Üç tutku yönlendirdi hayatımı:

Üç tutku yönlendirdi hayatımı:
Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve insanlığın acılarına yönelik dayanılmaz bir merhamet.
Aşk ve bilgi göklere yükseltti; ama merhamet beni her seferinde çekip yere indirdi.
İşte hayatım böyle geçti, yaşanmaya değer bulduğum…

Bertrand Russell

Al benden de o kadar Bertrand.Yoksa beni mi anlatıyosun burda?Yoksa sizi mi anlatıyo?

1377284_875725299156381_5163112235526371387_n

Reklamlar

Kuş Tüyü Öğütler…

large (17)

Kuş Tüyü Öğütler…

Gözünü bu satırlardan bir an kaldır ve kuş tüyünün düşüşünü hayal et.. Hem havada asılı kalıyor hem iniyor gibidir… Çok uzaktan geliyor gibi ama çok yakın gibi durur.
Gökten yere düştüğü halde düştüğünü hissettirmez sana kuş tüyü… Belki de hiç düşmez kuş tüyü. Hayır hayır düşüyor değildir. Belki de kendisi yere doğru inmeyi yere konmayı tercih ediyor gibidir. Hani yağmur gibi… Düşüyor değil indiriliyor. Öyle ki bir kuş tüyünün inişini seyrederken sayısız göklerden sayısız tüylerin düştüğü duygusuna kapılırsın kuş tüyü yere indiğinde henüz düşüşünü tamamlamadığını hissedersin.
Doğru; düşmez aslında kuş tüyü “iner” gibidir “indirilir” ve “hep indirilir”. Meleklerden kopmuş gibi melekler gibi.. Şimdi de uykun gelir mi kuş tüyünü duyunca? Yoksa uyanır mısın tatlı ve gerçek bir rüyaya?

İşte sana kuş tüyü gibi hafifçe dokunan öğütler… İstersen bırak düşsün
istersen havada öylece asılı kalsın. Sen bilirsin.

Sevmeyi öğren: Sevdikçe varlığının kâinatla toplandığını görürsün.
Sevince kendini kendinden öte taşırsın. Sevince kalbine yeni ve sonsuz kanatlar takarsın. Sevince mavi bir deniz olur kalbin; hiç bilmediğin kıyılara varırsın.

Bağışlamayı öğren: Bağışladıkça dostlarının sayısını onla çarpmış olursun. Bağışlamak kalbinin yükünü azaltır. Bağışlayınca kalbine batan dikenler güle döner. Bağışlayınca önce kendini bağışlamış gibi olursun nefretin ve kinin yükünü omzundan atarsın.

Pişmanlık duymaktan korkma: Pişmanlığını itiraf ettikçe hatalarının küçük anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğini görürsün. Pişmanlık sancısını göze aldığın sürece hatadan dönmenin lezzetini de yaşamaya başlarsın. Pişmanlık içtenliğin sınamasıdır. İçtenliği olmayanlar pişman olamazlar. Pişman olmayanlar içtenlik kazanamazlar.

large (18)Hatırlamayı öğren: Hatırladıkça sevgilerinin karekökünü bulup onlardan hüznü çıkardığını fark edersin. Hele de çocukluğunu çok hatırla ki hiç endişesiz mutlu olduğun anları yeniden yaşa. Mutlu olmayı beceremeyen biz büyüklere içimizdeki çocuk mutluluğun sadelik ve hırssızlıkla ilgili olduğunu fısıldar. Dur ve dinle çocuğunu.

Değer vermesini öğren: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup onları mutlulukla çarpabildiğini görürsün. Değer vermeden geçirdiğin günün güneşi hiç doğmamış gibidir. Değerini bilmediğin eşyaya hiç sahip olmamış gibisindir. Değerini bilmediğin dostların sana göre hiç yaşamamış gibidir. Değer vermesini öğrendiğinde hayatın sahihleştiğini fark edersin. Daha yavaş yürürsün ama adımlarını yere sıkı basarsın.

İltifat etmesini öğren: İltifat ettikçe insanlarla arandaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği eğri bir çizgi olduğunu görürsün. İltifat etmek yalan konuşmak demek değildir. İltifat muhatabının görmek istediğin yere ulaşması ve oradan öte geçmesi için temennide bulunmaktır.

Özür dilemesini öğren: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark edersin. Ayrıca bak: “Pişmanlık duymaktan korkma” öğüdü.

