Vazgeç ki sana şah damarından yakın olanla bir olasın… KENDİNİN BİR HAZİNE OLDUĞUNU ANLAYASIN…

16016eba-d55a-4270-8c50-56019be6fbe1.jpg

Tüm iddalarından vazgeç
Başarılı olma derdinden vazgeç
Kendine bir anlam bulma ihtiyacından vazgeç
Bir şey olma derdinden vazgeç
Kendini anlatma derdinden vazgeç
Birilerini suçlamaktan vazgeç
Kendini aciz hissetmekten vazgeç
Güçlü olma derdinden vazgeç
Sevgi adına fedakarlıklarından vazgeç
Korkularından vazgeç
Geçmişin yükünden ve gelecek kaygısından vazgeç
Öfke yaratan anılarından vazgeç
Sana kendini kötü hissettirenlerden vazgeç
Dışında yarattığın benlikten vazgeç
Birilerine inanmaktan vazgeç
Maddiyatla güçleneceğin zannından vazgeç
Bağımlılıklarından vazgeç
Beklentilerinden vazgeç
TÜM ZANLARINDAN VAZGEÇ

Vazgeç ki hiç birisiyle var olmadığını anlayasın
Vazgeç ki her şeyden daha değerli olduğundan emin olasın.
Vazgeç ki her şeyi değerlendirenin sen olduğunu fark edesin.
Vazgeç ki tutunduklarından özgürleşesin.
Vazgeç ki herkesi özgür bırakabilesin.
Vazgeç ki herşeyin seninle anlam kazandığını anlayasın.
Vazgeç ki dışarıdan güç almak yerine içsel gücünü açığa çıkabilsin.
Vazgeç ki KENDİNE inanabilesin.
Vazgeç ki sana şah damarından yakın olanla bir olasın…
KENDİNİN BİR HAZİNE OLDUĞUNU ANLAYASIN…

İnsan her şeyden vazgeçebilir bir tek kendinden vazgeçemez.
Her şeyin bir alternatifi vardır bir kendin hariç.


Aydanur Aktaş Hira

Reklamlar

Sen git yüreğinin götürdüğü yere…

large (1)

Hayatımın her alanında sevgiyi aradım.Ailemde,arkadaşlarımda,yaptığım işte,bulunduğum her ortamda…sevgisiz olmazdı çünkü.Sevgi olmasaydı bugün bu dünyada barış içinde yaşamak ne mümkündü.Sevgi Rabbimin bize verdiği en değerli nimet.Ekmekten öte,sudan öte.Sevgisiz bunların ne önemli olurdu?Bölünebilir miydi bir somun ekmek iki kardeş arasında?Yanında merhamet olmasa bu dünyada kardeşçe yaşamak mümkün müydü?
Merhamet duymak,empati kurmak,kardeşinin müşkülünü anlamak mümkün müydü?Mümkün müydü mayası sevgi olan bir çocuk dünyaya getirmek.Rabbimin biz insanlara verdiği en güzel şey sevgi.En güzel şey…

Severek yaptığım her şeyde cesaretli oldum.İmkansız görüleni bile imkanlı düşündüm,çabaladım,savaştım inandığım şey uğruna.Çünkü biliyordum Rabbimin ayetini;

وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا

”Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”

”Her insanın, uğurlu ve uğursuz saydıklarının, işlediği hayır ve şerlerin sorumluluklarını, rızkını kazanma mükellefiyetini, kendi iradî tercihleri sebebiyle boyunlarına yükledik. Kıyamet günü, karşılaşacağı amel defterini açılmış halde önüne çıkarırız.”

En imkansızla karşı karşıya geldiğimde bile bunu düşündüm.Pes etmedim.Kalkanımsa sevgiydi daima,tutkuydu ve hala öyle.

