fed86912-6d4c-4073-8c27-7835d1f99b41

Reklamlar

Bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?


Bilgeyi ziyarete gelen biri ona şu soruyu sormuş: “Ön yargılarımdan ve bağımlılıklarımdan nasıl kurtulabilirim?” Üstad ona cevap vermek yerine ayağa kalkmış ve yakında bulu- nan bir sütuna kollarını dolayarak bağırmaya başlamış: “Beni bu sütundan kurtarın!!!…” Adam şaşkınlıkla bakarak, Üstadın deli olduğunu düşünmüş ve ona şöyle demiş: “Ben senin akıllı birisi olduğunu düşünerek ruhsal bir soru sormaya geldim. Ama görüyorum ki sen delinin birisin, sen sütunu tutuyorsun. Sütun değil ki seni tutan! Bırak gitsin!” Üstad sütunu bırakmış ve şöyle demiş: “Bu söylediğini gerçekten derinlemesine anlayabilirsen, kendi yanıtını vermiş olacaksın. ”

Bağımlılıklarımız bizi tutmuyor, biz onları tutuyoruz. Bırakın gitsin!

Olsun elimin altında dursun, okuyamasam da yanımda bulunsun…


W. Benjamin’nin kütüphanesini görüp her okurun maruz kaldığı “Bunların hepsini okudunuz mu?” sorusuna verdiği cevap çok manidar: “Kitaplar sadece okunmak için alınmaz, birlikte yaşamak için de alınır.” Bu cümleyle, pek çok kitap kurdunun duygularına tercüman olmayı başarmış olması bir yana, burada önemli bir gerçekliğin altını da çiziyor düşünür; benim ‘kitap ruhu’ diye tabir ettiğim şeye vurgu yapıyor bir bakıma: Okumaya ömrümüzün vefa edemeyeceği kadar kitap alıyor olmanın altında yatan bilinçaltı neden, Benjamin’in dile getirdiği “Biz biraz da, onlarla ‘yaşamak’ istiyoruz”dan başka ne olabilir ki? Okurluk, zamanla, koleksiyonerliğe biraz da bu yüzden dönüşüyor olmalı: “Olsun, elimin altında bulunsun, okuyamasam da yanımda dursun.” diye aldığımız kitapların ruhunu istiyoruzdur aslında; ruhunun evimize taşınmasını, bize yeni anlamlar kazandırmasını; tanışık olmayı yani, birlikte yaşıyor olmayı…