefes alamadı ve boğuldu.Öbür kurbağa ise bir yolunu bulup kovadan çıkacağını biliyordu.Boğulan arkadaşını seyrederken ”Bu benim başıma gelmeyecek!” dedi kendi kendisine.Sonra ön ayaklarını kovanın kenarına yerleştirdi ve arka ayaklarını çırpmaya başladı.Kısa zamanda altında bir tereyağı tabakası oluştu.Altındaki adayı hisseder hissetmez dışarıya atladı.”

-“Adam her öğlen sandviçini çıkarıp “yine fıstık ezmesi!”der tiksinerek.Arkadaşı,fıstık ezmesini sevmiyorsa bunu karısına söylemesini tavsiye eder.Adam:”Karımı bu işe karıştırma,sandviçimi kendim hazırlıyorum.”der.

Emet Fox,diyor ki:”Şans diye bir şey yoktur.Hiçbir şey şans eseri olmaz.İyi yada kötü,yaşadığımız her şey değişmeyen,kaçınılmaz yasanın bir sonucudur.Ve o yasayı yöneten de SİZSİNİZ.”

-Havuç tohumundan turp olmayacağı gibi,başarısızlık düşüncesinin ürünü de başarı olamaz.
-Korkunun kaynağı cehalettir ve cehalet ışığa teslim olur.Karanlık ışığa direnemez.Işık karanlıkla mücadele etmek zorunda değildir.
-Phineas Parkhurst Quimby diyor ki:”Düşünce çözülmüş madde,madde ise şekillenmiş düşüncedir.”

KENDİNİ YÖNETME

*-Hiçbir şey bana karşı değil.Tüm hayat hizmetimde.
-Her problemin bir çözümü var ve bu çözüm her zaman içimde yatmakta.
-Karşılaştığım güçlük ne olursa olsun,onun içindeki nimeti bulur,daha iyi,daha güçlü bir insan olurum.
-Hiçbir şey beni yenemez,çünkü biliyorum ki hiçbir şey içimdeki gücü yenemez.
-İçimdeki zekayı çağırarak daha üretken bir hayat hazırlıyorum.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)
Abraham Cowley:”Geçmiş ve gelecek yoktur;yalnızca sonsuz bir şimdi vardır.” diyor.
-Zamanı uzay sayesinde ölçebiliyoruz;zaman bir nesnenin uzaydaki bir noktadan başka bir noktaya geçtiği aralıktır.
-Bilinçaltı geçmiş veya gelecek diye bir şey bilmez.Hep şimdiki zamanda çalışır.Sonsuz Şimdi’de çalışır.

Düş Gezgini:
KENDİNİ YÖNETME

*-Şimdi kendimi zamanın bağlarından kurtarıyorum.İlk önce yapılması gerekeni ilk önce yaparak zamana hakim oluyorum.Bilinçaltımı eldeki işi kolaylıkla ve kesinlikle yapacak şekilde yönetiyorum.Sonsuzluğun düzenli olarak benimle yaşamasına izin vererek hayatın tüm çılgınlıklarından kurtuluyorum.Ne geçmişe bağlıyım ne de gelecekle sınırlıyım.Şimdi şu anda yaşıyorum.*(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

İyi Bir Bellek İçin Dört İlke:
1-Dur-Bak-Dinle
2-Öğrenme süreci,fikirlerin birleştirilmesine bağlıdır.
3-İyi bir bellek bilinçaltına güveni gerektirir.
4-Bilinçaltınızı yönlendirirken ayrıntıya inmelisiniz;kesin sonuçlar istiyorsanız kesin direktifler vermelisiniz.

-Bir şeyi ezberlemenin en iyi yolu,bir fikri diğerleriyle birleştirmektir.
-Hatırlamak,hatırlayabilecek şeyin içimizde olduğuna inanmaktır.

-Ginny Lenz: “Düşünürsünüz,düşünürsünüz
Boşa gider
Düşünmediğinizi düşündüğünüz zaman
Fikir parlayıverir” der.

-Hatırlayamam demekten vazgeçin.Hatırlamak istediğiniz her şeyi hatırlayabilirsiniz.

