Sevgili Günlük;

tumblr_mdp229inda1qa3tu4o1_r2_500
Sevgili Günlük

Ben biraz gidenlerden bahsetmek istiyorum bugün.
Bilirsin bazen insanlar giderler.Sebepsiz öylece giderler.Doğru dürüst bir açıklama bile yapmadan,bir an da değişerek bencillikleriyle giderler.Ama sonra yine aynı bencillikleriyle geri dönerler.Sizin ya bıraktığınız yer de olduğunuzu sanırlar ya da sizin de ona geri dönmenizi isterler.İşte o zaman düşünmek gerekir;Bu insan neden gitti?Benim hatalarım varmıydı?Geri dönersem ileri de ne olur?Bu insanı kaç kez affetim?Her defasın da sonuç ne oldu?
İşte bazı şeyleri tam da bura da kendi başımıza çorap gibi örüyoruz.Başımıza neler geleceğini bile bile,hislerimize yenik düşüp mantıklı gelmeyen hareketler de bulunuyoruz.Dönülmemesi gereken yere dönüyor,girilmemesi gereken yola giriyoruz.İleri de başımıza aynı şeyler geldiğinde de neden diyoruz,ben naptım?İşte bunu yapıyoruz.İnanmadığımız,güvenmediğimiz bir yola giriyoruz,aynı hataya ikinci kez düşüyoruz.Mantığımızı hangi nokta da çalıştırmamız gerektiğini çok iyi bilmemiz lazım.Yanlış tercihler her zaman olucaktır.Ama bile bile yanlış tercih yapmak akıl işi değil.

Bir hatayı iki defa tekrar etmeyen en mükemmel insandır diyor Albert Einstein.

Ama zaten biz  o hatayı yapmıyoruz dimi arkadaşlar.Tabi ki yapmıyoruz.Hatta gidenlere el sallıyoruzzzzz.O halde yoksa biz…yoksa biz…Allahım mükemmelmiyiz neyizzzz…ツ

Kıdım Gülşah

“Zamanım yok” ne demek yahu ? Gün bana 24 sana 15 saat mi ? Niyetim yok desene sen şuna. Bahane üretmeyi bırakın, sevdiklerinize…

zamanım yok
“Zamanım yok” ne demek yahu ?
Gün bana 24 sana 15 saat mi ? Niyetim yok desene sen şuna.
Bahane üretmeyi bırakın, sevdiklerinize vakit ayırın.
“Eğer bir şeyi gerçekten yapmak istiyorsan bir yolunu bulursun.
İstemiyorsan bir mazeret bulursun.”

Jim Rohn

Kendi kararından dönmediğin zamanları hatırla, tasarladığın gibi geçen bir avuç günü hatırla, kendine sahip çıktığın zamanları hatırla; ne zaman yüz ifaden değişmedi, cesaretin azalmadı; böylesine uzun bir yaşam…

Seneca
Kendi kararından dönmediğin zamanları hatırla, tasarladığın gibi geçen bir avuç günü hatırla, kendine sahip çıktığın zamanları hatırla; ne zaman yüz ifaden değişmedi, cesaretin azalmadı; böylesine uzun bir yaşam boyunca neler başardın; kaç .kişi, sen ne yitirdiğini fark etmeden yaşamını çaldı senden, önemsiz bir üzüntü, aptalca bir sevinç, içini kemiren bir utku, çıkara dayalı bir ahbaplık sana ne kadar zamana mal oldu; Sana ait olanlardan geriye ne kadar az şey kaldığını hatırla: Zamanından önce öldüğünü anlayacaksın!”
Sanki hep yaşayacakmış gibi yaşıyorsunuz, kırılgan olduğunuz aklınızın köşesinden geçmiyor, akıp gitmiş olan onca zamanı hiç dikkate almıyorsunuz; sanki tükenmez kaynaklarınız varmışçasına har vurup harman savuruyorsunuz, oysa belki de falanca adama ya da filanca işe ayırdığınız şu gün son gününüzdür. Bütün korkularınız ölümlülerin duyduğu korkular; ama bütün arzularınız ölümsüzlerin arzuları.

Seneca

Not : Bana değer vermeyen kimsenin zamanımdan,mutluluğumdan çalmasına asla izin vermeyeceğim…

Bil Ki Denemekten, Çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kırıldığında…

bil ki;
Bil Ki
Denemekten, Çabalamaktan Yorulup

Cesaretin Kırıldığında,

Bil Ki… .

Allah Ne Kadar Uğraştığını Görüyor

Kalbin Taş Kesilecek Kadar Ağladığında,

Bil Ki…. ….

Allah Döktüğün Continue reading “Bil Ki Denemekten, Çabalamaktan Yorulup Cesaretin Kırıldığında…”

Kader! (Kısa Animasyon) Mutlaka İzleyin…

Kader! (Kısa Animasyon) Mutlaka İzleyin…

Bir grup Fransız öğrencinin mezuniyet filmi olarak hazırladıkları bu eğlenceli animasyon film bizi zaman bükülmesi / döngüler / çoklu evrenler gibi kavramlar etrafında fantastik bir yolculuğa çıkarıyor.

Hikaye; sıradan bir insanın, sabah saat 07.50’de alarmının çalmasıyla başlıyor.