Aşktan korkma: Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 dereceyi aşıp bütün yamukları kendi içinde barındırabildiğini görürsün. Aşk pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder acıları haz eyler.

Ara sıra hüzünlen: Hüznün kalbine dokunmasına izin ver. Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü görürsün. Hepimiz ayrılıkların kuşattığı bir adada şimdilik yaşayan fanileriz. Hüzün faniliğin ince sızısını kalbine hissettirdiği için seni ebediyete komşu eder. Hüznünü öldürürsen ölümü anlayamadığın gibi hayatı da anlayamazsın.

Ve bir gün öleceğini bil: Kesinlikle öleceksin ve öldüğün gün anlayacaksın ki yaşadığın hayat paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş. Kesrin payında ne olursa olsun ne kadar çok şey biriktirmiş olursan ol hepsi son işlemde sıfıra eşitlenir. Kesrin üzerine yani bu dünyaya sonsuzluk cinsinden bir şeyler koyman gerekiyor. Yoksa “elde var sıfır”

Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için bir şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için bir gün doğumu “sabahın körü” olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için bir seher vakti eğreti ve tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini… Aç gönlünü… Şimdi ve burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya bu sabaha bir insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için sana özel olarak yaratıldığını fark et. Uyan… Güneş senin için doğuyor…

Senai Demirci

Bilmek İstiyorum…

A

 

Diğer her şey bittiğinde, Seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor. Neyi özlediğini, kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum…

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor. Aşk için, Hayallerin için, Yaşıyor olma serüveni için, bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum…

Ay´ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor. Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığını, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum…

Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum…

Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum…

Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor. Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum…

Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum. Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum…

Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını; bir gölün kenarında durup gümüş ay´a ´EVET!´ diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum…

Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğu beni ilgilendirmiyor. Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum…

Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum…

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum…

Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum…

“Oriah Mountain Dreamer”

Yağmurlu Bir İzmit Sabahından Herkese Günaydın :)

tumblr_mdpc6ep1bU1rwe56eo1_1280
Yağmurlu bir izmit sabahından herkese günaydın.Hava kapalı olabilir ama sizin için muhteşem aydınlık bir gün olmasını dilerim.Güneşiniz bol olsun.Böyle bol yağmurlu bereket dolu bir hafta olur inşallah.
Bu hafta sevdiklerinize her fırsatta sarılmayı,onlara sevginizi göstermeyi unutmayın.Onları sizden mahrum bırakmayın. 😉 :*

Her zaman sevgi ve korku arasında seçim yapma şansına sahibiz.
Korktuğumuz zamanlarda aklıma güneşi getiririm.
Bulutlar önüne geçtiği halde o her zaman parlamaya devam eder.
O tek ebedi gücün ışığı da tıpkı güneş gibi,
negatif düşünce bulutlarımız geçici olarak onun önüne geçse de
her zaman üzerimizde parlamaya devam edecektir.
Ben Işığı düşünmeyi seçiyorum.
Işıkta kendimi güvende hissediyorum.
Ve korkular üzerime geldiği zaman onları gökyüzünde
gelip geçen bulutlar olarak görmeyi seçiyorum ve onlara yol veriyorum.
Ben korkularım dışında bir varlığım.
Sürekli kendimi koruyarak ya da savunarak yaşamak zorunda değilim.
Kalplerimizde yaptığımız şeyin çok önemli olduğunu biliyorum
ve her güne kalbimi dinleyerek başlıyorum.
Korktuğum zamanlarda kalbimi aralıyorum
ve sevginin korkularımı silip götürmesini bekliyorum.

L.Hay

Sevgili Günlük;

tumblr_mdp229inda1qa3tu4o1_r2_500
Sevgili Günlük

Ben biraz gidenlerden bahsetmek istiyorum bugün.
Bilirsin bazen insanlar giderler.Sebepsiz öylece giderler.Doğru dürüst bir açıklama bile yapmadan,bir an da değişerek bencillikleriyle giderler.Ama sonra yine aynı bencillikleriyle geri dönerler.Sizin ya bıraktığınız yer de olduğunuzu sanırlar ya da sizin de ona geri dönmenizi isterler.İşte o zaman düşünmek gerekir;Bu insan neden gitti?Benim hatalarım varmıydı?Geri dönersem ileri de ne olur?Bu insanı kaç kez affetim?Her defasın da sonuç ne oldu?
İşte bazı şeyleri tam da bura da kendi başımıza çorap gibi örüyoruz.Başımıza neler geleceğini bile bile,hislerimize yenik düşüp mantıklı gelmeyen hareketler de bulunuyoruz.Dönülmemesi gereken yere dönüyor,girilmemesi gereken yola giriyoruz.İleri de başımıza aynı şeyler geldiğinde de neden diyoruz,ben naptım?İşte bunu yapıyoruz.İnanmadığımız,güvenmediğimiz bir yola giriyoruz,aynı hataya ikinci kez düşüyoruz.Mantığımızı hangi nokta da çalıştırmamız gerektiğini çok iyi bilmemiz lazım.Yanlış tercihler her zaman olucaktır.Ama bile bile yanlış tercih yapmak akıl işi değil.

Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen en mükemmel insandır diyor Albert Einstein.

Ama zaten biz  o hatayı yapmıyoruz dimi arkadaşlar.Tabi ki yapmıyoruz.Hatta gidenlere el sallıyoruzzzzz.O halde yoksa biz…yoksa biz…Allahım mükemmelmiyiz neyizzzz…ツ

Kıdım Gülşah

Şükürler Olsun!

large (47)
Şükürler Olsun!

“Minnettarlık duyduğum şeyi kendime çekerim”
Öncelikle şükrederim hiç yoktan var olduğum için.
O’nun bendeki özüne şükrederim.
Beni özene-bezene yarattığı ve bana akıl verdiği için.
Âlemlerde kimseye vermediğini bana verdiği için; seçme özgürlüğünü!
Aklımda tasarlayabildiğim, plan yapıp-hayal kurabildiğim için.
Bana deney yapma imkânı verdiği için.
İstediğim kişi olma imkânını verdiği için.
Deneyebildiğim için.
Bana bu deneyleri yapacak bir alan, dünya ve yaşam verdiği için.
Benle birlikte gelişen yol arkadaşlarım için.
Onlar olmasaydı kendimi tanıyamazdım.
Bana yardımcı olan melekler için.
Çevremdeki binlerce çeşit hayvan için.
Biz onlarla birlikte bu yolculuğu yapıyoruz.
Kediler, kuşlar, böcekler, atlar ve diğerleri için.
Düşünebildiğim için.
Gülebildiğim için. Ağlayabildiğim için.
Kahkaha atabildiğim için, çünkü Continue reading “Şükürler Olsun!”

Çalsana bir kapıyı!

1797417_454684797992585_216592552_n
Şöyle bir düşünüp de,dünyada paylaştıkça artan tek şeyin sevgi olduğunu farkettiğinizde;onun ne kadar özel bir kavram ve ne kadar güzel bir duygu olduğunu da keşfedersiniz.
Sevgi bir bütündür;bu bütünlük,farklı farklı parçacıklardan oluşur. Tıpkı kalbimiz gibi.Kalbimizde de birçok odacıklar ve bu odacıkların kapıları vardır.Her kapının arkasında da farklı sevgiler vardır:Allah sevgisi,insan sevgisi,anne-baba,kardeş sevgisi,doğa,hayvan sevgisi,aşk sevgisi…

“Ruhun dili bedendir,kalbin dili ise sevgidir.”

Yaşam,her yönüyle bir koşuşturmacadan ibarettir;bir mücadeledir…Mutluluk mücadelesi.Varoluşumuzun temeli olmasa da,yaşamımızı sürdürmenin temelinde “mutluluk mücadelesi” yatar.
Mutluluk yolunda en büyük silahımızdır sevgimiz.İşte bu yolda en büyük çabamız da,bu sevgiler arasındaki koşuşturmacadan oluşmalıdır.Yaşamımız boyunca,mümkün olduğu kadar bu odacıkların kapılarını çalmalı,ihtiyaçlarımız ölçüsünde bu farklı sevgileri tatmalıyız.

“Mutlu musun,için içine sığmıyor mu;çal bir odanın kapısını,paylaş sevgiyi doyasıya.Derdin,kederin mi var,yüreğin mi yanıyor;ne duruyorsun,çalsana bir kapıyı!”

Unutmayalım ki,mutluluk bir amaç,sevgi ise,bu yoldaki en büyük araçtır.Ve bu yolda ne kadar çok sevgiyi tadarsak,mutluluk yolunda o kadar yol almış oluruz.Bunun bir “Pollyanna”cılık olmadığının farkına vardığınızda,yüzünüzdeki tatlı tebessümün,mutluluğun resmini çizin…

Alıntı.