Kaçını gerçekleştirdin diye sorarsanız;bir çoğunu gerçekleştiremedim.Başaramadım ve sonra kabullendim.Rabbimin bana nasip ettiğini kabullendim.Ama önce bunun için elimden geleni yaptım.Mücadele ettim.Sözlerle yetinmedim.Pişmanlık duymadım.Çünkü elimden geleni yapmıştım.Mücadelemle onurlandırdım sevgi duyduğum her şeyi herkesi.

İnsanlar sizi yapmak istediklerinizden alıkoyar.Yapabileceğinize inanmazlar.Belirli kalıpları vardır çünkü bunu aşamazlar.Kendi beyinlerindeki aşamadıkları bu şeyleri bu öğrenilmiş çaresizliği size de mal ederler.Her şey değişebilir,çünkü yaşam sürekli işleyen bir makine gibi,ama hep aynı değil,bazen çok hızlı bazen çok yavaş;zincirler hep farklı yerlerden geçiyor.Önemli olan benim bu sisteme uyum sağlamam.Başkalarının söylediğine değil.Bu bir isyan değil,bu edepsizlik ya da ahlaksız değil.Bu inandığın şeyi yaşamaktır.

İnsanlar önyargılı,insanlar kızgın,öfkeli,kıskanç, neden!

Sen git yüreğinin götürdüğü yere,yüz defa yenilsen de git,bin defa yenilsen de git.Ahlakını,Allah’a olan inancını yanından eksik etme yeter.Bu yolda başkalarını yolun dışına atma,bu uğurda başkalarını yoldan çıkarma,bu uğurda başkalarını yarı yolda bırakma yeter.

Sen git yüreğinin götürdüğü yere…

Gülşah Özçiftçi/KıDıM

Kendi içinden doğup gelen sevinç, güvenli, kesin ve sağlamdır, gelişir, sürer gider..

Bir insanın mutluluğu, dıştan gelen mutluluklara bağlıdır diye düşünme sakın ! Dıştan gelenden memnun olan insan, dayanıksız nedenlere sığınıyor demektir. İnsanın içine dışardan giren her sevinç, çıkar gider de. Ama kendi içinden doğup gelen sevinç, güvenli, kesin ve sağlamdır, gelişir, sürer gider..

Seneca

İçinizde Bulunan Dışınıza Yansır…

Siz kendinizi ve dünyaya sunabileceğiniz şeyi takdir
etmeyi öğrendiğinizde, sabır, kabullenme, sevgi,
şefkat ve güç gibi geliştirmek istediğiniz tüm
nitelikler sizin olacaktır. Bakın İÇİNİZDE BULUNAN
DIŞINIZA YANSIR. Hissettiğiniz şey dünyanızda
tezahür eder. Dolayısıyla eğer sevgi, sabır, şefkat
geliştirmek istiyorsanız, önce kendinize karşı sevgi,
sabır ve şefkat geliştirmeniz gerekir.

İyiliğin Ve Sevginin Gücü…

large (2)sss

Acile kaldırılıp kardiyak (kalp hastalıkları) katına yerleştirilmişti.
Uzun saçları, tıraşsız suratı, pisliği, tehlikeli şişmanlığı ve
sedyenin alt rafına atılmış siyah motosiklet ceketiyle,
enfeksiyon kontrol işlemlerinin steril dünyasında o bir yabancıydı.
Kesinlikle dokunulmayacak olanlardan.

Bu hasta adamın önünden geçen görevli hemşirelerin gözleri fal taşı gibi açılmış onu izliyor,
her biri ürkek ürkek başhemşire Bonnie’ye bakıyordu.
Söze dökmedikleri, ama yalvarırcasına ilettikleri mesaj
“Bunu alacak, yıkayacak ve ona bakacak kişi ben olma yayım”dı.

Bir önderin, tam bir meslek erbabının gerçek göstergelerinden birisi,
akla gelmeyeni yapmaktır.
Olanaksızla uğraşmaktır.
Dokunulmayacağa dokunmaktır.
Bonnie, “Bu hastayı ben istiyorum” dedi.
Bu, bir başhemşire için olağandışıydı – hiç alışılmadıktı,
ama insan maneviyatına hayat veren, onu iyileştiren ve yücelten kaynak işte oydu.

