Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Baba Ve Baba Adayları’nın Mutlaka Okuması Gereken Güzel Bir Yazı…Zamanın Ve Yanımızdakilerin Değerini Bilmemiz Ümidi ile…

BİR GÜN MUTLAKA ..!!!
BİR GÜN MUTLAKA ..!!!

BİR GÜN MUTLAKA ..!!!
Bir gün, çocuğum doğdu. O dünyaya geldiğinde, yetişmem gereken uçaklar ve ödenmesi gereken faturalarla meşguldüm.
Ben uzaklardayken yürümeyi öğrendi. Konuşmayı da öyle.
Ve biraz büyüdüğünde,
“Senin gibi olmak istiyorum baba” demeye başladı.
“Ben de büyüyünce senin gibi olacağım.”

İşyerine telefon açıp,
“Baba, eve ne zaman geleceksin?” diye sorardı ikide bir.
“Ne zaman geleceğimi bilmiyorum oğlum. Ama geldiğimde birlikte güzel bir vakit geçireceğimizden emin olabilirsin.”

Yıllar öylece geçip “Baba Ve Baba Adayları’nın Mutlaka Okuması Gereken Güzel Bir Yazı…Zamanın Ve Yanımızdakilerin Değerini Bilmemiz Ümidi ile…” yazısını okumaya devam et

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Aşk acısı mı çekiyorsunuz? İşte size reçete!

Aşk acısı
Aşk acısı

Aşk acısı mı çekiyorsunuz? İşte size reçete!

Bir gün nasıl olsa ayrılacağız, fakat yaşarken ayrılmayalım.
Gözleriniz de yağmur misali yağış mı hakim? Sebebi onsuz yaşayamayacağınızı düşünmenizden mi kaynaklanıyor? Bu güne kadar kaç kişi girdi, sizden bir parça alıp çıktı gitti? Bu ayrılık size ölüm gibi geldi değil mi? Kaldıramayacağınızdan, ölmekten başka bir çare olmamasından yakınıyor gibi bir haliniz var!
**Sakın ölümü dile getirmeyin size bir müjdem var!**
Aşk acısı denilen tatlı duygunun ömrü sabrederseniz aşağıdaki tavsiyelere uyarsanız 3, evet yanlış duymadınız 3 ay gibi kısa bir zamanda geçer! Ama onsuz geçen zamanın bir saniyesini bir ömür gibi algılamazsanız, sabrederseniz.
Bu acının geçmesini sizin eylemleriniz belirleyecektir. Öncelikle siz bu acıdan kurtulmaya karar vermelisiniz. Eğerki kararınız net değil ve “Yaşayamıyorum, nefesim daralıyor, duvarlar üstüme geliyor” gibi telkinlerde bulunur ve “Aşk acısı mı çekiyorsunuz? İşte size reçete!” yazısını okumaya devam et

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Hayatta bir tek başarısızlık vardır ,o da denememektir “Hiç unutmaman için,dua ettiğim bir şey söyleyeyim sana; bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık,ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu…

Koza Kelebeği Bilmez.....
Koza Kelebeği Bilmez…..

Hayatta bir tek başarısızlık vardır ,o da denememektir

“Hiç unutmaman için,dua ettiğim bir şey söyleyeyim sana; bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık,ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir..

Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında,cesaretli davranmadığını,yıldızlara uzanmadığını,potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark …etmek,insanın kalbini kırar… Bu konuda bana güven,örneklerini her gün görüyorum…
Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey,aldığımız riskler değildir. En büyük hüznü hissetmemize yol açan şey,almadığımız riskleri,kaçırdığımız fırsatları,yapmadıklarımızı düşünmektir..
Hayatını çekingen biri olarak yaşama dostum… Çık arenaya,eleştirileri unut,sana verilen günlerin armağanıyla özgürce ve büyük oyna… Hayat kısa,yıllar tıpkı sıcak kumsalda parmaklarının arasından akan kumlar gibi çabucak kayıp gidiyor..
Sen parıldamak,yeteneklerini gün ışığına çıkarmak için yaratılmışsın…
Hayatta bir tek başarısızlık vardır ,o da denememektir…
En büyük başarısızlık,en yüce oyunu oynamak istememek,seni ürküten yerlere doğru yürümemektir…

Koza Kelebeği Bilmez…..

-Robin Sharma-

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Saatimin alarmını kapattım bugün. Çocukluğumun saf dolu dolu günleri, Gençliğimin büyüme heyecanıyla geçen yılları düştü aklıma. Düşündüm… Nerden …

Saatimin Alarmını Kapattım Bugün
Saatimin Alarmını Kapattım Bugün

Saatimin Alarmını Kapattım Bugün

Saatimin alarmını kapattım bugün.
Çocukluğumun saf dolu dolu günleri,
Gençliğimin büyüme heyecanıyla geçen yılları düştü aklıma.
Düşündüm… Nerden nereye geldim, diye.