Ne İstediğinizi Bilin!

large (20)
Ne İstediğinizi Bilin!

Yaşamdan ne beklediğinizin farkında olmak,sizi hedefinize bir adım daha yaklaştırır.İş ve özel yaşamımızda olmasını istediğimiz ve değişmeyen tek beklentimiz başarıdır.Zaman zaman umutsuzluğa kapılıp özgüvenimizi yitirdiğimizi düşünsek de aslında başarının sırrı içimizde gizlidir.

Sizce başarının tanımı nedir?
Sizce işte başarılı kişiler hayatta da başarılı oluyorlar mı yada okulda başarılı olan kişiler mesleklerinde de aynı başarıyı yakalayabiliyorlar mı?Birde tersinden düşünelim.Okulda başarısız olan bir çocuk iş hayatındada mutlaka başarısız mı oluyor?Bildiğimiz bir çok örnek var;okul hayatı zayıflarla dolu ama iş hayatında çok başarılı olan kişiler.İşin püf noktası,yaptığın işi sevmek ve o işe odaklanabilmek.Ayrıca hayatta ki başarı her şeyden önemli.Yaşam başarısı da insanın hayatını anlamlı kılacak bir şeyler yapmasıyla oluşuyor.

Neye odaklanıyoruz?
Araştırmalar beynin bir düşünceye 6-7 saniyeden fazla odaklanamadığını gösteriyor.
Continue reading “Ne İstediğinizi Bilin!”

Kara Bulutlarınızı Dağıtacak 5 Taktik

tumblr_mymqzwmlF11s7cqmno1_500
Ne o Yoksa Kış rehaveti üzerinizde mi hala ?Bahar geliyor hadi ama artık kuru dallardan arınıp çiçek açma zamanı geldi de geçiyor bile…

Kara Bulutlarınızı Dağıtacak 5 Taktik

Sabah işe geç kaldınız, gününüz berbat geçti, sıkıntıdan ve stresten patlamak üzeresiniz ve yatağınıza yattığınızda uyuyamıyorsunuz..! Bu kabusa son verip keyfinizi yerine getirecek 5 taktikle yüzünüz gülecek…

Bir gününüzün diğerine uyması gerektiğini kim söylemiş? Salı günü yüzünüzde çiçekler açarken, çarşamba günü aynaya bile bakmak istemeyebilirsiniz. Unutayın ki, bu gibi durumları lehinize çevirmek elinizde. Gününüzün rezil olmasına izin vermeyin ve tavsiyelerimizi okuyun.

1) SIKINTIDAN PATLAMAK ÜZEREYKEN:

Öyle günler olur ki keşke hiç yaşamasaydım diye düşünürüz. Böyle bir durumda size önereceğimiz tekniğin çok işe yaradığını göreceksiniz. Kalp, vücudunuzun ritmini koruyan bir organdır. O sakin olduğunda vücudunuz ve aklınız sakinleşir. Önereceğimiz bu aktivite sadece bir dakikanızı Continue reading “Kara Bulutlarınızı Dağıtacak 5 Taktik”

Bir at bul ve mutluluk içinde sürdür yolunda ilerlemeni…”

large (7)
Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, “Baba, çok yoruldum” dedi. “Beni kucağına alır mısın?”

Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu-,
“Üzgünüm, seni kucağıma alamam” dedi. “Ben de çok yorgunum.”
Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı.
Baba tek sözcük söylemeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti. Dalı bıçakla düzeltti ve oğluna verdi.

“Al oğlum, sana güzel bir at” dedi.
Çocuğun gözlen mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.
Baba kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez:
“İşte yaşam budur kızım” dedi. “Kimi zaman sen de bedensel olarakk yorgun olduğunu duyumsayabilirsin. İşte o zaman sen de kendine ağaç dalından bir at bul ve mutluluk içinde sürdür yolunda ilerlemeni…”

Sonra da tane tane açıkladı sözlerini:
“Bu at bir arkadaş, bir şarkı, bir şiir, bir çiçek, belki de bir çocuğun gülümsemesi olabilir. Çevresine bakınıp böyle bir atı arayan herkes onu bulabilir” dedi ve bir de öğüt verdi kızına-.
“Yaşamın ne denli zor olduğunu düşünürsen, senin için yaşam
o denli zorlaşır

Alıntı.

Çok güzeldi,çok anlamlıydı,güç verdi cesaret verdi…