KENDİNİ YÖNETME
*-“Hatırlamak için bilinçaltıma güveniyorum.Benden kaçınıyormuş gibi görüneni serbest bırakırım ve aradığım yanıtı bana vermesi için bilinçaltıma güvenirim.” *(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

-Maurice Moeterlinck diyor ki:”Huzur içinde geçen saatleri yaşanmış sayarım.”
-Dengeli insan hayatla birlikte akar,hayata direnmez,hayattan korkmaz,hayatla uyuşmazlığı yoktur.
-Dengeyi yitirirseniz,her şans rüzgârı sizi yumruklar;beklenmeyen şeyler hayatınıza renk ve lezzet katacağına sizi telaşa boğar.
-“Sakin kafalar şaşırtılamaz veya korkutulamaz,kendi özel adımlarıyla mutlu veya mutsuz yollarına devam ederler;gök gürlerken çalışmayı sürdüren bir saat gibi.” diyor Robert Lovvs Stevenson.
-Milton ise şöyle diyor:”İnsan kafasında cenneti cehenneme,cehennemi cennete çevirebilir.”

KENDİNİ YÖNETME

*-“Tamamen,mükemmelen ve bütün olarak gevşedim.Bedenimin tüm kaslarını,sinirlerini,kemiklerini ve dokularını rahat bırakıyorum.Biliyorum ki,içimdeki Zekâ,bedenimin nasıl kusursuz işleyeceğini,ilişkilerimin nasıl kusursuz işleyeceğini, hayatımın nasıl kusursuz işleyeceğini bilir.İçimdeki Zekâ’yı,neyi,nasıl yapması için serbest bırakıyorum.Doğru şeyleri,doğru zamanda yaparak hayatımı kolaylıkla sürdürüyorum. Tüm tahriklerden uzağım.Hayatla tam bir uyum içerisindeyim.Hiç bir şey beni sinirlendiremez.Kimse beni kızdıramaz.Kendimi suçlamıyorum.Gelecekten endişe duymuyorum.Tüm hareketlerimi,arzularımı,korkularımı,üzüntü lerimi,endişelerimi ve engellerimi içimdeki Mutlak Güce havale ediyorum.Tamamen rahatım.”* (Bu telkinleri kendinize veriniz.)

-Sonsuza dek çaba gösterin ve asla kuşkuya düşmeyin;hiçbir şey o kadar zor değildir,araştırın yeter” demekte Robert Herrick

En Yaygın Dört Endişe
1-Yarınki ihtiyaçlarımızı karşılamak için yeterli para olmayacağı endişesi.
2-Gelecekte beden sağlığının yitirileceği endişesi.
3-Zihin sağlığının yitirileceği endişesi.
4-Yalnız bırakılacağımız,reddedileceğimiz ve aldırış edilmeyeceğimiz,sevgi ve arkadaşlıktan yoksun bırakılacağımız endişesi.

Düş Gezgini:
KENDİNİ YÖNETME
*-Korkmuyorum
Bugünü yaşıyorum,
Geleceğin ihtiyaç duyacağım her şeyle donatılacağına güveniyorum
Tanrı’nın orada olduğunu bilerek her günü geldiği gibi karşılayacağım.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

-George Macdonald’a göre “Cesaretin en büyük düşmanı,korkunun kendisidir,korkulan şey değil;içindeki korkuyu yenmeyi başarabilen insan en büyük kahramandır.”
-Korkunun bulaşıcı olduğu doğru,ama cesaret için de aynı şey geçerlidir.
-Tüm korkular sonradan kazanılmıştır.İnsanoğlunun kazandığı tüm bu korkular Tanrı’nın anlaşılmasıyla-insanın içindeki sevgi,güç ve sağlam akılla- ortadan kaldırılabilir.
-Ölüm sadece bedene gelir,ruha dokunmaz.Ölümle ilgili inancımız değişirse ölüm,bir düşman olmaktan çıkar.Hayata hiçbir şey olamaz.Hayat ölmez.İnsan bunu anladı mı,ölüm ona hiçbir zarar veremez.Hayat sonsuzdur.Kullandığı şekil değişebilir,ama hayat sonsuza dek sürer.Hayat yok edilemez.
-Yaratılmış dünya,sonsuzlukta küçük bir parantezdir yalnızca.”diyor Sir Thomas Browne.
-Korktuğumuz şeyi kendimize çekeriz.Birçok örnekte düşmanı kendimiz yaratırız.

KENDİNİ YÖNETME
*-“Korkulacak hiçbir şey yok.Bana hakimiyet verilen zihinsel bir dünyada yaşıyorum.Karşılaşacağım her durumun üstesinden gelebilecek Güç içimde.İhtiyacım olan her şey içimde.” *(Bu telkinleri kendinize veriniz.)
-Emerson’a göre:”Düşüncenin ortaya koyulması,insanı kölelikten kurtarıp özgürlüğe ulaştırır.