İşe gitmek için standart hazırlıklarını yapan kahramanımız kapıdan dışarı çıktıktan sonra ise olaylar sarpa sarıyor.

Hikaye ne kadar bilim kugu olsa da aslında tam da hayatımıza dair bir mesajı var:

Hayat, her gün aynı rutin’i yaşamak için çok kısa!

(Filmde son sahne var, sonuna kadar izleyin)
kynk;fwmail.et

Gerçekten harikaymış 🙂

Zaman Kazandıracak 10 Önemli İpucu

zaman
1. Her sabah 15 dakikanızı o gün yapmanız gerekenleri planlamaya ayırın. Eğer sabahlarınız buna müsait değilse akşamları bir sonraki günün planını yapın. Göreceksiniz hem içiniz daha rahat edecek hem de iki ayağınızı bir pabuca sığdırmaktan kurtulacaksınız.

2. Söz uçar yazı kalır. Bu nedenle yapmanız gerekenleri ya da aklınıza gelen fikirleri bir kağıda not alın. Yazmak yapmanın yarısıdır unutmayın.

3. Her zaman adım adım ilerlemeyi tercih Continue reading “Zaman Kazandıracak 10 Önemli İpucu”

Külün içinde saklı ateş…İskender Pala…

yaprak
Külün içinde saklı ateş

Küllenmiş her düşüncenin, her duygunun içinde iyi yahut kötü, acı yahut tatlı, neşeli yahut hüzünlü elbette bir kor sıcaklığı vardır ki, eşelendikçe alevi ortaya çıkar.

Bazen ısıtır bu alev, bazen yakar. Olumlu ya da olumsuz bütün hayaller, bütün idealler ve bütün arzular sonuca ulaşmadıkça, hedefini bulmadıkça elbette kül içinde saklanan kor gibi sıcak bekler. Küçük bir esinti, azıcık bir savrulma… Bir hatırlama… Küçük bir dokunuş… Hele içinizi bir yoklayın…

Zamanın hızlı akışı, hayatın hızla dönüşü içinde her şey bizim istediğimiz rengi göstermeyebilir, bizim istediğimiz biçimde tahakkuk etmeyebilir. Bağrımızı yırtmanın, yüreğimizi parçalamanın, ciğerlerimizi kan doldurmanın faydası da yoktur üstelik. Bu bir ayrı sınav biçimidir. Tesellisi hep ertelenen bir sınav…

Çoğu insan kendisinin, asıl bulunması gereken yerde olmadığını hisseder. Aslında belki tam da bulunması gereken yerde olduğu için kabullenmek istemez. Çünkü küllenen hayallerine alevlenmeyi bekleyen nice korlar gömmüştür. Bedel ödemeden, yüreğini tutuşturmadan, kendini yakmadan gelinebilecek mertebelerin elbette bir ölçüsü vardır; ve bir de yolları çile ile yürünmüş ve kabullenilmiş makamları…

Bütün korların küller içinde gül gül olduğu makamlar… Hayret makamı, aşk makamı, sükunet makamı, teslimiyet makamı…

İşinizde ve aşınızda, sevincinizde ve kıvancınızda, düşlerinizde ve görüşlerinizde tutuşmayı bekleyen korlar yurt tutmuşsa eğer, eskilerin düstur edindikleri şu sözü teselli babında ders çıkarmanızı tavsiye ederiz:

Ele girmezse eğer sevdiğimiz

Ne çare, eldekini sevmeliyiz

Erdem, işte bu asaleti gösterebilmek, kazaya rıza ile cevap verebilmektir. Hele bir düşünün, buraya ağlamaya mı gelmiştik, gülmeye mi; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu?!..

İskender Pala

ZAMAN KİMSEYİ BEKLEMEZ :)))

ZAMAN KİMSEYİ BEKLEMEZ
ZAMAN KİMSEYİ BEKLEMEZ

Uzun bir süre güzel hayat başlamak üzere diye düşündüm. Gerçek güzel hayat!
Ama hep bir engel daha vardı önde. Öncelikle yapılması gereken bir şey, bitmemiş bir iş, tamamlanması gereken bir hizmet, ödenecek bir borç…
Hemen sonra güzel hayat başlayacak. Sonunda uyandım ki, hayat zaten bu engellerdi. Bu perspektif, mutluluk için bir yol olmadığını, bilakis mutluluğun kendisinin asıl yol olduğunu görmeme yardımcı oldu.

Öyleyse yaşanan her anın keyfini çıkarmalı, ve bu anlar, paylaşılacak özel biri ile geçirildiğinde daha da çok keyfi hissedilmeli.
Zamanın kimseyi beklemediğini unutmamak lazım.
Öyleyse; okulun bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, 6 kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı, evlenmeyi, boşanmayı,
Cuma akşamını, Cumartesi sabahını, yeni araba-ev almayı, yeni araba ve evin borcunun bitmesini, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, onbeşini, şarkinizin radyoda çıkmasını, ölmeyi, yeniden doğmayı beklemeyin daha fazla mutlu olmak için.

Mutluluk bir hedef değil yoldur.
Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi calışın,
Hiç incitilmemiş gibi sevin,
Kimse seyretmiyormuş gibi dans edin…..

ALFRED D. SOUZA