Zaman kaygım sadece eve gelme saatiydi çocukluğumda,
Gençliğimde ise, sevgiliye kavuşma, onu bekleme telaşındaydı.
Yolu yarıladığım bu günlerde,
Daha bir aklıma düşer, yüreğimi sıkıştırır oldu geçmişim.

Koşturmaca içinde yitirdiğim hayat geldi gözümün önüne.
Neler kaçırdım, kim bilir…
Nice güzellikler yaşanmadan geçtiler yanı başımdan.
Hep yarın, diyerek kaç günü boşa harcadım acaba.

Trenleri sever, uçurtmalara âşık olurdum.
Güneşi batırmak yetmez, geceye uzanırdım sokak oyunlarında.
Büyümek isterdim, başıma neler geleceğini bilmeden.
Okul yılları telaşıyla anlamadım bile ne zaman büyüdüm.

Çocukluğum bana sormadan gençliğe bıraktı yerini.
On sekiz yaş telaşı düştü sonra.
Sanki başım göğe erecek,
Hayatım gökkuşağı renklerinde olacak gibi.

Baharlar, güzler birbirini kovaladı.
Yaşanan her an, iz bırakarak geçti,
Hayatımda, yüzümde, gözlerimde.
Zaman sayacı hiç durmadan attı durdu.

Yetmedi bu yılları tek başına yaşamak,
Çoğaldım sevdiklerimle, ortak ettim hayatıma.
Onların geçen zamanlarına ortak oldum,
Beraber telaşlandık, yeri geldi hayat için.

İsteyerek yaşadıklarım da oldu bu hayat da,
İstemeden yaşadıklarım, rüzgârda savrulmalarım da.
Arada durup geriye baktığımda gördüm ayak izlerimi.
Kimi belirgin, kimi ise silik.

Sınırı belli bir hayatı yaşamak için,
Nasıl acele ettiğime şaştım bazen,
Ve neye güvenerek yarın için planlar yaptığımı da,
Anlamadım çoğu kez…

Yoruldum ara ara, kaçmak istedim maviliklere,
Huzuru, dinginliği aradım dalga sesinde.
Ruhumu, yüreğimi unuttuğum da oldu zaman zaman,
Bu hengâme koşuşturma içinde.

Korkular, umutlar, sevinçler, üzüntüler,
Kahkaha ve gözyaşlarıyla geçen hayatımı,
Süsledim sevdalarla, ayrılıklarla.
Hatırlayacak ve hatırlanacak iz bıraktım başka yaşamlarda.

Şimdi arkamı dönüp baktığımda yetmediğini görmek yaşananların,
Sanki bir yerlerde bir eksikliği hissetmek
Aklımdan geçenleri yapamadığımı düşünmek,
Ve daha yapacak çok şeyimin olduğunu bilmek, düşmüşken aklıma…

Sağlam bir fren yapma gerektiğini anlattı hayat.
Derin bir nefes alarak, sakince ve dolu dolu yaşamak gerek günleri.
İçimdeki o telaşlı kadını da ikna ederek,
Tadına vararak yaşamalıyım artık.

Gelip gelmeyeceğini bilmediğim yarın için, ertelememeliyim hayatı.
Gitmek, görmek istediğim yerlere gitmeli,
Gökkuşağının renklerine bezemeliyim hayatımı,
Uçurtmalarla göğe yükselip, kuşlarla yarışmalıyım.

Saatimin alarmını durdurdum bugün,
En yakın gelecekten başladım zamana karşı gelmeye.
Buyursun hayat, önüme gelsin, ben de yaşayayım.
O anı düşünerek, tadını çıkararak, hele bir yarın olsun demeyerek.

Hayatımda hükmünü sürmene inat,
Ruhumda, yüreğimde hüküm sürmene izin yok artık zaman.
Yüzümde çizgileri artırabilirsin ya da hayatımda yılları.
Ruhumu ve yüreğimi yaşlandırmana izin vermeyeceğim…

Bedelini ödeyeceğim sevdalara açacağım yüreğimi,
Kırış kırış gözlerim olsa da içleri gülecek hep…
Sen üstüme geldikçe, ben yeniden doğacak, güçleneceğim,
Denizlerin mavisinde, iyot kokusunda, martı sesinde…