-Bir düşünce eken bir eylem biçer
Bir eylem eken bir alışkanlık biçer
Bir alışkanlık eken bir karakter biçer
Bir karakter eken kaderini biçer.

SİGARAYI BIRAKMA YOLU

1-Sigarayı bırakmayı siz mi seçtiniz?Bu sizin seçiminiz olmalı.
2-Bilinçaltına verdiğiniz emirler her zaman olumlu olsun.Bilinçaltı olumsuz emirleri anlamaz.”Artık sigara içmeyeceğim” dersek,dikkat hâlâ sigara içmek üzerinde olur.Emir,”Sigara içme alışkanlığından kurtuldum.”olmalı.
3-Kendiniz için yeni bir zincirleme reaksiyon,yeni bir motor karşılık sırası hazırlayın.Örneğin canınız sigara istediğinde sigara içmek için yaptığınız hareketleri bir başka şeyle yapabilirsiniz.Örneğin ayrı ayrı sarılmış nane şekerleri ile bunu aşanlar var.
4-Kendinizi sigara alışkanlığından çoktan kurtulmuş olarak kabul edin.

-Bilinçaltı her zaman olumlu emirlere karşılık verecektir.”Sabah zamanında uyanamayacağım.” Derseniz öyle olur.Fakat “Sabah tam altıda uyanacağım.” derseniz , sizi tam vaktinde kaldırır.

KENDİNİ YÖNETME
*-Sigara bırakmayı seçiyorum.Sigara içmiyorum.Birisi sigara tuttuğunda,otoriter bir sesle “Hayır,teşekkür ederim,kullanmıyorum.”diyorum.Her sigara isteği duyduğumda ve sigarayı elime aldığımda,onu parça parça ediyor ve çöp sepetine atıyorum.Özgürüm. *(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

Düş Gezgini:
KENDİNİ YÖNETME

*-Uyanık kalmaktan korkmuyorum;uykumu getirmek zorunda değilim.
-Geçmişle ilgili pişmanlığım,gelecek için endişem yok.
-Tüm kavgacı düşüncelerden arınıyorum.
-Kendimi ve başkalarını geçmiş hatalar yüzünden bağışlıyorum.
-Kafam rahat,ben huzurla doluyum.
-Güvenle yatıyorum ve uykumun gelmesine izin veriyorum.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

KENDİNİ YÖNETME

*-Cesaretimi yitirmeyi reddediyorum.
-Her duruma göğüs gerecek bilgelik tam içimde.
-Doğru seçimler yapmak için yönetiliyor ve yönlendiriliyorum.
-İçimdeki Kusursuz Güç,ne yapacağımı ve nasıl yapacağımı biliyor.
-Hiçbir şeyin onun için imkansız olmadığı Güç içimde.
-Yaptığım her şeyde içimdeki Kusursuz Güce güveniyorum.*
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

-Yaratıcı olmak için hayatla uzlaşmak gerekir.
-“Direnç,uzlaşmadan hoşlanmamaktır.Direnç,hayatımızdaki her şeyden daha fazla dikkat etmemiz gereken bir şeydir.Çevremize direnmek,insanlara direnmek,koşullara direnmek yada sadece metroya veya havaya direnmek.Direnç huzurun en büyük düşmanıdır.
-Yaşadığınız yerle uzlaşın.Her zaman yaşamayı istemeyeceğiniz kadar bir yer olabilir burası;ama en azından direnmezseniz,onunla uyum içersinde olursunuz.

KENDİNİ YÖNETME
*Son derece huzurluyum.
*Hayatımdaki iyiliğin gücüne inanıyorum.
*Koşullarda hiçbir güç yok,kişiliklerde hiçbir güç yok,yalnızca iyilikte güç var.
*Şu anda içimde bulunan güce engel olabilecek hiçbir insan,yer,nesne,durum veya ortam
yok.
*Hiçbir şey bana karşı değil;hiçbir şey beni rahatsız edemez.
*Geçmişte olanların beni incitecek hiçbir gücü yok.
*Şu anki iyi düşüncelerle geleceğimi hazırlıyorum.
*Bugünü yaşıyorum,geleceğe güveniyorum,geçmişten hiçbir pişmanlık duymuyorum.
*Tüm hayatın benim iyiliğim için el ele verdiğine inanıyorum.Rahatım.HUZURLUYUM.
(Bu telkinleri kendinize veriniz.)