Bonnie kauçuk eldivenlerini takıp,
bu devasa, hiç de temiz olmayan adamı yıkamaya hazırlanırken yüreği sızladı.
Ailesi neredeydi acaba?
Annesi kimdi?
Küçük bir çocukken nasıldı?
Çalışırken, usul usul bir şarkı mırıldanıyordu.
Bu, adamın hissediyor olduğunu bildiği korkuyu ve utancı yatıştırıyor gibiydi.

Sonra tuhaf bir arzuyla
“Bugünlerde hastaların sırtlarını keselemek için zamanımız olmuyor,
ama bunun sana çok iyi geleceğine bahse girerim” dedi.
“Kaslarının gevşemesine ve iyileşmene yardım edecek.
Buranın bütün amacı bu değil mi…
İyileştirmek.”

Şişman, pul pul olmuş kırmızı deri,
yıkıcı bir yaşam tarzının ipuçlarını veriyordu:
Muhtemelen yemek, içki ve uyuşturucu bağımlılığı.
Bonnie bu gergin kasları ovarken, mırıldanıyor ve dua ediyordu.
Büyümüş, haşin bir yaşam tarafından reddedilmiş ve düşmanca,
zorlu bir dünyaya kabul edilme mücadelesi veren bir erkek çocuğun ruhu için dua ediyordu.

Finalde ılık losyon ve bebe pudrası vardı.
Görüntü neredeyse gülünçtü;
losyon ve pudra, bu kocaman, yabancı yüzeyle nasıl da bir tezat oluşturuyordu.
Adam sırt üstü dönerken yanaklarından yaşlar süzüldü ve çenesi titredi.
Şaşırtıcı güzellikteki kahverengi gözleriyle Bonnie’ye bakıp gülümsedi ve
titrek bir sesle şöyle dedi:
“Yıllardır kimse bana dokunmamıştı. Teşekkür ederim. İyileşiyorum.”

Naomi Rhode

Siz Mutlu Olmaya Layıksınız…

çiçek
*Karşılaştığınız herkesin kalbi sevecenliği hak eder.
*Öfke ve pişmanlıklara bağlı kalmak size istediğiniz şeyi vermez.
*Sevecenliği kendine saklamak, acı çekmeye karar vermektir.
*Nazik olmak sizin yararınızadır.
*Kendinizi cezalandırmaktan size bir yarar gelmez.
*Sevecenlik mutluluğa götürür.

SİZ MUTLU OLMAYA LAYIKSINIZ…

Hep söylerim mutluğun yolu sevgiden geçer.Seviyorsan seviliyorsan mutlusun 🙂

Oysa Ne Zor Bulunur Sevgiler…

large (28)Çoğumuz (genellikle de erkekler), duygularımızı saklamanın daha dogru olduğunu sanıyoruz. Ne kadar yanılıyoruz degil mi?

Oysa,sevgi beslenmeli, karşılıklı özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir süpriz için çaba sarfedip sevgiyi yaşatmak için emek vermeli.

Oysa ne zor bulunur sevgiler. özellikle karşılıklı olanı yakalamak ne küçuk bir olasılık. Ama kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargılanmalı ve cezaya çarptırılmalı. Çünkü kapanması ve onarımı olanaksız bir ton yara bırakıyor ardında. Sonra bir ton da yaralı insan.

Öleceğiz zannedip ölmüyoruz acısından. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz. Sonrasında yeni sevdalara kuşkuyla bakıp olası mutluluklara kapatıyoruz pencerelerimizi.

Korunmak adına anlamsız kaçak güreşler daha da yoruyor insanı.

Şöyle kararlı, tutup koparıverecek, ayaklarımızı yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz. Bir de Continue reading “Oysa Ne Zor Bulunur Sevgiler…”