Belgin Yazar

Belgin Yazar’a gerçekten sonsuz teşekkürler.böylesi akıcı,böylesi ruha hitap eden bir şiiri yazdığı ve bizimle paylaştığı için.Ben ömrüm de bu kadar uzun bir şiiri böyle akıcı ve böyle sıkılmadan okumamıştım.Kim kendini bulmaz ki bu şiirde ^_^

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Murathan MUNGAN… Yaşadığınız Her Saniye’nin Değerini Anlamanızı Sağlayacak Muhteşem Bir Yazı.Okumanızı Tavsiye Ederim…

OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR
OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR

Önce evlendigimizde hayatin daha iyi olacagina inandiririz kendimizi.
Evlendikten sonra, bir cocugumuz dogduktan hatta ardindan bir tane daha olduktan sonra hayatin
daha iyi olacagina inandiririz kendimizi.Sonra cocuklar yeterince büyük olmadiklari icin kizar,
onlar büyüyünce daha mutlu olacagimiza inaniriz. Bundan sonra, ergenlik donemlerinde cocuklarla
ugrasmamiz gerektigi icin ofkeleniriz. Kendimize, cocuklarimiz bu donemden cikinca
daha mutlu olacagimizi, yeni bir araba alinca, guzel bir tatile cikinca, emekli olunca,
yasantimizin dort dortluk olacagini soyleriz.Gercek ise su andan daha iyi bir zaman olmadigidir.
Eger simdi degil ise ne zaman?…Hayatiniz her zaman mucadelelerle dolu olacaktir.
En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.
En sevdigim sozlerden biri Alfred D. Souza’ ya aittir.
Der ki; “Uzun zamandan beridir hayatin -gercek hayatin-
baslamak uzere oldugu izlenimine kapilmistim.
Fakat her zaman yolumun uzerinde bir engel,
oncelikle erisilmesi gereken birsey, bitmemis bir is,
hizmet edilecek zaman, odenecek bir borc oldu.
Sonra hayat baslayacakti.
Sonunda anladim ki bu engeller benim hayatimdi.
“Bu gorus acisi, mutluluga giden bir yol olmadigini gosterdi.
Mutluluk yoldur, oyleyse sahip oldugunuz her anin kiymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar ozel biriyle paylastiginiz icin, ona daha fazla deger verin. Unutmayin, zaman hic kimse icin beklemez.
Oyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar kazanana kadar,
Cocuklariniz olana kadar, Cocuklariniz evden ayrilana kadar,
Ise baslayana kadar, Evlenene kadar, Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahina kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borclari odeyene kadar, Ilkbahara kadar, Yaza kadar,
Sonbahara kadar, Kisa kadar,
Maas gunune kadar,
Sarkiniz soylenene kadar, Emekli olana kadar,
Olene kadar…..
MUTLU OLMAK ICIN ICINDE BULUNDUGUNUZ ‘AN’ DAN DAHA IYI BIR ZAMAN OLDUGUNA KARAR VERMEK ICIN
BEKLEMEKTEN VAZGECIN.MUTLULUK BIR VARIS DEGIL, BIR YOLCULUKTUR. “PEK COKLARI MUTLULUGU
INSANDAN DAHA YUKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALCAKTA.
OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU HIZASINDADIR.
“Unutmayin “YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMISTIR”

Murathan MUNGAN…

Sağlık Ve Güzellik

bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.nasıl bir ben,nasıl bir hayat istiyorsak bilinçaltına şimdiki zaman…

 bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.

bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.

bilinçaltı emirlere uymayı seviyor.

nasıl bir ben,nasıl bir hayat istiyorsak bilinçaltına şimdiki zaman kipi ile söylememmiz gwerekiyor
ancak,istemediklerimizden hiç söz etmemekte fayda var çünkü bilinçaltının dilbilgisi
iyi değil,olumsuz eklerini hiç anlamıyor.”geç kalmak istemiyorum”dediğinizde ”geç kalmak ” tan sonrasını
duymuyor ve geç kalmanız için elinden geleni yapıyor…
ŞİMDİ BEN………dediğinizde noktalı yere neyi koyarsanız bilinçaltı onu gerçekleştirmek için çalışıyor
ve mutlaka gerçekleştiriyor.

Yaşamsal ve Kişisel Gelişim

Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? Bir katılımcı: Allah’a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok. Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların…

Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?”
Buna zamanımız gerçekten kaldı mı?”
SIMSIKI SARILACAĞINIZ ON BASİT İLKE

Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?

Bir katılımcı: Allah’a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.

Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap neredeyse otomatik olarak çıkar
: Ölüm.

Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır?

Cüceloğlu: Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılar: Hayır

Cüceloğlu: Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?

“Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? Bir katılımcı: Allah’a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok. Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların…” yazısını okumaya devam et