% 100 Düşünce Gücü Kitabından Alıntılar-3
%100 Düşünce Gücü
Yazarı:Jack Ensign Addington-Akaşa Yayınları

 

Köpekbalığı…

tumblr_mq8npd34sn1r0hf7ho1_400

Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde bol balık bulmak mümkün olmamaktadır. Balıkçılar, Japon nüfusu doyurabilmek için daha büyük tekneler yaptırıp daha uzaklara açılabilmişlerdir. Balık için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de daha çok vakit alır olmuştur.

Dönüş bir-iki günden daha uzarsa, tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktadır.
Japonlar tazeliği kaybolmuş balığın lezzetini sevmemişlerdir. Bu problemi çözebilmek için balıkçılar teknelerine soğuk hava depoları kurdurmuşlardır. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak Japon halkı taze ile donmuş balık lezzet farkını hissedebiliyor ve donmuş olanlara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu defa teknelerine balık akvaryumları yaptırdılar. Balıklar içeride biraz fazla
sıkışacaklardı, hatta, birbirlerine çarpa çarpa birazda aptallaşacaklardı, ama yine de canlı
kalabileceklerdi. Japon halkı canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzet farkını anlayabiliyorlardı.

Hareketsiz, uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balığın, canlı, diri hareketli taze balığa göre
lezzeti yine de etkilenmişti. Balıkçılar nasıl olacakta Japonya’ya taze lezzetli balığı getirebileceklerdi? Siz olsaydınız ne yapardınız? Hedeflerinize ulaşır ulaşmaz, mesela mükemmel bir es buldunuz veya çok basarili bir firmaya girdiniz, borçları ödediniz v.s. Heyecanınız kaybolmaya başlamaz mı? Aşırı çalışmanız gerekmiyorsa rahatlamaz mısınız? Lotoda büyük ikramiyeyi kazananlar parayı savurmaya başlamaz mı?
Japonların Taze balık probleminde olduğu gibi çözüm aslında basittir. 1950’lerde L.Ron Hubbart’in gözlemlediği üzere “İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa anormal cabalar sarfeder.”
Ne kadar akilli, uzman, inatçı iseniz iyi bir problemle uğraşmaktan o kadar zevk alırsınız.
Problem sizi ne kadar zorluyorsa ve siz onu adim adim çözebiliyorsanız bundan da o derece mutluluk duyarsınız, heyecan duyarsınız ve enerji dolu, canlı, ayakta kalırsınız.
Japonlarda balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Bir miktar balık köpekbalığı tarafından yutulmuştu, ama geride kalanlar son derece
hareketli ve taze kalabilmişlerdi. Buradan da görüleceği üzere problemlerden, uzaklaşmaktansa içine atlamak, boğuşmak ve onları yenmek gerekir.
Problemimiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardim desteği ile onlarla savasın.
Beyninize bir köpekbalığı atin ve nelere ulaşabileceğinizi o zaman görün.

Böylesine perişan olmayı nasıl becerebiliyorsun?

tumblr_n9ve2c1bng1rve2pqo1_400

 

Böylesine perişan olmayı nasıl becerebiliyorsun? Her yerde yağmur yağıyor, sen susamaktasın. İmkansız olanı başarıyorsun. Her yer aydınlık ve sen karanlıklarda yaşıyorsun. Ölümün bir yerlerde olduğu yok ama sen sürekli ölüp durmaktasın. Hayat bir rahmet, sen ise felaketlerdesin. Daha iyi bir yer olması için dünya’ya yardım et. Terk etme dünyayı bulduğun gibi… Biraz daha iyi, biraz daha güzel bir yer haline getirmeye bak….

Osho

Motivasyonel penguen diyor ki ;

large (7)

Motivasyonel penguen diyor ki ;

Yapabilirsiniz
Kendinize inanın
Savaşmaya devam!Çalışıyoruz!
hayallerinden vazgeçme
Gülümse 🙂

Penguen güzel söylüyor.Biliyor musunuz ne  yaptım.Kilo verme konusun da beni motive etmesi için bu yazıyı gardolabımın ve buzdolabımın üstüne sticker’a  yazıp yapıştırdım.

İşte bunu;

Şimdi vazgeçersen asla başaramassın.
Bu nasihatı kulak ardı edersen, yolu yarıladın demektir.

David Zucker

Gerçekten öyle ne zaman vazgeçecek gibi olsanız ya da eliniz elmaya değil de koca dilim pastaya uzanıcak olsa  bunu sakın unutmayın.Şimdi vazgeçerseniz asla başaramazsınız Asla!